Trabzon

KINALI KUZUM FREN PATLATTI!

Bizlere gelen bilgiler veya belgelerden şunu anlamış olduk: Sahada olmayıp üstelik epey zaman ara verince, bizi özleyenlerin yanında bilgi ve belgelerin de çokça biriktiğini gördük. İnanın gelen bilgilerin yanında ortaya atılan iddiaları yazmaya kalksak, en az bir haftamızı alır. Neyse, sindire sindire ve yedire yedire bu bilgi ve belgeleri sizlerle paylaşıp yazacağız.

Ancak şunu peşinen söyleyeyim; “Kınalı kuzum fren patlatmış.” Rampa aşağı koyvermiş gidiyor…Buradan acil çağrı yapıyorum: Kınalı kuzumun fren ve balatalarını yapacak usta arıyorum! Yoksa var ya, vay kınalı kuzumun “melemesine” düşenlere! Allah kimseyi kınalı kuzumun ağzına düşürmesin… Yoksa “yandı keten helva.”

— Ooo, hoş gelmiş benim güzeller güzeli kınalı kuzum.

ü— Hoş gördük üstadım.

ü— Kınalı kuzum bir geldin, “pir” geldin.

ü— Üstadım, bizim işimiz bu; “pir” gelmek. Önemli olan işi sağlam yapmak değil mi? Bizim işimizde bir sakatlık var mı?

ü— Güzel kuzum, asla bir sakatlık olmamıştır bu zamana kadar; inşallah bundan sonra da olmaz.

ü— Üstadım bana güven, hata yapmam ama şunu da söyleyeyim; ben de etten kemikten yaratılmışım, mutlaka ara sıra “kıble kaçığı” yaptığımız oluyordur.

ü— Kınalı kuzum hiç de önemli değil. Bu zamana kadar iyi gittik, temennimiz bundan sonra da iyi gitmemizdir. Neyse, kan ter içerisinde gelince “höykünde” epey malzeme olduğunu düşünüyorum, ne dersin?

— Üstadım hangisinden başlayayım? O kadar höyküm dolu ki... Siyasetten mi başlasam, yoksa belediyelerden mi? Yoksa, yoksa KTÜ’den mi? Ne bileyim, bir yerden başlayalım.

ü— Güzel kuzum, nereden istersen başlayalım.

— Üstadım o zaman filmi başlatıyoruz. Ha, sakın yanlış anlaşılmasın; anlattıklarımın filmle, senaryoyla, abudikgubidikle, lagara lugarayla hiç mi hiç alakası yoktur. Her şeyi yalın bir şekilde anlatıyorum.

— Kınalı kuzum anlat, pürdikkat seni dinleyip yazıyorum.

— Üstadım, şu sıralar ulusal medyada adı çokça yer almaya başlayan Trabzonlu iş insanı İsmail Keleş Bey’in gözünü; Büyükşehir Belediyesinin Ramada Otel’in karşısındaki, yani eski Köy Hizmetlerinin yerine diktiği söyleniyor.

ü— İlahi kuzum, bunu da nereden çıkarıyorsun? Sonra orası satılacak ama ihaleye çıkacak. Sayın Keleş’e o devasa alan direkt nasıl paslansın? Sonra İsmail Keleş Bey’in o alana ihtiyacı mı var? Adamın işleri başından aşmış.

ü— Üstadım iddia diyorum, şu an çarşıda konuşulan konu bu. Hatta o alanı İsmail Keleş Bey alıp orada 5 yıldızlı otel yapacakmış. Yapacak olduğu oteli alt geçitle Kaşüstü plajına bağlayacağı da yine ortaya dökülen iddialar arasında konuşulmakta.

ü— Güzel kuzum, bu söylediklerin bana göre iddia olarak kalır. Elbette her iş insanı gibi İsmail Bey de ihaleye girebilir, ne var bunda? Ha, ihalede kendisine nasıl bir ayrıcalık yapılır, orasını biz pek bilemeyiz. Ayrıcalık yapılacağını da zannetmiyorum.

