<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Trabz10.net</title>
    <link>https://trabz10.net</link>
    <description>Trabzon Haber, Son Dakika Trabzonspor Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://trabz10.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© Telif Hakkı 2026, Tüm Hakları Saklıdır</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 19 May 2026 15:03:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz: 'Mantar tüketirken sağlığınızdan olmayın']]></title>
      <link>https://trabz10.net/prof-dr-abdulkadir-gunduz-mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/prof-dr-abdulkadir-gunduz-mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bahar yağışlarıyla birlikte doğada mantar oluşumunun arttığını belirterek kontrolsüz yabani mantar tüketiminin ciddi zehirlenmelere yol açabileceği uyarısında bulundu. </p><p>Gündüz, Türkiye'nin iklim yapısı ve bitki örtüsü nedeniyle yabani mantarların yetişmesi açısından oldukça uygun bir ülke olduğunu ifade ederek yağışların arttığı ilkbahar ve sonbahar aylarında mantar zehirlenmesi vakalarında artış olduğuna dikkat çekti. </p><p>Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin tüketilen mantarın türüne göre değişebildiğini kaydeden Prof. Dr. Abdülkadir Gündüz, bazı türlerde şikâyetlerin ilk birkaç saat içinde ortaya çıktığını, bazı ölümcül türlerde ise belirtilerin 6 ila 24 saat sonra başlayabildiğini söyledi. </p><p>Zehirlenme durumlarında geç başlayan belirtilerin daha tehlikeli olabileceğini vurgulayan Gündüz, 'Özellikle geç başlayan bulgular ciddi karaciğer hasarıyla ilişkili olabilir. Bazı hastalarda ise belirtiler geçici olarak düzelebilir ancak bu yalancı iyilik hali sonrasında ağır organ yetmezlikleri gelişebilir' dedi. </p><p>'Ölüm meleği mantarı' </p><p>Gündüz, ölümcül zehirlenmelere en sık 'ölüm meleği mantarı' olarak bilinen 'Amanita phalloides' türü mantarın neden olduğunu ve bu türün zehirsiz mantarlarla çok kolay karıştırılabildiğini belirterek doğadan bilinçsiz mantar toplama, halk arasındaki yanlış inanışlar ve mantarların görüntüsüne bakılarak ayırt edilmeye çalışılmasının riski artırdığını kaydetti. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum' </p><p>'Ülkemizde mantar zehirlenmeleri sık karşılaştığımız bir durum. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha fazla görüyoruz. İlkbahar aylarında fazla görülmesinin en önemli nedeni, yağış ve nem oranının yükselmesidir. Bu ortam, mantar yetişmesi için uygun bir iklim oluşturuyor. Orman altlarında ve meralarda ciddi şekilde mantar yetişmesi oluyor. İnsanlarımız da kültürel olarak komşuları ve akrabalarıyla mantar toplama alışkanlığına sahip. Dolayısıyla ortak toplanan mantarlar nedeniyle, aile bireyleri ya da komşular arasında özellikle kümelenme şeklinde zehirlenmelerle karşılaşıyoruz. Mesela bir aileden 4-5 kişi aynı anda zehirlenmiş olabiliyor. Çünkü beraber mantar toplamışlar, eve getirmişler ve akşam pişirip yemişler. Bu durum toplu, aile içi kümelenme şeklinde zehirlenme olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür zehirlenmeleri özellikle sonbahar ve ilkbaharda sık görüyoruz' dedi. </p><p>'Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor' </p><p>'Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor' diyen Gündüz, 'Mantar zehirlenmelerinde belirtilerin başlaması, mantarın türüne göre değişebiliyor. Birkaç saat içinde belirti veren mantar türleri olduğu gibi, 6 saat ya da 24 saat sonra belirti veren türler de var. Erken belirti verenler genellikle daha az tehlikeli olsa da geç dönemde belirti veren mantar zehirlenmeleri daha tehlikeli olabiliyor. Bunlar karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi çok ciddi sorunlarla karşımıza gelebiliyor. İlk dönemde zehirlenme belirtileri normale dönebiliyor, kişi kendini iyi hissedebiliyor; ancak sonrasında tekrar kötüleşme görülebiliyor. Özellikle zehirli türlerde bu durum daha sık yaşanıyor. Geç dönem belirti veren mantar zehirlenmelerinde daha dikkatli olmamız gerekiyor. Çünkü bunlar daha ölümcül sonuçlarla karşımıza çıkabiliyor. Ormanlık ve yeşillik alanların daha fazla olduğu bölgelerde risk artıyor. En çok Karadeniz Bölgesi'nde görülüyor. Karadeniz Bölgesi ilkbahar ve sonbaharda çok yağış alıyor. Yaylalar ve orman altları oldukça nemli oluyor. Bu nemli ve yağışlı ortam, mantarlar için çok uygun bir yetişme alanı oluşturuyor. Bölgemizde ciddi bir mantar çeşitliliği bulunuyor. Karadeniz Bölgesi'nde yüz yıllardır süregelen bir mantar toplama kültürü ve etkinliği var. Ancak mantarların toplanması uzmanlık gerektiriyor. Çünkü zehirli mantarı ayırt etmek bazen uzmanların bile zorlandığı bir durum olabiliyor. Bu nedenle doğadan topladığımız mantarları uzman kontrolünden geçirmeden tüketirsek ciddi zehirlenme riskiyle karşılaşabiliriz. Özellikle Amanita phalloides olarak bilinen 'ölüm meleği' türü mantar, masum ve zehirsiz mantarlarla karışma riski çok yüksek olan bir türdür. Karadeniz Bölgesi'nde de bulunabilen bir mantardır. Bu nedenle çok dikkatli olmak gerekiyor. Uzman kontrolü olmadan doğadan toplanıp tüketilen mantarların tamamı zehirlenme riski taşır. Bu konuda çok dikkatli olmamız gerekiyor' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://trabz10.net/prof-dr-abdulkadir-gunduz-mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:30:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/prof-dr-abdulkadir-gunduz-mantar-tuketirken-sagliginizdan-olmayin.jpg" type="image/jpeg" length="94113"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni hastanenin ilk bebeği doğdu]]></title>
      <link>https://trabz10.net/yeni-hastanenin-ilk-bebegi-dogdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/yeni-hastanenin-ilk-bebegi-dogdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bartın'da uzun süredir açılması planlanan yeni Devlet Hastanesine ilk taşınan bölüm Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları birimleri olmuştu. Taşınan hastanede ilk doğum gerçekleşti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bartın'da uzun süredir açılması planlanan yeni Devlet Hastanesine ilk taşınan bölüm Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları birimleri olmuştu. Taşınan hastanede ilk doğum gerçekleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bartın Devlet Hastanesi yeni binası hizmet vermeye başladı. Eski hastanenin ek binasında yer alan Kadın Doğum ve Çocuk Bölümlerinin yeni binaya taşınmasının ardından ilk doğum gerçekleşti. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Pulat ve Başhekim Op. Dr. Burak Bakar anne ve bebeği ziyaret ederek sağlık durumlarını yakından takip etti. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, 'Dünyaya gözlerini yeni açan bebeğinize sağlıklı ve güzel bir ömür kıymetli annemize ve ailesine mutlu dolu günler temenni ediyoruz' ifadeleri yer aldı.</p>

<p>Gebelik sürecinin iyi geçtiğini söyleyen anne ise' 'Kozcağız'da gebe okuluna gittim. Gebelik sürecim çok iyi geçti. Kucağıma aldığım an ona kavuştum, çok mutluyum' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bartın, Sağlık</category>
      <guid>https://trabz10.net/yeni-hastanenin-ilk-bebegi-dogdu</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 12:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/yeni-hastanenin-ilk-bebegi-dogdu.jpg" type="image/jpeg" length="15470"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de her 3 erişkinden 1'i hipertansiyon hastası]]></title>
      <link>https://trabz10.net/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun'da düzenlenen '5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi'nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye'de her 3 erişkinden 1'inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun'da düzenlenen '5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi'nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye'de her 3 erişkinden 1'inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Türkiye'nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, '5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi' kapsamında Samsun'da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon'da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>'Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor'</p>

<p>Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, 'Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, 'Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'3'te 1'i tansiyon hastası'</p>

<p>Türkiye'de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30'lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, 'Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği'</p>

<p>Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi'nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını 'Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği' olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, 'Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 15:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/turkiyede-her-3-eriskinden-1i-hipertansiyon-hastasi.jpg" type="image/jpeg" length="10468"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinsi ilerleyen hastalığa 'Sessiz Katil' uyarısı]]></title>
      <link>https://trabz10.net/sinsi-ilerleyen-hastaliga-sessiz-katil-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/sinsi-ilerleyen-hastaliga-sessiz-katil-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktoru Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü'nde hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölümü doktoru Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü'nde hastalığın sinsi ilerleyişine dikkat çekerek hayati uyarılarda bulundu.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Pelin Aladağ, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, günümüzde çok sık görülen ancak bir o kadar da sık atlanan bu önemli hastalık hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hipertansiyonun toplumda yaygınlığına dikkat çeken Aladağ, günümüzde her üç erişkinden birinin hipertansiyon hastası olduğunu belirtti.</p>

