Dünyanın klasik bir savaş literatürüyle açıklanamayacak kadar ağır bir "ontolojik tehdit" altında olduğunu vurgulayan Aydın, karşımızdaki tablonun Siyonist bir şebeke ve küresel hâmisi Amerika’nın bölge devletlerini başsız bırakarak kaosa mahkûm etme operasyonu olduğunu belirtti. Aydın, bu saldırıların dünya hukukunu yok sayan, Müslüman varlığını ve bağımsız iradeleri hedef alan sistemli bir imha hareketi olduğunun altını çizdi.
"İran’ın İstikrarsızlaştırılması Türkiye İçin Beka Sorunudur"
Bugün hedef tahtasına konulan İran’ın sadece bir komşu değil, bölgenin kadim bir kalesi olduğunu ifade eden Başkan Aydın, devlet haysiyetini hedef alan suikastların ve sivil katliamların bir devletin savunma iradesini felç etmeyi amaçladığını söyledi. İran’da devlet mekanizmasının çökertilmesi durumunda yerine "demokrasi" değil, Siyonizm’e hizmet eden ve Amerika’nın elinde oyuncak olan terör örgütlerinin getirileceğini hatırlatan Aydın, komşu coğrafyada yaratılacak bu parçalanmışlığın yarın doğrudan Türkiye’nin bekasına yönelik en büyük tehdit haline geleceği uyarısında bulundu.
Tasfiye Edilen İradeler ve Küresel Kuşatma
Emperyalizmin bölgeyi diz çöktürmek için yerli ve dürüst liderleri sistematik olarak tasfiye ettiğini belirten Aydın; Irak’ta Saddam Hüseyin’in, Libya’da ise Kaddafi’nin katledilmesini "birer şahsın değil, birer devletin infazı" olarak nitelendirdi. Mısır’da Hüsnü Mübarek’in oyunlarla devrilmesi ve ardından gelen darbe sürecini halkın iradesinin emperyalist çıkarlara kurban edilmesi olarak yorumlayan Aydın; aynı pervasızlığın bugün Venezuela’da Maduro üzerinde denendiğini, Pakistan’ın nükleer gücünün kaosla boğulmak istendiğini ve Doğu Türkistan’da soydaşlarımıza yönelik sessiz bir soykırımın yürütüldüğünü ifade etti.
Direnişin Kalbi Gazze ve İnsanlığın İflası
Açıklamasında Gazze’deki insani drama geniş yer ayıran Adem Aydın, küresel sistemin Gazze’de resmen iflas ettiğini gür bir sesle vurguladı. Gazze, Suriye ve İran’da katledilen masumların feryadının, aslında Siyonist düzenin üzerine çökecek olan "İlahi bir tufanın" habercisi olduğunu belirten Aydın, zulmün geldiği noktayı sert sözlerle eleştirdi. Gazze’de yaşananları görmezden gelen her türlü anlayışın vicdanını mühürlediğini ifade eden Aydın, Gazze’yi ıskalayan bir vicdanın insanlığını tamamen kaybetmiş sayılacağını dile getirdi.
Büyük Uyanış ve Milli Eksen Çağrısı
Müslüman dünyasını kurbanlık koyun psikolojisinden sıyrılıp "stratejik bir uyanış" gerçekleştirmeye davet eden Aydın, Rabbimizin "birleşin" emrine rağmen birbirini tüketenlerin bu küresel çetenin ağzında lokma olmaktan kurtulamayacağını hatırlattı. Tek kurtuluş yolunun Türkiye’nin sarsılmaz dirayeti etrafında milli ve dini bir şuurla kenetlenmek olduğunu söyleyen Aydın, sözlerini şu şekilde noktaladı:
"Zulüm arşa çıkmış, o masum yavruların ahı Gayretullah’a dokunmuştur. İrade-i Külliye tecelli ettiğinde, zalimler kendi döktükleri kanda boğulacaktır. Biz Alperenler olarak; Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun izinde; mazlumun yanında elif gibi dimdik, zalimin karşısında ise fırtına gibi sert durmaya devam edeceğiz. Zafer; er ya da geç inananların, sabredenlerin ve İttihad-ı İslam yolunda cihad edenlerin olacaktır!"