<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Trabz10.net</title>
    <link>https://trabz10.net</link>
    <description>Trabzon Haber, Son Dakika Trabzonspor Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://trabz10.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>© Telif Hakkı 2026, Tüm Hakları Saklıdır</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 25 Aug 2026 04:04:04 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Stres, mide-bağırsak fonksiyonlarını bozuyor]]></title>
      <link>https://trabz10.net/stres-mide-bagirsak-fonksiyonlarini-bozuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/stres-mide-bagirsak-fonksiyonlarini-bozuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muzaffer Keçeci, psikolojik olarak ağır bir stres durumunda veya yorgunluk halinde mide-bağırsak hareketlerinin bozularak şişkinliğe neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muzaffer Keçeci, psikolojik olarak ağır bir stres durumunda veya yorgunluk halinde mide-bağırsak hareketlerinin bozularak şişkinliğe neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muzaffer Keçeci, birçok insanın şikayet ettiği karın şişliği konusunda açıklamalarda bulundu. Karın şişliklerini organik bir nedene bağlı ve fonksiyonel nedenlerle ikiye ayırdıklarını ifade eden Uzm. Dr. Keçeci, 'Dispepsi, halk arasında hazımsızlık olarak biliniyor. Bunun karşılığı yemek sonrası şişkinlik, hazımsızlık, doygunluk hissi, karın ağrısı, bazen bulantı gibi şikayetlerle hastalar bize geliyor. Bu şişkinliklerin birinci kısmı organik bir nedene bağlı şişkinlikler. Bir de fonksiyonel sebeplere bağlı şişkinlikler var. Organik nedenlere bağlı mide ülseri, gastrit, reflü, çölyak, mide ve bağırsak kanserleri gibi hastalıklar da girebilir. Fonksiyonel olanlar ise daha ziyade mide-bağırsak hareketleriyle ilgili şişkinlikler' dedi.</p>

<p>'Yatmadan 3 saat öncesine kadar yemek yemeyi uygun görmüyoruz'</p>

<p>Mide ve bağırsakların da dinlenmesi gereken bir süre olduğunu dile getiren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Muzaffer Keçeci, 'Organik nedenlere bağlı karın şişliklerinde tedavi olarak biraz daha başarılıyız. Gastriti, ülseri, reflüyü tedavi ediyoruz. Fonksiyonel olanlar biraz daha ilaçla tedavisi zor olan, uzun süren ve daha çok başka nedenlere bağlı oluşan şişkinlikler var. Buna yeme alışkanlığı diyebiliriz. Çabuk yemek yeme, ayakta yemek yeme, fast food alışkanlıklarına bağlı olarak, 'hızla yiyeyim, işime geri döneyim' gibi durumlar olabiliyor. Çiğnemeden yutma gibi şeylerde şişkinlikle karşılaşıyoruz. Yediğimiz gıdalar da ilişkili. Tıka basa yemek yeme, sindirimi zorlaştıran, şişkinliğe sebep olan bir durum. Yiyip yatma da şişkinliğe neden olur. Mide ve bağırsağın dinlenmesi gereken bir süre var. Bu organların da çalışmadan dinlenmesi gereken bir süreç var. Yatmadan 3 saat önce yemek yemeyi uygun görmüyoruz. Hem reflüyü artırıyor, mide asidinin yukarı gelmesine sebep oluyor hem de gece sindirim işiyle uğraşan bir mide-bağırsak sistemi zaman içerisinde yoruluyor. Fonksiyonları değişebiliyor, bozulabiliyor' diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Stres, mide-bağırsak hareketlerini bozarak şişkinlik yapabilir'</p>

<p>Her karın şişliğinin yemekle alakası olmadığını da belirten Uzm. Dr. Keçeci, 'Şişkinlikle ilgili fonksiyonel dispepsi dediğimiz grupta obezite de var. Kilo alma, karaciğer yağlanmasının mide ve bağırsak üzerinde olumsuz etkisi var. Kişi spor yaptığı zaman, zayıfladığı zaman, diyet yaptığı zaman şişkinliklerinin geçtiğini görüyoruz, azaldığını görüyoruz. Stres kaynaklı dispepsiler de çok görülüyor. Burada psikiyatri desteğinden de yararlanmamız gerekiyor. Çünkü hastanın günlük yaşantısı içerisinde psikolojik olarak ağır bir stres durumunda veya yorgunluk halinde mide-bağırsak hareketleri de bozuluyor. Bunları biz sadece mide-bağırsak motilitesini, hareketlerini düzenleyen ilaçlarla düzeltemeyebiliyoruz. Yani orada psikiyatri desteğiyle, stresi yönetmekle ilgili bir takım branşlardan ve psikologlardan da yardım almamız gerekebiliyor. Onlar gerekli görürse ilaçları da kullanmamız gerekiyor. Çok faydasını görüyoruz zaten bu tür hastalarda. Kişinin şişkinliği varsa bir hekime başvurup, fonksiyonel bir dispepsi midir yoksa organik bir sebebe mi bağlıdır, bunun ayrımı için hekimin yönlendirmesinde yol çizmesinde fayda var' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Maden suları ve sodalar herkes için uygun değil'</p>

<p>Karın şişliği problemi yaşayanların sıklıkla tükettiği soda ve maden sularının da dikkatli kullanılması gerektiğini vurgulayan Keçeci, ayrıca şunları söyledi:</p>