<p>Aladağ, hastalığın semptom vermeden ilerleyebildiğini söyleyerek 'Günümüzde çok sık görülmekte. Her üç erişkinden biri hipertansiyon hastası ve bunların yarısı da tansiyon hastalığının farkında değil ne yazık ki. Çünkü hipertansiyon hastalığının en önemli özelliği hastalığın sinsi, gizli olması ve hiçbir semptom vermeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle hastaların çoğu 'Ben kendimi iyi hissediyorum ama herhangi bir sıkıntım yok' derken aslında tansiyon hastası olarak dolaşmaktadırlar. Ya verilen tedavileri tam uygulamamakta ya da önerilen yaşam tarzı değişikliklerini uygulamamaktadırlar' dedi.</p>

<p>'Telafisi zor durumlara sebep olabiliyor'</p>

<p>Göz ardı edilen tedavilerin ve yaşam tarzı değişikliklerinin gelecekte ağır bedeller ödeteceğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Aladağ, bu durumun ilerleyen dönemde telafisi çok zor durumlara sebep olabildiğini kaydetti.</p>

<p>Hipertansiyonun kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere beyin ve böbrek gibi çok önemli organları doğrudan etkilediğini hatırlatan Aladağ sözlerini şöyle sürdürdü: 'İlerleyen dönemde telafisi çok zor durumlara sebep olabilmekte. Çünkü biliyoruz ki hipertansiyon kalp ve dolaşım sistemi başta olmak üzere beyin, böbrek gibi çok önemli organları etkilemekte. Kalp krizi, kalp yetersizliği, aritmiler, felç, inme, beyin kanaması, böbrek yetersizliği gibi telafisi çok zor durumlara sebep olmakta. Bu nedenle de dünyada sessiz katil olarak tanımlanmaktadır.'</p>

<p>Basit yaşam tarzı değişiklikleri ile korunmak mümkün</p>

<p>Erken tanı ve tedavi ile hastalığın kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirten Aladağ, mevcut hastaların tansiyonunu kontrol altında tutmasının, hasta olmayanların ise hastalıktan kaçınmasının basit yaşam tarzı değişiklikleriyle sağlanabileceğini ifade etti.</p>

<p>Bu önlemlerden kısaca bahseden Aladağ, öncelikle toplum olarak aşırı tuz tüketildiğine vurgu yaparak, aşırı tuz tüketiminin önüne geçilmesinin çok önemli olduğunu bildirdi.</p>

<p>Aladağ sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>'Erken tanı ve tedaviyle kontrol altına alınması mümkündür. Hipertansiyon hastasıysanız hipertansiyonu kontrol altına almak veya hipertansiyon hastası değilseniz de bunlardan kaçınmak mümkün basit yaşam tarzı değişiklikleriyle. Bunlardan kısaca bahsetmek istiyorum. Bir kere toplum olarak aşırı tuz tüketiyoruz. Aşırı tuz tüketiminin önüne geçilmesi çok önemli. Bununla birlikte düzenli egzersiz yapmak, düzenli spor yapmak, obeziteden kaçınmak, özellikle en azından mevcut kilomuzu korumak veya kilo almamaya özen göstermek çok önemli. Yine stresten kaçınmak, düzenli uyumak, düzenli bir şekilde uyumak veya uyku hijyenine dikkat etmek de çok kritik tansiyonu kontrol altına almak için. Bugün 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Farkındalık Günü vesilesiyle herkes bence bir kere kan basıncını ölçebilir. Çünkü biliyoruz ki erken tanı ve tedavi hayat kurtarıyor.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Zonguldak</category>
      <guid>https://trabz10.net/sinsi-ilerleyen-hastaliga-sessiz-katil-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/sinsi-ilerleyen-hastaliga-sessiz-katil-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="30627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Göz hastalıklarında doğru bilinen yanlışlar]]></title>
      <link>https://trabz10.net/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar mevsimiyle birlikte artan göz alerjilerine evde yapılan bilinçsiz müdahaleler tehlike saçabiliyor. Uzm. Dr. Kübra Erdoğan, çayın steril bir sıvı olmadığını ve kolonyadaki alkolün gözü tahriş ettiğini vurgulayarak, 'Yanlış uygulamalar, mevcut hastalığı maskeleyebileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar mevsimiyle birlikte artan göz alerjilerine evde yapılan bilinçsiz müdahaleler tehlike saçabiliyor. Uzm. Dr. Kübra Erdoğan, çayın steril bir sıvı olmadığını ve kolonyadaki alkolün gözü tahriş ettiğini vurgulayarak, 'Yanlış uygulamalar, mevcut hastalığı maskeleyebileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir' dedi. </p><p>Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Kübra Erdoğan, bahar aylarında artan polenlerin göz sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, bahar mevsimiyle birlikte göz kliniklerinde en sık karşılaşılan şikayetlerin başında alerjik reaksiyonların geldiğini söyledi. Polenlerin özellikle gözlerde kaşıntı ve sulanmaya yol açtığına dikkati çeken Erdoğan, 'Polen sebebiyle her iki gözde kaşıntı ve sulu akıntı görebiliyoruz. Bunun dışında halk arasında bilinmeyen ve basit görülebilen alerjiler de oluyor. Bunlara zamanında müdahale edilmediğinde ciddi sorunlar oluşabilir' dedi. </p><p>'Gözlük tercih edin' </p><p>Erdoğan, rüzgarlı havalarda çevresel faktörlerin değişmesiyle farklı hastalıkların da ortaya çıkabildiğini dile getirerek, kirpik dibi iltihaplanması gibi rahatsızlıkların tabloyu daha ağır hale getirebildiğini aktardı. Polen alerjisi bulunanların özellikle sabah saatlerinde ve rüzgarlı havalarda dışarı çıkmamaya özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, kontakt lens kullanıcılarına da şu tavsiyelerde bulundu: </p><p>'Kontakt lenslerin üzerine polenler çok rahat yapışabiliyor. Bu nedenle bahar aylarında gözlük tercih edilmesi daha sağlıklı olabilir. Hafif alerjik vakalarda soğuk kompres ve suni gözyaşı damlaları yeterli olabilirken, ileri düzey şikayetlerde mutlaka bir göz hekimine başvurulmalıdır.' </p><p>Günümüzde cep telefonu ve bilgisayar kullanımının hayatın vazgeçilmez bir parçası olduğuna değinen Erdoğan, uzun süre ekrana bakmanın göz kırpma sayısını yarı yarıya azalttığını, bunun da göz kuruluğunu artırdığını kaydetti. Erdoğan, ekran karşısında geçirilen süre boyunca göz kırpmaların bilinçli olarak sıklaştırılması ve gerektiğinde suni gözyaşı damlalarıyla destek verilmesi gerektiğini bildirdi. </p><p>'Çay steril değil, kolonya göze zarar verir' </p><p>Toplumda doğru bilinen yanlış uygulamalara karşı da vatandaşları uyaran Erdoğan, göz hastalıklarında kulaktan dolma yöntemlerin kalıcı hasarlara yol açabileceğine işaret etti. Erdoğan, çay pansumanı ve kolonya kullanımının göz sağlığı açısından büyük risk oluşturduğunun altını çizerek, konuşmasını şöyle tamamladı: </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Çay steril bir sıvı değildir, içerisindeki tanecikler göz yüzeyi için oldukça tahriş edicidir. Kolonyadaki yüksek alkol oranı da göz yüzeyine doğrudan zarar verir. Ayrıca başkasına ait göz damlasının kullanımı da tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Yanlış uygulamalar, mevcut hastalığı maskeleyebileceği gibi daha ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir. Göz, zannedilenden çok daha hassas bir organdır. Bu nedenle evde yapılan bilinçsiz müdahaleler yerine mutlaka uzman bir hekime başvurulmalıdır.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Düzce</category>
      <guid>https://trabz10.net/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar</guid>
      <pubDate>Sun, 17 May 2026 10:15:53 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/goz-hastaliklarinda-dogru-bilinen-yanlislar.jpg" type="image/jpeg" length="56846"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Anne adayları 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulamasıyla korkularını yeniyor]]></title>
      <link>https://trabz10.net/anne-adaylari-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasiyla-korkularini-yeniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/anne-adaylari-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasiyla-korkularini-yeniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulaması, Kastamonu'da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulaması, Kastamonu'da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulaması kapsamında Kastamonu'da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor.</p>

<p>'Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı'</p>

<p>Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi'nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında 'Her Gebeye Bir Ebe' uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, 'Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız' dedi.</p>

<p>Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, 'Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>'Kastamonu'da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın'</p>

<p>Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı'nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, 'Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin 'sarılık olmasın' diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen ' gebelerimize destek ' diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu'da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın' şeklinde konuştu.</p>

<p>'İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok'</p>

<p>Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, 'Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu'nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, 'Gebe Okulu'muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.' diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz'</p>

