<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Trabz10.net</title>
    <link>https://trabz10.net</link>
    <description>Trabzon Haber, Son Dakika Trabzonspor Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://trabz10.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© Telif Hakkı 2026, Tüm Hakları Saklıdır</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 07 Jul 2026 20:25:59 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Huzurevinde konaklayan yaşlıların hareket yaşı belirlendi]]></title>
      <link>https://trabz10.net/huzurevinde-konaklayan-yaslilarin-hareket-yasi-belirlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/huzurevinde-konaklayan-yaslilarin-hareket-yasi-belirlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kastamonu'da İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı'nın ülke genelinde yürüttüğü 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası kapsamında Güldal Akşit Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde konaklayan yaşlıların kas gücü, denge ve fiziksel performansları ölçülerek 'hareket yaşları' belirlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kastamonu'da İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, Sağlık Bakanlığı'nın ülke genelinde yürüttüğü 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası kapsamında Güldal Akşit Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde konaklayan yaşlıların kas gücü, denge ve fiziksel performansları ölçülerek 'hareket yaşları' belirlendi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Bakanlığının toplumda fiziksel aktivite farkındalığını artırmak, düzenli egzersiz alışkanlığını teşvik etmek ve ihtiyaç duyan bireyleri uygun sağlık hizmetlerine yönlendirmek amacıyla hayata geçirdiği 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası kapsamında Kastamonu Güldal Akşit Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde etkinlik düzenlendi. İl sağlık Müdürlüğü ve Kastamonu Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte, fizyoterapistler eşliğinde huzurevi sakinlerine 30 saniye otur-kalk testi, tek ayak üzerinde durma denge testi ve el dinamometresiyle kavrama kuvveti ölçümü yapıldı. Elde edilen sonuçlar yaş gruplarına göre belirlenen referans değerlerle karşılaştırılarak katılımcıların 'hareket yaşı' belirlendi. Testlerin ardından katılımcılara 'Hareket Kapasitesi Sonuç Kartı' verilirken, ihtiyaç duyan vatandaşların Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan fiziksel aktivite danışmanlığı ve egzersiz hizmetlerine yönlendirileceği belirtildi. </p><p>Etkinlikte konuşan Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, Sağlık Bakanlığı'nın ülke genelinde yürüttüğü proje kapsamında huzurevi sakinleriyle bir araya geldiklerini belirterek, 'Bugün burada büyüklerimizle birlikte hareketli yaşamı desteklemek adına onlara çeşitli testler uyguluyoruz. Sağlıklı kalmaları ve sağlıklı yaş almaları için neler yapmaları gerektiği konusunda bilgilendirmelerde bulunuyoruz' dedi. </p><p>Sağlıklı yaşamın temelinde hareketli yaşamın bulunduğunu vurgulayan Yavuzyılmaz, 'Bakanlığımızın ülke genelinde ortak olarak yürüttüğü bir proje. Sağlıklı yaşamın temelinde hareket yatıyor. Sedanter, hareketsiz ve durağan bir yaşam yerine insanların sağlıklarını koruyabilecekleri hareketli bir yaşamın ön plana çıkmasını arzu ediyoruz' dedi. </p><p>Obezitenin günümüzün en önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Yavuzyılmaz, 'Çocukluk çağından başlayarak ileri yaşlara kadar obezitenin önlenmesi, obeziteye maruz kalmamak ve sağlıklı yaşamı koruyabilmek adına hareketin ne kadar önemli olduğunu toplumun tüm kesimlerine ulaştırmaya çalışıyoruz. Sağlıklı ve hareketli yaşam için çok çeşitli projeler yürüttük. Daha önce günde 10 bin adım hedefiyle başlayan çalışmalarımızın yanında birçok fiziksel aktiviteyi de ön plana çıkardık' şeklinde konuştu. </p><p>Sağlıklı Hayat Merkezleri'nde vatandaşlara ücretsiz hizmet verildiğini de hatırlatan Yavuzyılmaz, 'Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde fizyoterapistlerimiz sağlıklı yaşam konusunda tüm bireylere ücretsiz destek veriyor. Psikologlarımız, diyetisyenlerimiz, fizyoterapistlerimiz, çocuk gelişimcilerimiz ve sosyal çalışmacılarımız vatandaşlarımıza sağlıklı yaşam konusunda hizmet vermek için hazır. Tüm vatandaşlarımızı Sağlıklı Hayat Merkezlerimize bekliyoruz' ifadelerini kullandı. </p><p>Huzurevi sakinlerinden Şaban Keleş ise huzurevinde düzenlenen sportif faaliyetlere katıldıklarını belirterek, 'Bocce sahamız var. Bocce oynuyoruz. Hareket etmeye devam ediyoruz. Spor yapıyoruz. Her türlü etkinliğe katılıyoruz. Rahatımız yerinde' dedi. </p><p>Dört yıldır huzurevinde kaldığını söyleyen 71 yaşındaki Hüseyin Karabalak da düzenlenen etkinliklerden faydalandıklarını ifade ederek, 'Dört yıldır buradayım. Yapılan etkinliklerden faydalandık. Gayet iyi. Kendi durumuma göre iyiyim. Eski durumuma göre de çok daha iyi durumdayım' şeklinde konuştu. </p><p>Programa Kastamonu Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Harun Köksalan da katıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kastamonu</category>
      <guid>https://trabz10.net/huzurevinde-konaklayan-yaslilarin-hareket-yasi-belirlendi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 11:15:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/huzurevinde-konaklayan-yaslilarin-hareket-yasi-belirlendi.jpg" type="image/jpeg" length="43293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Burun eğriliği horlama ve uyku apnesinin gizli nedeni olabilir]]></title>
      <link>https://trabz10.net/burun-egriligi-horlama-ve-uyku-apnesinin-gizli-nedeni-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/burun-egriligi-horlama-ve-uyku-apnesinin-gizli-nedeni-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Aksakal, burun eğriliğinin horlama ve uyku apnesinin gizli belirtisi olabileceğini belirterek burun tıkanıklığı ve horlamanın hafife alınmaması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Cengiz Aksakal, burun eğriliğinin horlama ve uyku apnesinin gizli belirtisi olabileceğini belirterek burun tıkanıklığı ve horlamanın hafife alınmaması gerektiğini söyledi. </p><p>Burun boşluğunu sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran kıkırdak ve kemik yapının çeşitli nedenlerle bir tarafa eğilmesine 'septum deviasyonu' adı verildiğini belirten, 'Septum deviasyonu toplumda oldukça sık görülüyor. Yaklaşık her 10 kişiden 7'sinde farklı derecelerde burun eğriliği bulunabiliyor. Toplumda oldukça yaygın görülen burun eğriliği yalnızca nefes almayı zorlaştıran basit bir sorun olarak görülmemeli. Gece saatlerinde burundan rahat nefes alamamak; horlama, ağız açık uyuma ve uyku apnesi gibi önemli sağlık sorunlarına zemin hazırlayabiliyor' dedi. </p><p>Toplumda oldukça yaygın görülen burun eğriliği (septum deviasyonu), çoğu zaman yalnızca nefes alma güçlüğüne neden olan basit bir sorun olarak değerlendiriliyor. Oysa özellikle gece saatlerinde burundan rahat nefes alamamak; horlama, ağız açık uyuma ve uyku apnesi gibi önemli sağlık problemlerini beraberinde getirebiliyor. Tedavi edilmeyen uyku apnesinin ise yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve diyabet gibi ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğine dikkat çeken Medical Park Tokat Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Ceyhun Aksakal, burun tıkanıklığı ve horlamanın hafife alınmaması gerektiğini belirtti. </p><p>'Toplumun büyük bölümünde görülüyor' </p><p>Burun boşluğunu sağ ve sol olmak üzere ikiye ayıran kıkırdak ve kemik yapının çeşitli nedenlerle bir tarafa eğilmesine 'septum deviasyonu' adı verildiğini belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Septum deviasyonu toplumda oldukça sık görülüyor. Yaklaşık her 10 kişiden 7'sinde farklı derecelerde burun eğriliği bulunabiliyor. Bazı kişiler bunu hayatı boyunca fark etmeyebilirken, bazı hastalarda ise nefes almayı belirgin şekilde zorlaştırabiliyor' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Burun tıkanıklığı horlamayı tetikleyebiliyor' </p><p>Burun eğriliğinin özellikle gece saatlerinde daha belirgin şikâyetlere neden olabildiğini ifade eden Doç. Dr. Aksakal, 'İnsan fizyolojisi burundan nefes almaya göre tasarlanmıştır. Burun tıkandığında kişi ağız açık uyumaya başlıyor. Havanın ağızdan geçmesi ise küçük dil ve yumuşak damakta titreşim oluşturarak horlamaya yol açıyor. Bu nedenle burun tıkanıklığı, horlamanın en önemli nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor' şeklinde konuştu. </p><p>'Uyku apnesi riskini artırabiliyor' </p><p>Burun tıkanıklığının yalnızca horlamaya değil, uyku apnesine de zemin hazırlayabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Aksakal, 'Burun eğriliğine burun etlerinin büyümesi de eşlik ediyorsa tıkanıklık daha da artıyor. Bunun sonucunda kişi gece boyunca ağız açık uyuyor ve boğazdaki dokular hava yolunu daraltabiliyor. Bu durum da uykuda nefes durmaları yani uyku apnesi riskini artırabiliyor' ifadelerini kullandı. </p><p>'Basit horlama ile uyku apnesi aynı şey değil' </p><p>Horlama ile uyku apnesinin birbirinden farklı tablolar olduğunun altını çizen Doç. Dr. Aksakal, 'Basit horlama çoğu zaman çevreyi rahatsız eden ritmik bir ses olarak karşımıza çıkar. Ancak uyku apnesinde nefes durmaları meydana gelir ve bu ciddi bir sağlık sorunudur. Uyku apnesi yaşayan kişiler sabah dinlenmeden uyanır, gün içinde sürekli uyku hali yaşar ve iş performansında belirgin düşüş görülebilir. Horlamanın düzensiz, çok şiddetli ve nefes durmalarıyla birlikte olması mutlaka değerlendirilmelidir' dedi. </p><p>'Ağız açık uyumak başka sorunları da beraberinde getiriyor' </p><p>Sürekli ağız açık uyumanın yalnızca uyku kalitesini bozmadığını söyleyen Doç. Dr. Aksakal, şu bilgileri paylaştı: </p><p>'Burundan geçen hava doğal olarak nemlenir ve filtrelenir. Ancak ağızdan alınan hava bu süzgeçten geçmediği için boğaz kuruluğu, sabah öksürüğü, sık farenjit ve yanma hissi görülebilir. Ağız içi ve diş etlerinin kuruması zamanla diş eti hastalıklarına, ağız kokusuna ve diş çürüklerine neden olabilir. Özellikle çocukluk çağından itibaren devam eden ağız açık uyuma alışkanlığı yüz gelişimini de olumsuz etkileyebilir.' </p><p>'Tedavi edilmeyen uyku apnesi ciddi hastalıklara yol açabiliyor' </p><p>Uyku apnesinin sadece gece yaşanan bir uyku problemi olmadığını belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Uyku sırasında nefes durmaları kandaki oksijen seviyesini düşürür. Bu durum uzun vadede yüksek tansiyon, kalp krizi, kalp yetmezliği ve ritim bozuklukları riskini artırabilir. Ayrıca insülin direnci gelişmesine bağlı olarak Tip 2 diyabet riski yükselebilir. Kronik yorgunluk, dikkat eksikliği, depresyon, anksiyete ve cinsel isteksizlik gibi sorunlar da görülebilir' dedi. </p><p>'Septum ameliyatı önemli katkı sağlayabiliyor' </p><p>Burun eğriliği ameliyatı olan septoplastinin birçok hastada nefes alma kalitesini belirgin şekilde artırdığını söyleyen Doç. Dr. Aksakal, 'Başarılı bir septoplasti sonrasında hastalar en çok rahat nefes alabildiklerini ifade ediyor. Burun tıkanıklığının giderilmesi horlamanın azalmasına ve uyku kalitesinin artmasına önemli katkı sağlayabiliyor. Ancak horlamanın tek nedeni burun değildir. Boğaz yapısı, bademcikler, dil kökü ve çene anatomisi de mutlaka değerlendirilmelidir' açıklamasında bulundu. </p><p>'Tek başına her zaman yeterli olmayabilir' </p><p>Septum ameliyatının her hastada uyku apnesini tamamen ortadan kaldırmayabileceğini belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Uyku apnesi yalnızca burun kaynaklı gelişmez. Hastanın boğaz bölgesi ayrıntılı şekilde incelenmeli, gerekli görüldüğünde endoskopik değerlendirme yapılmalı ve uygun hastalarda uyku endoskopisiyle hava yolunun hangi seviyede daraldığı belirlenmelidir. Böylece en doğru tedavi planı oluşturulabilir' diye konuştu. </p><p>'Uyku testi ihmal edilmemeli' </p><p>Şiddetli horlama, uykuda nefes durması, boğulma hissiyle uyanma, gündüz aşırı uyku hali ve dikkat dağınıklığı yaşayan kişilerin polisomnografi adı verilen uyku testini yaptırmasının önemli olduğunu belirten Doç. Dr. Aksakal, 'Tedaviye dirençli yüksek tansiyon, kalp ritim bozukluğu veya sürekli yorgunluk yaşayan hastalarda da uyku apnesi mutlaka araştırılmalıdır. Erken tanı hem yaşam kalitesini artırır hem de ileride gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir' dedi. </p><p>'Burun tıkanıklığı hafife alınmamalı' </p><p>Burun tıkanıklığının bazen alerji veya enfeksiyon gibi geçici nedenlerle ortaya çıkabileceğini, ancak uzun süredir devam eden şikâyetlerde mutlaka Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Aksakal, 'Uzun süre devam eden burun tıkanıklığında septum deviasyonu, burun eti büyümesi, polip ya da daha farklı nedenler araştırılmalıdır. Erken değerlendirme sayesinde hem horlama ve uyku kalitesi iyileştirilebilir hem de uyku apnesine bağlı gelişebilecek ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilebilir' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://trabz10.net/burun-egriligi-horlama-ve-uyku-apnesinin-gizli-nedeni-olabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 09:43:35 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/burun-egriligi-horlama-ve-uyku-apnesinin-gizli-nedeni-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="94590"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bu yaz ya sıcak çarpacak ya da klima!]]></title>
      <link>https://trabz10.net/bu-yaz-ya-sicak-carpacak-ya-da-klima-uzmanindan-hayati-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/bu-yaz-ya-sicak-carpacak-ya-da-klima-uzmanindan-hayati-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaz aylarında aşırı sıcakların yanı sıra bilinçsiz klima kullanımının da ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını belirterek, 'Bu yaz vatandaşlar ya sıcak çarpmasıyla ya da yanlış klima kullanımına bağlı sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaz aylarında aşırı sıcakların yanı sıra bilinçsiz klima kullanımının da ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını belirterek, 'Bu yaz vatandaşlar ya sıcak çarpmasıyla ya da yanlış klima kullanımına bağlı sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabilir' dedi.</p>