— Üstadım elbette söylediklerine ben de katılıyorum. Bizim karşı oluşumuz, o güzelim devasa alanın birilerine peşkeş çekilmesinedir. Biz arazinin değerinde veya değerinin üstünde satılmasını isteyen tarafız.

ü— Kınalı kuzum, o zaman hep birlikte aynı hatta yolculuk yapmaktayız. Biz de senin söylediğin gibi o devasa yerin değerini bulmasını istiyoruz.

ü— Üstadım bu konunun takipçisi olacağız, bundan kimsenin şüphesi olmasın.

ü— Eyvallah kınalı kuzum, devam edelim mi?

— Üstadım aşkımızı yarım bırakmayalım! Araziden başladık, araziden devam edelim.

ü— Kınalı kuzum hayırdır ne arazisi? Bakıyorum da aracını arazi vitesine bağlamışsın!

ü— Üstadım hani KTÜ’nün üzerinde Bulak Mahallesi var ya; birilerinin ortaklığı ile o mahalleden izale-i şuyu ile 27 dönüm arazi alınmış.

ü— Kınalı kuzum parası olan arazi de alır, arsa da alır, ev de alır; bize ne? Sonra o "birileri" dediklerinin ismi cismi yok mu?

ü— Üstadım ismi cismi olmaz olur mu? Dört ortak bu işi yapıyormuş. İşin başındaki siyasi ismi vereyim: Hayati Yavuz. Varın gerisini sizler bulun, ortakların kim olduklarını.

ü— Kınalı kuzum adamı göbeğinden çatlatırsın! Allah aşkına, Hayati Yavuz’un bu şehirde önemli işler yaptığını sen bilmiyor musun? Neden şartları zorluyorsun?

— Üstadım ne zorlaması? Bu konuda da iddia eden makam; adamların işinin yeşil alanları kapatmak olduğunu söyleyiveriyor.

— Kınalı kuzum, Hayati Yavuz neden yeşil alan kapatsın ki? Aldığı yerler ortada, hangi yeşil alanı uhdesine geçirmiş? İnanma söylenen iddialara.

ü— Üstadım o senin görüşün, senin görüşüne yorum yapamam. Asıl bomba ise şu: Alınan 27 dönümlük arazinin sonradan TOKİ’ye pas edilecek olmasıymış.

ü— Kınalı kuzum yemin billah ediyorum, söylediklerinle beynimi yaktın! Anlattığın iddialar doğruysa "Trabzon gömülmüş de ağlayanı yokmuş" dedirtiyor bizlere. Peki, diğer dört ortak kim?

ü— Üstadım "dört ortak" dedik ancak o tarafı bizde kalsın. Sonradan söyleyip yazar mıyız, orasını da zaman gösterecek bizlere.

— Güzel kuzum, bu günlük bunlar yeter, he?

— Üstadım nasıl istersen. Sen "yeter" dedikten sonra benim için akan sular durur.

ü— Güzel kınalı kuzum, bir ricam olacak senden. Arada sırada Trabzonspor’a da bir uğrayıver. Bak bakalım, Fatih Tekke 7/24 orada çalışıyormuş; sonra kıymalı partileri yapılıyormuş!

— Üstadım emrin olur. Benim de duyduğum bir "forma hikâyesi" var, onu da tam inceleyip net bilgilerle senin makamına arzıendam edeyim. Ha, bir de Başkan Ertuğrul Doğan’a çok haksızlık yapılıyor. Yazıktır, günahtır; adam gecesini gündüzüne katıyor, "Trabzonspor’a nasıl katkı yaparım?" derdiyle boğuşuyor. Başkan Doğan’a söylemediklerini bırakmıyorlar. İddia ediyorum; Başkan Ertuğrul Doğan bugün elini çeksin, bırakın futbolcuların alacaklarını, personel maaşlarını bile alamazlar. Hadi bana eyvallah!

— Güle güle kınalı kuzum.