<p>Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, 'Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz' dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kastamonu, Sağlık</category>
      <guid>https://trabz10.net/anne-adaylari-her-gebeye-bir-ebe-uygulamasiyla-korkularini-yeniyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://iha.hayathaber.com/iha/20260516AW706306_01.jpg" type="image/jpeg" length="99927"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof Dr. Tevfik Özlü: 'Hanta Virüsü nedeniyle bir pandemi ihtimali gözükmüyor']]></title>
      <link>https://trabz10.net/prof-dr-tevfik-ozlu-hanta-virusu-nedeniyle-bir-pandemi-ihtimali-gozukmuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/prof-dr-tevfik-ozlu-hanta-virusu-nedeniyle-bir-pandemi-ihtimali-gozukmuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakaları dünya genelinde endişeye neden olurken, uzmanlar virüsün Kovid-19 kadar hızlı bulaşmadığını ve yakın dönemde bir pandemi riskinin düşük görüldüğünü belirtiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakaları dünya genelinde endişeye neden olurken, uzmanlar virüsün Kovid-19 kadar hızlı bulaşmadığını ve yakın dönemde bir pandemi riskinin düşük görüldüğünü belirtiyor. </p><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Tevfik Özlü, özellikle tahliye edilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bazı hanta virüsü türlerinin yüzde 50'ye varan ölüm riskine sahip olduğunu söyledi. </p><p>Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kruvaziyer gemisinde ortaya çıkan hanta virüsü vakalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. </p><p>Virüsün uzun yıllardır bilinen bir hastalık etkeni olduğunu belirten Özlü, mevcut tablonun endişe oluşturduğunu ancak yakın bir pandemi riskinin görülmediğini ifade etti. </p><p>Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Hanta virüsler aslında eskiden beri bildiğimiz insanda hastalık yapan virüsler arasında yer alıyor ama şu anda bir gemide bu salgınının ortaya çıkması endişeye, korkuya ulaştı. Yakın pandemi oluşma ihtimali görülmüyor. Hanta virüsler Kovid gibi kolay bulaşan virüsler değil. Gemide hastalığa neden olan tipi insandan insana bulaşabiliyor ama çok kolay ve hızlı bulaşan bir virüs değil. Bu uzun süreli yakın temas ile bulaşıyor. Dolayısıyla burada hızlı yayılma ve replikasyon olmadığı sürece bir pandemiye dönüşme riski bence çok afaki olur. Dünya Sağlık Örgütü gibi örgütler yakın bir pandemi riski görmediklerini açıkladılar' dedi. </p><p>'Türkiye'de yıllardır tek tük vakalar görülüyordu' </p><p>Hanta virüslerinin zaman zaman lokal ve sınırlı salgınlara yol açtığını kaydeden Özlü, Türkiye'de de yıllardır tek tük vakaların görüldüğünü söyledi. Özlü, 'Ancak zaman zaman böyle lokal, sınırlı ölçüde salgınlar bu hanta virüsler de görülüyor. Ülkemizde de yıllardır tek tük vakalar şeklinde görmeye devam ediyoruz. Daha çok bizde görülen böbrek yetmezliği ilerleyen ateşli kanama tablosuyla seyreden bir form ama şu anda gemide ortaya çıkan ateş ve ateşin ardından da akciğer yetmezliğini, ödemine ilerleyen form. Bu formun daha ölümcül olduğunu biliyoruz. Yüzde 50'ye kadar ölümcül olabiliyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Şu ana kadar 11 vakanın tespit edildiğini belirten Özlü, karantina sürecinin titizlikle yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Özlü, 'Şuana kadar 11 vaka tespit edildi ama tahliye edilen yolcular arasında da karantina devam ediyor. Bu süreç içerisinde belki yeni vakalar da çıkabilecek. Bence çok panik yapılacak, abartılacak bir risk gibi görünmüyor ama mutlaka bu sürecin iyi üretilmesi lazım. Nitekim bu gemiden tahliye edilen yolcuların bir kısmının ülkelerine gönderilmesi sürecinde uçakla taşındığı ve bu uçakla taşınan yolcuların bazısında sonradan hastalık tablosunun geliştiği ortaya çıktı. Uçaktaki diğer yolculara acaba bu ulaştı mı diye bir telaş doğurdu. Şimdi uçaktaki yolculara ulaşıp onların takibini başlatmak gerekiyor' diye konuştu. </p><p>'Karantina süreçlwri dikkatle takip edilmeli' </p><p>Türkiye'ye getirilen yolcuların karantina süreçlerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydeden Özlü, 'Onun için bu gemiden tahliye edilen ve ülkemizden getirilen yolcular var. Bunların karantina sürelerinin iyi yönetilmesi çok önemli. Uzun bir karantina dönemi var. 6 haftaya kadar uzuyor. Dolayısıyla bu insanlar ben iyiyim, bir hastalığım yok, şikayetim yok diye düşünebiliyorlar hatta test yapılıyor test negatif çıkıyor. Dolayısıyla ben de yok diye düşünebiliyorlar ama sonradan tekrar pozitife dönüşebilir. O açıdan karantina sürelerini çok dikkatli olması, dışarıya çıkmamaları, yakınlarıyla temas kurmamaları böyle bir sargının yayılmasını önlemek açısından odaklanılması gerekiyor' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Norovirüs kaynaklı salgınlar da var' </p><p>Öte yandan kruvaziyer gemilerinde görülen bir diğer salgının ise norovirüs kaynaklı olduğu belirtildi. Prof. Dr. Tevfik Özlü, 'Norovirüs salgını da yine bir kruvaziyer gemisinde ortaya çıktı. Bir kişinin hastalandığını ve bu gemiden tahliye edildiğini biliyoruz. Norovirüsler aslında çok sık gördüğümüz karşılaştığımız daha çok bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı gibi yakınmalara yol açan virüsler. Kolay bulaşır. Kirlenen el ve diğer çevre yüzeylerden, gıdalardan ulaşabilir. Norovirüs tek bir virüs değil grup bir virüs. Özellikle yaz döneminde seyahatler oluyor. Otellerde ve restoranda ortak açık büfe yemeklerde bulaşma riski yüksek. Genel hijyene dikkat edilmesi lazım. Bu tür virüslerde bizi koruyacak en önemli şey el hijyeni ve ortak kullanılan eşyaların iyi temizlenmesidir. Standart prosedürlere dikkat edilirse bir sorun olmayacaktır' ifadelerini kullandı. </p><p>'Spesifik bir ilaç veya aşısı yok' </p><p>Hanta virüsü ve norovirüse karşı spesifik bir ilaç ya da aşının bulunmadığını belirten Özlü, tedavide destekleyici yöntemlerin uygulandığını söyledi. Özlü, 'Hanta virüs ve norovirüs için spesifik bir ilaç ya da aşı yok. Ama genel itibarıyla destek tedavileri uygulanır. Bulantı, kusma olduğu zaman onu yönetecek ilaçlar, sıvı dengesinin sağlanması, ateşin düşürülmesi, ağrının kesilmesi gibi tedaviler uygulanır. Ağır formlarda tabi daha ileri destekler uygulanacaktır. Hanta alta virüs içinde öyle yani çok özel bir tedavisi yok destek tedavisi uygulanır' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://trabz10.net/prof-dr-tevfik-ozlu-hanta-virusu-nedeniyle-bir-pandemi-ihtimali-gozukmuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 16 May 2026 10:59:36 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/prof-dr-tevfik-ozlu-hanta-virusu-nedeniyle-bir-pandemi-ihtimali-gozukmuyor.jpg" type="image/jpeg" length="63689"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni yüzyılın yeni hastalığı: 'Parlayan nesneler sendromu' uyarısı]]></title>
      <link>https://trabz10.net/yeni-yuzyilin-yeni-hastaligi-parlayan-nesneler-sendromu-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/yeni-yuzyilin-yeni-hastaligi-parlayan-nesneler-sendromu-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, 'parlayan nesneler sendromu'nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, akıllı telefon, tablet, sosyal medya ve parlak ekranların insan beyninde dikkat dağınıklığına yol açtığını belirterek, 'parlayan nesneler sendromu'nun özellikle gençler arasında hızla yayıldığını söyledi. </p><p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte insanların 'Parlayan Nesneler Sendromu (PNS)' ya da İngilizce adıyla 'Shiny Object Syndrome (SOS)' tehdidiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. Özkaya, özellikle çocuklar ve gençlerin akıllı telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar oyunlarından uzaklaşamadığına dikkat çekerek, bu durumun zamanla ciddi dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemlerine neden olduğunu belirtti. </p><p>'Beynimizi esir alıyor' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sürekli yeniliklere, parlak ekranlara ve moda akımlara yönelme isteğinin 'Parlayan Nesneler Sendromu' olarak tanımlandığını kaydeden Özkaya, 'İnsanlar artık nihayetinde ne kadar faydalı olduğuna bakmaksızın yeni ve dikkat çekici olana yöneliyor. Parlayan ekranlar önce gözümüzü, sonra dikkatimizi, en sonunda ise beynimizi esir alıyor' dedi. </p><p>Teknolojinin günlük hayatın merkezine yerleştiğini vurgulayan Özkaya, insanların ders çalışırken, kitap okurken ya da işine odaklanmışken gelen bildirimlerle dikkatlerinin dağıldığını söyledi. Özkaya, 'Bir bildirim sonrası dikkatin yeniden toparlanması kişiden kişiye değişmekle birlikte 15 dakikaya kadar sürebiliyor. İnsanlar internette araştırma yapmak isterken kendilerini bambaşka mecralarda bulabiliyor, reklamlar ve sosyal medya içerikleri tüketim çılgınlığını artırıyor' diye konuştu. </p><p>'Ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerekli' </p><p>Parlayan nesnelerin sadece çocukları değil her yaş grubunu etkilediğini belirten Özkaya, sosyal medya paylaşımlarını merak etme, sürekli yeni ürün satın alma isteği ve kısa sürede değişen düşüncelerin de bu sendromun belirtileri arasında yer aldığını kaydetti. Özkaya, özellikle sosyal medya, mesajlaşma uygulamaları ve dijital ekranların yoğun kullanımının insanları gerçek dünyadan uzaklaştırdığını ifade ederek, ailelerin çocukların ekran sürelerini kontrol altında tutması gerektiğini sözlerine ekledi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/yeni-yuzyilin-yeni-hastaligi-parlayan-nesneler-sendromu-uyarisi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 09:40:30 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/yeni-yuzyilin-yeni-hastaligi-parlayan-nesneler-sendromu-uyarisi.jpg" type="image/jpeg" length="13755"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Fiziksel aktiviteden kaçtıkça obezite riski artıyor]]></title>
      <link>https://trabz10.net/fiziksel-aktiviteden-kactikca-obezite-riski-artiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/fiziksel-aktiviteden-kactikca-obezite-riski-artiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, fiziksel aktivite yapmayan kişilerin obezite riskiyle daha çok karşı karşıya kaldığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, fiziksel aktivite yapmayan kişilerin obezite riskiyle daha çok karşı karşıya kaldığını söyledi.</p>