<p>'Maden sularını, sodalarını kullanırken daha çok kişinin beraberindeki hastalıklara dikkat etmek lazım. Tansiyonu var mı? Kalp hastalığı var mı? Böbrek hastalığı var mı? Çünkü maden sularının içerisinde değişik oranlarda elektrolitler var ve sodyum var, tuz var, mineraller var. Bunların zararlı olabileceği kişiler var. Böbrek hastası maden suyunu fazla tükettiği zaman kalp yetmezliğine, solunum yetmezliğine neden olabilir. Tansiyon hastası da zararlı bir şekilde etkilenebilir. O yüzden bu tür hastalarda maden suyunu çok önermeyiz. Ama herhangi bir hastalığı yok. Biraz yemeği fazla kaçırmış, buna bağlı bir şişkinlik gelişmiş. Onun kullanmasında bir zararı yok.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/stres-mide-bagirsak-fonksiyonlarini-bozuyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/stres-mide-bagirsak-fonksiyonlarini-bozuyor.jpg" type="image/jpeg" length="48137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanı uyardı: 'Çocuklarda yetersiz uyku aile ve akran ilişkilerini olumsuz etkileyebilir']]></title>
      <link>https://trabz10.net/uzmani-uyardi-cocuklarda-yetersiz-uyku-aile-ve-akran-iliskilerini-olumsuz-etkileyebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/uzmani-uyardi-cocuklarda-yetersiz-uyku-aile-ve-akran-iliskilerini-olumsuz-etkileyebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Aytaç Uras, 'Uyku, çocuk gelişiminin temel unsurudur. Yetersiz uyku çocuğun sağlığını, aile-akran-öğretmen ilişkilerini, günlük yaşam aktivitelerini ve davranışlarını etkilemektedir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Aytaç Uras, 'Uyku, çocuk gelişiminin temel unsurudur. Yetersiz uyku çocuğun sağlığını, aile-akran-öğretmen ilişkilerini, günlük yaşam aktivitelerini ve davranışlarını etkilemektedir' dedi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği'nden Uzm. Dr. Pelin Aytaç Uras, süt çocuğunda uyku problemleri hakkında bilgilendirdi. Erken çocukluk döneminde beynin temel aktivitesinin uyku olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Uras, 'Uyku çocuk gelişiminin temel unsurudur. Yetersiz uyku çocuğun sağlığını, aile-akran-öğretmen ilişkilerini, günlük yaşam aktivitelerini ve davranışlarını etkilemektedir. Çocukların uykusunun büyük bölümü REM uykusundan oluşmaktadır. REM ve Non REM uykuları gece boyunca döngüsel olarak yer alırlar, döngü zamanı bebeklikte 50-60 dakika iken, çocukluk ve erişkinlikte 90 dakikaya uzar' diye konuştu. </p><p>'Uyku saati rutin olmalı' </p><p>Çocuklar için uyku saatinin rutin olması gerektiğine değinen Uzm. Dr. Uras, 'Bebek ve çocuklar için uyku saati ile ilgili rutinler oluşturmalı, bu rutinler sevecenlikle uygulanmalıdır. Yatağa gitme zamanları anne-baba ile çocuk arasında çatışma ortamının oluşturulduğu zamanlar olmamalıdır. Çocuğun her gün ev dışında düzenli sportif faaliyetler yapması uyku düzeni açısından yararlıdır ancak yatmadan önceki iki-üç saat içinde ağır egzersizlerden kaçınmalıdır. Yatak odalarında hafif ışığı olan gece lambaları tercih edilebilir. Yatak odalarında televizyon bulundurulmamalıdır. İlk uyku belirtilerini gördüğünüzde bebeğinizi yatağına yatırın. En ideal olanı, bebeğin rahatlamasına ve uykuya geçmesine izin vermektir. Yatarken çocuğunuzun yanına sevdiği oyuncağını veya özel bir eşyasını almasına izin verin. Bunlar çocuğunuzun uyumasını kolaylaştıracaktır' şeklinde konuştu. </p><p>'Uyku bozukluklarında hekime başvurulmalı' </p><p>Çocukların pamuklu giysiler giymesine özen gösterilmesi ve oda ısısının ayarlanması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Uras, 'Çocuklarda uykuya başlama davranışları ile ilgili olan uykuya dalma güçlüğü ve gece uyanmalar sıktır. Ebeveynlerin yardımı olmaksızın yatağa yerleşme ve uykuya dalma, çocuklarda öğrenilen davranışlardır. Eğer çocuk uykuya dalmak için annesinin yardımına ya da özel bir uygulamaya (oyuncakla oynama, müzik dinleme) alışmışsa, gece uykusu sürecinde uyku basamakları arasında görülen uyanmalarda da bu çevre şartların isteyecektir. Uykuya dalma güçlüğü olan çocuklarda, bu fizyolojik uyanışlarda ebeveynin müdahalesi ya da alışılmış özel davranışların yapılması gerekir. Uyku çocukların bedensel ve ruh sağlığı açısından çok önemli bir unsur olup bu konudaki bozukluklarda çocuk hekiminize başvurabilirsiniz' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/uzmani-uyardi-cocuklarda-yetersiz-uyku-aile-ve-akran-iliskilerini-olumsuz-etkileyebilir</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 10:17:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/uzmani-uyardi-cocuklarda-yetersiz-uyku-aile-ve-akran-iliskilerini-olumsuz-etkileyebilir.jpg" type="image/jpeg" length="44898"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Milyonda bir görülen doğum olayı Trabzon'da gerçekleşti]]></title>
      <link>https://trabz10.net/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-trabzonda-gerceklesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-trabzonda-gerceklesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'de yaşayan 28 yaşındaki Serenay Atagün'ün iki ayrı rahminde aynı anda gebelik oluştu. Dünyada bir milyon doğumda bir görülen ve tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen gebelikler içerisinde dünyadaki üçüncü vaka olduğu belirtilen olayda, 33. haftada Trabzon'da sezaryenle dünyaya gelen Nil ve Ada bebekler, yoğun bakım sürecinin ardından anneleriyle buluştu. İkizler sağlıklı şekilde hastaneden taburcu oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Rize'de yaşayan 28 yaşındaki Serenay Atagün'ün iki ayrı rahminde aynı anda gebelik oluştu. Dünyada bir milyon doğumda bir görülen ve tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen gebelikler içerisinde dünyadaki üçüncü vaka olduğu belirtilen olayda, 33. haftada Trabzon'da sezaryenle dünyaya gelen Nil ve Ada bebekler, yoğun bakım sürecinin ardından anneleriyle buluştu. İkizler sağlıklı şekilde hastaneden taburcu oldu.</p>

