Hasret bitiyor, özlem sonlanıyor, sevenler birbirine kavuşuyor! Nihayetinde aylar sonra "Kınalı Kuzum" ile birlikte huzurlarınıza arzı endam ediyoruz. Artık tekrar yeşil sahalardayız!
Kınalı Kuzum ile birlikte müthiş bir enerji ve sinerjiyle geri gelmiyoruz; kaldığımız yerden devam ediyoruz. Yazılmayanları, daha doğrusu yazılamayanları Kınalı Kuzum ile birlikte yazacağız. Kınalı Kuzum araştırıp en doğru bilgi ve belgelerle geldiğinde, getirdiği o bilgi ve belgeleri toparlayıp sizlere sunacağız. Yani kısacası; nalına da vuracağız, mıhına da!
Hemen belirtelim; asla kimseye ön yargılı bakmayacağız. Siyasetten spora, aktüelden güncel konulara kadar şehrimizde yaşanan iyi-kötü her şeyin perde önünü ve arkasını sizlere açık, berrak ve şeffaf bir şekilde ulaştıracağız. Hoş geldin, sefalar getirdin benim güzel Kınalı Kuzum…
— Hoş bulduk, hoş gördük benim sevgili üstadım.
Güzeller güzeli Kınalı Kuzum, bir yılı aşkın bir süredir birbirimizden kopmuştuk. İnan o süreçte kime rastlamışsam, kiminle konuşmuşsam seni özlediklerini; senin ne zaman “meleyip” kendilerini bilgilendireceğini, Kınalı Kuzu’nun yokluğunda meydanın boş kaldığını bizzat söylediler.
— Üstadım haklılar. Elimizde olmayan nedenlerden ötürü yaylalarımıza dönmek zorunda bırakıldık. Olsun be, önemli olan sağlık; bak yine kavuştuk. Hani derler ya “Dağ dağa kavuşmaz ama Kınalı Kuzu üstadına kavuşur”, ahanda kavuştuk. Şimdi büyük bir heyecan, istek ve arzuyla çalışmalarımıza başlıyoruz.
üKınalı Kuzum, ondan hiç şüphem yok… Bugün "Bismillah" diyelim, sonrasına bakalım.
— Üstadım, sen nasıl istersen öyle olsun.
Güzeller güzeli kuzum, bugün istersen biraz "Aydın havası" yapalım, yani kısa ve öz söyleşelim.
— Üstadım, yirmi gün önce sizinle birlikte bir Ankara seyahatimiz olmuştu ya; Ankara’ya gelmişken "ben biraz kulislere dalayım" diyerek sizden müsaade alıp ayrılmıştım. Öyle ya, hem ziyaret yapalım hem de işimizi... Ankara kazan ben kepçe dolandım durdum.
Eee Kınalı Kuzum, toparladığın bilgilerden bize hiç bahsetmedin?
— Üstadım, neden anlatmadım biliyor musun? Şu Trabzon10.net internet sitesiyle YouTube kanalının yayına girmesini bekledim. Bugün başladık; şimdi güneş görmemiş, taze topladığım bilgileri sizinle paylaşacağım.
üKınalı Kuzum hadi bizi daha fazla meraklandırma, anlat bakalım dağarcığında neler var?
— Üstadım, ilk işim Trabzon milletvekillerinin, daha doğrusu AK Parti vekillerinin neler yapıp yapmadıklarını gözlemlemek oldu. Rotamı onlara çevirdim. Abooo, keşke çevirmez olsaydım! Şu kuzu kulaklarım neler duydu neler...
Allah Allah, Kınalı Kuzum neydi seni bu kadar şoke eden?
— Üstadım, vekiller öyle şeyler söylüyorlardı ki... Mesela Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’ten çok muzdarip olduklarını dillendiriyorlardı. Genç ile rahat bir şekilde istişare yapamadıklarından dert yanıyorlardı.
üKınalı Kuzum yanılmayasın? Ahmet Metin Genç neredeyse Ankara’yı su yolu yaptı. Hafta geçmeden haftayı Ankara’da tamamlıyor, adam daha ne yapacak?
— Üstadım sıkıntı da burada zaten. Duyduğuma göre vekilin birisi; “Başkan ile yapacak olduğumuz istişareler çok önemlidir. Kimsenin duymaması gereken konular olur, stratejik konular olur. Neden bunları bir başkası duysun?” diyerek sitemini belirtti.