<p>Çağın en büyük halk sağlığı sorunlarının başında gelen obezite, artık sadece gelişmiş ülkelerin değil, gelişmekte olan ülkelerin de ortak sorunu olarak dikkat çekiyor. Hareketsiz yaşam tarzı ve yüksek kalorili beslenme alışkanlıkları vücutta aşırı yağ birikimine yol açarken, uzmanlar diyet ve egzersizle sonuç alamayan hastalar için obezite cerrahisinin hayati bir önem taşıdığına dikkat çekiyor. Medicana International Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Kerim Güzel, modern yaşamın beraberinde getirdiği hareketsizliğin obeziteyi nasıl tetiklediğini ve cerrahi tedavi yöntemlerinin önemini anlattı.</p>

<p>Teknoloji bağımlılığı obeziteyi tetikliyor</p>

<p>Obeziteyi 'Vücutta ihtiyaçtan fazla alınan kalorinin yağ olarak depolanması' şeklinde tanımlayan Doç. Dr. Kerim Güzel, günümüz insanının fiziksel aktiviteden uzaklaştığını belirterek, 'Telefon, bilgisayar ve televizyon başında geçirilen uzun saatler, beraberinde tüketilen yüksek kalorili atıştırmalıklarla birleştiğinde obezite kaçınılmaz hale geliyor. Ulaşım araçlarının yaygınlaşması ve teknolojik araçların hayatımızı kolaylaştırmasıyla daha az yürüyor, daha az enerji harcıyoruz. Toplum olarak spor yapma alışkanlığımızın zayıf olması da bu tablonun başlıca etkenlerinden biri' dedi.</p>

<p>'Cerrahi sadece kilo vermek için değil, sağlık için yapılıyor'</p>

<p>Obezite cerrahisinin sadece estetik bir kaygı taşımadığını vurgulayan Doç. Dr. Güzel, cerrahi müdahalenin ikincil hastalıkların önlenmesinde kalıcı bir çözüm sunduğunu ifade ederek, 'Amacımız sadece kilo verdirmek değil; diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi ve yürüme bozuklukları gibi aşırı kiloya bağlı gelişen birçok kronik hastalığı tedavi etmektir. Diyet, egzersiz ve ilaç tedavisinden sonuç alamayan hastalar için cerrahi en etkin seçenektir. Ameliyat kararı kişiye özel değerlendirmeler ve vücut kitle indeksi (VKİ) kriterlerine göre veriliyor. VKİ 40'ın üzerinde olanlar doğrudan operasyon adayıdır. VKİ 35-40 arası olanlar hipertansiyon, Tip 2 diyabet, uyku apnesi veya karaciğer yağlanması gibi ek hastalığı olanlar ameliyat edilebilir. VKİ 30-35 arası olanlar medikal tedaviye rağmen kan şekeri kontrol altına alınamayan tip 2 diyabet hastalarına cerrahi önerilebilir' diye konuştu.</p>

<p>Multidisipliner yaklaşım ve kapalı ameliyat konforu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ameliyat öncesi sürecin oldukça titiz yürütüldüğünü ifade eden Güzel, hastaların kardiyoloji, göğüs hastalıkları, psikoloji, endokrinoloji ve anestezi uzmanları tarafından detaylıca değerlendirildiğini belirtti. Ameliyatların genel anestezi altında ve laparoskopik (kapalı) yöntemle gerçekleştirildiğini söyleyen Doç. Dr. Kerim Güzel, 'Kapalı yöntem sayesinde hastalarımız daha hızlı iyileşiyor. Ameliyat sonrası süreçte diyetisyen desteği ve doktor kontrolündeki egzersiz programı, başarının kalıcı olması için kritik öneme sahip' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/fiziksel-aktiviteden-kactikca-obezite-riski-artiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 14 May 2026 09:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/fiziksel-aktiviteden-kactikca-obezite-riski-artiyor.jpg" type="image/jpeg" length="79377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Basınç ülseri tedavisinde Kastamonu ormanlarında yetişen mantarlar şifa olacak]]></title>
      <link>https://trabz10.net/basinc-ulseri-tedavisinde-kastamonu-ormanlarinda-yetisen-mantarlar-sifa-olacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/basinc-ulseri-tedavisinde-kastamonu-ormanlarinda-yetisen-mantarlar-sifa-olacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerin tedavisi, tıbbi mantarlar kullanılarak geliştirilecek yakıyla hızlandırılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerin tedavisi, tıbbi mantarlar kullanılarak geliştirilecek yakıyla hızlandırılacak. </p><p>Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde İstanbul Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi ve Marmara Üniversitesi'nin ortaklığında 19 akademisyenin görev aldığı proje kapsamında hazırlanan proje kapsamında, basınç ülseri tedavisi için mantar bazlı patch (yakı) geliştiriliyor. Proje ile Türkiye'de ve dünya genelinde önemli bir sağlık sorunu olan basınç ülserlerinin (yatak yarası) tedavisine yönelik yenilikçi bir tedavi yöntemi olacak. Kastamonu'da toplanan Ganoderma Lucidum (Reişi Mantarı), Laetiporus Sulphureus (Kükürt Mantarı) ve Amanita Caesarea (imparator mantarı) gibi tıbbi mantarların fitokimyasal içeriklerinin kullanan bilim insanları, yaklaşık 1 yıldır sürdürdükleri çalışmayla etkili bir patch (yakı) teknolojisi geliştiriyor. Mantarların antioksidan, antiinflamatuvar ve yara iyileştirici özellikleri sayesinde basınç ülserlerinin tedavisinde önemli bir sorunun çözülmesi hedefleniyor. </p><p>Kısa süre içerisinde prototipi hazırlanacak proje sayesinde, geleneksel tedavi yöntemlerine kıyasla daha etkili, doğal ve yan etkileri azaltılmış bir tedavi seçeneği sunulması amaçlanıyor. Proje sonunda oluşturulacak patch, sadece sağlık alanında değil, aynı zamanda ekonomik olarak önemli katkılar sağlaması hedefleniyor. İki yılda tamamlanması planlanan projede, prototipin ortaya çıkmasıyla patent süreci başlatılacak. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Yaşlılarımızın basınç ülserleriyle karşı karşıya kaldıklarını gördük' </p><p>Projenin mentörlüğünü yürüten ve King's College London'da misafir araştırmacı olarak İngiltere'de görev yapan Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Çiğdem Sevim, 'Hocalarımızla oturduğumuzda 'şehrimiz için ne yapabiliriz' diye düşündüğümüzde Kastamonu bölgesinde yaşlı popülasyonunun çok fazla olduğunu keşfettik. Kastamonu, Türkiye'nin en yaşlı ikinci şehirlerinden bir tanesi. Genel itibarıyla da palyatif servislerde özellikle yaşlılarımızın çok ciddi olan basınç ülserleriyle (yatak yarası) karşı karşıya kaldıklarını gördük. Hem konforları hem mali tablolar, yaralar sebebiyle iyiye gitmiyor ve sağlıklı bir süreç geçiremiyorlar. Acaba onlar için ne yapabiliriz gibi bir yerden hipotezimizin temeli kurulmuş oldu. Kastamonu'da mantar türlerinin çok fazla olduğu için böyle bir fikirle yola çıktık' dedi. </p><p>'İlk prototipimiz üç ay sonra çıkacak' </p><p>Projenin iki yıl süreyle fonlandığını söyleyen Doç. Dr. Sevim, 'Projenin üzerinde bir yılı aşkın süredir çalışıyoruz. Bu süreçte üç tane yerel olan farklı mantar türünü aldık. Bunların optimizasyonları yapıldı. Bu mantar türlerinden taşıyıcı bir sistem yaparak kişilerin bütün yaralarını geçirmeyi değil de kişilerin bağışıklık sistemlerini güçlendirmeyi ya da sağlıklı olan dokularını ve hücrelerini daha prolifere olmasına, sağlıklı olan kesimin çoğalmasını aktifleştirmek üzere bu mantarları bir araya getirdik. Bu taşıyıcı sistemin içerisine farklı dozajlarda, farklı oranlarda entegre ettik. İlk prototipimiz de üç ay sonra çıkacak ve patent süreciyle bu süreç devam etmiş olacak' diye konuştu. </p><p>'Üç ayrı mantar türünden üç ayrı taşıyıcı sistem yapacağız' </p><p>Kaliteli ve güvenilir bir ürünün ortaya çıkmasını amaçladıklarını belirten Doç. Dr. Sevim, 'Projeyle hedefimiz hücreden dokuya komple her yönlü analizlerini yapabilmek. Yani kaliteli ve güvenilir bir ürünün ortaya çıkması amacımız. Çünkü toksikoloji (zehir bilimi) kısmını yapmadan ya da hücresel deneylerini yapmadan ya da doku bütünlüğü üzerinde neler ortaya çıkartıyor, bunları bilmeden tahmin edersiniz ki bu ürünlerin güvenilir olduğunu söyleyemeyiz. İki yıllık süreç içerisinde biz 4 farklı üniversiteden aslında 19 akademisyenin,, benim mentörlüğümde bir araya geldiği bir projeden bahsediyoruz. Bunun içerisind e Orman Fakültemiz çok aktif rol oynuyor. Mantarların temini, mantarların kurutulması, etken maddelerin izolasyonu ve bunların optimizasyon noktasında bizlere büyük katkı sağlıyor. İkinci aşama olarak İstanbul Üniversitesi'nde biyoteknoloji ve farmasötik toksikoloji kapsamında hem toksikolojik analizlerinin yapılması hem de taşıyıcı sistemlerin içerisine bu optimize edilmiş mantar örneklerimizin yüklenmesi aşaması yapılıyor. Biz, projemizde şu anda bu aşamadayız. Çalışmalarımız devam etmektedir. Çünkü üç ayrı mantar türünden üç ayrı taşıyıcı sistem yapacağımız için biz, ilk mantarın hem deneyleri hem analizlerini bitirip taşıyıcı sisteminin oluşturulması noktasında aslında ilkini tamamladık. 2-3 ay sonra çıkacak prototipimiz buna örnek olacak. Akabinde ikinci aşamaya geçeceğiz. Diğer iki mantarı da aynı şekilde yapıp inşallah zamanında projeyi bitirmeyi hedefliyoruz' şeklinde konuştu. </p><p>Projenin 2 milyon liradan fazla bütçeye sahip olduğunu söyleyen Doç. Dr. Sevim, 'Projemiz Kastamonu Üniversitesi'nin Bilimsel Araştırma Projeler Kurumu tarafından ihtisas projesi adı altında desteklendi. Çünkü Kastamonu, ormancılık bakımından Türkiye'nin önde olan şehirlerinden bir tanesi. Bu projeler de Cumhurbaşkanlığının desteğiyle birlikte bizlere ulaşmış oldu. Projemiz 2 milyon liradan daha fazla bir bütçeye sahip ve 2 yıllık bir süreç içerisinde inşallah biz de ülkemize bu ürünleri patentli bir şekilde kazandırmış olacağız' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Kastamonu</category>
      <guid>https://trabz10.net/basinc-ulseri-tedavisinde-kastamonu-ormanlarinda-yetisen-mantarlar-sifa-olacak</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 13:14:29 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/basinc-ulseri-tedavisinde-kastamonu-ormanlarinda-yetisen-mantarlar-sifa-olacak.jpg" type="image/jpeg" length="24786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmandan hantavirüs uyarısı!]]></title>
      <link>https://trabz10.net/uzmandan-hantavirus-uyarisi-kuresel-salgin-riski-dusuk-ancak-korunma-onlemleri-onemli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/uzmandan-hantavirus-uyarisi-kuresel-salgin-riski-dusuk-ancak-korunma-onlemleri-onemli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, 'Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, 'Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır' dedi.</p>