<p>Çift rahmi olan bir kadının her iki rahminde de aynı anda gebelik oluşması tıp çevrelerinde milyonda bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Tıpta 'dikaviter ikiz gebelik' (iki ayrı boşluklu ikiz gebelik) olarak adlandırılan bu durum, dünya genelinde çok nadir bildirilen sıra dışı bir olay olarak bilinse de, bu doğum olayı Trabzon'da gerçek oldu.</p>

<p>Rize'de yaşayan Serenay Atagün (28) ile Selçuk Atagün (32) çiftinin 6 yıllık çocuk sahibi olma mücadelesi, tıp dünyasında son derece nadir görülen bir gebelikle mutlu sona ulaştı. Çift rahimli olduğu belirlenen Serenay Atagün, daha önce 3 kez tüp bebek tedavisi gördü ancak gebelikler düşükle sonuçlandı. Bunun üzerine Trabzon'daki Medical Park Karadeniz Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Yılmaz tarafından farklı bir tedavi yöntemi uygulandı. İki ayrı rahmi bulunan anne adayının her bir rahmine birer embriyo transfer edildi. Her iki embriyonun da tutunmasıyla iki ayrı rahim boşluğunda eş zamanlı gebelik oluştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milyonda bir görülen gebelikte dünyada üçüncü tüp bebek vakası</p>

<p>Medical Park Karadeniz Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Yılmaz, yaşanan olayın dünyada son derece nadir görüldüğünü belirterek, bunun tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen gebelikler içerisinde dünyadaki üçüncü vaka olduğunu söyledi.</p>

<p>Op. Dr. Yılmaz, 'Bugün mutlu ve çok gururlu bir gün. Çünkü dünyada bir milyon doğumda bir görülen ve ayrıca tüp bebek tedavisiyle bu şekilde oluşan gebelikler içerisinde de dünyada üçüncü vaka. Bunun da haklı gururunu yaşıyoruz. Çünkü bu vakaların ikisi Türkiye'de biri ise Çin'de. Hastamızda Uterus Didelfis (Çift Rahim) dediğimiz bir rahim anomalisi var. Bu yaklaşık dünyada binde üç görülen bir anomali. Bu hastalar kendiliğinden de gebe kalabilir fakat bizim hastamızın başka problemleri olduğu için de tüp bebek tedavisiyle gebeliği oluşturduk. Hastamızın toplamda dördüncü tüp bebek denemesi. İkisi başka merkezde bir tanesi bizim merkezimizde gerçekleşmişti fakat düşükle sonuçlanmıştı. Bunun üzerine hastada farklı bir tedavi yapma tercihine gittik. İki rahmi olan bu hastamızın her bir rahmine birer embriyo transferi yaptık. Her iki rahimde de birer tane gebelik oluştu. Dikaviter ikiz gebelik (iki ayrı boşluklu ikiz gebelik) olarak adlandırdığımız bir gebelik takip etmek durumunda kaldık' dedi.</p>

<p>İki ayrı rahimden iki bebek çıkartıldı</p>

<p>Gebeliğin yüksek risk taşıması nedeniyle anne yakından takip edilirken, beklenen erken doğum eylemi 33. haftada başladı. Anne sezaryene alınarak iki ayrı rahim boşluğundan birer bebek dünyaya getirildi. Erken doğan bebekler yoğun bakım ünitesine teslim edildi.</p>

<p>Op. Dr. Yılmaz, 'Bu tarz rahim anomalisi olan hastalarımızın rahimleri iki adet yarım olarak adlandırdığımız için çapları küçük. İçlerinde gebeliğin gelişmesi, düşük yapmaması, erken doğurması, gebelik sırasında başka problemlerin oluşma durumu her zaman daha fazla bu hastalarda. Dolayısıyla bu hastalarımızın çocuk dünyaya getirmesi ve takiplerinin yapılabilmesi oldukça multidisiplinel bir yaklaşım gerektiriyor. Biz de hastamızı yakından takip ettik, kendisi de sağolsun takibini hiç aksatmadı, şehir dışından gelen bir hasta olmasına rağmen. 33. haftada da beklediğimiz üzere bir erken doğum eylemi başladı. Biz de sezaryen ile her iki kaviteden birer tane bebek doğurtarak erken doğdukları için yoğun bakıma teslim ettik. Bugün de ailemiz yoğun bakımdan her iki bebeğini yoğun bakımdan teslim aldı. Hastamızın erken doğum yapma ihtimaline karşın bebeklerin akciğer matürasyonu erken gelişsin diye çeşitli ilaç tedbirleri aldık. Bu sayede bebekler erken doğmasına rağmen daha sağlıklı bir gebelik oluşmuş oldu' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'İki ayrı rahimden iki bebek çıkartmak benim için de ilk oldu'</p>

