KARADENİZ’İN YAYLASI SATILIK MI?

Bu yazı bir sitem değil.
Bu yazı bir uyarı.

Çünkü artık Trabzon’un yaylalarıyla ilgili konuşurken romantik cümle kurma zamanı geçti.

Uzungöl: Turizm Başarısı mı, Planlama Başarısızlığı mı?

Uzungöl bir doğa harikasıydı.
Şimdi ise herkes aynı cümleyi kuruyor:

Eskisi gibi değil.

Gölün etrafı plansız yapılaşmayla doldu.
Ahşap görüntülü beton bloklar yükseldi.
Kat sınırı var denildi, aşıldı.
Kaçak yapı var denildi, affedildi.

Turizm geldi, evet.
Ama doğa geri gitti.

Yerel yöneticilere soruyorum:

Bu manzara sizin için başarı mı?

Ayder: Ders Alındı mı?

Ayder Yaylası yıllardır dönüşüm projeleriyle gündemde.
Kaçak yapıların yıkılacağı söylendi.
Planlama yapılacağı söylendi.

Ama Karadeniz’in yayla gerçeği değişmedi:

Beton geldi mi, arkasından bir beton daha gelir.

Trabzon bu hatayı tekrar edecek mi?

Asıl Tehlike: Yayla Artık Üretmiyor

Eskiden yaylaya göç vardı.
İnek vardı.
Süt vardı.
Tereyağı vardı.

Bugün birçok yaylada:

  • Hayvan yok.
  • Ahır boş.
  • Ama beton ev var.
  • Hafta sonu mangal var.

Yayla üretim alanı olmaktan çıktı.
Hafta sonu arsasına döndü.

Bu model Karadeniz’e ihanet modelidir.

Yaylada hayvancılık bitiyorsa,
Orası turizm merkezi değil,
Gayrimenkul sahası olur.

Avrupa Nasıl Yapıyor?

İsviçre Alplerinde dağ köyleri korunuyor.
Yeni bina yapacaksan eski mimariye uymak zorundasın.
5 katlı otel yapamazsın.
Manzarayı kapatamazsın.

Çiftçi üretir.
Yanında 3-4 odalı aile pansiyonu işletir.
Devlet destek verir ama kurala uymayanı affetmez.

Bizde ne oluyor?

Kural konuyor.
Sonra esnetiliyor.
Sonra unutuluyor.

Yerel Yönetimlere Açık Mesaj

Bu iş sadece turizm gelsin para gelsin işi değil.

Eğer bugün yaylaya kontrolsüz yapılaşmaya göz yumarsanız:

10 yıl sonra su krizi yaşarsınız.

15 yıl sonra heyelan artar.

20 yıl sonra turist başka ülkeye gider.

Ve o zaman şunu dersiniz:

Keşke zamanında önlem alsaydık.

Yayla imara açılacak bir alan değildir.
Yayla korunacak bir emanettir.

Ne Yapılmalı?

  1. Yaylada büyük ticari tesislere net sınır.
  2. Betonarme yapı yasağı.
  3. Aile hayvancılığı teşviki.
  4. 3-5 odalı küçük pansiyon modeli.
  5. Üreticiye doğrudan satış izni.
  6. Kaçak yapıya sıfır tolerans.

Ve en önemlisi:

Kurallar herkese eşit uygulanmalı.

Son Söz

Trabzon’un yaylası satılık değildir.

Eğer satarsak,
Gelecek nesle beton bırakırız.

Ama korursak,
Hem turizm kazanır,
Hem hayvancılık yaşar,
Hem Karadeniz kimliğini kaybetmez.

Yerel yöneticilere soruyorum:

Tarihe nasıl geçmek istiyorsunuz?
Yaylaları koruyanlar olarak mı,
Yoksa Betona teslim edenler olarak mı?

Karar sizin.