AK Parti, tabanını CHP'ye yönelik operasyonların siyasi olmadığına ikna edemedi. Erdoğan'ın B planı, AK Parti'yi kendi mahallesinden vuracak; operasyonlar herkese değil, gözden çıkarılmış seçilmiş kişilere yapılacak.
Siyasette bazı hamleler vardır ki hedeflenen etkiyi yaratmadığında oyunun seyri değişir. Son dönemde CHP’li belediyelere yönelik yürütülen operasyonlar da tam olarak böyle bir eşikten geçti. Beklenen toplumsal karşılık oluşmadı. Aksine, geniş bir seçmen kitlesi bu operasyonları “irade gaspı” ve “belediyelere çökme” olarak yorumladı.
Daha kritik olan ise şu: İktidar, bu operasyonların meşruiyeti konusunda yalnızca muhalif seçmeni değil, kendi tabanını da ikna etmekte zorlandı. İşte tam bu noktada devreye “B Planı” giriyor. Yeni stratejinin temel amacı açık: Operasyonların “siyasi” olduğu yönündeki algıyı kırmak ve bunu “hukuki süreç” çerçevesine oturtmak. Bunun yolu ise yalnızca muhalefet belediyeleriyle sınırlı kalmayan bir operasyon hattı kurmaktan geçiyor. Yani sırada AK Partili belediyeler var.
Ancak burada ince ayarlı bir modelden söz ediyoruz. Rastgele ya da geniş çaplı bir operasyon dalgası değil; kontrollü, seçilmiş ve mesajı iyi hesaplanmış adımlar… Kriterlerin belirlenmesinde son sözün Cumhurbaşkanı Erdoğan’da olacağı konuşuluyor. Erdoğan’ın önceliği ise partinin ve belediyelerin mevcut imajını doğrudan sarsmamak. Bu nedenle aktif görevdeki belediye başkanlarına yönelik ani operasyonlar yerine daha dolaylı bir yöntem tercih edilecek gibi görünüyor. Formül tanıdık: Önce görevden alma, ardından kayyum ataması ve sonrasında gelen operasyon süreci. Bir nevi Melih Gökçek'e Ankara'da uygulanan tarifenin güncellenmiş hali... Aktif bir belediye başkanı doğrudan hedef alınmayacak; önce sistem dışına çıkarılacak, ardından hukuki süreç işletilecek. Böylece hem siyasi risk minimize edilecek hem de süreç “doğal bir adli gelişme” gibi sunulacak.