<p>Yaşanan vakanın kendisi açısından da ilk olduğunu belirten Op. Dr. Yılmaz, operasyonun başarılı şekilde tamamlanmasından duyduğu mutluluğu dile getirdi.</p>

<p>Yılmaz, 'Bu şekilde başarıya ulaşmış olan dünyadaki üçüncü tüp bebek vakası, toplamda ise zaten bunun gibi 20-25 adet toplam vaka olduğu belirtilmiş dünyada. Benim açımdan ilk olduğu için ameliyatta iki ayrı rahimden iki bebek çıkartmak hem ilginç oldu hem de bizi fazlasıyla mutlu etti. Çünkü son derece başarılı bir ameliyat geçirdik. Hastamızı hem tüp bebek gerektirdiği için gebe kalıp çocuk doğurması hem de bu rahim anomalisine bağlı olarak bu çocukları dünyaya getirmesi zaten bizim için ayrı bir gurur kaynağı' diye konuştu.</p>

<p>6 yıllık çocuk sahibi olma mücadelesinin ardından iki bebeğine birden kavuşan anne Serenay Atagün, tedavi sürecinde doktoruna duyduğu güvenin kendisi için önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Atagün, 'Bu tedaviyi Ufuk Hoca bize sordu, biz de iki tane olsun ikiz olsun istedik. Mutluyuz, istedik oldu, çok şükür. Öncesinde üç kez denediğimiz için bu süreç de çok korkulu geçti olacak mı olmayacak mı diye. Ama Ufuk Hoca'ya her zaman güvendim. İyi ki de güvenmişim diyorum. İki gebeliğin tutması beni çok mutlu etti. Aynı zamanda da beni şaşırttı. Belki biri tutar diğeri olmayabilir dedim, o açıdan da korkumuz vardı. Her zaman umudunu kaybetmiş kadınlar için inşallah bu durum herkese bir yol gösterici olur. Hiçbir zaman umutlarını kaybetmesinler. Bu yolda en büyük destekçim eşimdi ve sonrasında Ufuk Hoca' dedi.</p>

<p>'33. haftada doğdukları için çok korkuyordum'</p>

<p>Bebeklerinin 33. haftada dünyaya gelmesi nedeniyle yoğun bakım sürecinden endişe duyduğunu anlatan Atagün, doğum sonrası yaşadığı mutluluğu dile getirdi.</p>

