İngiltere'de İkinci Dünya Savaşı sonrası uygulanan şeker karnesi, tıp dünyasına eşsiz bir ders verdi. 2025 yılında yapılan küresel bir araştırma, hayatının ilk 1.000 gününde (anne karnından 2 yaşa kadar) kısıtlı şekerle büyüyen çocukların, ileride kalp hastalıklarına yakalanma riskinin %20, inme riskinin ise %31 daha az olduğunu kanıtladı.
YAŞA GÖRE BESLENME REHBERİ
Beslenme uzmanları, yaş aldıkça vücudun ihtiyaçlarının nasıl değiştiğini şu şekilde özetliyor:
- Bebeklik ve Çocukluk: Beyin ve kas gelişimi için bol meyve, sebze, demir ve kalsiyum şart. Şekerden uzak durmak hayat boyu koruma sağlıyor.
- 10’lu ve 20’li Yaşlar: Kas ve kemik kütlesinin zirve yaptığı bu dönemde Akdeniz tipi beslenme sadece kalbi değil, ruh sağlığını da koruyor; depresyon ve anksiyete riskini azaltıyor.
- Orta Yaş (Menopoz Dönemi): Östrojen azalmasına bağlı kas kaybını önlemek için protein ve Omega-3 (balık) tüketimi artırılmalı.
- Yaşlılık: Enerji ihtiyacı azalsa da kalsiyum, D vitamini ve protein ihtiyacı artıyor.
UZUN YAŞAMIN SIRRI BAĞIRSAKLARDA!
Araştırmalar, 100 yaşını aşan kişilerin bağırsaklarındaki bakteri çeşitliliğinin çok daha zengin olduğunu gösteriyor. Lifli ve polifenol (sebze-meyve) ağırlıklı beslenmek, yaşlılıkta bile bağırsakların kendi B12 ve folik asidini üretmesini sağlıyor.
Sonuç: Çocuklukta yediğimiz gıdalar vücudumuzun temelini oluştururken, orta yaşta kurduğumuz düzen yaşlılığımızın kalitesini belirliyor.