<p>Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerine çıkmasıyla birlikte acil servislere sıcak çarpması ve klima kaynaklı rahatsızlıklarla başvuranların sayısında artış yaşandığını ifade eden Prof. Dr. Şevket Özkaya, özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların yüksek risk altında olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>'Sıcak çarpması dakikalar içinde hayati tehlikeye dönüşebilir'</p>

<p>Sıcak çarpmasının tıbbi bir acil durum olduğunu vurgulayan Özkaya, vücudun ısı düzenleme mekanizmasının yetersiz kalması sonucu vücut sıcaklığının 10-15 dakika içinde 41 derece ve üzerine çıkabileceğini söyledi. Özkaya, 'Kişide baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, konuşma bozukluğu, bayılma, nöbet ve kalp ritim bozuklukları görülebilir. Müdahale edilmezse ölümcül sonuçlar doğurabilir. Daha hafif evrede ise aşırı terleme, mide bulantısı, halsizlik, baş ağrısı ve soğuk-nemli cilt gibi ısı bitkinliği belirtileri ortaya çıkar' diye konuştu.</p>

<p>En büyük risk altındaki 3 grup</p>

<p>Prof. Dr. Şevket Özkaya, aşırı sıcaklardan en fazla küçük çocuklar ve yaşlıların etkilendiğini belirterek, bu grupların vücut ısılarını düzenlemekte daha fazla zorlandığını belirtti. Kronik hastalığı bulunan ve düzenli ilaç kullanan kişilerin de risk altında olduğunu ifade eden Özkaya, açık alanda çalışanlar ile serin ortamlara erişim imkanı bulunmayan vatandaşların sıcak çarpmasına karşı daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>'Klima çarpması yazın zatürreyi artırıyor'</p>

<p>Yaz aylarında yalnızca aşırı sıcakların değil, bilinçsiz klima kullanımının da önemli bir sağlık tehdidi oluşturduğunu belirten Özkaya, son yıllarda 'klima zatürresi' vakalarında belirgin artış yaşandığının altını çizdi. Kapalı alanlarda kullanılan klimaların düzenli bakımının yapılmaması halinde lejyonella bakterisinin üreyebildiğini ifade eden Özkaya, 'Klima sistemlerinden yayılan bakteriler akciğerlere ulaşarak ciddi zatürre tablosuna neden olabiliyor. Öksürük, yüksek ateş, halsizlik, eklem ağrıları, boğaz tahrişi, geçmeyen öksürük ve baş ağrısı gibi şikayetlerle hastanelere başvurular artıyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>Klima kullanırken dikkat</p>

<p>Klimaların doğrudan vücuda üfleyecek şekilde kullanılmaması gerektiğini belirten Özkaya, iç ve dış ortam sıcaklığı arasında aşırı fark oluşturulmamasını tavsiye etti. Klima kullanılacaksa ortam sıcaklığının 22 derecenin altına düşürülmemesi gerektiğini dile getiren Özkaya, cihazların düzenli bakım ve filtre temizliğinin de ihmal edilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Klima olmadan da serinlemek mümkün</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aşırı sıcaklardan korunmak için vatandaşlara çeşitli önerilerde bulunan Özkaya, gün boyunca bol su tüketilmesi, mümkünse soğuk duş alınması, boyun ve bileklere soğuk kompres uygulanması, gündüz saatlerinde perde ve panjurların kapalı tutulması, pamuklu ve nefes alabilen kıyafetlerin tercih edilmesi, vantilatörle hava sirkülasyonunun sağlanması, gereksiz ısı yayan elektrikli cihazların çalıştırılmaması ve özellikle öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalınmaması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Özkaya, yaz aylarında hem aşırı sıcaklara hem de bilinçsiz klima kullanımına karşı dikkatli olunmasının ciddi sağlık sorunlarının önüne geçeceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/bu-yaz-ya-sicak-carpacak-ya-da-klima-uzmanindan-hayati-uyarilar</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 12:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/bu-yaz-ya-sicak-carpacak-ya-da-klima-uzmanindan-hayati-uyarilar.jpg" type="image/jpeg" length="82692"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sünnet için en uygun dönem, okulların tatil olduğu yaz dönemi]]></title>
      <link>https://trabz10.net/sunnet-icin-en-uygun-donem-okullarin-tatil-oldugu-yaz-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/sunnet-icin-en-uygun-donem-okullarin-tatil-oldugu-yaz-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Levent Üstün, çocuklar için en uygun sünnet döneminin okulların tatil olduğu yaz dönemi olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Levent Üstün, çocuklar için en uygun sünnet döneminin okulların tatil olduğu yaz dönemi olduğunu söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Okulların tatile girmesi ile birlikte sünnet sayılarında artış yaşanmaya başladı. Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Ahmet Levent Üstün, sünnet için en uygun dönemin yaz ayları olduğunu belirterek, 'Yaz mevsiminde okulların tatil olması çocuklarımız için çok büyük bir avantaj oluyor. Sünnet kararında deniz ve havuz yönünden tereddütler yaşanıyor ama sünnet sonrasında denize girmek için 7-10 günlük bir süre bizim için yeterli oluyor. Havuz için ise hem kimyasallar hem de mikrobik durum söz konusu olduğu için bu süre 14 güne kadar çıkabiliyor. Sünnetin yapılması gereken bir işlem olduğunu da düşünürsek, yaz dönemi bunun için en uygun dönem. Okulların tatil olması sünnet olacak çocuklar için çok iyi oluyor. 1 hafta-10 günlük aranın ardından çocuklarımız normal aktivitelerine devam ediyorlar' dedi. </p><p>'3-6 yaş arası çocuklar fallik dönem nedeniyle sünnet edilmiyor' </p><p>Çocukların bedenini ve cinsiyetini fark etmeye başladığı 3-6 yaşları arasında psikolojik sebeplerle sünnetin tercih edilmediğini, bunun dışında kalan yaşlarda ise uygun şartlarda yapılabileceğini belirten Uzm. Dr. Üstün, 'Sünnetin yapılmasında kesin bir yaş olmamakla birlikte yapılmama yaşı var. Bu da 3-6 yaş yani fallik dönem dediğimiz dönem. Bu dönem çocukların cinsel ve psikolojik gelişim çağı. Bu dönemin dışında her yaşta yapılabilir. Fakat bizim tavsiye ettiğimiz belli yaş grupları var. Çok erken dönemde yaptırmayı çok tavsiye etmiyorum. Toplum arasında da '40'ı çıksın' denir. Bu süre içerisinde çocuğun hayata, annenin çocuğa alışması, çocuğun beslenmeye olan uyumunun oluşması gerekir. Bunları düşünmemiz gerekir. Onun için doğumdan 40 gün geçtikten sonra sünnet fallik döneme kadar yapılabilir. Bazen sünnet derisinin organ etrafını sarmasına bağlı fimozis dediğimiz durum oluyor. Giderek zamanla açılma gösterebiliyor bu sünnet derisi. Onun için ilk 2 aylık dönem geçtikten sonra sünnetin 3 yaşına kadar yapılması daha uygundur. 3-6 yaş arasındaki çocuklara ise fallik dönem nedeniyle psikolojik sebeplerle yapılmıyor' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/sunnet-icin-en-uygun-donem-okullarin-tatil-oldugu-yaz-donemi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:24:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/sunnet-icin-en-uygun-donem-okullarin-tatil-oldugu-yaz-donemi.jpg" type="image/jpeg" length="31354"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YAZ SICAKLARINDA ZEHİRLENME ALARMI!]]></title>
      <link>https://trabz10.net/uzmanlardan-artan-sicaklarla-birlikte-besin-zehirlenmesi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/uzmanlardan-artan-sicaklarla-birlikte-besin-zehirlenmesi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artan sıcak havalarda kontrolsüz gıda ve su tüketiminin riskleri artırdığını belirten uzmanlar besin zehirlenmelerinin sadece taze sebze ve meyvelerle değil, uygun şartlarda hazırlanmayan konserveler ve kaynak kontrolü yapılmamış sularla da ortaya çıkabileceğini vurgulandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Artan sıcak havalarda kontrolsüz gıda ve su tüketiminin riskleri artırdığını belirten uzmanlar besin zehirlenmelerinin sadece taze sebze ve meyvelerle değil, uygun şartlarda hazırlanmayan konserveler ve kaynak kontrolü yapılmamış sularla da ortaya çıkabileceğini vurgulandı.</p>

<p>Konuyla ilgili uyarılarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Doç. Dr. Firdevs Aksoy, besin zehirlenmesinin yalnızca tüketilen gıdaya bağlı gelişmediğine dikkat çekerek gıdaların saklandığı kaplar, pişirme sırasında kullanılan malzemeler ve bu materyallerde bulunabilecek kimyasalların da zehirlenmeye neden olabileceğini kaydetti.</p>

<p>Aksoy, uygun saklama şartlarına uyulmayan tüm gıdaların risk taşıdığına dikkat çekerek özellikle taze meyve ve sebzelerin nasıl yıkandığı, nasıl saklandığı, yeterince temizlenip temizlenmediği ve toprak bulaşı olup olmadığı gibi unsurların büyük önem taşıdığını belirtti. Az pişmiş gıdalar, bozulmuş besinler, uygun şartlarda hazırlanmamış konserveler ile son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin de besin zehirlenmesine yol açabileceğine dikkat çeken Aksoy, 'Besin zehirlenmeleri yalnızca yaz aylarında değil, her mevsimde görülebilir. Yazın havaların sıcak olması nedeniyle besin ve su tüketimi biraz daha kontrolsüz olabiliyor. Besin zehirlenmelerini daha çok taze sebze ve meyvelerle ilişkilendiriyoruz ama bazen konservelerle de ortaya çıkabiliyor. Kaynak kontrolü yapılmamış sular da aynı şekilde besin zehirlenmeleri arasında değerlendirilebilir. Besin zehirlenmeleri sadece yediğimiz gıdalarla değil, ayrıca o besinleri sakladığımız kaplar ve pişirme için kullandığımız malzemeler aracılığıyla da meydana gelebiliyor. Besinlerin saklandığı ya da pişirildiği materyallerde bulunan kimyasallar da buna neden olabiliyor. Dolayısıyla besin zehirlenmesinin oluşma şekli; yenilen gıdaya, saklanma şartlarına ve tüketilme biçimine göre değişebiliyor. Toplu zehirlenmelerde genellikle aynı gıdanın tüketilip tüketilmediğine bakıyoruz. Ancak bu durum herkesi aynı şekilde etkilemeyebiliyor. Bir gıdadan on kişi yiyebilir, sadece bir kişi besin zehirlenmesiyle karşımıza çıkabilir. Besin zehirlenmesinde özellikle hastaların şikâyetlerine ve tüketilen gıdalar arasında ortak bir besin olup olmadığına dikkat etmeye çalışıyoruz. Hastaları şikâyetlerine göre değerlendiriyoruz. Bu şikâyetlere göre hangi besinin tüketildiğini sorguluyoruz. Tüketilen besine göre mikroorganizmalar değişebiliyor. Hastaların şikâyetlerine göre mikroorganizmaları tahmin edebiliyor, tedavilerini de buna göre düzenliyoruz. O yüzden, zehirlenme diyebilmemiz için tüketilen gıdanın ne olduğu bizim için önemli. Saklama şartlarına uygun olmayan tüm gıdalar ya da taze meyve-sebzeler tüketilmişse; bunların yıkanma ve saklanma şekilleri, uygun temizlenip temizlenmedikleri, toprak bulaşı olup olmadığı gibi unsurlar önem taşıyor. Tüketilen her gıda besin zehirlenmesine neden olabilir. Saklama şartları uygun değilse olabilir, pişirilme şekli uygun değilse olabilir. Bazen az pişmiş gıdalar besin zehirlenmesine yol açabiliyor. Bazen bozulmuş gıdalar da buna neden olabiliyor. Hatta konserveler bile uygun şartlarda yapılmamışsa veya saklanmamışsa besin zehirlenmesi nedeni olabilir. Dolayısıyla yenilen her gıda; uygun saklanmamışsa, uygun pişirilmemişse, son kullanma tarihi geçmişse ya da uygun şartlarda muhafaza edilmemişse besin zehirlenmesi olarak karşımıza çıkabilir. Özellikle sıcak havalarda görülen besin zehirlenmelerinin yanı sıra su ile olan bulaşmalar da önemlidir. Örneğin denize girme ya da deniz ürünlerini tüketme de etkili olabilir' dedi.</p>