<p>Atagün, '33.haftada doğdukları için çok korkuyordum. Yoğun bakım süreci olacağını biliyordum. Seslerini ilk duyduğumda çok mutlu oldum. Dedim ki iyiler ve bir sıkıntı yok. Bugün kavuştuk çok şükür. Anne olmak isteyenler için de öncelikle seçeceğiniz doktorunuz çok önemli. Ama hepsinden önce inançlarını kaybetmesinler. Biz 6. yılımızda kucağımıza aldık bebeklerimizi. Kimse umudunu kaybetmesin. Herkes kendisine ve doktoruna güvensin. Her şey olacağına varır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>Ailenin iki kız bebeklerine Nil ve Ada isimlerini verdiği öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://trabz10.net/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-trabzonda-gerceklesti</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 09:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/milyonda-bir-gorulen-dogum-olayi-trabzonda-gerceklesti.jpg" type="image/jpeg" length="59079"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[25 cm küplük böbrek taşı, hastanın sırtından girilerek çıkartıldı]]></title>
      <link>https://trabz10.net/25-cm-kupluk-bobrek-tasi-hastanin-sirtindan-girilerek-cikartildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/25-cm-kupluk-bobrek-tasi-hastanin-sirtindan-girilerek-cikartildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, her böbrek taşının ağrı yapmayacağına dikkat çekerek, 5 cm uzunluğunda, 5 cm genişliğinde, 25 cm küplük böbrek taşını hastanın sırtından yaklaşık 1 cm çapındaki bir kanal sistemiyle girerek böbreğin içerisindeki taşı parçalayarak çıkardığını ifade etti. Bolat, ürolojik kontrol altında yaşamına devam eden hastanın taşının daha küçük boyuttayken tespit edilmesi halinde böbrekte hasar oluşmadan ve açık cerrahiye gerek kalmadan tamamen endoskopik tedavi ile alınabileceğini belirterek, düzenli ürolojik kontrollerin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, her böbrek taşının ağrı yapmayacağına dikkat çekerek, 5 cm uzunluğunda, 5 cm genişliğinde, 25 cm küplük böbrek taşını hastanın sırtından yaklaşık 1 cm çapındaki bir kanal sistemiyle girerek böbreğin içerisindeki taşı parçalayarak çıkardığını ifade etti. Bolat, ürolojik kontrol altında yaşamına devam eden hastanın taşının daha küçük boyuttayken tespit edilmesi halinde böbrekte hasar oluşmadan ve açık cerrahiye gerek kalmadan tamamen endoskopik tedavi ile alınabileceğini belirterek, düzenli ürolojik kontrollerin önemine dikkat çekti. </p><p>Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, böbrek taşları konusunda doğru bilinen yanlışlar ve dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında bilgi verdi. Böbreklerinde taş olan her hastanın ağrı hissetmeyebileceğine değinen Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, 'Her böbrek taşının ağrı yaptığı konusunda yanlış bilgi var. Halbuki her böbrek taşının ağrı yapmadığını biz biliyoruz. Özellikle böbreğin içerisinde yerleşmiş olan taşlar eğer kanalı tıkamamışsa hiçbir şekilde ağrı ve semptom vermeksizin çok büyük boyutlara ulaşabilir. Örneğin bu hastamızda olduğu gibi, neredeyse bir yumurta büyüklüğünde böbrek taşıyla karşılaşabiliyoruz. Hastamızın da hiçbir şikayeti yoktu. Demek ki her böbrek taşı ağrı yapmıyor. Ağrı yapmayan taşlar da var. O yüzden özellikle taş düşüren hastalar, 'Ben taşımı düşürdüm, artık bir problem yok' diyerek kontrollerini aksatmamalılar. Mutlaka düzenli olarak ürolog kontrollerine başvursunlar' dedi. </p><p>'25 cm küplük böbrek taşı, hastanın sırtından girilerek çıkartıldı' </p><p>Böbrekte aşırı büyüyen bir taşa hastanın sırtından girerek cerrahi uyguladığını belirten Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, 'Böbreğinde taş olan bir vakamız da daha önce sol böbreğinde taş hastalığı olan ve bir şekilde taşını aldığımız ancak maalesef böbreğinde kalıcı hasar gelişmiş olan bir hastaydı. Bu hastanın aynı zamanda sağ böbreğinde de büyük bir taşı olduğunu tespit ettik. Hasta genetik bakımdan taş hastalığına yatkın bir hastaydı. Babasında da ve dedesinde de taş hastalığı olan bir hasta. Biz bu hastanın aslında tek böbreği varmış gibi tedavisini yaptık. Çünkü diğer böbreği de taş nedeniyle kalıcı hasar görmüştü. Böbreğin yaklaşık 5 cm uzunluğunda bir taşı var. Yaklaşık 4,5-5 cm genişliğinde, yani 20-25 cm küplük çok büyük bir taşı vardı hastamızın. Biz buna tıpta geyik boynuzu şeklinde taş hastalığı diyoruz. Bu türlü taş hastalıklarında tedavi biraz daha agresif bir cerrahiyle yapılıyor. Bu hastanın sırtından yaklaşık 1 cm çapında bir kanal sistemi ile girerek böbreğin içerisindeki taşa ulaştık. Bu taşı küçük parçacıklar şeklinde kırarak böbreğe zarar vermeden dışarı aldık. Ancak hasta yeniden bir ameliyat olmak zorunda kaldı. Biz bu hastayı yıllar önce görebilmiş olsaydık belki diyecektik ki 'Taşınız henüz küçükken daha küçük müdahalelerle ya önlemlerle ameliyattan sizi koruyabiliriz ya da daha küçük çaplı bir ameliyatla taşınızı tedavi edebiliriz.' Her halükarda hastamız ameliyatını oldu. Sağlıkla yaşantısına devam ediyor. Taşının tamamı temizlendi. Ancak hasta şu anda bizim ürolojik kontrolümüz altında yaşamına devam ediyor' diye konuştu. </p><p>'Ağrı kesiciler böbrek içerisindeki süzgeç mekanizmalarına kalıcı hasar verebilir' </p><p>Böbrek ağrılarını geçirmek için doktora başvurmak yerine ağrı kesici kullanılmasının yanlış bir uygulama olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bolat, 'Üriner sistem taş hastalığının en sık sebeplerinden biri de hayvansal proteinlerin biraz daha fazla tüketilmesidir. Özellikle bu protein ürünlerinden ürik asidin vücutta birikmesi sonrasında ürik asit taşlarıyla sıklıkla karşılaşabiliyoruz. Bazen bitkisel kaynaklı gıda alınmasının da taş hastalığını azaltabileceği söyleniyor. Piyasa ya da marketlerde, eczanelerde bazen suplementler dediğimiz takviye gıdaları var ama bu türlü bitkisel gıdaların da özellikle çok kontrollü alınmasında fayda var. Çünkü bunların da vücuda birtakım toksik etkileri olabilir. Halk arasında 'Ağrım olursa ben ağrı kesicilerle kendimi tedavi edebilirim' anlayışı var. Bu son derece yanlıştır. Bu, taşın sebep olduğu ağrı hissini ortadan kaldırmakta ve özellikle bu ağrı kesicilerin böbrek içerisindeki süzgeç mekanizmalarında kalıcı hasara, yani nefropatiye yol açmakta olduğu bilinmekte. Yani ne kadar az ağrı kesici kullanılırsa hasta için o kadar iyi' şeklinde konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Bir hastada daha önce taş varsa bir daha taş olma ihtimali olmayanlara göre yüzde 14 daha fazla' </p><p>Taş hastalığı olan bir kişinin daha önce böbrek taşı olmayan kişilere göre hastalığın nüksetme oranının yüzde 14 daha fazla olduğunu dile getiren Bolat, ayrıca şunları söyledi: </p><p>'Bugün bir erişkin insanın içmesi gereken ortalama su miktarı 1-1,5 litre civarındadır. Bunun üzerine çıkmak da çok doğru değil. Çünkü bir şekilde tuvaletle daha fazla muhatap olan insanların aynı zamanda üriner sistem enfeksiyonuyla karşılaşma ihtimali biraz daha fazla oluyor. Tuzun fazla tüketilmesi, böbrek taşı veya üriner sistem taş hastalığının gelişmesinde oldukça önemli bir etken. O bakımdan da mümkün olduğunca tuzdan uzak durmak lazım. Tuzdan kısıtlı beslenmek gerekiyor. Özellikle risk grubuna dahil olanların su alımına ve suyun dengeli alımına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Diyabetik hastaların ve daha önce taş hastalığı olanların dengeli sıvı alımına son derece dikkat etmesi gerekiyor. Çocuk hastalar da su kaybı belirtilerinin belirgin olduğu bir yaş grubudur. Özellikle sıcak havalarda, güneşli havalarda, açık havada çalışan ya da çok ağır aktivitede bulunan, örneğin sporcu gibi gruplar yine yüksek riskli gruplardır. Hipertansiyonu olan hastaların da aldıkları sıvı miktarına dikkat etmesi gerekiyor. Hiçbir semptomu olmayan ama aslında baktığınızda böbrek fonksiyonları kısıtlı olan hastalara biz sınırda böbrek yetmezliği olan hastalar diyoruz. Bu hastaların da sıvıyı düzenli almaları son derece önemlidir. Çünkü susuzluk bu hastaları doğrudan akut böbrek yetmezliğine götürebilir. Bu hastaların, özellikle anlatmış olduğumuz risk grubundaki hastaların sıvıyı düzenli almaları son derece önemli.