<p>Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi.</p>

<p>VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, 'Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir' diye konuştu.</p>

<p>'İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, 'Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi'nde karşımıza çıkmaktadır' şeklinde konuştu.</p>

<p>'İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor'</p>

<p>Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, 'Türkiye'de ilk vakalar 2000'li yıllarda Zonguldak ve Giresun'da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun'da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Korunma önlemleri önem taşıyor'</p>

<p>Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, 'Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır' açıklamasında bulundu.</p>

<p>'COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor'</p>

<p>Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: 'Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/uzmandan-hantavirus-uyarisi-kuresel-salgin-riski-dusuk-ancak-korunma-onlemleri-onemli</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/hakanjpg.webp" type="image/jpeg" length="90478"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi tüm birimleriyle, Şehir Hastanesine taşındı]]></title>
      <link>https://trabz10.net/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesi-tum-birimleriyle-sehir-hastanesine-tasindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesi-tum-birimleriyle-sehir-hastanesine-tasindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMSUN (İHA) - Samsun'da sağlık hizmetlerinde önemli bir değişiklik yaşandı. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin tüm birimlerinin artık Samsun Şehir Hastanesi ana binasında verilmeye başlanacağı duyuruldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) - Samsun'da sağlık hizmetlerinde önemli bir değişiklik yaşandı. Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin tüm birimlerinin artık Samsun Şehir Hastanesi ana binasında verilmeye başlanacağı duyuruldu. </p><p>Yapılan açıklamada, Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin tüm birimleriyle birlikte yeni hizmet binasına taşındığı belirtilerek vatandaşların sağlık hizmetlerini bundan böyle Samsun Şehir Hastanesi'nde alacağı ifade edildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yetkililer tarafından yapılan bilgilendirmede, '9 Mayıs 2026 Cumartesi günü itibarıyla Eğitim Araştırma Hastanesi yerleşkesinde hizmet vermekte olan acil servis ve polikliniklerimiz, Samsun Şehir Hastanesi ana binası bünyesinde hizmet vermeye başlayacaktır' denildi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesi-tum-birimleriyle-sehir-hastanesine-tasindi</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 09:24:46 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/samsun-egitim-ve-arastirma-hastanesi-tum-birimleriyle-sehir-hastanesine-tasindi.jpg" type="image/jpeg" length="25060"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: 'Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor']]></title>
      <link>https://trabz10.net/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hantavirüsün kemirgenlerden bulaştığını belirterek, sokak hayvanlarının özellikle fare ve sıçan popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hantavirüsün kemirgenlerden bulaştığını belirterek, sokak hayvanlarının özellikle fare ve sıçan popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını söyledi.</p>

<p>Atlantik Okyanusu'nda seyreden bir yolcu gemisinde ortaya çıkan şüpheli hantavirüs vakalarının ardından açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, virüsün bulaşma yolları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Hantavirüsün esas olarak fare ve sıçan gibi kemirgenler aracılığıyla taşındığını ifade eden Özkaya, insanların ise kemirgen dışkısı, idrarı veya yuva kalıntılarının bulunduğu ortamlarda havaya karışan virüs parçacıklarını soluyarak enfekte olabileceğini kaydetti.</p>

<p>Özkaya, özellikle uzun süre kapalı kalan kulübe, ahır, çatı katı, garaj ve depo gibi alanların temizliği sırasında riskin arttığını belirterek, 'Kurumuş kemirgen dışkıları süpürülürken ya da temizlik yapılırken havaya yayılan parçacıkların solunması bulaş açısından tehlike oluşturabilir' dedi.</p>

<p>'İlk belirtiler grip ile karıştırılabiliyor'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hantavirüsün ilk belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Özkaya, 'Ateş, kas ağrısı, halsizlik, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. Bazı hastalarda süreç ilerlediğinde nefes darlığı, öksürük ve akciğerlerde sıvı birikimi gelişebilir. Özellikle kemirgen teması sonrası nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekir' diye konuştu.</p>

<p>'İnsandan insana bulaş riski yok denecek kadar az'</p>

<p>Hantavirüsün çoğu vakada insandan insana bulaşmadığını vurgulayan Özkaya, salgın riskinin düşük olduğunu söyledi. Türkiye açısından büyük bir tehdit beklemediklerini belirten Özkaya, 'Ülkemizde şehir yaşamında kemirgenlerle temas oldukça sınırlı. Kırsal bölgelerde ise sokak hayvanları kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynuyor. Bu nedenle hantavirüsün ülkemiz için ciddi bir salgın tehdidi oluşturacağını düşünmüyoruz' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Uzmanından korunma önerileri</p>

