KÜLTÜR YOLU KİME YARADI?
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen etkinlikler, günler boyunca Trabzon’da sanatseverlerle buluştu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Trabzon Kültür Yolu Festivali, 6 Haziran’da başlayıp 14 Haziran’da sona erdi. Festival süresince kent genelinde konserler, sergiler, söyleşiler ve çeşitli kültürel etkinlikler gerçekleştirildi. Farklı yaş gruplarından vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği organizasyon, Trabzon’un kültür ve sanatına renk kattı.
Güzel olan tarafından bakalım ama bazı konuları da atlamayalım...
Bir kere her şeyden önce bu festival öncesi Trabzon'un dinamikleri bir araya gelip görüşleri alınmalıydı. Sanatseverler, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler yok sayıldı, görmezden gelindi...
Bakanlık "ben yaptım oldu bitti" anlayışı ile hareket etti. Kimse söz sahibi olamadı...
Bu arada büyük, devasa bütçeler ayrılan Kültür Yolu Festivali’nin duyurusu, tanıtımı ve reklamları noktasında yerel basın da nasibini aldı, yok sayıldı...
Kültür Yolu Festivali’nin yaz reklam bütçesi kime gitti belli değil! Yerel medyada ilan kullanılmadı... El altından verildi diyeceğiz, kimsenin de günahını alamayız... Yapan var mı? Farklı destek verildi mi? Bilemeyiz. Bildiğimiz tek şey, ilan noktasında yerel basının es geçilmesi...
TRABZON'DA DA SORUN BÜYÜK
Ev sahibi ile kiracılar arasındaki uyuşmazlıklar, yüksek kira baskısıyla birlikte yargının önemli gündem başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Türkiye genelinde ortalama kiralık konut bedeli 26 bin liranın üzerine çıkarken, kira artışları ve tahliye süreçleri mahkemelerdeki dosya yükünü artırdı.
Adalet Bakanlığı’nın 2025 yılı adalet istatistikleri, kira kaynaklı uyuşmazlıkların boyutunu ortaya koydu. Hukuk mahkemelerinde 2025 yılında “kira” başlığında 95 bin 217 dosya görüldü. En çok dosya olan iller arasında Trabzon'un başta olması dikkat çekiyor.
Aynı dönemde “kiralananın tahliyesi” başlıklı dosya sayısı 82 bin 222, “kiralananın tahliyesi (icra)” başlıklı dosya sayısı ise 39 bin 361 oldu. Böylece kira, tahliye ve icra yoluyla tahliye başlıklarında mahkemelere yansıyan toplam dosya sayısı 216 bin 800’e ulaştı. Bu dosyaların 97 bin 90’ı yıl içinde açılan dosyalardan oluştu.
2025’te “kira” başlığındaki dosyaların 38 bin 56’sı yıl içinde açılırken, 55 bin 959 dosya önceki yıldan devretti. “Kiralananın tahliyesi” başlığında ise 28 bin 263 dosya yıl içinde açıldı, 52 bin 75 dosya önceki yıldan geldi.
İcra yoluyla tahliye dosyalarında da dikkat çeken bir yoğunluk yaşandı. “Kiralananın tahliyesi (icra)” başlığında 2025’te görülen 39 bin 361 dosyanın 30 bin 771’i yıl içinde açıldı.
Kira uyuşmazlıklarının artmasında konut piyasasındaki yüksek fiyat seviyesi etkili oldu. Mayıs 2026 verilerine göre Türkiye genelinde ortalama kiralık konut bedeli 26 bin 647 TL’ye çıktı. Ortalama metrekare kira ise 256 TL olarak hesaplandı.
Kira artışlarında yasal tavan da yüksek seviyesini koruyor. TÜFE’nin 12 aylık ortalamasına göre Haziran 2026’da yenilenen kira sözleşmelerinde uygulanabilecek en yüksek artış oranı yüzde 32,24 oldu.
O PANKARTA TEPKİLER DEVAM EDİYOR
Önceki hafta Özgür Özel’in Trabzon ziyareti sırasında CHP Akçaabat İlçe teşkilatı tarafından üzerinde "Biz yakarsak söndüremezler" yazan bir pankart açılmıştı...