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/25-cm-kupluk-bobrek-tasi-hastanin-sirtindan-girilerek-cikartildi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:17:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/25-cm-kupluk-bobrek-tasi-hastanin-sirtindan-girilerek-cikartildi.jpg" type="image/jpeg" length="82505"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Op. Dr. Dilmen: 'Sıcak havalarda yetersiz sıvı tüketimi böbrek taşı riskini artırabilir']]></title>
      <link>https://trabz10.net/op-dr-dilmen-sicak-havalarda-yetersiz-sivi-tuketimi-bobrek-tasi-riskini-artirabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/op-dr-dilmen-sicak-havalarda-yetersiz-sivi-tuketimi-bobrek-tasi-riskini-artirabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında sıcak hava ve terlemeye bağlı sıvı kaybının böbrek taşı oluşumu açısından riski artırabildiğini belirten Üroloji Op. Dr. Cem Dilmen, 'Sıcak havalarda terleme yoluyla sıvı kaybının artması idrar hacmini azaltarak idrarın yoğunlaşmasına neden olabilir. Yoğun idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşumunda rol oynayan maddeler daha kolay kristalleşebilir. Bu nedenle özellikle yaz aylarında yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmelidir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında sıcak hava ve terlemeye bağlı sıvı kaybının böbrek taşı oluşumu açısından riski artırabildiğini belirten Üroloji Op. Dr. Cem Dilmen, 'Sıcak havalarda terleme yoluyla sıvı kaybının artması idrar hacmini azaltarak idrarın yoğunlaşmasına neden olabilir. Yoğun idrarda kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi taş oluşumunda rol oynayan maddeler daha kolay kristalleşebilir. Bu nedenle özellikle yaz aylarında yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmelidir' dedi. </p><p>Sıcak havaların böbrek taşı açısından önemli bir risk oluşturabileceğini dile getiren Medical Park Tokat Hastanesi Üroloji Op. Dr. Cem Dilmen, 'Özellikle sıcak iklimlerde ve yaz aylarında böbrek taşı nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvurular artabilmektedir. Bunun temel nedenlerinden biri terleme ile birlikte gelişen sıvı kaybıdır. Yeterli sıvı alınmadığında idrar miktarı azalır ve idrar yoğunlaşır. Bu durum taş oluşumuna zemin hazırlayabilir' diye konuştu. </p><p>'Susamayı beklemeden su için' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Böbrek taşı oluşumunu önlemede yeterli sıvı tüketiminin en etkili yöntemlerden biri olduğunu dikkat çeken Op. Dr. Dilmen, 'Günlük sıvı ihtiyacı kişiden kişiye değişmekle birlikte hedef, günde en az 2-2,5 litre idrar çıkarmaktır. Yaz aylarında çoğu erişkin için 2,5-3 litre sıvı tüketimi gerekebilir. Yoğun terleyen kişilerde ise sıvı ihtiyacı daha da artabilir. Özellikle susamayı beklemeden düzenli aralıklarla su tüketilmesi önemlidir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Tuz ve fazla hayvansal protein taş riskini artırabilir' </p><p>Böbrek taşı oluşumunda yalnızca sıvı tüketiminin değil, beslenme alışkanlıklarının da önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Dilmen, 'Genetik yatkınlık, fazla tuz tüketimi, aşırı hayvansal protein, obezite, diyabet, bazı metabolik hastalıklar ve hareketsiz yaşam taş oluşumu riskini artırabilir. Özellikle beslenme alışkanlıkları değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer almaktadır' dedi. </p><p>Yaz aylarında beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Op. Dr. Dilmen, 'Aşırı tuz tüketimi idrarla kalsiyum atılımını artırabilir. Şekerli ve gazlı içecekler ile kontrolsüz yüksek protein içeren diyetler de taş oluşumu açısından risk oluşturabilir. Bu nedenle yeterli su tüketimiyle birlikte dengeli ve Akdeniz tipi beslenme tercih edilmelidir' şeklinde konuştu. </p><p>'Şiddetli yan ağrısı böbrek taşının habercisi olabilir' </p><p>Böbrek taşlarının bazı durumlarda belirgin şikâyetlere yol açabildiğine değinen Op. Dr. Dilmen, 'Şiddetli yan ağrısı, kasığa yayılan ağrı, idrarda kan, bulantı ve kusma böbrek taşında görülebilen tipik belirtilerdir. Ancak ateş, titreme veya idrar çıkışının durması gibi durumlarda enfeksiyon ve idrar yolu tıkanıklığı açısından acil değerlendirme gerekir' ifadelerini kullandı. </p><p>'Her böbrek taşı ameliyat gerektirmiyor' </p><p>Her böbrek taşının cerrahi müdahale gerektirmediğini vurgulayan Op. Dr. Dilmen, 'Tedavi yöntemi taşın boyutuna, bulunduğu yere ve hastanın klinik durumuna göre belirlenir. Küçük taşlar bazı hastalarda ilaç tedavisiyle kendiliğinden düşebilir. Uygun hastalarda ESWL olarak adlandırılan taş kırma yöntemi tercih edilebilir. Büyük, enfekte veya idrar akışını engelleyen taşlarda ise endoskopik cerrahi yöntemler gündeme gelebilir' dedi. </p><p>'Böbrek taşlarında kapalı cerrahi dönemi' </p><p>Modern ürolojide böbrek taşlarının önemli bir bölümünün endoskopik yöntemlerle tedavi edilebildiğini anlatan Op. Dr. Dilmen, 'Lazer destekli endoskopik yöntemler uygun hastalarda böbrek taşlarının tedavisinde kullanılabilmektedir. Bu yöntemler daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sağlayabilir' dedi. </p><p>'Böbrek taşı hastalığı tekrarlayabilir' </p><p>Böbrek taşı hastalığının tekrarlayabilen bir hastalık olduğunu ifade eden Op. Dr. Dilmen, şu bilgileri paylaştı: </p><p>'Taş hastalığı kronik bir yatkınlıkla ilişkili olabilir. Bu nedenle yalnızca mevcut taşı tedavi etmek değil, taşın neden oluştuğunu araştırmak da önemlidir. Taş analizi, gerekli durumlarda metabolik değerlendirme, yeterli sıvı tüketimi ve kişiye özel beslenme önerileri yeni taş oluşumunun önlenmesine katkı sağlayabilir.' </p><p>'Taş öyküsü olanlar yaz aylarında daha dikkatli olmalı' </p><p>Daha önce böbrek taşı öyküsü bulunan kişilerin özellikle sıcak havalarda sıvı kaybına karşı dikkatli olması gerektiğini belirten Op. Dr. Dilmen, 'Taş öyküsü olan kişiler susamayı beklemeden düzenli olarak su tüketmeli. Uzun süre güneş altında çalışan veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler terlemeyle kaybettikleri sıvıyı mutlaka yerine koymalı ve doktorlarının önerdiği kontrolleri aksatmamalıdır' ifadelerini kullandı. </p><p>'Böbrek taşı tedavisinden önce korunmaya dikkat' </p><p>Böbrek taşı oluşmadan önce alınacak önlemlerin tedavi sürecinden daha değerli olduğunu vurgulayan Op. Dr. Dilmen, 'Yaz aylarında yeterli sıvı tüketmek, aşırı tuzdan kaçınmak, dengeli beslenmek ve kişisel risk faktörlerini kontrol altında tutmak taş oluşumunun önlenmesine yardımcı olabilir. Basit yaşam tarzı değişiklikleri, ağrılı taş ataklarının ve bazı hastalarda cerrahi tedavi ihtiyacının azaltılmasına katkı sağlayabilir' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://trabz10.net/op-dr-dilmen-sicak-havalarda-yetersiz-sivi-tuketimi-bobrek-tasi-riskini-artirabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:16:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/op-dr-dilmen-sicak-havalarda-yetersiz-sivi-tuketimi-bobrek-tasi-riskini-artirabilir.jpg" type="image/jpeg" length="41589"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Samsun Büyükşehir Belediyesi'ne iki önemli sağlık ünvanı]]></title>
