HANGİSİ OLSUN?

HANGİSİ OLSUN?

Yıllardır aynı soruya muhatap olur kalırız… Tavuk mu yumurtadan çıkar, yumurta mı tavuktan?

Demem o ki Trabzonspor’un şu an yaşadığı süreç aynı tavuk-yumurta misali gibi değil mi? Şimdi soralım: Trabzonspor kötü oynayıp da mı kazanmalı, yoksa iyi oynayıp da mı kaybetmeli? Diyeceksiniz ki, "İkisi bir arada olsa olmaz mı?"

Olmuyor işte arkadaş. Birisinden vazgeçeceksiniz! Sezon başından beri yapılan algı, yazdığımız gibi olmadı mı? Aksini söyleyen birisi var ise hadi çıksın söylesin: "Yazdığınız gibi değil, şu maçta hem iyi oynadı hem de kazanmayı başardı!" Peki, var mı böyle bir şey söyleme şansı?


NE VERDİNİZ NE İSTİYORSUNUZ?

Cidden hayat sizlere güzel! Hem de ne güzel? Nasılsa sizler için Trabzonspor’da her şey güllük gülistanlık ya! Ödeme sorunu yok, maaşlar tıkır tıkır yatıyor. Bir şekilde Başkan Ertuğrul Doğan ödemeleri yapıyor. Ne UEFA ile ne de FIFA ile bir sorun yaşanıyor. Maç bitiyor, ertesi gün primler banka hesaplarına yatıyor. Daha ne olacak ki? Daha ne istenebilir ki?

Biraz da sizlerden bahsedeyim. Ne güzel değil mi; maça gitmeyeceksiniz, kombine almayacaksınız, forma ve diğer ürünlerin alımından uzak duracaksınız! Loca ve Black Card alımını ise hiç hesaba bile katmıyorum.

Eee sonra… "Neden oyuncu almıyorsunuz? Neden oyuncu satıyorsunuz?" Olur beyim, emredersiniz! Siz istersiniz de sizin isteğinizi yönetim kurulu geri çevirir mi? Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetim kurulu, sizlerin kendilerine hesap soracağınızı düşünememişler! Ne bilsinler transfer yapılamadığında veya oyuncu satıldığında sizlerin üzüleceğini! Daha doğrusu sizlerin onlardan çok "Trabzonsporlu" olduğunuzu bilemediler!

Sahi ne bilsinler? Ulan ulemalar, ulan yandan çarklılar, ulan klavye kabadayıları, ulan sosyal medyalarda feyik atanlar, ulan hariçten gazel okumaya çalışanlar… Bütün mahalleye ses veriyorum: Hadiyin hepiniz baksın işine!


DOĞRU SÖZE NE YORUM YAPILIR?

Durmuşoğlu Yener der ki; sevgili Fatih Tekke hocam bir konuşmasında üstüne basa basa diyor ki: "Altyapı oyuncularımız yetersiz."

Yener Durmuş, Fatih Hoca’nın bu söylemine şöyle cevap vermiş ve akabinde net sormuş: "Hocam bir yıldır tam yetkili teknik direktör olarak Trabzonspor’un başındasınız. 7/24 tesislerde yatıp kalkıp çalıştığınızı söylüyorsunuz. Peki, altyapıdan gelecek oyuncuların yeterli olmaları için ne gibi bir çalışma yaptınız veya yapmayı düşünüyorsunuz?"

Bu kadar basit… Sorarım sizlere, Durmuşoğlu’nun yazdıklarına yorum yapmaya gerek var mı?


O MANGAL YOK MU O MANGAL?

Kimse kimseyi kandırmasın! Kimse kimseyi aldatmasın! Kimse kimseye de yalan söylemesin! Her şey ortada açık seçik görülmüyor mu? Her şeyi Başkan Ertuğrul Doğan şeffaf bir şekilde anlatmıyor mu? Bırakın La Fontaine’den masallar anlatmayı. Bizler bu masalları yıllardır dinliyoruz.

Yok biz birmişiz, yok biz Trabzonspor’muşuz… Hadiyin oradan be! Ne bir olması, ne birlik beraberliği, ne bir bütünü? "Bizler adamına göre Trabzonsporluyuz" demeden neden sakınırsınız? İşin gerçeği bu değil midir?

Locasını iade eden eski bir başkandan tutun, kombine almayan eski yöneticilere kadar; hangisi kulübün kapısını çalarak "bir şeye ihtiyaç var mıdır" diye sorabildi? Bırakın ekonomiyi, manevi anlamda soran oldu mu? Ama çoğu Trabzonspor sayesinde ya iş hayatına tutundu ya da makam mevki sahibi oldular. Örneklemeye kalksak varya! Ancak üç-beş kişiyi tenzih ederiz.

Ah o mangal yok mu o mangal?