<p>'İki ya da daha fazla bitkisel gıdanın aynı anda tüketilmemesini öneriyoruz'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğadan toplanan otların tüketilmesi risk oluşturabileceğini kaydeden Aksoy, 'Bilmediğimiz ya da bilsek bile özellikle bitkisel olan birçok madde karaciğer ve böbrek üzerinde zararlı olabiliyor. Bunları fazla tüketmek her türlü zarara neden olabilir. Özellikle iki ya da daha fazla bitkisel gıdanın aynı anda tüketilmemesini öneriyoruz. Çünkü karaciğere ve böbreğe zarar verebilir. Faydalı olacağını düşündüğümüz şeyleri fazla tükettiğimizde zararını daha fazla görebiliyoruz. Özellikle mantar zehirlenmeleri açısından da her mantarın faydalı ve tüketilebilir olduğuna dair bir bilgi yok. Bu nedenle zehirli mantarların tüketilmesi ölümcül sonuçlara yol açabilir. Besin zehirlenmelerinde, özellikle hastalarda ishal gelişmişse ya da çok şiddetli bulantı ve kusma varsa; hasta yaşlıysa, çocuksa ya da altta yatan bir hastalığı bulunuyorsa, aşırı sıvı kaybına bağlı olarak böbrek ve karaciğer yetmezliğine neden olabilir. Bu yüzden tüketilen her gıdada 'azı karar, çoğu zarar' diye düşünmek gerekir' diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://trabz10.net/uzmanlardan-artan-sicaklarla-birlikte-besin-zehirlenmesi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 09:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/uzmanlardan-artan-sicaklarla-birlikte-besin-zehirlenmesi-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="91616"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz aylarında ishal ve kusma vakalarına dikkat]]></title>
      <link>https://trabz10.net/yaz-aylarinda-ishal-ve-kusma-vakalarina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/yaz-aylarinda-ishal-ve-kusma-vakalarina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklıklar, deniz ve havuz kullanımı ile uygun şartlarda muhafaza edilmeyen gıdalar, ishal ve kusma vakalarında önemli artışa neden oluyor. Diyetisyen Gizem Güneş, bu süreçte doğru beslenmenin ve yeterli sıvı tüketiminin iyileşme açısından büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar, deniz ve havuz kullanımı ile uygun şartlarda muhafaza edilmeyen gıdalar, ishal ve kusma vakalarında önemli artışa neden oluyor. Diyetisyen Gizem Güneş, bu süreçte doğru beslenmenin ve yeterli sıvı tüketiminin iyileşme açısından büyük önem taşıdığını söyledi. </p><p>Güneş, ishal ve kusma yaşayan birçok kişinin yemek yemeyi tamamen bıraktığını belirterek, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını ifade etti. Mide bulantısı ve kusmanın iştahı azaltmasına rağmen vücudun vitamin ve mineral ihtiyacının arttığını vurgulayan Güneş, 'Bu dönemde mutlaka ayran ve bol su tüketilmeli, çorba gibi hafif öğünlerle beslenmeye devam edilmelidir' dedi. </p><p>Sıvı kaybının en önemli risklerden biri olduğuna dikkat çeken Güneş, su tüketiminin artırılması gerektiğini belirterek, 'Suyun içerisine az miktarda kaya tuzu eklenerek mineral desteği sağlanabilir. Bu sayede vücudun sıvı ve mineral dengesi korunmasına katkı sunulabilir.' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>İshalin kontrol altına alınmasına yardımcı olabilecek besinlere de değinen Güneş, haşlanmış pirinç ve haşlanmış patates gibi gıdaların tercih edilmesini önerdi. Yüksek ateş, mide bulantısı, halsizlik, ağız kuruluğu gibi belirtilerin uzun süre devam etmesi halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Güneş, enfeksiyona bağlı vakalarda ise gerekli görülmesi halinde hekimin antibiyotik tedavisi uygulayacağını sözlerine ekledi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Zonguldak</category>
      <guid>https://trabz10.net/yaz-aylarinda-ishal-ve-kusma-vakalarina-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 14:16:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/yaz-aylarinda-ishal-ve-kusma-vakalarina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="57145"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ünlü estetikçiden burun estetiği uyarısı: 'En ideal yaş 18 ve üzeridir']]></title>
      <link>https://trabz10.net/unlu-estetikciden-burun-estetigi-uyarisi-en-ideal-yas-18-ve-uzeridir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/unlu-estetikciden-burun-estetigi-uyarisi-en-ideal-yas-18-ve-uzeridir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de en sık yapılan estetik operasyonlardan biri olan burun estetiğine ilişkin uyarılarda bulunan Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, burun estetiğinin tıbbi gereklilik halinde ve ideal olarak 18 yaşından sonra yapılması gerektiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de en sık yapılan estetik operasyonlardan biri olan burun estetiğine ilişkin uyarılarda bulunan Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, burun estetiğinin tıbbi gereklilik halinde ve ideal olarak 18 yaşından sonra yapılması gerektiğini söyledi. </p><p>Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, burun estetiği ameliyatlarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de en sık uygulanan estetik operasyonlardan birinin burun estetiği olduğunu belirten Akbaş, ameliyat kararının yalnızca estetik kaygılarla değil, tıbbi gereklilikler doğrultusunda verilmesi gerektiğini vurguladı. Burun estetiğinin doğuştan gelen genetik özellikler ya da çocukluk döneminde yaşanan travmalar sonucu oluşan şekil bozukluklarının giderilmesi amacıyla yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Akbaş, kemerli burun, büyük burun, düşük burun ucu veya geniş burun tabanı gibi farklı deformitelerin kişinin yüz estetiğini ve psikolojisini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. </p><p>'Daha güzel olmak istiyorum, düşüncesiyle ameliyat olunmamalı' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özellikle 18 yaşını doldurmuş gençlerde, burundaki şekil bozukluğunun kişinin psikolojisini ve sosyal yaşamını olumsuz etkilemesi durumunda burun estetiğinin yüz ile uyumu sağlayan önemli bir tedavi seçeneği olduğunu dile getiren Akbaş, 'Eğer 18 yaşına gelmiş genç bir kız ya da erkekte burundaki şekil bozukluğu kişinin psikolojisini, sosyal hayatını ve yaşam kalitesini olumsuz etkiliyorsa, yapılması gereken şey burundaki bu şekil bozukluğunu düzelterek burnun yüzle uyumunu sağlamaktır. Ancak günümüzde sosyal medyanın da etkisiyle ne yazık ki çok erken yaşlarda çocuklar burun estetiği ameliyatı için başvurmaktadır. 14, 15, 16 ya da 17 yaşındaki bireylerde bu ameliyatın yapılması genellikle doğru değildir. Mümkünse fiziksel gelişim tamamlandıktan, bunun yanında ruhsal gelişim de olgunlaştıktan sonra, yani 18 yaş ve üzerinde burun estetiğinin yapılması daha uygundur. Burada en önemli şart, burunda gerçekten bir şekil bozukluğunun bulunmasıdır. Yani estetik burun ameliyatının yapılmasını gerektiren bir endikasyon olmalıdır. Aksi takdirde bunu uygun bulmuyorum. Aslında burnu güzel olan ve yüzüyle uyumlu olan bir kişinin sadece 'daha güzel olmak istiyorum, daha alımlı görünmek istiyorum, daha dikkat çekici olmak istiyorum' düşüncesiyle bu ameliyatı yaptırmasını doğru bir tercih değildir' dedi. </p><p>Hayati Akbaş şunları söyledi: </p><p>'Sonuçta bu bir cerrahi işlemdir. Uygun zamanda ve doğru endikasyonla yapıldığında insanların hem psikolojilerini hem de günlük yaşamlarını olumlu yönde etkileyebilir. Ancak gereksiz yapılan estetik ameliyatlar, diğer tüm ameliyatlarda olduğu gibi kişi için hem bir yük hem de bir stres kaynağıdır. Ayrıca her cerrahi girişim belirli riskler taşır. Bu nedenle özellikle şu uyarıyı yapmak isterim: Endikasyon olmadığı sürece ameliyata gerek yoktur. Ancak endikasyon varsa, bu durum bir tedavi yaklaşımı olarak değerlendirilebilir ve burun estetiği yapılabilir. Mümkün olduğunca 18 yaşından önce burun estetiği yapılmamasında fayda vardır. Çok özel durumlarda ise bu yaş sınırı 17'ye çekilebilir. Eğer gerçekten burundaki şekil bozukluğu kişinin psikolojisini, okul hayatını ve sosyal yaşamını ciddi şekilde olumsuz etkiliyorsa, istisnai olarak daha erken yaşta ameliyat düşünülebilir. Ancak genel olarak en ideal yaş, 18 ve üzeridir.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/unlu-estetikciden-burun-estetigi-uyarisi-en-ideal-yas-18-ve-uzeridir</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 11:39:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/unlu-estetikciden-burun-estetigi-uyarisi-en-ideal-yas-18-ve-uzeridir.jpg" type="image/jpeg" length="68045"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üroloji uzmanından 'havuz sistiti' uyarısı!]]></title>
      <link>https://trabz10.net/uroloji-uzmanindan-havuz-sistiti-uyarisi-havuz-keyfiniz-kabusa-donmesin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/uroloji-uzmanindan-havuz-sistiti-uyarisi-havuz-keyfiniz-kabusa-donmesin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Gürkan Özkan, yaz aylarında hijyen kurallarına dikkat edilmeyen havuzların idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabileceğini belirterek, 'Havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo mümkün olan en kısa sürede değiştirilmelidir. Havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra duş almak, kişisel hijyen kurallarına dikkat etmek, ortak havlu ve kişisel eşyaları kullanmamak, gün içerisinde yeterli miktarda su tüketmek ve idrarı uzun süre tutmamak enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Gürkan Özkan, yaz aylarında hijyen kurallarına dikkat edilmeyen havuzların idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabileceğini belirterek, 'Havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo mümkün olan en kısa sürede değiştirilmelidir. Havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra duş almak, kişisel hijyen kurallarına dikkat etmek, ortak havlu ve kişisel eşyaları kullanmamak, gün içerisinde yeterli miktarda su tüketmek ve idrarı uzun süre tutmamak enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır' dedi.</p>

<p>Yaz aylarında serinlemek için tercih edilen yüzme havuzlarının gerekli hijyen şartları sağlanmadığında bazı sağlık sorunlarına zemin hazırlayabildiğini belirten Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Gürkan Özkan, halk arasında 'havuz sistiti' olarak bilinen idrar yolu enfeksiyonu hakkında önemli bilgiler verdi.</p>