      <link>https://trabz10.net/samsun-buyuksehir-belediyesine-iki-onemli-saglik-unvani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/samsun-buyuksehir-belediyesine-iki-onemli-saglik-unvani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Büyükşehir Belediyesi(SBB), Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen program kapsamında 'Sağlığı Geliştiren Belediye' ünvanını almaya hak kazandı. Belediye ayrıca 'Bebek Dostu Destekleyici Kuruluş' ünvanını da alarak bu ünvana sahip Türkiye'deki 4. büyükşehir belediyesi oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun Büyükşehir Belediyesi(SBB), Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen program kapsamında 'Sağlığı Geliştiren Belediye' ünvanını almaya hak kazandı. Belediye ayrıca 'Bebek Dostu Destekleyici Kuruluş' ünvanını da alarak bu ünvana sahip Türkiye'deki 4. büyükşehir belediyesi oldu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yerel yönetimlerde sağlıklı yaşamı destekleyen uygulamaları güçlendirmek amacıyla yürütülen Sağlığı Geliştiren Belediye (SAGEB) Programı kapsamında Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin belgelendirme süreci tamamlandı. </p><p>Süreç sonucunda belediyeye verilen 'Sağlığı Geliştiren Belediye Belgesi', Samsun İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras tarafından Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan'a takdim edildi. Belgenin, belediyenin sağlıklı yaşamı destekleyen şehircilik anlayışını benimsediğinin ve toplum sağlığını geliştirmeye yönelik çalışmalarını kurumsal bir yaklaşımla sürdürdüğünün göstergesi olduğu belirtildi. </p><p>Törende ayrıca Sağlık Bakanlığı çalışmaları kapsamında Samsun Büyükşehir Belediyesine 'Bebek Dostu Destekleyici Kuruluş' ünvanı da verildi. Bu ünvanla Samsun Büyükşehir Belediyesi, Türkiye'de bu ünvana sahip 4. büyükşehir belediyesi oldu. </p><p>Belge takdim törenine Başkan Halit Doğan ve İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Uras'ın yanı sıra Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hatice Öz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Bekir Şahin, başkan yardımcıları, belediyenin ilgili daire başkanları ve birim sorumluları katıldı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/samsun-buyuksehir-belediyesine-iki-onemli-saglik-unvani</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:38:23 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/samsun-buyuksehir-belediyesine-iki-onemli-saglik-unvani.jpg" type="image/jpeg" length="59831"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[OMÜ'nün 800 yataklı yeni hastane projesinde çalışmalar sürüyor]]></title>
      <link>https://trabz10.net/omunun-800-yatakli-yeni-hastane-projesinde-calismalar-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/omunun-800-yatakli-yeni-hastane-projesinde-calismalar-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi için planlanan 800 yataklı yeni hastane projesinde çalışmalar devam ediyor. 2026 Yılı Yatırım Programı'na alınan proje kapsamında OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı heyeti ile OMÜ'de bir araya geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi için planlanan 800 yataklı yeni hastane projesinde çalışmalar devam ediyor. 2026 Yılı Yatırım Programı'na alınan proje kapsamında OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, Dünya Bankası, Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı heyeti ile OMÜ'de bir araya geldi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>OMÜ tarafından yapılan açıklamaya göre, Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın başkanlığında gerçekleştirilen toplantının ardından heyet, yeni hastanenin inşa edileceği alanda incelemelerde bulundu. Türkiye Üniversite Hastaneleri Dirençlilik Projesi (TURHAP) kapsamında hayata geçirilecek yeni sağlık kompleksinin 800 yatak kapasitesine sahip olması planlanıyor. Projenin, izolatör katıyla birlikte yaklaşık 140 bin metrekare kapalı alana sahip olacağı belirtildi. Geniş otopark alanlarının da yer alacağı yeni hastanenin; deprem, afetler ve iklim kaynaklı risklere karşı yüksek dirençli bir yapıya sahip olması hedefleniyor. </p><p>Proje ile Samsun ve Karadeniz Bölgesi'ne modern, güvenli ve kesintisiz sağlık hizmeti sunulması, bölgenin sağlık altyapısının güçlendirilmesi amaçlanıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/omunun-800-yatakli-yeni-hastane-projesinde-calismalar-suruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:57:20 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/omunun-800-yatakli-yeni-hastane-projesinde-calismalar-suruyor.jpg" type="image/jpeg" length="30387"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğneleri yüz hatlarında istenmeyen değişikliklere neden olabilir']]></title>
      <link>https://trabz10.net/uzmanindan-uyari-zayiflama-igneleri-yuz-hatlarinda-istenmeyen-degisikliklere-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/uzmanindan-uyari-zayiflama-igneleri-yuz-hatlarinda-istenmeyen-degisikliklere-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMSUN (İHA) - Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sönmez Ocak, reçetesiz de eczanelerden alınabilen ikinci kuşak zayıflama iğnelerinin cilt altı yağ dokusunu çok hızlı bir şekilde eritmesi sonucunda yüz hatlarında bazı istenmeyen değişikliklere neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>SAMSUN (İHA) - Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sönmez Ocak, reçetesiz de eczanelerden alınabilen ikinci kuşak zayıflama iğnelerinin cilt altı yağ dokusunu çok hızlı bir şekilde eritmesi sonucunda yüz hatlarında bazı istenmeyen değişikliklere neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Zayıflama iğneleri doktor reçetesi olmadan da eczanelerden temin edilip kullanılabiliyor. İlk etapta şeker hastaları için üretilen bu iğnelerin zamanla ameliyatsız, diyetsiz ve egzersiz yapmadan zayıflamak isteyenler tarafından sıklıkla kullanıldığını dile getiren Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sönmez Ocak, bu ilaçların olumsuz yansımaları ve kullanım amaçlarıyla alakalı açıklamalarda bulundu.</p>