<p>Kemirgenlerin yaşam alanlarından uzak tutulmasının önemine değinen Özkaya, yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, çöplerin açık bırakılmaması ve kemirgen giriş noktalarının kapatılması gerektiğini söyledi. Temizlik sırasında ise alanların önce havalandırılması, eldiven ve maske kullanılması gerektiğini belirten Özkaya, kurumuş dışkıların doğrudan süpürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 12:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/profesor-acikladi-hantavirus-kemirgenlerden-bulasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="94530"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TOGÜ'de diş korkusu olanlara uzman klinik çözümü]]></title>
      <link>https://trabz10.net/togude-dis-korkusu-olanlara-uzman-klinik-cozumu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/togude-dis-korkusu-olanlara-uzman-klinik-cozumu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diş tedavisinden çekinen vatandaşlar için Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde hizmete giren uzman klinikte, deneyimli uzman hekimler görev yaparken birçok işlem kısa sürede tamamlanabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diş tedavisinden çekinen vatandaşlar için Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde hizmete giren uzman klinikte, deneyimli uzman hekimler görev yaparken birçok işlem kısa sürede tamamlanabiliyor. </p><p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde 8 ay önce hizmete açılan uzman kliniği, vatandaşlara tek bölümde kapsamlı diş tedavisi imkanı sunuyor. Tamamı uzman diş hekimlerinden oluşan kadrosuyla hizmet veren klinikte, öğrenciler görev almıyor. Günlük yaklaşık 30 hastanın tedavi edildiği klinikte dolgu, kanal tedavisi ve diş taşı temizliği gibi işlemler bekleme süresi olmadan gerçekleştirilebiliyor. </p><p>'Uzman klinikle, bölümler arası randevunun önüne geçtik' </p><p>TOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Işıl Sarıkaya, uzman kliniğinin özellikle randevu süreçlerinde yaşanan yoğunluğu azaltmak amacıyla kurulduğunu belirtti. Klinik bünyesinde öğrencilerin değil, uzmanlığını tamamlamış diş hekimlerinin görev yaptığını ifade eden Sarıkaya, 'Bu kliniğin temel amacı özellikle işi acil olan vatandaşlarımızın bölümler arasında randevu alma zorluklarının önüne geçmek. Tek bir bölümde bütün tedavilerini gerçekleştirme fırsatı sunmak için kurduk' dedi. </p><p>Aynı klinikte birçok işlem yapılıyor </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bazı hastaların diş korkusu nedeniyle fakülte ortamında çekingen davrandığını belirten Sarıkaya, uzman klinikte tüm işlemlerin deneyimli uzman hekimler tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Günlük 30 hastanın müracaat ederek tedavi alabildiğini kaydeden Sarıkaya, ortodonti ve implant gibi ameliyat gerektiren büyük işlemler dışında birçok tedavinin aynı klinikte kısa sürede tamamlanabildiğini ifade etti. </p><p>Fakültede yeni nesil hasta kayıt sistemi </p><p>Öte yandan fakültede dijital dönüşüm kapsamında hasta kabul sistemlerinin de yenilendiği bildirildi. Sarıkaya, üniversitenin Dijital Dönüşüm Ofisi tarafından geliştirilen yeni sistem sayesinde vatandaşların çipli kimlik kartlarıyla kayıt işlemlerini yapabildiğini belirterek, hastaların sıra ve işlem süreçlerini dijital ekranlar üzerinden takip edebildiğini söyledi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://trabz10.net/togude-dis-korkusu-olanlara-uzman-klinik-cozumu</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 11:43:44 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/togude-dis-korkusu-olanlara-uzman-klinik-cozumu.jpg" type="image/jpeg" length="31597"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Hareket et, sağlıklı kal' mesajı miniklerden geldi]]></title>
      <link>https://trabz10.net/hareket-et-saglikli-kal-mesaji-miniklerden-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/hareket-et-saglikli-kal-mesaji-miniklerden-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Canik Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından 'Sağlık İçin Hareket Et Günü' kapsamında düzenlenen etkinlikte anaokulu öğrencileri, yaptıkları yürüyüş ve spor etkinlikleriyle sağlıklı hayatın önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Canik Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından 'Sağlık İçin Hareket Et Günü' kapsamında düzenlenen etkinlikte anaokulu öğrencileri, yaptıkları yürüyüş ve spor etkinlikleriyle sağlıklı hayatın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Samsun'da 'Sağlık İçin Hareket Et Günü' dolayısıyla düzenlenen etkinlikte anaokulu öğrencileri renkli görüntüler oluşturdu. Canik Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından Doğupark'ta gerçekleştirilen etkinlikte çocuklar, 'Hareket et sağlıklı kal' ve 'Sağlık için yürüyüş yap' yazılı dövizlerle yürüyüş yaptı. Yürüyüşün ardından Canik Sağlıklı Hayat Merkezi Fizyoterapisti Nurhan Telci eşliğinde çeşitli temel spor hareketleri yapan minikler, 'Sağlıklı kalmak için spor yapın' mesajı verdi. Temel egzersiz hareketleriyle fiziksel aktivitenin önemini uygulamalı olarak gösterdi.</p>

<p>'Haftada en az 150 dakika orta tempolu fiziksel aktivite yapılması gerekiyor'</p>

<p>Etkinlikle ilgili açıklamalarda bulunan Canik Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Elif Nur Gülen, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının küçük yaşlarda kazanılmasının önemine dikkat çekti. Gülen, 'Anaokulu öğrencileriyle bu özel günde bir etkinlik yapmayı planladık. Bu etkinlikteki amacımız, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının küçük yaştan itibaren kazandırılmasıdır. Küçük yaştaki çocuklarla egzersiz yaparak sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda çocukların yetişkinlere örnek olmasıyla sağlıklı yaşamın önemini hep birlikte vurgulamaya çalıştık' dedi.</p>

<p>Sağlıklı Hayat Merkezlerinde birçok hizmetin ücretsiz sunulduğunu belirten Gülen, 'Fizyoterapist danışmanlık hizmetlerimizin yanı sıra psikolog, diyetisyen, sigara bırakma polikliniği ve kanser tarama hizmetleri de ücretsiz olarak verilmektedir' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetişkinlerin haftada en az 150 dakika orta tempolu fiziksel aktivite yapması gerektiğini ifade eden Gülen, günlük yaşamda hareketliliğin artırılmasının önemine değinerek, 'Sadece egzersiz yapmak hareket sayılmaz. Merdiven kullanmak, dans etmek ve bisiklet sürmek de fiziksel aktivite kapsamına girmektedir' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/hareket-et-saglikli-kal-mesaji-miniklerden-geldi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/hareket-et-saglikli-kal-mesaji-miniklerden-geldi.jpg" type="image/jpeg" length="96030"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanından uyarı: '3 aydan uzun süren bel ağrısına dikkat']]></title>
      <link>https://trabz10.net/uzmanindan-uyari-3-aydan-uzun-suren-bel-agrisina-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/uzmanindan-uyari-3-aydan-uzun-suren-bel-agrisina-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Romatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini, aksi takdirde büyük sorunlarla karşılaşılabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Romatoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini, aksi takdirde büyük sorunlarla karşılaşılabileceğini söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Medicana International Samsun Hastanesi Romatoloji Kliniğinden Dr. Öğr. Üyesi Yeliz Zahiroğlu Yeliz Zahiroğlu, 'Ankilozan spondilit, özellikle omurga ve leğen kemiği eklemlerini etkileyen kronik iltihaplı bir romatizmal hastalıktır. Halk arasında çoğu zaman 'bel fıtığı', 'mekanik bel ağrısı' ya da 'kas tutulması' ile karıştırılabilir. Oysa bu hastalıkta ağrının temelinde iltihap vardır. Erken tanı konulmazsa omurgada hareket kısıtlılığına, duruş bozukluğuna ve yaşam kalitesinde belirgin azalmaya yol açabilir' dedi. </p><p>'Her bel ağrısı, ankilozan spondilit anlamına gelmez' </p><p>Belirtilerin büyük önem taşıdığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Zahiroğlu, 'Her bel ağrısı, ankilozan spondilit anlamına gelmez. Ancak bazı özellikler bizim için uyarıcıdır. Özellikle 40 yaşından önce başlayan, 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu ile birlikte olan, hareket ettikçe açılan ama istirahatle geçmeyen bel ağrısı önemlidir. Gece özellikle sabaha karşı uyandıran bel veya kalça ağrısı da iltihaplı bel ağrısını düşündürür. ASAS kriterlerinde de egzersizle düzelme, gece ağrısı, sinsi başlangıç, 40 yaş altı başlangıç ve istirahatle düzelmeme önemli özellikler olarak tanımlanmıştır. En sık bel ve kalça ağrısı, sabah tutukluğu, hareket kısıtlılığı ve yorgunluk görülür. Bazı hastalarda topuk ağrısı, diz veya ayak bileği şişliği, göğüs kafesinde ağrı olabilir. Ankilozan spondilit sadece omurgayı tutmaz, gözde üveit, bağırsak iltihabı ve sedef hastalığı gibi durumlarla da birlikte olabilir. Bu nedenle 'sadece bel ağrısı' olarak görülmemelidir' diye konuştu. </p><p>'3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan bel ağrılarına dikkat' </p><p>Özellikle 3 aydan fazla süren bel ağrılarına dikkat çeken Zahiroğlu, ayrıca şunları söyledi: </p><p>'Tanıda en önemli adım, hastanın öyküsünü dikkatle dinlemek ve iltihaplı bel ağrısını fark etmektir. Muayene, kan testleri, CRP-sedimantasyon gibi iltihap göstergeleri, HLA-B27 testi ve görüntüleme yöntemleri kullanılır. Özellikle erken dönemde röntgen normal olabilir, bu durumda sakroiliak eklem MR'ı tanıda çok değerlidir. Günümüzde oldukça etkili tedavi seçeneklerimiz var. Tedavide düzenli egzersiz, duruş eğitimi, sigaranın bırakılması ve gerektiğinde ilaç tedavileri birlikte planlanır. Ağrı kesici-antiinflamatuvar ilaçlar, uygun hastalarda biyolojik tedaviler ve hedefe yönelik tedaviler kullanılabilir. NHS gibi hasta bilgilendirme kaynaklarında da egzersiz, fizyoterapi, antiinflamatuvar ilaçlar ve gerekli hastalarda biyolojik tedaviler temel yaklaşımlar arasında sayılır. Erken tanı ile hem ağrıyı kontrol etmek hem hareket kabiliyetini korumak hem de omurgada kalıcı hasarı azaltmak mümkündür. Genç yaşta başlayan bel ağrısının 'nasıl olsa geçer' diye ihmal edilmemesi gerekir. 3 aydan uzun süren, sabah tutukluğu yapan ve hareketle rahatlayan bel ağrısı varsa mutlaka bir romatoloji uzmanına başvurulmalıdır.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/uzmanindan-uyari-3-aydan-uzun-suren-bel-agrisina-dikkat</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 14:27:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/uzmanindan-uyari-3-aydan-uzun-suren-bel-agrisina-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="52631"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KAVALA MAHALLESİ’NDE SAĞLIK SEFERBERLİĞİ!]]></title>
      <link>https://trabz10.net/kavala-mahallesinde-saglik-seferberligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/kavala-mahallesinde-saglik-seferberligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Kavala Mahallesi Muhtarlığı, mahalle sakinlerinin sağlığı için dev bir adım attı. KTÜ Farabi Hastanesi iş birliğiyle gerçekleştirilen sağlık taramasında, yaklaşık 300 mahalle sakini detaylı kontrolden geçirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TRABZON (Trabz10.net)</strong> – Kavala Mahallesi Muhtarı Hasan Fahri Akçay ve azaları, mahallede sosyal dayanışmayı güçlendirmek ve sağlık konusunda farkındalık yaratmak amacıyla örnek bir çalışmaya imza attı. KTÜ Farabi Hastanesi’ne yapılan başvuru sonrası, üniversitenin uzman kadrosu mahalle sakinlerinin ayağına geldi.</p>