Yahu güzel kuzum, sen bu söylediklerinde ciddi misin?
— Üstadım biraz sabır göster, asıl işin bam teline geliyoruz. Başkan Ahmet Metin Genç Ankara’ya toplantıya gelirken yanında mutlaka bir-iki kişiyi getirir. Ama Ankara’da kendisiyle hasbihal olan, ziyaretlere birlikte gittiği bir isim var ki onu bilmeyen yoktur; zaten sıkıntı da ondan kaynaklanmaktadır.
üKınalı Kuzum isim ver! Kim Ahmet Başkan’a Ankara’da refakat ediyor?
— Üstadım onu bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Ahmet Başkan zaten fotoğraflarını paylaşıyor, gizlisi saklısı yok ki. Hatta birlikte haklarında çok dedikodu yapılmaktadır. Ben yine de ismini vereyim: İş insanı İsmail Keleş.
üKınalı Kuzum, bu hep konuşulur; peki ispat var mı? İsmail Keleş neden bu kadar batıyor insanlara? Adam AK Parti’de yöneticilik yapmış, maddi manevi her şeyiyle partisinin yanında olmuş. Ben bunu “Meyve veren ağaç taşlanır” sözüne benzetiyorum. Ayrıca İsmail Keleş başarılı bir iş adamı…
— Üstadım sen neye benzetiyorsan benzet. Bir realite var; vekiller Ahmet Başkan’ın her yere İsmail Keleş ile gidip gelmesinden oldukça şikâyetçiler. Bak, ikilinin buluşmalarını neye benzetiyorlar? “Başkanı bekliyoruz, bir de bakıyoruz yanında İsmail Keleş. Teşbihte hata olmaz diyerek; hani Hitler zamanında yanından ayrılmayan SS subayları vardı ya, İsmail kardeşimiz de o misal. Ya kendisi ayrılmıyor başkanın yanından ya da başkan onu ayırmıyor.”
Kınalı Kuzum, iş bu kadar vahim mi?
— Üstadım, bunları konuştuklarına göre demek ki durum göze çok batıyor. Adamlar öyle serzenişte bulunuyorlar ki; “Tamam kardeşim, adam sana SS subaylığı yapabilir ama biz vekiliz, eski bakanız. Seninle teke tek görüşemeyecek miyiz? Sana gizli bir şey diyemeyecek miyiz? İlla o mu hep yanında olacak?” diyorlar.
üKınalı Kuzum, sahi sıkıntılı bir konu. Teşekkür ediyorum sana, iyi iş çıkardın. Tabi bu yazılanlara dair ismi geçen herkesin cevap verme hakkı saklıdır. Sonuçta bunlar Kınalı Kuzum’un Ankara’dan getirdiği iddialar. Ancak şu da bir gerçek; “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” derler.
— Üstadım ben söylediklerimin arkasındayım. Ben bugüne kadar size yalan yanlış bir şey getirdim mi?
Eyvallah güzel kuzum, ondan hiç şüphemi yok. Var mı başka bir şey söylemek istediğin?
— Üstadım, eski dosyaları da açacağız. Mesela 8 yıl önce parası ödenen KTÜ’deki yangın asansörünün hâlâ yerine konulmadığını tespit ettim. Ulan bu ne asansörmüş? Rektör Hamdullah Bey ne yapıyor bu yaşananlar karşısında? Bu ülkede Sayıştay, Danıştay yok mudur? Neden incelenmez bu konu? Yahu bakıyorum da peşin verilen paranın karşılığında yangın asansörleri adeta sırra kadem basmış! Kimsenin de çıtı çıkmıyor, ne ilginç olay arkadaş! Bu konunun üzerindeyim; bir gözüm, bir kulağım bundan böyle KTÜ’nün üzerinde olacaktır. KTÜ’de çomak elimde geziyorum, Rektör Hamdullah Çuvalcı Bey’in haberi olsun.
üKınalı Kuzum, neyse bugünlük vedalaşalım ancak sana bir görev veriyorum: Şu Ticaret ve Sanayi Odası’nın 4 yıllık icraatlarını, neler yapılıp yapılmadığını bir araştır. Senden Ticaret ve Sanayi Odası dosyasını istiyorum.
— Üstadım emrin olur. Bugünden itibaren içi dopdolu bir dosya getireceğim sizlere. Hadi bana eyvallah!