Bu ifadenin Sivas Katliamı gibi geçmişteki acı olayları çağrıştırdığı iddia edilerek sosyal medyada büyük bir tepki topladı ve Alevilere yönelik bir tehdit olduğu öne sürülmüştü...
Gelen tepkiler üzerine açıklama yapan CHP Akçaabat İlçe Başkanı Emre Şahin Köroğlu, pankartta yer alan sözlerin popüler bir şarkıdan alındığını belirtti. Köroğlu, ifadelerin farklı yönlere çekilmesini ve geçmişteki acı olaylarla ilişkilendirilmesini mesnetsiz bir "karalama kampanyası" olarak nitelendirmişti...
Trabzon'daki pankart ile ilgili bir tepki de İstanbul Tunceliler Derneğinden geldi. Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
"Siyasetin Dili, 'Beslenen' Kurumlar ve Suskunluğun Sorumluluğu
Toplumsal barışa en çok ihtiyaç duyduğumuz bu günlerde, siyasi söylemlerin özenle seçilmesi gerekirken Trabzon Havalimanında açılan 'Biz yakarsak söndüremezler' ifadesi, sadece siyasi bir mesaj değil, tehditkar bir zihniyetin yansımasıdır.
Bu süreçte artık suskunluğu kabul edilemez olan kurumları ve durumu sorgulamak bir zorunluluktur:
Suskunluğun Nedeni: İnanç merkezimiz olan cemevlerini, siyasi bir tehdit dili karşısında sessizliğe gömen sebep nedir? Korkuyor musunuz? Siyasi odaklardan ve belediyelerden beslendiğiniz gerçeği ortadayken, bu sessizliğinizin bedelini vicdanınız nasıl ödüyor?
İki Yüzlü Tutum: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu dönemindeki duruşunuz ile bugün Özgür Özel’in söylemleri karşısındaki 'borazanlığı' üstlenen tavrınız arasındaki çelişkiyi herkes görüyor. Kılıçdaroğlu’na mesaj yayınlayıp hakaret edenler, bugün 'yakarsak söndüremezler' diyen tehditkar bir dile neden tek kelime edemiyor?
İnancın Siyasete Alet Edilmesi: Cemevlerinde birkaç eleman çalıştırmak veya maddi çıkar ilişkileri üzerinden inancımızı siyasi hesaplara kurban etmek, en hafif tabiriyle utanmazlıktır. Hodri meydan! Eğer inancımızı siyasete alet etmiyorsanız, çıkın ve bu rezalete, bu tehdit diline karşı meydanda konuşun.
Tehditkar Söyleme Tepki: Özgür Özel’in, bir milletvekili seviyesine dahi sığmayan, mahalle dedikodusu ve sokak diliyle beslenen bu 'yakma' tehdidi karşısında susanlar, bu kirli siyasetin suç ortağıdır. İnançlarımızı siyasetin kirli oyunlarına alet eden bu yaklaşımı reddediyoruz.
Sormaya devam ediyoruz: Kimi yakmaktan, neyi küle çevirmekten bahsediyorsunuz? Maraş, Çorum, Sivas ve Gazi’nin acılarını bu millet unutmadı. Sizler, o günkü zihniyetin bugünkü temsilcileri gibi davranarak, inanç merkezlerimizi sindirip susturabileceğinizi sanıyorsunuz.
İnançlarımızı siyasi çıkarlarınız için kullanmaktan vazgeçin. Eğer siyaset yapacaksanız, bunu inanç kurumlarımızın üzerinden değil, er meydanında, mertçe yapın. Bu toplum, korkuya, tehdide ve inancının siyasete alet edilmesine prim vermeyecektir. Suskunluğunuzu bozun ya da bu utancın yüküyle baş başa kalın."
ARTVİN'DEN EV ALMAK CESARET İSTER!
Artvin’de uzun yıllardır inşaat sektöründe faaliyet gösteren Mürsel Keskin, yüksek konut kredisi faizleri ve artan maliyetlerin sektörü ciddi şekilde zorladığını söyledi.