<p>'İdrar yaparken yanma en sık görülen belirti'</p>

<p>Havuz sistitinin, mesanenin iltihaplanması sonucu ortaya çıkan ve özellikle kadınlarda daha sık görülen bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Özkan, 'Tek başına havuz suyu enfeksiyona neden olmasa da yeterince dezenfekte edilmeyen havuzlar, uzun süre ıslak mayo ile kalınması ve kişisel hijyen eksikliği enfeksiyon riskini artırabilir. En yaygın belirti idrar yaparken yanma ve sızı hissidir. Bunun yanında sık idrara çıkma, her seferinde az miktarda idrar yapma, ani idrar ihtiyacı, kasık ve alt karın bölgesinde ağrı, bulanık veya kötü kokulu idrar ile bazı hastalarda idrarda kan görülmesi de karşılaşılan belirtiler arasındadır' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Enfeksiyonun ilerlemesi halinde ateş, titreme, mide bulantısı, halsizlik ve bel ağrısı gibi şikayetlerin ortaya çıkabileceğini belirten Özkan, bu belirtilerin enfeksiyonun böbreklere yayılmış olabileceğinin göstergesi olabileceğini, bu durumda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>'Kadınlar ve çocuklar daha yüksek risk altında'</p>

<p>Kadınlar, çocuklar, hamileler, menopoz dönemindeki bireyler, diyabet hastaları, bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler ile sık idrar yolu enfeksiyonu geçirenlerin havuz sistiti açısından daha yüksek risk taşıdığına dikkat çeken Özkan, idrar yollarında taş veya tıkanıklık bulunmasının ve erkeklerde prostat hastalıklarının da enfeksiyon riskini artırdığını ifade etti. Havuz sistitinin tanısının hekim muayenesiyle birlikte yapılan idrar tahlili ve gerektiğinde idrar kültürüyle konulduğunu belirten Dr. Özkan, bakteriyel enfeksiyonlarda uygun antibiyotik tedavisinin uygulandığını, bol su tüketiminin ise iyileşme sürecine katkı sağladığını belirterek, antibiyotiklerin mutlaka hekim önerisiyle kullanılması ve tedavinin yarıda bırakılmaması tavsiyesinde bulundu.</p>