<h3><strong>Farabi Hastanesi Mahallenin Ayağına Geldi</strong></h3>

<p>KTÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Halk Sağlığı Anabilim Dalı’ndan <strong>Prof. Dr. Murat Topbaş</strong> ve beraberindeki 6 doktorun katılımıyla gerçekleşen taramalar, 20-24 Nisan tarihleri arasında yapıldı. 18 yaş üstü vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği çalışmada, mahalle sakinlerine kapsamlı sağlık hizmeti sunuldu.</p>

<h3><strong>Muhtar Akçay’dan Teşekkür Mesajı</strong></h3>

<p>Sosyal çalışmalarına bir yenisini ekleyen Kavala Mahallesi Muhtarı Hasan Fahri Akçay, tarama sonrası yaptığı açıklamada şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Mahallemizde topluma faydalı olmak ve sağlık bilincini artırmak adına bu talebi ilettik. Yaklaşık 300 sakinimiz bu imkândan faydalandı. Bizlere yardımcı olan değerli Prof. Dr. Murat Topbaş hocamıza, ekibine, katılım sağlayan mahalle sakinlerimize ve azalarımıza yürekten teşekkür ediyorum."</i></p>
</blockquote>

<p>Akçay ayrıca, tarama için lojman kapılarını açan Prof. Dr. Ahmet Uğur Turhan Fen ve Teknoloji Lisesi yönetimi ile Sıla Eğitim ve Kültür Vakfı’na da mahalle adına şükranlarını sundu.</p>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 12.56.24" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://trabz10net.teimg.com/trabz10-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-125624.jpeg" width="1200" /><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 12.56.25 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://trabz10net.teimg.com/trabz10-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-125625-1.jpeg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Whatsapp Image 2026 05 06 At 12.56.25 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://trabz10net.teimg.com/trabz10-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-125625-1.jpeg" width="1600" /></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Safiye Selçuk</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://trabz10.net/kavala-mahallesinde-saglik-seferberligi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 21:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-125627-1.jpeg" type="image/jpeg" length="84860"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[YILMAZ’DAN SAĞLIK UYARISI: "DAL HASTANELERİ KORUNMALI!"]]></title>
      <link>https://trabz10.net/yilmazdan-saglik-uyarisi-dal-hastaneleri-korunmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/yilmazdan-saglik-uyarisi-dal-hastaneleri-korunmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Karadeniz Sağlık Turizmi Derneği Başkanı Mustafa Yılmaz, Trabzon’un sağlık altyapısının korunması ve dengeli dağıtılması gerektiğine dikkat çekti. Yılmaz, "Şehir Hastanesi önemli bir yatırım ancak mevcut dal hastanelerimiz zayıflatılmamalı" uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TRABZON (Trabz10.net)</strong> – Trabzon’un sadece kendi nüfusuna değil, Giresun’dan Rize’ye kadar tüm bölgeye hizmet veren bir referans merkezi olduğunu hatırlatan Mustafa Yılmaz, şehrin sağlık geleceğine dair kritik değerlendirmeler yaptı. Yılmaz, güçlü sağlık şehirlerinin tek merkezli değil, dengeli dağılmış tesislerle var olabileceğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>"Hizmet Vatandaşın Yaşadığı Yere Yakın Olmalı"</strong></h3>

<p>Şehir Hastanesi’nin kıymetli bir yatırım olduğunu belirten Yılmaz, Kaşüstü ve Çukurçayır gibi yoğun nüfuslu bölgelerin ihtiyaçlarına dikkat çekerek <i>"Sağlık hizmetinin erişilebilir olması, sadece büyük bir hastane yapmakla değil; vatandaşın yaşadığı yere yakın hizmete ulaşabilmesiyle mümkündür. Çukurçayır gibi yoğun bölgelerde sağlık yatırımı ihtiyacı hala devam etmektedir. Yükü tek bir merkeze toplamak yerine, tesisleri şehir geneline dengeli dağıtmalıyız." dedi.</i></p>

<h3><strong>"Trafik ve Ulaşım Yükü Göz Ardı Edilmemeli"</strong></h3>

<p>Şehir hastanelerinin bulunduğu diğer illerde yaşanan ulaşım yoğunluklarına (Samsun örneği gibi) değinen Yılmaz, Trabzon’da da benzer sorunların yaşanabileceği konusunda uyardı. Yılmaz, trafik yükünün yönetilebilmesi için mevcut sağlık tesislerinin korunmasının ve güçlendirilmesinin stratejik bir zorunluluk olduğunu ifade etti.</p>

<h3><strong>Ekonomik ve Bölgesel Güç: Ortopedi Örneği</strong></h3>

<p>Trabzon’un özellikle ortopedi gibi branşlarda çevre illerden yoğun hasta aldığını belirten Yılmaz, bu branşlaşmanın şehir ekonomisine katkısına vurgu yaparak <i>"Bugün artık her şehirde havaalanı ve üniversite var. Ancak bir şehri gerçekten öne çıkaran en önemli alan sağlıktır. Trabzon’un hekim kalitesi ve sağlık altyapısı, bu şehri Karadeniz’de farklı bir noktaya taşıyacak en kıymetli değerdir."ifadelerini kullandı.</i></p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Safiye Selçuk</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Karadeniz, Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://trabz10.net/yilmazdan-saglik-uyarisi-dal-hastaneleri-korunmali</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 21:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/whatsapp-image-2026-05-06-at-205320.jpeg" type="image/jpeg" length="30754"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Bahar aylarında göz şikayetleri artabilir']]></title>
      <link>https://trabz10.net/opr-dr-zaim-bahar-aylarinda-goz-sikayetleri-artabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/opr-dr-zaim-bahar-aylarinda-goz-sikayetleri-artabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bahar aylarında göz sağlığının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, 'Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla polen miktarında ciddi artış olur. Ağaç, çimen ve çiçek polenleri rüzgârla kolayca yayılır ve gözle temas eder. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerde şikâyetler daha sık görülür' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar aylarında göz sağlığının göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, 'Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla polen miktarında ciddi artış olur. Ağaç, çimen ve çiçek polenleri rüzgârla kolayca yayılır ve gözle temas eder. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerde şikâyetler daha sık görülür' dedi.</p>

<p>Medical Park Ordu Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nükhet Zaim, bahar aylarında artış gösteren göz alerjileri hakkında detaylı açıklamalarda bulundu. Göz alerjisinin, bağışıklık sistemimizin aslında zararsız olan polen, ev tozu, hayvan tüyü gibi maddeleri tehdit olarak algılaması sonucu gelişen bir reaksiyon olduğunu söyleyen Opr. Dr. Zaim, 'Bu maddeler göz yüzeyiyle temas ettiğinde histamin gibi kimyasallar salınır ve gözde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler ortaya çıkar. Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde bu reaksiyon daha hızlı ve şiddetli gelişebilir' ifadelerine yer verdi.</p>

<p>'Açık havada uzun süre vakit geçirenler risk altında'</p>

<p>Opr. Dr. Zaim, 'Bahar aylarında doğanın canlanmasıyla polen miktarında ciddi artış olur. Ağaç, çimen ve çiçek polenleri rüzgârla kolayca yayılır ve gözle temas eder. Özellikle açık havada uzun süre vakit geçiren kişilerde şikâyetler daha sık görülür. Bunun yanı sıra, iklim değişiklikleri ve hava kirliliği de alerjik reaksiyonların şiddetini artırabilmektedir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Gözlerde kaşıntı olabilir'</p>