Artvin’de inşaat yapmanın birçok ile göre daha maliyetli olduğunu dile getiren Keskin, coğrafi şartlar nedeniyle hafriyat, fore kazık ve altyapı çalışmalarının maliyetleri artırdığını söyledi. Keskin, “Artvin’de inşaat maliyetleri diğer illere göre yüzde 50-60 daha yüksek olabiliyor. Bu da hem üreticiyi hem de alıcıyı zorluyor” dedi. Keskinler İnşaat olarak son 10 yılda yaklaşık 140 daireyi tamamlayıp teslim ettiklerini belirten Keskin, üniversite bölgesinde yaklaşık 70 dairelik yeni bir proje üzerinde çalıştıklarını ancak mevcut ekonomik şartların yatırım kararlarını zorlaştırdığını ifade etti.
Artvin’deki güncel konut fiyatlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Keskin, sıfır dairelerde 50-55 metrekare büyüklüğündeki 1+1 dairelerin 2,5 ila 3 milyon lira arasında, 2+1 dairelerin 3,5 ila 4,5 milyon lira arasında, 3+1 dairelerin ise 5 ila 6,5 milyon lira arasında konuşulduğunu söyledi.
TOKİ Konutları Piyasayı Bir Miktar Rahatlatabilir
TOKİ konutlarının özel sektör projelerini doğrudan etkileyeceğini düşünmediğini belirten Keskin, TOKİ’nin bulunduğu bölgenin şehir merkezine uzaklığına dikkat çekti. TOKİ’nin daha çok üniversite bölgesinde yaşayan öğrenciler, akademisyenler ve kamu çalışanları için alternatif oluşturacağını ifade eden Keskin, “TOKİ’nin özel sektör projelerine ciddi bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Ancak kiralık konut arayan vatandaşlar açısından piyasayı bir miktar rahatlatabilir” değerlendirmesinde bulundu.
ÇAYKUR TARTIŞMASI VE VAHİM İDDİALAR
Türkiye’nin en büyük çay üreticisi olan kamu kuruluşu ÇAYKUR’un iştirak şirketi ÇAYTAŞ üzerinden yürüttüğü büyük ölçekli bir satış operasyonu, idari işleyiş ve mali bilançolar açısından kamuoyunda tartışma başlattı.
Söz konusu iddialar ilk olarak MHP Rize İl Başkanı İhsan Alkan’ın aylar önce yaptığı açıklamayla kamuoyuna yansıdı. Alkan, düzenlediği basın toplantısında, “ÇAYKUR kimlere hayali fatura kesiyor, bunu açıklasınlar. Ben fatura kesmiyorum, onlar açıklasınlar bu faturaları. Yeşil çay işleyen fabrikalar, oraya hiç çay girmeden kimler çöp çay işliyor baksınlar” ifadelerini kullanarak dikkatleri kuruma çekti.
Elde edilen belgelere göre, ÇAYKUR Yönetim Kurulu’nun 22 Aralık 2025 tarihli ve 2025/203 sayılı kararıyla toplam 31 bin 500 ton çayın ÇAYTAŞ’a satışı onaylandı. Ancak iddalara göre bu satışın önemli bir bölümü yalnızca kağıt üzerinde gerçekleştirildi.
Belgelerde yer alan bilgilere göre:
-
Ürünlerin depolardan fiziki çıkışı yapılmadı.
-
Satış işlemi yalnızca fatura kesilerek tamamlandı.
-
Gerçekte ortada teslim edilmiş bir ürün bulunmadı.
Bu yöntemin, 2025 yılı mali tablolarında satış rakamlarını yüksek göstererek kurumun kârlı olduğu yönünde bir bilanço oluşturmak amacıyla kullanıldığı öne sürüldü.
2025 yılını kurtarmak amacıyla yapıldığı iddia edilen bu işlemlerin, 2026 yılında ciddi bir finansal soruna yol açtığı ileri sürüldü. Ocak–Mayıs 2026 dönemine ait iç yazışmalarda:
-
ÇAYKUR’un ÇAYTAŞ’tan herhangi bir ödeme tahsil edemediği,
-
Kurumun defalarca teminat talebinde bulunduğu bilgilerine yer verildi.
Süreçte dikkat çeken bir diğer gelişme ise 22 Mayıs 2026 tarihli resmi yazı oldu. ÇAYKUR Pazarlama Dairesi Başkanlığı tarafından bölge müdürlüklerine gönderilen yazıda, söz konusu satışlar için fiyat farkı uygulanmaması talimatı verildi.