<p>'Islak mayoyla uzun süre kalmayın'</p>

<p>Havuz sistitinden korunmak için temizliği ve klor dengesi düzenli kontrol edilen havuzların tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Özkan, 'Havuzdan çıktıktan sonra ıslak mayo mümkün olan en kısa sürede değiştirilmelidir. Havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra duş almak, kişisel hijyen kurallarına dikkat etmek, ortak havlu ve kişisel eşyaları kullanmamak, gün içerisinde yeterli miktarda su tüketmek ve idrarı uzun süre tutmamak enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır. Ayrıca yüzme sonrasında idrar yapmak, idrar yoluna ulaşabilecek mikroorganizmaların vücuttan uzaklaştırılmasına katkı sağlayabilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Basit önlemlerle büyük ölçüde önlenebilen havuz sistitinin belirtilerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Özkan, erken tanı ve doğru tedavi sayesinde enfeksiyonun kısa sürede kontrol altına alınabileceğini ve böbreklere yayılması gibi ciddi komplikasyonların önüne geçilebileceğini sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/uroloji-uzmanindan-havuz-sistiti-uyarisi-havuz-keyfiniz-kabusa-donmesin</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/uroloji-uzmanindan-havuz-sistiti-uyarisi-havuz-keyfiniz-kabusa-donmesin.jpg" type="image/jpeg" length="24768"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beyin tümörü ameliyatı sonrası çöken alnı, 3 boyutlu implantla düzeltildi]]></title>
      <link>https://trabz10.net/beyin-tumoru-ameliyati-sonrasi-coken-alni-3-boyutlu-implantla-duzeltildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/beyin-tumoru-ameliyati-sonrasi-coken-alni-3-boyutlu-implantla-duzeltildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon'da öğretmen Özlem Akıntürk'ün, beyin tümörü ameliyatı sırasında alın kemiğinin çıkarılması nedeniyle oluşan çöküklük, kendisine özel tasarlanıp üretilen 3 boyutlu implantla giderildi. Tomografi ve 3 boyutlu modelleme teknolojisiyle hazırlanan implant, başarılı operasyonla yerine yerleştirilirken, Akıntürk yeniden doğal alın görünümüne kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon'da öğretmen Özlem Akıntürk'ün, beyin tümörü ameliyatı sırasında alın kemiğinin çıkarılması nedeniyle oluşan çöküklük, kendisine özel tasarlanıp üretilen 3 boyutlu implantla giderildi. Tomografi ve 3 boyutlu modelleme teknolojisiyle hazırlanan implant, başarılı operasyonla yerine yerleştirilirken, Akıntürk yeniden doğal alın görünümüne kavuştu. </p><p>Trabzon'da yaşayan öğretmen Özlem Akıntürk, yaklaşık 1,5 yıl önce şiddetli baş ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurdu. Yapılan manyetik rezonans (MR) görüntülemesinde beyninde tümör tespit edilen Akıntürk, Ankara'da geçirdiği beyin tümörü ameliyatıyla sağlığına kavuştu. Ancak operasyon sırasında alın bölgesindeki kemiğin çıkarılması nedeniyle yüzünde belirgin bir çöküntü oluştu. Ameliyatın ardından aynaya baktığında ve fotoğraflarında alın bölgesindeki deformasyonu gören Akıntürk, yaşadığı estetik kaygıyı gidermek için çözüm arayışına başladı. İnternet üzerinden yaptığı araştırmalar sonucu Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Uraloğlu'na başvurdu. </p><p>Prof. Dr. Muhammet Uraloğlu ve ekibi tarafından yapılan ayrıntılı değerlendirmelerde, alın bölgesindeki kemik kaybı tomografi görüntüleri ve üç boyutlu modelleme teknolojisiyle analiz edildi. Hastadaki eksik doku ve kemik yapısı dijital ortamda yeniden oluşturularak Özlem Akıntürk'e özel implant tasarlandı. KTÜ bünyesinde faaliyet gösteren Medikal Cihaz Tasarım ve Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde kısa sürede üretilen kişiye özel implant, planlanan cerrahi operasyonla başarıyla hastaya uygulandı. Başarılı operasyonun ardından alın bölgesindeki deformasyon büyük ölçüde giderilirken, Akıntürk hem doğal görünümüne kavuştu hem de ameliyat sonrası yaşadığı estetik kaygılardan kurtuldu. </p><p>'Birebir ölçülerle implantlar yapıyoruz' </p><p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Muhammet Uraloğlu, hastanın beyin tümörü ameliyatı sonrası alın bölgesinde oluşan deformasyon nedeniyle kendilerine başvurduğunu belirterek, 'Hastamız ameliyat sonrası alın bölgesindeki bir deformite ile geldi. Alın bölgesinde çukurluk ve şekil bozukluğu vardı. Hastamız bize başvurunca bir değerlendirme yaptık. Aynı diş implantı gibi 3 boyutlu yazıcılarla birebir ölçülerle implantlar yapıyoruz. Hastanın ihtiyacı ve boşluğu neredeyse orayı tamamlayacak şekilde implant uygulaması yapıyoruz' dedi. </p><p>'Bu yöntemi yaklaşık 2 senedir uyguluyoruz' </p><p>Hastaya özel üretim gerçekleştirdiklerini ifade eden Prof. Dr. Uraloğlu, 'Hastamızın kafatasından bir model çıkartıyoruz. Ortaya çıkan modelde hastamızın daha önceki ameliyatından kalan sekelleri var. Alın bölgesindeki kemik parçası kaldırılınca bir kayıp olmuş. Alın bölgesindeki kayıptan dolayı çukur ve şekil bozukluğu olmuştu. Boşluğu tamamlayacak uygulama yaptık. Birebir ölçüde implant uygulamasıyla hastamızın şikayetini tamamen ortadan kaldırdık' diye konuştu. </p><p>Ameliyatın uzun sürmediğini kaydeden Prof. Dr. Uraloğlu, 'Bu uzun bir ameliyat değil. Daha önceki ameliyattan dolayı yara izleri vardı. Önceki ameliyat izlerinden girerek boşluğu ortadan kaldırdık. Çok hassas bir üretim yapıldı. Alnın yanlarındaki minik bir implantı yapmak diş protezinden daha zor. Orijinal bir kafatası şekline getirdik' şeklinde konuştu. </p><p>Yaklaşık iki yıldır bu yöntemi uyguladıklarını belirten Prof. Dr. Uraloğlu, 'Bu yöntemi yaklaşık 2 senedir uyguluyoruz. Üniversitemiz bünyesindeki METAM'da böyle bir merkez açılınca üretime geçtik. Ankara'nın doğusunda bu yöntemi kullanan yok' dedi. </p><p>'Eski fotoğraflarım bu ameliyatı olmam gerektiğini söylüyordu' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Öğretmen Özlem Akıntürk (34) ise, yaklaşık 1,5 yıl önce geçirdiği beyin tümörü ameliyatının ardından alnında oluşan çöküklük nedeniyle zorlu bir süreç yaşadığını belirterek, KTÜ Farabi Hastanesi'nde uygulanan kişiye özel implant sayesinde yeniden doğal görünümüne kavuştuğunu söyledi. Akıntürk, 'Baş ağrısı sebebiyle nöroloji doktoruna gittim. MR çekildim ve beynimde tümör olduğunu öğrendim. Kısa süre sonra Ankara'ya giderek beyin tümörü ameliyatı oldum. Bu ameliyattan sonra alnımda bir çöküklük kaldı. 1 yıl geçtikten sonra Muhammet Hoca'ya başvurdum. Bu tarz çöküklüklerde nasıl bir işlem uygulandığını araştırdım. Böyle bir yöntemin yapıldığı öğrendim ama Trabzon'da yapılıp yapılmadığını bilmiyordum. Muhammet Hoca'nın yanına geldiğimde yapıldığını öğrenince sevindim. Ameliyatı olmaya karar verdim ama endişelerim vardı. Beyin ameliyatından sonra çok zor günler geçirdim. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadım. Beyin ameliyatıma göre çok daha kolay geçti. Muhammet Hoca bu ameliyatın beyin ameliyatı kadar riskli olmayacağını söylemişti. Güzel olacağını tahmin ediyordum. Gerçekten düşündüğüm gibi oldu. İyileşme süreci çok hızlı gelişti. Bir hafta içerisinde ödemler inmişti. 3-4 gün içerisinde ağrılar gitti ve iyileşme sürecine girdim. Eski fotoğraflarım bu ameliyatı olmam gerektiğini söylüyordu. Sürekli eski fotoğraflarıma bakarak ameliyat olmaya karar verdim. O çöküklük hiç hoşuma gitmemişti. Çok memnunum' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://trabz10.net/beyin-tumoru-ameliyati-sonrasi-coken-alni-3-boyutlu-implantla-duzeltildi</guid>
      <pubDate>Sat, 04 Jul 2026 09:20:57 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/beyin-tumoru-ameliyati-sonrasi-coken-alni-3-boyutlu-implantla-duzeltildi.jpg" type="image/jpeg" length="93801"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun'da sıcaktan bayılan kadının yardımına vatandaşlar ve polisler koştu]]></title>
      <link>https://trabz10.net/samsunda-sicaktan-bayilan-kadinin-yardimina-vatandaslar-ve-polisler-kostu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/samsunda-sicaktan-bayilan-kadinin-yardimina-vatandaslar-ve-polisler-kostu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMSUN (İHA) - Samsun'da yürüdüğü sırada sıcaktan etkilenerek fenalaşıp yere düşen kadın, vatandaşlar ile görevli kadın polislerin yardımıyla güvenli alana taşındı. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan kadın, ambulansla hastaneye kaldırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) - Samsun'da yürüdüğü sırada sıcaktan etkilenerek fenalaşıp yere düşen kadın, vatandaşlar ile görevli kadın polislerin yardımıyla güvenli alana taşındı. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan kadın, ambulansla hastaneye kaldırıldı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Olay, İlkadım ilçesi Cumhuriyet Meydanı'nda meydana geldi. Meydanda yürüyen bir kadın, aşırı sıcak havanın etkisiyle bir anda fenalaşarak baygınlık geçirdi. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar ile bölgede görev yapan kadın polis memurları hemen kadının yardımına koştu. Kadını kollarına girerek güneşten uzak, gölge bir alana taşıyan ekipler ve vatandaşlar, sağlık ekiplerinin gelmesine kadar kadını yalnız bırakmadı. </p><p>İhbar üzerine olay yerine sevk edilen 112 Acil Sağlık ekipleri, ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Sıcaktan etkilendiği değerlendirilen kadın, ambulansla Gazi Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/samsunda-sicaktan-bayilan-kadinin-yardimina-vatandaslar-ve-polisler-kostu</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 17:52:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/samsunda-sicaktan-bayilan-kadinin-yardimina-vatandaslar-ve-polisler-kostu.jpg" type="image/jpeg" length="13934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşları 70'i aştı ama testleri zorlanmadan geçtiler]]></title>
      <link>https://trabz10.net/yaslari-70i-asti-ama-testleri-zorlanmadan-gectiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/yaslari-70i-asti-ama-testleri-zorlanmadan-gectiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu'da 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası kapsamında kurulan stantta, vatandaşların fiziksel yaşları ölçüldü. Uzmanlar eşliğinde denge ve kas gücü testlerine katılan 70 ve 80'li yaşlardaki vatandaşların sergilediği performans dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bolu'da 'Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa' kampanyası kapsamında kurulan stantta, vatandaşların fiziksel yaşları ölçüldü. Uzmanlar eşliğinde denge ve kas gücü testlerine katılan 70 ve 80'li yaşlardaki vatandaşların sergilediği performans dikkat çekti. </p><p>Bolu'da sağlıklı yaşam ve hareketliliğe dikkat çekmek amacıyla pazar alanında özel bir stant kuruldu. Sağlık Bakanlığı'nın yürüttüğü kampanya çerçevesinde vatandaşlar, uzmanlar eşliğinde çeşitli fiziksel testlerden geçirildi. Özellikle yaşlıların oturup kalkarak ve tek ayak üstünde dengede durarak kas gücü testlerini tamamlamaya çalıştığı anlar, çevredeki vatandaşlar tarafından ilgiyle izlendi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Ben hiç durmam' </p><p>Yapılan testlerde yorulmadığını ifade eden 82 yaşındaki Şeref Güler, 'Yormadı, iyi oldu. Bahçe işi yapıyorum, ben hiç durmam. Sabah 06.00'da kalkıyorum ve çalışıyorum' dedi. </p><p>Pazarda yumurta satışı yapan 70 yaşındaki Sadettin Eraslan, 'Çok sağlıklı çıktım. Yaşım 70 ama 'İyi' dediler, 'Çok iyisin sen' dediler' diye konuştu. </p><p>'15 yaş üzeri herkes standımıza davetli' </p><p>Bolu Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Filiz Bolu, kampanyanın temel amacının sağlıklı yaşama dair farkındalık oluşturmak olduğunu vurguladı. Hareketin sağlık üzerindeki etkilerini göstermeyi hedeflediklerini aktaran Bolu, 'Kas gücü ve kemik kitlesiyle ilgili kişilerin durumlarını tespit ederek, sorun yaşayan vatandaşlarımızı ilgili yerlere yönlendiriyoruz. Sağlık durumlarıyla ilgili bu tespiti yapmak için 15 yaş üzerindeki herkesi standımıza davet ediyoruz' değerlendirmesinde bulundu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Bolu</category>
      <guid>https://trabz10.net/yaslari-70i-asti-ama-testleri-zorlanmadan-gectiler</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 14:22:02 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/yaslari-70i-asti-ama-testleri-zorlanmadan-gectiler.jpg" type="image/jpeg" length="93790"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yenidoğan bebeğin bezine bakarak sağlıklı olduğunu anlamak mümkün]]></title>
      <link>https://trabz10.net/yenidogan-bebegin-bezine-bakarak-saglikli-oldugunu-anlamak-mumkun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/yenidogan-bebegin-bezine-bakarak-saglikli-oldugunu-anlamak-mumkun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMSUN (İHA) - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Yiğit, yenidoğan bebeklerin sağlıklı olup olmadığının, iyi beslenip beslenmediğinin bebeğin günde kaç kez idrar yaptığının kontrol edilmesiyle anlaşılabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Yiğit, yenidoğan bebeklerin sağlıklı olup olmadığının, iyi beslenip beslenmediğinin bebeğin günde kaç kez idrar yaptığının kontrol edilmesiyle anlaşılabileceğini söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yenidoğan bebeklerde beslenme, özellikle ilk annelikte birçok soruyu beraberinde getiriyor. Çiçeği burnunda anneler, bebeklerini sağlıklı bir şekilde büyütmek ve sağlıklarını korumak için çaba sarf ederken, uzmanlar ise bebeklerin sağlığını anlamanın iki kritik yoluna dikkat çekti. Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Uzm. Dr. Elif Yiğit, bebeğin bezine ve kilosuna bakarak bu durumun farkına varılabileceğini ifade etti. </p><p>'Sağlıklı bir bebek günde en az 5-6 kez çiş yapmalı' </p><p>Sadece anne sütü ile beslenen yenidoğan bebeklerin günde en az 5-6 kez çiş yapması gerektiğini dile getiren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Yiğit, 'Sıcak yaz aylarındayız. Bu dönemde doğumlar da gerçekleşiyor. Öncelikle bebeğimizin çok güzel beslenmesi lazım ki sarılık ya da farklı hastalıklarla karşı karşıya kalmayalım. Yenidoğan bebeğimizi beslerken dikkat edilmesi gereken hususlar var. En çok sorulan sorulardan biri de 'Yaz ayları geldi, bebeğe su vermeli miyiz' şeklinde oluyor. Bebek doğduktan sonra ilk görevimiz onu bol bol emzirmek. Yenidoğan bebek doğdu ve patron artık o. Bebek ne kadar isterse o kadar emzirmemiz gerekiyor. Saat başı mı emmek istedi? Saat başı. Daha fazla emmek istiyorsa daha fazla. Ama hiç uyanmayan bir bebeği iki saatte bir mutlaka emzirmek durumundayız. Bunun haricinde bir bebeğe anne sütünün yeterli gelip gelmediğini gösteren iki parametre var. Bu iki parametre nedir? Birincisi, bebek yeterince çiş yapıyor mu? Bir bebek günde 5-6 kez çiş yapmalı. Kaka değil, çişli bez alıyorsanız bu, bebeğin yeteri kadar anne sütü aldığını gösterir' dedi. </p><p>'Bebeklere 6 aya kadar su verilmez, su verilirse kalori açığı oluşur ve bebek yeterince kilo alamaz' </p><p>En çok sorulan sorulardan birinin bebeklere su verilip verilmemesi olduğuna da dikkat çeken Uzm. Dr. Yiğit, 'Bebeğin sağlıklı olduğunu gösteren ikinci parametre ise yeterli miktarda kilo alması. Bir bebek ilk aylarda günde 20-30 gram kadar kilo almalıdır. Bu kilo almayı sağlıyorsak anne sütümüz yeterli demektir. Anne sütü yeterli olan bir bebeğe 6 aya kadar su kesinlikle vermiyoruz. Yaz ayı da olsa anne sütü alan bebekte su kullanımına gerek yok. Su verilirse bazı sorunlar olabiliyor. Çünkü anne sütü alan bir bebeğin zaten midesi küçücük. Eğer bu küçük mideye su verirsek, suyla mide doluyor ve anne sütüne yer kalmıyor. Bu nedenle bebekte kalori açığı oluşuyor. Kalori açığı oluşunca da bu ileride sarılığa ve kilo alamamaya sebep oluyor' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/yenidogan-bebegin-bezine-bakarak-saglikli-oldugunu-anlamak-mumkun</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:36:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/yenidogan-bebegin-bezine-bakarak-saglikli-oldugunu-anlamak-mumkun.jpg" type="image/jpeg" length="88231"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukluk çağı aşıları için dijital takip kartı geliştirildi]]></title>