<p>Hastaların en çok gözlerde yoğun kaşıntı şikâyeti ile başvurduklarının altını çizen Opr. Dr. Zaim, 'Bununla birlikte kızarıklık, sulanma, yanma hissi ve batma da sık görülür. Bazı durumlarda ışığa karşı hassasiyet gelişebilir ve göz kapaklarında hafif şişlik oluşabilir. Özellikle sabah saatlerinde belirtiler daha belirgin olabilir ve gün içinde alerjen maruziyetine bağlı olarak artış gösterebilir' diye konuştu.</p>

<p>'Alerjik konjonktivit ve enfeksiyon ayrımı'</p>

<p>Alerjik konjonktivit ile enfeksiyonların ayrımının oldukça önemli olduğunu kaydeden Opr. Dr. Zaim, 'Alerjik durumlarda en belirgin şikâyet kaşıntıdır ve genellikle her iki göz birlikte etkilenir. Akıntı daha çok berrak ve suludur. Enfeksiyon kaynaklı durumlarda ise sarı-yeşil renkli yoğun akıntı, çapaklanma ve bazen göz kapaklarının birbirine yapışması görülür. Ayrıca enfeksiyonlar sıklıkla tek gözde başlayıp diğer göze geçebilir' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Klima kullanımı, kuru hava ve uzun süre ekran karşısında kalmak şikayetleri artırır'</p>

<p>Tetikleyici unsurlara değinen Opr. Dr. Zaim, 'Polen, toz ve hava kirliliği gibi faktörler göz yüzeyinde tahrişe neden olur ve bağışıklık sistemini tetikleyerek inflamasyon oluşturur. Bunun sonucunda gözlerde kızarıklık, kaşıntı ve sulanma ortaya çıkar. Ayrıca klima kullanımı, kuru hava ve uzun süre ekran karşısında kalmak da göz yüzeyini kurutarak alerjik şikâyetleri artırabilir' dedi.</p>

<p>'Çocuklar ve genç erişkinlerde yaygın görülür'</p>

<p>Opr. Dr. Nükhet Zaim, alerjik bünyeye sahip kişilerde, özellikle astım, saman nezlesi ve egzama gibi hastalıkları olan bireylerde göz alerjisinin daha sık görüldüğünü belirterek, 'Bunun yanı sıra, ailede alerji öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Çocuklar ve genç erişkinlerde de alerjik konjonktivit oldukça yaygın karşımıza çıkmaktadır' şeklinde konuştu.</p>

<p>Tedavide hangi yöntemler uygulanır?</p>

<p>Tedavi seçeneklerinden bahseden Opr. Dr. Zaim, 'Tedavi hastanın şikâyetlerine ve alerjinin şiddetine göre planlanır. Antialerjik göz damlaları ve antihistaminik ilaçlar belirtileri kontrol altına almada etkilidir. Suni gözyaşı damlaları ise göz yüzeyini temizleyerek alerjenlerin uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Daha ağır vakalarda kısa süreli ve mutlaka doktor kontrolünde kortizon içeren damlalar kullanılabilir' açıklamasında bulundu.</p>

<p>Kontakt lens kullanımına dikkat</p>

<p>Kontakt lenslerin alerjenlerin göz yüzeyinde daha uzun süre kalmasına neden olabileceğini anlatan Opr. Dr. Zaim, bu yüzden alerji dönemlerinde lens kullanımına ara verilmesini önerdi. Lens kullanımı devam edecekse hijyene çok dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Opr. Dr. Zaim, lenslerin düzenli değiştirilmesi gerektiğini, günlük kullan-at lenslerin bu dönemde daha güvenli bir seçenek olabileceğine dikkat çekti.</p>

<p>'Göz alerjisinden korunmak için alınabilecek önlemler'</p>

<p>Göz alerjisinden korunmak için alınabilecek önlemlerden bahseden Opr. Dr. Zaim, şu bilgileri paylaştı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkmamak, dışarıda güneş gözlüğü kullanmak ve eve gelindiğinde yüz ile göz çevresini yıkamak oldukça önemlidir. Ayrıca ellerle gözleri ovuşturmaktan kaçınılmalı ve yaşam alanlarında temizlik ile havalandırmaya dikkat edilmelidir.'</p>

<p>'Uzman hekime danışılabilir'</p>

<p>Opr. Dr. Nükhet Zaim, 'Şikâyetlerin uzun sürmesi, görmede azalma olması, şiddetli ağrı veya yoğun kızarıklık gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Ayrıca kullanılan damlalara rağmen şikâyetler gerilemiyorsa mutlaka profesyonel destek alınmalıdır' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Ordu, Sağlık</category>
      <guid>https://trabz10.net/opr-dr-zaim-bahar-aylarinda-goz-sikayetleri-artabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 06 May 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/opr-dr-zaim-bahar-aylarinda-goz-sikayetleri-artabilir.jpg" type="image/jpeg" length="20997"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesör açıkladı: 'Kahve yaşlanma ve hastalıklarla savaşta güçlü bir destek']]></title>
      <link>https://trabz10.net/profesor-acikladi-kahve-yaslanma-ve-hastaliklarla-savasta-guclu-bir-destek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/profesor-acikladi-kahve-yaslanma-ve-hastaliklarla-savasta-guclu-bir-destek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kahvenin yalnızca enerji veren bir içecek olmadığını belirterek, hücre düzeyinde etki gösteren bileşenleri sayesinde yaşlanmayı yavaşlatabileceğini, iltihaplanmayı azaltabileceğini ve bazı hastalıklara karşı koruyucu rol oynayabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kahvenin yalnızca enerji veren bir içecek olmadığını belirterek, hücre düzeyinde etki gösteren bileşenleri sayesinde yaşlanmayı yavaşlatabileceğini, iltihaplanmayı azaltabileceğini ve bazı hastalıklara karşı koruyucu rol oynayabileceğini söyledi. </p><p>Kahve üzerine yapılan bilimsel çalışmaları değerlendiren Prof. Dr. Özkaya, 'ABD'de gerçekleştirilen araştırmalar, kahvede bulunan bileşiklerin hücre içindeki reseptörlerle etkileşime girerek vücudu stres kaynaklı hasarlara karşı koruyabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle NR4A1 adı verilen reseptör bu süreçte kritik bir rol üstleniyor' dedi. </p><p>Düzenli kahve tüketiminin sağlık üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çeken Özkaya, 'Kahve tüketen bireylerde diyabet, kalp hastalıkları ve bazı kanser türlerine yakalanma riskinin daha düşük olduğunu görüyoruz. Aynı zamanda genel ölüm oranlarında da azalma söz konusu. Bu da kahvenin düşündüğümüzden çok daha güçlü biyolojik etkileri olduğunu gösteriyor' diye konuştu. </p><p>'Hücre hasarı azalıyor ve iyileşme süreçleri destekleniyor' </p><p>Kahvede bulunan aktif bileşiklere değinen Özkaya, 'Kafeik asit, klorojenik asit, ferulik asit gibi bileşiklerin yanı sıra kahweol ve cafestrol gibi maddeler, NR4A1 reseptörüne bağlanarak hücrelerin strese verdiği yanıtı düzenliyor. Bu sayede hücre hasarı azalıyor ve iyileşme süreçleri destekleniyor' şeklinde konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kanser hücreleri üzerindeki etkileri de değerlendiren Özkaya, 'Laboratuvar çalışmalarında kahve bileşenlerinin kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlattığı görülüyor. NR4A1 seviyeleri azaltıldığında bu etkinin de zayıflaması, kahvenin etkisini doğrudan bu reseptör üzerinden gösterdiğini ortaya koyuyor' ifadelerini kullandı. </p><p>Kafeinin rolünün sınırlı olduğuna işaret eden Özkaya, 'Toplumda kahvenin etkisi genellikle kafeinle ilişkilendiriliyor. Ancak araştırmalar, asıl faydanın polifenoller ve antioksidan bileşiklerden kaynaklandığını gösteriyor. Bu nedenle kafeinsiz kahve de benzer sağlık faydaları sağlayabiliyor' açıklamasında bulundu. </p><p>'Kahve sadece uyanıklık sağlayan bir içecek değil' </p><p>Kahvenin bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerine de değinen Özkaya şunları söyledi: </p><p>'Kahve bileşenleri iltihaplanmayı azaltarak bağışıklık sistemini destekliyor. Bu etki de yine hücresel düzeyde gerçekleşiyor. Kahve sadece uyanıklık sağlayan bir içecek değil; hücre düzeyinde etki göstererek yaşlanmayı yavaşlatabilecek, iltihap ve kanserle mücadeleye katkı sunabilecek güçlü bir bileşikler bütünüdür. Bu yönüyle en ucuz ve en kolay ulaşılabilen gıda takviyelerinden biri olarak değerlendirilebilir.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/profesor-acikladi-kahve-yaslanma-ve-hastaliklarla-savasta-guclu-bir-destek</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 12:03:18 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/05/agency/iha/profesor-acikladi-kahve-yaslanma-ve-hastaliklarla-savasta-guclu-bir-destek.jpg" type="image/jpeg" length="40456"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