Bu karar kapsamında:
-
2026 yılında çaya yapılan zamlar bu satışlara yansıtılmadı.
-
Bayilerin 2025 yılı fiyatları üzerinden çay almaya devam ettiği iddia edildi.
Bu durumun milyonlarca liralık fiyat farkının kamu yerine özel kesime aktarılması anlamına gelebileceği ifade edildi.
Türkiye genelinde çay fiyatları artan maliyetler ve enflasyon nedeniyle yükselirken, ÇAYTAŞ üzerinden satış yapılan bayilerin eski fiyatlardan ürün temin etmeye devam ettiği iddiaları kamuoyunda tepki yarattı. Uzmanlar, bu uygulamanın ciddi bir gelir kaybına yol açabileceğini ve kamu kaynaklarının etkin kullanılmadığı yönünde tartışmaları beraberinde getirdiğini belirtiyor.
Belgeler, satış sürecinde ciddi bir teminat sorunu yaşandığını da ortaya koydu. Normal şartlarda bayilerin çay alımı için banka teminat mektubu sunması gerekirken, bu yükümlülüğün yerine getirilemediği görüldü.
Buna rağmen süreç şu kararlarla devam ettirildi:
-
8 Nisan 2026: Bayilere 15 gün ek süre verildi.
-
21 Mayıs 2026: Süre 10 iş günü daha uzatıldı.
-
Son tarih: 11 Haziran 2026 olarak belirlendi.
Ayrıca Yönetim Kurulu’nun 2026/54, 2026/58 ve 2026/73 sayılı kararlarıyla:
-
Teminat mektuplarının peşin ödeme yerine sayılması kararlaştırıldı.
-
“2025 yılından bugüne kadar kuru çaya yapılan zamların yansıtılmayacağı” ifade edildi.
Bu gelişmeler, finansmanı sağlanamayan satışların idari kararlarla sürdürüldüğü yönündeki iddiaları güçlendirdi.
REKTÖR ÇUVALCI'YA GÜVEN VE DESTEK AZALIYOR
KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı son dönemdeki uygulamaları, açıklamaları ve şehirden kopuşu ile birlikte eleştirilerin odağında.
Hemen hemen her kesimden ciddi eleştiriler alan Rektör Çuvalcı'ya Trabzon'da AK Parti'den bile eskiye oranla destek ve güven olmaması da dikkat çekiyor. AK Parti Trabzon Milletvekilleri, teşkilatlar ve bürokrasiden ciddi bir tepki söz konusu.
Rektör beyin hemen hemen her açıklamasında arkasında duranlar, toz kondurmayanlar şimdilerde yoğurdu üfleyerek yemek istiyor. Hatta bazı eleştirilere hak vermeye bile başladılar.
KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı'nın dokunulmazlık zırhı tehlike altında özetle. Kendi akademisyen çevresinden ve öğrencilerden de zaman zaman tepkiler gören Hamdullah Çuvalcı'nın bundan sonraki yol haritası bakalım nasıl şekillenecek...
TFF BAŞKANI ELEŞTİRİ ODAĞINDA!
Eski milli futbolcu Tanju Çolak, Türkiye-Avustralya maçının ardından TFF Başkanı'na eleştirilerde bulundu. İbrahim Hacıosmanoğlu'nun futbolun içinden gelmediğini belirten Tanju Çolak, "Federasyon başkanı uyuyor musun sen? Ne durumdasın Allah aşkına! Gideceksin, gideceksin başka şansın yok. Bir tane bile sevenin var mı? O senin yakınındaki yönetim bile senden nefret ediyor ya" şeklinde konuştu.
Sözlerine devam eden Tanju Çolak, "Duymuyor musun? Bir tane bile sevenin var mı? O senin yakınındaki yönetim bile senden nefret ediyor ya!" dedi.
Samsunspor, Galatasaray ve Fenerbahçe formalarıyla attığı gollerle Türk futbol tarihine damga vuran eski milli futbolcu Tanju Çolak'ın kendi sosyal medya hesabından yaptığı bu açıklamalar çok tartışılacak gözüküyor.