      <link>https://trabz10.net/cocukluk-cagi-asilari-icin-dijital-takip-karti-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/cocukluk-cagi-asilari-icin-dijital-takip-karti-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum Hitit Üniversitesinde, görme engelli annelerin çocuklarının aşı takibini daha kolay ve bağımsız yapabilmesi amacıyla sesli uyarı ve Braille alfabesi desteğine sahip 'Dijital Çocukluk Çağı Aşı Kartı' geliştirildi. Proje, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescillendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çorum Hitit Üniversitesinde, görme engelli annelerin çocuklarının aşı takibini daha kolay ve bağımsız yapabilmesi amacıyla sesli uyarı ve Braille alfabesi desteğine sahip 'Dijital Çocukluk Çağı Aşı Kartı' geliştirildi. Proje, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından faydalı model olarak tescillendi. </p><p>Hitit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülay Yılmazel, İskilip Meslek Yüksekokulu Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Çalmaz, Sağlık Bilimleri Fakültesi Arş. Gör. Dr. Emre Keleş ve Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Reşit Haboğlu tarafından yürütülen proje, çocukluk çağı aşılarının düzenli şekilde takip edilmesini amaçlıyor. Geliştirilen akıllı dijital kart, özellikle görme engelli annelerin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor. </p><p>Proje hakkında bilgi veren Prof. Dr. Gülay Yılmazel, cihazın kolay taşınabilir ve pratik bir yapıda tasarlandığını söyledi. Dijital kartın arka bölümünde T.C. Sağlık Bakanlığının çocukluk çağı aşı takviminin Braille alfabesiyle yer aldığını belirten Yılmazel, 'Kullanıcılar cihaz üzerindeki butona bastıklarında yaklaşan aşı tarihine kalan süreyi sesli olarak anında öğrenebiliyor' dedi. Cihazın sıradan bir hatırlatma sisteminin ötesinde olduğunu ifade eden Yılmazel, Bluetooth teknolojisi sayesinde kartın aile sağlığı personeli tarafından güncellenebildiğini aktardı. </p><p>Yılmazel, 'Çocuğun aşı takvimi dijital ortamda güvenli şekilde kayıt altına alınabiliyor. Aşı tarihine yaklaşıldığında cihaz, aşı uygulanıncaya kadar 24 saatte bir sesli uyarı vererek unutulmaların önüne geçmeyi hedefliyor' diye konuştu. Cihazın çocuğun gelişim sürecine uygun şekilde hazırlandığını belirten Yılmazel, 'Çocuk 48 aylık oluncaya kadar sistem aktif olarak çalışıyor. Kayıtlı aşı bilgilerinin silinmesine veya değiştirilmesine izin vermeyen sistem, ebeveynler ve sağlık çalışanları için güvenilir bir takip mekanizması sunuyor' ifadelerini kullandı. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Dijital kartın E-Nabız ve Sağlık Bakanlığının mevcut dijital sağlık altyapılarıyla uyumlu çalışabilecek şekilde tasarlandığını vurgulayan Yılmazel, sistemin farklı şehirlerde ya da farklı sağlık kuruluşlarında da aşı takibinin kesintisiz sürdürülmesine katkı sağlayabileceğini belirtti. Yılmazel, 'Görme engelli annelerin çocuklarının aşı süreçlerini tamamen bağımsız bir şekilde takip edebilmesine katkı sağlamayı amaçlayan bu dijital kartın, sağlıkta erişilebilirlik uygulamalarına ve koruyucu sağlık hizmetlerine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Çorum</category>
      <guid>https://trabz10.net/cocukluk-cagi-asilari-icin-dijital-takip-karti-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:41:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/cocukluk-cagi-asilari-icin-dijital-takip-karti-gelistirildi.jpg" type="image/jpeg" length="62483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sitikolin, nörolojik iyileşme sürecinde destekleyici rol oynuyor]]></title>
      <link>https://trabz10.net/sitikolin-norolojik-iyilesme-surecinde-destekleyici-rol-oynuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/sitikolin-norolojik-iyilesme-surecinde-destekleyici-rol-oynuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnme, unutkanlık ve travmatik beyin yaralanmaları sonrası destekleyici tedavi seçenekleri arasında yer alan sitikolinin, sinir hücrelerinin onarım sürecine katkı sağlayarak nörolojik iyileşmeyi destekleyebileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Nuri Yüzgül, 'Sitikolin, sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan bir moleküldür. Nörolojide özellikle beyin hasarı sonrası iyileşme süreçlerini desteklemek, bilişsel fonksiyonları korumak ve sinir hücrelerinin yeniden yapılanmasına katkı sağlamak amacıyla kullanılmaktadır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İnme, unutkanlık ve travmatik beyin yaralanmaları sonrası destekleyici tedavi seçenekleri arasında yer alan sitikolinin, sinir hücrelerinin onarım sürecine katkı sağlayarak nörolojik iyileşmeyi destekleyebileceğini belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Nuri Yüzgül, 'Sitikolin, sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan bir moleküldür. Nörolojide özellikle beyin hasarı sonrası iyileşme süreçlerini desteklemek, bilişsel fonksiyonları korumak ve sinir hücrelerinin yeniden yapılanmasına katkı sağlamak amacıyla kullanılmaktadır' dedi. </p><p>Beyin sağlığını korumak ve nörolojik hastalıklarda iyileşme sürecini desteklemek amacıyla kullanılan sitikolin tedavisi, özellikle inme, unutkanlık ve travmatik beyin yaralanmaları sonrası gündeme geliyor. Sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan bu molekülün, beyin hücrelerinin onarım mekanizmalarına katkı sağlayabildiği belirtiliyor. Medical Park Tokat Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuri Yüzgül, sitikolin tedavisinin kullanım alanları ve hastalara sağlayabileceği katkılar hakkında bilgi verdi. </p><p>'Beyin hücrelerinin toparlanmasını destekliyor' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sitikolinin beynin doğal yapısında bulunan önemli bir molekül olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yüzgül, 'Sitikolin, sinir hücrelerinin sağlıklı çalışmasında önemli rol oynayan bir moleküldür. Nörolojide özellikle beyin hasarı sonrası iyileşme süreçlerini desteklemek, bilişsel fonksiyonları korumak ve sinir hücrelerinin yeniden yapılanmasına katkı sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. İnme, unutkanlık, travmatik beyin yaralanmaları ve bazı nörodejeneratif hastalıklarda destekleyici tedavi seçeneklerinden biridir' şeklinde konuştu. </p><p>'İnme sonrası iyileşme sürecinde öne çıkıyor' </p><p>Sitikolinin günlük pratikte en sık inme geçiren hastalarda kullanıldığını ifade eden Uzm. Dr. Yüzgül, 'İnme sonrasında beyinde oluşan hasarın ardından sinir hücrelerinin toparlanma sürecine destek olabileceği düşünülmektedir. Özellikle rehabilitasyon dönemiyle birlikte uygulandığında hastaların fonksiyonel iyileşmesine katkı sağlayabilir' diye konuştu. </p><p>Beyin damar tıkanıklığı ya da beyin kanaması sonrasında temel hedefin hastanın mümkün olan en yüksek fonksiyonel seviyeye ulaşması olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Yüzgül, 'Sitikolin bu süreçte beyin hücrelerinin zar bütünlüğünün korunmasına ve hücresel onarım mekanizmalarının desteklenmesine yardımcı olabilir. Hastanın hareket, konuşma, dikkat ve günlük yaşam aktivitelerine dönüş sürecinde destekleyici bir rol üstlenebilir. Ancak tek başına yeterli değildir; fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarıyla birlikte değerlendirilmelidir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Unutkanlık ve dikkat sorunlarında destekleyici olabilir' </p><p>Unutkanlığın her zaman demans anlamına gelmediğini belirten Uzm. Dr. Nuri Yüzgül, sitikolinin hafif bilişsel bozukluklarda da destekleyici olarak kullanılabildiğini söyledi. Uzm. Dr. Yüzgül, 'Özellikle yaşa bağlı hafif bilişsel bozukluklarda veya erken dönem bilişsel etkilenmelerde sitikolin bazı hastalarda dikkat, konsantrasyon ve hafıza fonksiyonlarını destekleyebilir. Alzaymır ve diğer demans türlerinde ise mevcut tedavilerin yerine geçmez ancak uygun hastalarda destekleyici olarak kullanılabilir' dedi. </p><p>'Kafa travması sonrası toparlanmaya katkı sağlayabiliyor' </p><p>Travmatik beyin hasarları sonrasında hastalarda unutkanlık, zihinsel yavaşlama ve dikkat eksikliği gibi sorunların ortaya çıkabildiğini söyleyen Yüzgül, 'Bu tür bilişsel yakınmaların bulunduğu hastalarda sitikolin tedavisi düşünülebilir. Amaç beynin doğal iyileşme sürecini desteklemek ve günlük yaşam kalitesinin daha hızlı toparlanmasına katkı sağlamaktır' ifadelerini kullandı. </p><p>'Her dikkat sorunu için aynı yaklaşım uygulanmamalı' </p><p>Sitikolinin dikkat eksikliği ve konsantrasyon bozukluğu yaşayan bazı bireylerde de destekleyici olarak kullanılabileceğini aktaran Uzm. Dr. Yüzgül, 'Sitikolinin dikkat ve bilişsel performans üzerine olumlu etkileri olduğunu gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak her dikkat sorununun nedeni aynı değildir. Bu nedenle öncelikle altta yatan nedenin belirlenmesi gerekir' dedi. </p><p>'Parkinson'da ana tedavinin yerine geçmiyor' </p><p>Sitikolinin Parkinson hastalığında ana tedavi olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Yüzgül, 'Parkinson hastalığında temel tedavi dopamin sistemini hedefleyen ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilerin alternatifi değildir. Ancak bazı çalışmalarda bilişsel fonksiyonlar ve yaşam kalitesi üzerinde destekleyici etkileri olabileceği bildirilmiştir' açıklamasında bulundu. </p><p>'Tedavi şekli hastanın durumuna göre belirleniyor' </p><p>Sitikolin tedavisinin farklı şekillerde uygulanabildiğini belirten Uzm. Dr. Yüzgül, 'Sitikolin ağızdan tablet veya şurup şeklinde kullanılabildiği gibi damar yoluyla da uygulanabilmektedir. Özellikle inme sonrası erken dönemde veya daha yoğun destek gereken hastalarda intravenöz uygulamalar tercih edilebilmektedir. Daha uzun süreli kullanımlarda ağızdan tedavi seçenekleri öne çıkar. Hangi yöntemin uygun olduğuna hastanın klinik durumu değerlendirilerek karar verilir' dedi. </p><p>'Erken başlamak tedavi başarısını artırabiliyor' </p><p>Nörolojik hastalıklarda zamanın kritik önem taşıdığını hatırlatan Uzm. Dr. Yüzgül, 'Özellikle inme ve travmatik beyin hasarı gibi durumlarda uygun hastalarda erken dönemde başlanan destek tedavilerinden daha fazla yarar sağlanabilmektedir. Bunun yanında ilaç tedavisinin düzenli kullanılması, rehabilitasyon programlarına uyum, sağlıklı beslenme, düzenli uyku ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması tedavinin başarısını artıran unsurlardır' dedi. </p><p>'Beyin sağlığı ihmal edilmemeli' </p><p>Beyin sağlığının yaşam kalitesini doğrudan etkilediğine değinen Uzm. Dr. Yüzgül, 'Unutkanlık, dikkat kaybı, inme sonrası fonksiyon kayıpları veya bilişsel yakınmaların yaşlanmanın doğal bir sonucu olduğu düşünülerek ihmal edilmemesi gerekir. Erken tanı ve uygun tedavi ile birçok nörolojik hastalıkta daha başarılı sonuçlar elde etmek mümkündür. Bu nedenle şikâyetlerin varlığında bir nöroloji uzmanına başvurmak büyük önem taşımaktadır' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://trabz10.net/sitikolin-norolojik-iyilesme-surecinde-destekleyici-rol-oynuyor</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:31:27 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/07/agency/iha/sitikolin-norolojik-iyilesme-surecinde-destekleyici-rol-oynuyor.jpg" type="image/jpeg" length="73758"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güneş çarpması hayati risk taşıyor]]></title>
      <link>https://trabz10.net/gunes-carpmasi-hayati-risk-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/gunes-carpmasi-hayati-risk-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sıcaklarının etkisini artırdığı bu günlerde güneş çarpmasına karşı uyarıda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Atakan Canbulat, yüksek ateş, bilinç bulanıklığı ve baş dönmesi gibi belirtilerin hayati risk taşıdığını belirterek, erken müdahale ve doğru ilk yardım uygulamalarının yaşam kurtardığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sıcaklarının etkisini artırdığı bu günlerde güneş çarpmasına karşı uyarıda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. M. Atakan Canbulat, yüksek ateş, bilinç bulanıklığı ve baş dönmesi gibi belirtilerin hayati risk taşıdığını belirterek, erken müdahale ve doğru ilk yardım uygulamalarının yaşam kurtardığını söyledi. </p><p>Büyük Anadolu Samsun Hastanesi İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzmanı Dr. M. Atakan Canbulat, yaz aylarında etkisini artıran sıcak hava nedeniyle güneş altında uzun süre kalmanın hayati tehlike oluşturabileceğini belirterek, güneş çarpmasının belirtileri ve ilk yardım uygulamaları hakkında önemli bilgiler verdi. Açık alanlarda uzun süre güneş altında kalan kişilerin, özellikle yaşlıların risk altında olduğunu ifade eden Dr. M. Atakan Canbulat, güneş çarpmasının erken müdahale edilmediğinde ciddi organ hasarına ve ölüme yol açabilecek acil bir sağlık sorunu olduğunu söyledi. Güneş çarpmasının, vücudun ısı düzenleme mekanizmasının aşırı sıcak ve nemli hava şartlarında yetersiz kalması sonucu vücut ısısının 40 derece ve üzerine çıkmasıyla meydana geldiğini belirten Canbulat, 'Erken müdahale edilmezse ciddi organ hasarına ve ölüme yol açabilir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Güneş çarpmasının başlıca nedenleri arasında aşırı sıcak ve nem, uzun süre güneşe maruz kalma ve yetersiz sıvı tüketiminin bulunduğunu kaydeden Canbulat, kalın sentetik kıyafetler, alkol tüketimi ve ağır yemeklerin de riski artırdığını ifade etti. </p><p>Güneş çarpmasının belirtilerine de değinen Canbulat, yüksek ateş, cildin sıcak ve kuru olması, baş ağrısı, baş dönmesi, zihin karışıklığı, konuşma bozukluğu, hızlı nabız, yüzeysel solunum, mide bulantısı ve kas kramplarının en sık görülen belirtiler arasında yer aldığını söyledi. </p><p>İlk yardım uygulamalarının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Canbulat, güneş çarpmasına maruz kalan kişinin serin bir ortama alınması, sırt üstü yatırılması, fazla giysilerinin çıkarılması ve soğuk kompres uygulanması gerektiğini belirtti. Bilinci açık olan kişilere küçük yudumlarla su verilebileceğini ifade eden Canbulat, bilinci kapalı kişilere ise kesinlikle ağızdan sıvı verilmemesi gerektiğini vurguladı. </p><p>Acil durumlarda 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğini hatırlatan Canbulat, 'Ateş düşmüyorsa, bilinç kaybı veya şiddetli kusma varsa vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' diye konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/gunes-carpmasi-hayati-risk-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 15:14:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/06/agency/iha/gunes-carpmasi-hayati-risk-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="60906"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'zayıflama iğnesi' uyarısı!]]></title>
      <link>https://trabz10.net/uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi-obezite-estetik-degil-halk-sagligi-sorunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi-obezite-estetik-degil-halk-sagligi-sorunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Aile Hekimi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Kaan Kurt, son dönemde sıkça gündeme gelen 'zayıflama iğneleri' hakkında değerlendirmelerde bulunarak obezitenin yalnızca estetik bir problem olmadığını, kronik ve ilerleyici bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Aile Hekimi Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Kaan Kurt, son dönemde sıkça gündeme gelen 'zayıflama iğneleri' hakkında değerlendirmelerde bulunarak obezitenin yalnızca estetik bir problem olmadığını, kronik ve ilerleyici bir halk sağlığı sorunu olduğunu vurguladı.</p>

