BAYRAMLAŞMA MI, SİYASİ NUTUK MU?

Bayramlar, kırgınlıkların bir kenara bırakıldığı, insanların birbirine sarıldığı, siyasetin değil gönlün konuştuğu günlerdir. Hele ki muhtarlarla yapılan bir bayramlaşma programı, doğası gereği birlik ve dayanışma mesajlarının verileceği bir ortamdır.

Ancak Trabzon’da yapılan son bayramlaşma programında verilen mesajlar, birçok kişide farklı bir soru doğurdu:
Bu bir bayramlaşma mıydı, yoksa siyasi bir konuşma mı?

Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın konuşmasında sarf ettiği bazı sözler tartışmanın fitilini ateşledi. Örneğin konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Bu ülkede adaletsizlikler, haksızlıklar, hukuksuzluklar nedeniyle birçok arkadaşımız Ramazan Bayramı’nı cezaevinde geçiriyor.”

Bir başka bölümde ise şöyle dedi:
“Bayramı bayram gibi yaşayamıyoruz.”

Şimdi sormak gerekiyor:

Bayramlaşma programında muhtarlara verilen mesaj gerçekten bu mu olmalıydı?

Elbette siyaset yapılabilir. Elbette eleştiri de yapılabilir. Ama bayramlaşma gibi bir ortamda sürekli siyasi mesajlar verilmesi, doğal olarak insanlarda şu duyguyu uyandırıyor:

Bu ortamın amacı ne?

Üstelik mesele sadece bu sözler de değil.

Yıllardır muhalefetin en güçlü sloganı şu oldu:

Hak, hukuk, adalet ve liyakat.

Vatandaş yerel seçimlerde birçok yerde muhalefete destek verirken aslında çok büyük bir beklenti içinde değildi. İnsanlar sadece şunu görmek istedi:

Eğer siz yönetime gelirseniz gerçekten farklı bir yönetim anlayışı mı getireceksiniz?

Ama birçok yerde ortaya çıkan tablo farklı oldu.
AK Parti’ye yıllarca yöneltilen en büyük eleştirilerden biri, belediyelerde yandaş kadrolaşması ve imkânların belirli çevrelere dağıtılmasıydı. Muhalefet ise buna karşı çıkarak liyakat ve adalet sözü verdi.

Fakat belediyeler el değiştirdiğinde vatandaşın gördüğü şey çoğu yerde şu oldu:

Sistem değişmedi, sadece sistemden yararlanan isimler değişti.

Buna itiraz edenlere verilen cevap ise çoğu zaman şu oldu:

AK Parti yaparken niye itiraz etmiyordunuz?

Oysa vatandaş zaten itirazını yaptı.
Sandıkta yaptı.
Bazı belediyeleri el değiştirtmesinin sebebi de buydu. Ama görünen o ki bu mesaj pek anlaşılmadı.
Bugün gelinen noktada vatandaş artık büyük siyasi nutuklardan çok yorulmuş durumda. İnsanlar uzun konuşmalar değil, samimiyet ve adalet görmek istiyor.

Trabzon özelinde de durum farklı değil.

Ekrem İmamoğlu ya da Murat Çalık gibi Trabzonlu siyasetçilerin yaşadığı hukuki süreçler elbette tartışılabilir. Ancak bir siyasetçinin memleketinde güçlü bir sahiplenme görmesi için sadece hemşehrilik bağı yetmez. O güvenin oluşması gerekir.
İşte sorun da tam burada başlıyor.

Vatandaş bugün şunu düşünüyor:
Eğer gerçekten hak, hukuk, adalet ve liyakat uygulanmış olsaydı, bu şehir zaten sizi sahiplenirdi. Bunu anlatmak için bayramlaşma kürsülerine çıkıp siyasi nutuk atmaya gerek kalmazdı.
Çünkü güven konuşarak değil, uygulayarak kazanılır.
Bugün siyasetin en büyük sorunu da budur.
Sözler büyüyor, ama inandırıcılık giderek küçülüyor.

Ve ne yazık ki vatandaş artık şunu söylüyor:

Siyasetçiler konuşuyor, ama söylediklerinin karşılığı hayatın içinde pek görünmüyor.

Bayramlaşma programlarının da siyasi tartışmaların değil, gerçekten bayramın ruhuna uygun mesajların verildiği yerler olması gerekir.

Yoksa insanlar ister istemez şu soruyu soruyor:

Bu konuşmalar gerçekten bayram için mi, yoksa siyaset için mi?