<p>Kurt, bu tedavilerin ancak sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla birlikte ve uygun hastalarda kullanılabileceğine dikkat çekerek uyarılarda bulundu.</p>

<p>Obezite tedavisinde kullanılan ve halk arasında 'zayıflama iğnesi' olarak bilinen bazı enjeksiyon yöntemlerinin; tokluk hissini artırma, mide boşalma süresini uzatma ve metabolik olarak açlığı baskılama gibi etkiler gösterdiği belirten Kurt, 'Bu tedaviler, tek başına bir çözüm değil; sağlıklı yaşam alışkanlıklarını destekleyen tamamlayıcı yöntemler olarak değerlendirilmelidir' dedi.</p>

<p>Son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan enjeksiyon yöntemleri halk arasında oldukça yaygın şekilde kullanılmaya başlandığını belirten Kurt, 'Şu anda zayıflama iğneleri çok fazla konuşuluyor. Öncelikle şu konuda bir açıklık getirmemiz gerekir. Obezite sadece estetik bir problem değildir. Obezite, birçok hastalığın zeminini oluşturan, kronik ve bazen de ilerleyici olabilen yaygın bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Sağlık Bakanlığı verileri de bunu desteklemektedir. Son veriler, toplumun neredeyse yüzde 70'inin fazla kilolu ya da obez olduğunu göstermektedir. Obezite tedavisinde kullanılan bazı enjeksiyon yöntemleri, halk arasında 'zayıflama iğneleri' olarak bilinmektedir. Bu iğnelerin etki mekanizmasına baktığımızda; tokluk hissini artırma, mide boşalma süresini uzatma ve metabolik olarak açlığı baskılama gibi etkilerinin olduğunu görüyoruz. Son yıllarda obezite tedavisinde kullanılan bu enjeksiyon yöntemleri halk arasında oldukça yaygın şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Ancak ne yazık ki obezite tedavisinde kullanılan ve zayıflama iğneleri olarak bilinen bu enjeksiyonlar, sağlıklı yaşam tarzının yerini almamaktadır. Beslenme düzeni, diyet, egzersiz, su tüketimi, uyku kalitesi ve stres yönetimi gibi sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yanında tamamlayıcı tedaviler olarak kullanılabilirler; ancak bunların yerine geçemezler. Zayıflama iğneleri, örneğin '3-5 kilo fazlam var' diye kullanılacak tedaviler değildir. Bunların hangi durumlarda kullanıldığına baktığımızda; beden kitle indeksi 27'nin üzerinde olup hipertansiyon, diyabet gibi ek hastalıkları bulunan kişilerde ya da beden kitle indeksi 30'un üzerinde olan obez bireylerde bu enjeksiyon yöntemleri kullanılabilmektedir. Ancak beden kitle indeksi 30'un üzerinde olan herkesin bu tedaviyi kullanması gerektiği anlamına gelmez. Öncelikle kişilerin sağlıklı yaşam tarzını benimsemesi, uygun beslenme programlarına ve egzersiz planlarına başlaması gerekir. Eğer buna rağmen istenilen düzeyde kilo kaybı sağlanamazsa, enjeksiyon tedavileri tamamlayıcı olarak belirli bir dönem kullanılabilecek tedavi yöntemleri arasında yer alır' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zayıflama iğneleri bırakıldıktan sonra kişilerin büyük bir kısmı eski kilolarına geri döndüğünü hatırlatan Kurt, 'En ideal zayıflama yöntemi ise sağlıklı yaşam tarzını, yani yaşam standartlarımızın içine entegre edebildiğimiz yöntemleri benimsemektir. Çünkü birçok kişi aslında beslenme ve egzersizle belli bir miktarda kilo verebilmektedir. Zayıflama iğnelerinin yaptığı şey de temelde budur: iştahı baskılamak, mide boşalma süresini uzatmak ve metabolik bir denge sağlamaktır. Böylece günlük alınan kalori miktarında azalma olur. Ancak bu süreçte sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturulamazsa, yani dengeli beslenmeye geçilemez ve egzersiz hayatın bir parçası haline getirilemezse, zayıflama iğneleri bırakıldıktan sonra kişilerin büyük bir kısmı ne yazık ki eski kilolarına geri dönebilmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de kas kaybına bağlı olarak günlük harcanan enerji miktarının azalmasıdır' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://trabz10.net/uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi-obezite-estetik-degil-halk-sagligi-sorunu</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/06/agency/iha/uzmanindan-zayiflama-ignesi-uyarisi-obezite-estetik-degil-halk-sagligi-sorunu.jpg" type="image/jpeg" length="55336"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesörden aşırı sıcak uyarısı!]]></title>
      <link>https://trabz10.net/profesorden-asiri-sicak-uyarisi-bu-yaz-genclerimiz-tehlike-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/profesorden-asiri-sicak-uyarisi-bu-yaz-genclerimiz-tehlike-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMSUN (İHA) - Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Avrupa'da etkisini gösteren aşırı sıcak hava dalgasının Türkiye'yi de etkileyeceğini belirterek, özellikle gençleri sıcak havalarda alkol tüketimi ve ağır egzersiz konusunda uyardı. Özkaya, 'Bu yaz gençlerimiz tehlike altında. Gençler de kalp krizi geçirebilir, ani ölümler yaşanabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) - Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Avrupa'da etkisini gösteren aşırı sıcak hava dalgasının Türkiye'yi de etkileyeceğini belirterek, özellikle gençleri sıcak havalarda alkol tüketimi ve ağır egzersiz konusunda uyardı. Özkaya, 'Bu yaz gençlerimiz tehlike altında. Gençler de kalp krizi geçirebilir, ani ölümler yaşanabilir' dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Şevket Özkaya, Avrupa genelinde günlerdir rekor sıcaklıkların yaşandığını, benzer hava şartlarının Türkiye'de de etkisini göstereceğini ifade ederek, sağlık hizmetlerinde hayati tehlike oluşturan acil başvuruların belirgin şekilde arttığına dikkat çekti. Son günlerde Avrupa'da ve Türkiye'de ambulans servislerinin rekor düzeyde yoğunluk yaşadığını belirten Özkaya, kalp krizi ve solunum sıkıntısı nedeniyle özellikle genç hastaların başvurularında yaklaşık üçte bir oranında artış görüldüğünü söyledi. Aşırı sıcakların vücuda ciddi fiziksel yük bindirdiğini vurgulayan Özkaya, 'Sıcak hava kalbin daha hızlı ve daha güçlü çalışmasına neden oluyor. Buna alkolün oluşturduğu sıvı kaybı da eklendiğinde hayati risk daha da artıyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın açık havada ağır egzersizden kaçınmaları gerekiyor' diye konuştu.</p>

<p>'Alkol ve sıcak hava tehlikeli bir birleşim'</p>

<p>Alkolün idrar söktürücü etkisi nedeniyle vücuttan sıvı kaybını artırdığını belirten Prof. Dr. Özkaya, sıcak havalarda yoğun terlemeyle birlikte bu durumun ciddi susuzluğa yol açabileceğini kaydetti. Bu çifte sıvı kaybı nedeniyle gün boyunca susamayı beklemeden düzenli su tüketmenin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Özkaya, özellikle sıcak hava dalgalarında gecelerin de sıcak geçmesinin vücudun yeterince soğuyamamasına neden olduğunun altını çizdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Sıcak çarpması dakikalar içinde gelişebilir'</p>

<p>Sıcak çarpmasının yalnızca yaşlıları değil, genç ve sağlıklı bireyleri de etkileyebileceğine dikkat çeken Özkaya, özellikle güneş altında uzun süre kalan, ağır egzersiz yapan veya alkol tüketen kişilerde riskin arttığını ifade ederek, 'Vücut artık ısıyı kontrol edemez hale geldiğinde yüksek ateş, hızlı nefes alma, nefes darlığı, bayılma ve bilinç kaybı görülebilir. Bu tablo acil tıbbi müdahale gerektirir. Doktor olarak vatandaşlarımıza mümkünse birkaç gün egzersize ara vermelerini öneriyoruz. Dışarıda fiziksel aktivite yapılacaksa sabahın erken saatleri ya da akşamın geç saatleri tercih edilmeli, tempo düşürülmeli ve vücut zorlanmamalıdır' şeklinde konuştu.</p>

<p>Özellikle gençlerin kendilerini risklerden uzak görmemesi gerektiğini vurgulayan Özkaya, 'Sokakta ve sahil şeridinde aşırı sıcakta koşan çok sayıda genç görüyorum. İnsan fizyolojisini zorlayacak bu tür aktivitelerin tek açıklaması sorumsuzluktur. Gençler kendilerini yenilmez sanmamalı' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Vatandaşlara günün en sıcak saatlerinde güneşten uzak durmaları, susamayı beklemeden bol su tüketmeleri ve vücutlarını gereksiz ısı yüküne maruz bırakmamaları çağrısında bulunan Prof. Dr. Şevket Özkaya şunları söyledi:</p>

<p>'Gençlerin de kalp krizi geçirebildiğini ve ani ölümlerin yaşanabileceğini unutmamak gerekiyor. Bu nedenle özellikle bu yaz herkesin daha dikkatli olması büyük önem taşıyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/profesorden-asiri-sicak-uyarisi-bu-yaz-genclerimiz-tehlike-altinda</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/06/agency/iha/profesorden-asiri-sicak-uyarisi-bu-yaz-genclerimiz-tehlike-altinda.jpg" type="image/jpeg" length="42298"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İki yıl boyunca hastane hastane gezdi, tanı konulamayan ağrılarının sebebi kemik iliği kanseri çıktı]]></title>
      <link>https://trabz10.net/iki-yil-boyunca-hastane-hastane-gezdi-tani-konulamayan-agrilarinin-sebebi-kemik-iligi-kanseri-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/iki-yil-boyunca-hastane-hastane-gezdi-tani-konulamayan-agrilarinin-sebebi-kemik-iligi-kanseri-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kastamonu'da iki yıldır kemik ağrıları ve kansızlık şikayetleri yaşayan hastanın, teşhisi konulamayan ağrılarının sebebinin, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan tetkiklerde kemik iliği kanseri olduğu tespit edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kastamonu'da iki yıldır kemik ağrıları ve kansızlık şikayetleri yaşayan hastanın, teşhisi konulamayan ağrılarının sebebinin, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yapılan tetkiklerde kemik iliği kanseri olduğu tespit edildi. </p><p>Kastamonu'da yaşayan 55 yaşındaki Bilal Dere'nin yaklaşık iki yıldır devam eden kemik ağrısı ve kansızlık şikayetleri sebebiyle hayatı adeta kabusa döndü. Geceleri ağrıları sebebiyle uyuyamayan Dere'ye gittiği hastanelerde teşhis konulamadı. Yaklaşık 2 yıl boyunca hastane hastane gezen Dere, ağrıları için gittiği Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servis Polikliniği'ndeki doktorun yönlendirmesiyle Hematoloji Bölümü'nden Uzm. Dr. Aslıhan Sezgin tarafından muayene edildi. Hastanın belirtilerinden şüphelenen Sezgin tarafından yapılan tetkikler neticesinde Dere'ye multipl miyelom (kemik iliği kanseri) tanısı konuldu. İlerlemesi durumunda kemik kırılmaları, böbrek yetmezliği gibi hayati sağlık sorunlarına sebep olan kanseri için tedavisine başlanan Dere, Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki doktorların dikkati sayesinde 2 yıl sonra hastalığına tanı konulabildiğini ifade etti. </p><p>'En çok kansızlık, böbrek yetmezliği ve kemik ağrıları şikayetlerini görürüz' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kemik iliği kanseriyle ilgili bilgi veren Uzm. Dr. Aslıhan Sezgin, 'Kan hastalıkları arasında en çok gördüğümüz kanserlerden bir tanesi multipl miyelomdur. Özellikle, 50'li, 60'lı yaşlardan sonra gördüğümüz, ancak son yıllarda daha genç hastalara da teşhisini koyduğumuz bir hastalık. Ama 30 yaş altı hastalarda genellikle görmüyoruz. Bu bir kemik iliği kanseridir, kemik iliğinde antikorları yapan plazma hücrelerinin artmasından ve kontrolsüz olarak artmasından kaynaklanır. Bu hastalık genellikle lösemilerde beklediğimiz gibi hızlı şikayetler oluşturmak yerine daha ağır gelen kemik ağrıları, tanısı konulamayan böbrek yetmezlikleri ve kansızlıkla ortaya çıkar. En sık gördüğümüz tanıları; kemik ağrıları, bel ağrısı, göğüs ve sırttaki ağrılar ya da travma olmadan olan, kendiliğinden gelişen kırıklardır. Hastaların genelde başvuruları bu şikayetlerden dolayı olur. En çok kansızlık, böbrek yetmezliği ve kemik ağrıları şikayetlerini görürüz' dedi. </p><p>'Ne kadar hızlı tanısını koyabilirsek etkilerini önleme şansımız oluyor' </p><p>Bilal Dere'nin hastalığını ön tanı tahlilleriyle tespit ettiklerini belirten Sezgin, tedavi sürecinde olumlu sonuçlar almaya başladıklarını dile getirerek, 'Hastamızın da yaklaşık 1,5 yıldır devam eden bir kansızlık şikayeti vardı. Bu kansızlık herhangi bir vitamin ya da demir eksikliğine bağlı değildi. Biz bu şikayet üzerine miyelom ön tanısıyla tahliller yaptık. Ne kadar hızlı tanısını koyabilirsek, kemik kırılmaları, böbrek yetmezliğinin kalıcı olması ve diyalize ilerlemesini ve sürekli kan verilmesini önleme seçeneklerimiz oluyor. Hastamımız da da oldukça düşük hemoglobin düzeyinden dolayı kan takılmasına ihtiyacı vardı. Kemoterapinin birinci gününden sonra Kan sransfüzyonuna ihtiyacımız olmadı' diye konuştu. </p><p>'1,5 yıl içerisinde yapılan tahlillerinde herhangi bir enfeksiyon, böbrek yetmezliği tespit edilmemiş' </p><p>Hastanın daha önce yapılan tetkiklerinde hastalıkların sebebinin belirlenemediğini kaydeden Sezgin, 'Yaklaşık 1,5 yıl içerisinde hastada giderek derinleşen kansızlık gelişmiş. Kansızlık için geçmiş tahlillerini takip ettiğimizde, demir, B12, folikasit gibi parametrelere daha önce bakıldığını görüyoruz. Hastada 1,5 yıl içerisinde bakılan tahlillerinde herhangi bir enfeksiyon, böbrek yetmezliği tespit edilmemiş. Bir yerde kan kaybı da yok. Biz hastamıza ilk önce multipl miyelomla ilişkili olabilecek serum protein elektroforezi ve immünfiksasyon gibi tahlillerini gönderdik. Kansızlık haricindeki serum protein ve sedimantasyon yüksekliği gibi belirtiler vardı. Dolayısıyla bize başvurduğu gün hastamızın kemik iliği aspirasyonu ve biyopsisini yaptık. Ertesi gün baktığımızda yüzde 70, 80 oranında plazma hücresinin aspirasyonunu görüp tedavisine başladık' şeklinde konuştu. </p><p>'Gece bile uyumakta zorlanıyordum' </p><p>Belirtilerinin kemik ağrıları ve aşırı halsizlik şikayetiyle başladığını dile getiren Bilal Dere ise, 'Gece bile uyumakta zorlanıyordum. Bu yüzden Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Acil Servisi'ne başvurdum. Oradaki doktorumun yönlendirmesiyle önce Dahiliye Polikliniği, ardından Aslıhan Hanım'a yönlendirildim. Yaklaşık 2 yıldır yaşadığım ağrıların sebebinin, doktorum Aslıhan Hanımın yaptığı teşhisle kemik iliği kanseri olduğunu öğrendim. Teşhis koyulduktan sonra kemoterapi sürecine geçtim. Takibim doktorum tarafından yapılmaktadır. İki yıldır devam eden hastalığımın sebebi kansızlık olarak söyleniyordu. Kan ilaçları kullandım, ağrı kesiciler kullandım. Sürekli bel, bacak ağrıları ve halsizlik şikayetiyle gittiğim doktorlarda gerekli tedaviler yapıldı ama teşhis Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde konuldu. Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde görevli herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Bu teşekkürlerimi CİMER aracılığıyla da Sağlık Bakanlığına da bildirdim' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kastamonu</category>
      <guid>https://trabz10.net/iki-yil-boyunca-hastane-hastane-gezdi-tani-konulamayan-agrilarinin-sebebi-kemik-iligi-kanseri-cikti</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 12:27:58 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/06/agency/iha/iki-yil-boyunca-hastane-hastane-gezdi-tani-konulamayan-agrilarinin-sebebi-kemik-iligi-kanseri-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="94861"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan boğulma uyarısı: 'Sessiz ölüm birkaç dakikada geri dönüşsüz hasara yol açabilir']]></title>
      <link>https://trabz10.net/uzmandan-bogulma-uyarisi-sessiz-olum-birkac-dakikada-geri-donussuz-hasara-yol-acabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/uzmandan-bogulma-uyarisi-sessiz-olum-birkac-dakikada-geri-donussuz-hasara-yol-acabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Anestezi Anabilim Dalı Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hülya Ulusoy, yaz aylarında artan suda boğulma vakalarına dikkat çekerek vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Anestezi Anabilim Dalı Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hülya Ulusoy, yaz aylarında artan suda boğulma vakalarına dikkat çekerek vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı. </p><p>Ulusoy, suda boğulmanın dünyada ve Türkiye'de önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, özellikle yaz mevsiminde deniz, göl, akarsu ve havuzlarda meydana gelen boğulma olaylarına karşı uyarılarda bulundu. </p><p>Boğulmaların çoğunun önlenebilir nedenlere bağlı olduğunu ifade eden Ulusoy, 'Yüzme bilmemek, tehlikeli bölgelerde suya girmek, çocukların gözetimsiz bırakılması ve alkollü şekilde yüzmeye çalışmak boğulma riskini önemli ölçüde artırmaktadır. Basit önlemlerle çok sayıda ölümün önüne geçilebilir' dedi. </p><p>Özellikle çocukların boğulma açısından risk grubunda bulunduğunu vurgulayan Ulusoy, ailelerin su kenarında çocuklarını sürekli gözlem altında tutmaları gerektiğini hatırlatarak, 'Çocuklar birkaç dakika içerisinde ve çoğu zaman sessiz şekilde boğulabilir. Bu nedenle ebeveynlerin dikkatini kısa süreliğine bile başka bir noktaya yöneltmesi ciddi sonuçlar doğurabilir' ifadelerini kullandı. </p><p>Vatandaşların cankurtaran bulunan ve güvenli olduğu bilinen alanlarda yüzmeyi tercih etmeleri gerektiğine vurgu yapan Ulusoy, özellikle Karadeniz kıyılarında görülen rip akıntılarının, diğer adıyla çeken akıntının, ciddi tehlike oluşturduğunu kaydetti. </p><p>Boğulma vakalarında en ağır sonuçların çocuklarda görüldüğünü belirten Ulusoy, 'Zamansal olarak artan ve Türkiye genelinde, özellikle deniz kıyısındaki şehirlerde önemli bir sağlık sorunu oluşturan durumlardan biri suda boğulmalardır. Aslında bu sessiz bir ölümdür ve önlenebilir. Peki nasıl önlenebilir? Erişkin kişilerin denize girerken koruyucu önlemlere dikkat etmesi, bayrak durumunu, rüzgârı ve o günkü yasakları takip etmesi gerekiyor. Asla tek başına denize girilmemeli, alkol alarak denize girilmemeli. Epilepsi, kalp rahatsızlığı ya da panik atak gibi problemi olan kişilerin de asla yalnız denize girmemesi gerekiyor. Bu konuda ölümle sonuçlanan en acı durumlar ise çocukların başına geliyor. Çocukların kol mesafesinden daha uzağa bırakılmaması, su kenarındayken ebeveynlerin başka hiçbir şeyle ilgilenmemesi ve gözlerini çocuklarından ayırmaması gerekiyor. Çocuğun kolluk, simit ya da deniz oyuncaklarıyla suya girmesinin bir cankurtaran kadar güvenli olmadığı da akıldan çıkarılmamalı. Aslında bu nedenle önlenebilir durumlardan söz ediyoruz. Karadeniz kıyılarında tehlikeli rip akıntılarının bulunduğu bölgeler var. Ne kadar profesyonel yüzücü olursanız olun, böyle bir akıntıya maruz kaldığınızda önce enerjinizi tasarruflu kullanıp suyun üzerinde kalmaya çalışmanız, daha sonra kıyıya paralel yüzerek akıntının çektiği bölgeden çıkmanız ve ardından kıyıya ulaşmanız gerekiyor' diye konuştu. </p><p>'Hayatları boyunca tekerlekli sandalyeye ya da yatağa bağımlı kalabilirler' </p><p>Özellikle gençlerin gösteriş amaçlı suya balıklama atlamaları beraberinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Ulusoy, ' Bir diğer önemli konu da özellikle gençler arasında gösteriş amacıyla yapılan balıklama atlamalar. Bir yıl önce dört metre derinliğinde olan bir su birikintisi, o yıl denizin dolması ya da zemin yapısının değişmesi nedeniyle farklı hale gelmiş olabilir. Kaya zeminine ya da sığ suya balıklama atlamak; boyundan aşağısında veya belden aşağısında felce yol açabilecek omurilik hasarlarına neden olabilir. Bu kişiler hayatları boyunca tekerlekli sandalyeye ya da yatağa bağımlı kalabilir. Boğulma olmasa bile omurga hasarları, deniz kazaları içinde azımsanmayacak kadar önemli bir yer tutuyor' dedi. </p><p>'Nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömülüyorlar' </p><p>Boğulma tehlikesi geçiren kişilerin filmlerdeki gibi bağırarak ya da çırpınarak yardım isteyemediğini nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömüldüğünü belirten Ulusoy, ' Aslında bize ulaşmadan önce, denizde boğulma tehlikesi geçiren insanlar filmlerde gösterildiği gibi çırpınarak ve gürültü yaparak etrafındakilerin dikkatini çekemiyor. Nefes alma refleksiyle birlikte su yuttukları için sessizce suyun dibine gömülüyorlar. Böyle bir durumda bir kişi fark edildiğinde ya da çırpınırken müdahale edilmesi gerektiğinde, önce kurtarıcının kendi güvenliğini düşünmesi gerekiyor. Bir ip ya da kişinin suda kalmasını sağlayacak can simidi benzeri bir şey uzatılmalı, aynı anda kıyıdaki kişiler 112'yi hemen aramalı. Eğer müdahale edecek kişi profesyonel eğitim aldıysa, kendisi de boğulmadan o kişiyi kurtarmaya çalışmalı. Kişi kıyıya çıkarılır çıkarılmaz önce şuuru açık mı, nefes alıp veriyor mu kontrol edilmeli. Nabza bakarak vakit kaybedilmemeli; karnına bastırarak akciğerlere kaçan suyu çıkarmaya çalışmak, kusturmak ya da ters çevirmek gibi zaman kaybettirici manevralardan kaçınılmalı. Kişi hafifçe omzundan sarsıldığında gözlerini açmıyorsa, şuuru kapalıysa, yanağına eğildiğinizde nefesi hissedilmiyor ya da göğüs hareketi görülmüyorsa ilk yapılması gereken şey kurtarıcı soluktur. Olay yerinde profesyonel temel yaşam desteği eğitimi almış kişiler varsa, boğulan kişi kurtarıcı soluk ve kalp masajıyla 112 ekipleri gelene kadar hayatta tutulabilir. Çünkü ölüm, akciğerlerdeki sudan değil; beyin ve kalbin oksijensiz kalmasından kaynaklanır. Bu da iki-üç dakika içinde beyin hücrelerinde doğrudan beyin ölümüne kadar gidebilecek ağır hasarlara yol açabilir. Aslında ölüme gidişi belirleyen temel unsur oksijensiz kalma süresidir' diye konuştu. Oksijensiz kalmasından kaynaklanıyor </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Boğulmalarda ölümün akciğerdeki sudan değil, beyin ve kalbin oksijensiz kalmasından kaynaklandığını kaydeden Ulusoy, 'Tuzlu su ve tatlı su, vücudun elektrolit dengesi üzerindeki farklı etkileri nedeniyle akciğerlerde oluşan hasarı değiştirebilir. Ancak sonuçta ölüm, oksijensiz kalma süresiyle ilişkilidir. Eğer kişi kirli suya, bataklık ya da pis su birikintisine maruz kalmışsa ve şuuru kapanarak bu kirli suyu akciğerlerine kaçırmışsa, oksijensizliğe ek olarak aspirasyon pnömonisi dediğimiz zatürre, enfeksiyon hatta sepsis de tabloya eklenebilir' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://trabz10.net/uzmandan-bogulma-uyarisi-sessiz-olum-birkac-dakikada-geri-donussuz-hasara-yol-acabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 09:09:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/06/agency/iha/uzmandan-bogulma-uyarisi-sessiz-olum-birkac-dakikada-geri-donussuz-hasara-yol-acabilir.jpg" type="image/jpeg" length="13031"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından 'kene' uyarısı: 'Panik yapmayın']]></title>
      <link>https://trabz10.net/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, 'Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı ve ateş, halsizlik gibi belirtiler görülürse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, 'Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı ve ateş, halsizlik gibi belirtiler görülürse vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır' dedi.</p>

<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte artan kene vakaları, halk sağlığı açısından ciddi risk oluşturmaya devam ediyor. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, özellikle kırsal alanlarda, piknik bölgelerinde ve parklarda vakit geçiren vatandaşlara uyarıda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Panik yapmayın'</p>

<p>Uyarılarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Teoman Kaynar, kene tutunması durumunda paniğe kapılmadan doğru müdahalenin yapılması gerektiğini belirtti. Kaynar, 'Kene yapıştığında paniğe kapılmadan doğru yöntemle çıkarılmalı, ateş, halsizlik gibi belirtiler görülmesi halinde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Havaların ısınmasıyla birlikte kene popülasyonunda gözle görülür bir artış yaşanıyor. Yanlış müdahaleler, başta Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) olmak üzere ciddi enfeksiyon risklerini artırabiliyor' diye konuştu.</p>

<p>Kene nasıl çıkarılır?</p>

<p>Kenenin vücuda tutunması halinde sakin olunması gerektiğini vurgulayan Kaynar, kolonya, alkol, gaz yağı veya sigara ateşi gibi yöntemlerin kesinlikle kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kaynar, 'Kene, ince uçlu bir cımbızla deriye en yakın noktadan tutulmalı, sağa sola çevrilmeden dik ve yavaş bir şekilde çekilmelidir. Baş kısmının deri içinde kalması durumunda vatandaşlar kendileri müdahale etmemeli, en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kene çıkarıldıktan sonra ısırılan bölgenin bol su ve sabunla yıkanması gerektiğini belirten Kaynar, kişinin en az 10 gün boyunca kendisini gözlemlemesi gerektiğini kaydetti. Dr. Kaynar, bu süreçte ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, bulantı, kusma veya ısırık bölgesinde kızarıklık gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>'Hayati önem taşıyor'</p>

<p>Keneden korunmak için açık renkli ve vücudu örten kıyafetlerin tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Kaynar, pantolon paçalarının çorap içine alınmasını, doğa yürüyüşü veya tarla çalışmalarının ardından vücudun ayrıntılı şekilde kontrol edilmesini önerdi. Evcil hayvanların da düzenli olarak kontrol edilmesi ve veteriner hekim önerileri doğrultusunda dış parazit uygulamalarının aksatılmaması gerektiğini belirten Kaynar, kırsal bölgelerde yaşayanlar ile hayvancılıkla uğraşan vatandaşların daha yüksek risk altında bulunduğunu söyledi. Açık alanlardan dönüşte yapılacak kısa bir vücut kontrolünün ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Teoman Kaynar, 'Yaz boyunca artış göstermesi beklenen kene vakalarına karşı vatandaşların bilinçli davranması, doğru müdahalede bulunması ve erken dönemde sağlık kuruluşuna başvurması hayat kurtarabilir' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/06/agency/iha/uzmanindan-kene-uyarisi-panik-yapmayin.jpg" type="image/jpeg" length="29100"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