<p>İğneleri kullanırken dikkat edilmesi gereken noktalar olduğunu vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sönmez Ocak, 'Zayıflama iğneleri son zamanda çok popüler ve halk arasında da çok fazla kullanılan bir ilaç türü. Herhangi bir diyet yapmadan, bir cerrahiye maruz kalmadan zayıflama fikri insanlara cazip geliyor. Burada dikkat edilmesi gereken noktalar var. Bu iğneler yaklaşık 15 yıl önce geliştirildi. Bu ilaçlar ilk olarak kilo kaybı değil, şeker hastalarını tedavi etmek amacıyla geliştirilmişti. Şeker hastalarında kullanıldığında bu hastalarda ciddi kilo kaybı söz konusu oldu. Araştırmacılar bu yöne eğildiler. İnsanları bu iğneyle zayıflatma araştırmaları yapıldı. Bu iğneler vücutta tokluk hormonuna benzer bir molekül olduğundan iğneleri kullanan hastalarda yemek yememesine rağmen beynine tokluk sinyali gidiyor ve tok hissediyorlar. Aynı zamanda mide boşalmasını geciktiriyor. Bu iğnelerle zayıflama sağlanıyor' dedi.</p>

<p>'Zayıflama iğneleri vücut ağırlığının maksimum yüzde 20'sini kaybettirir'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Obezite tedavisine bir alternatif olmayan zayıflama iğnelerinin vücudun yüzde 20'sini kaybettirme özelliği olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sönmez Ocak, 'Zayıflama iğneleri obezite ameliyatına alternatif bir tedavi değil. Bu iğnelerle kişi vücut ağırlığının maksimum yüzde 20'sini kaybetmektedir. Çok yüksek kilolu hastalarda bu kilo kaybı yeterince fayda sağlamayacağından bu hastalarda cerrahi öneriyoruz. Cerrahiye uygun olmayan obez hastalarda bu iğneler kullanılabilir. Vücut kitle indeksi 30-33 olan ve ameliyata uygun olmayanlarda bu iğneler kullanılabilir. Vücut kitle indeksi çok yüksek olan hastalarda cerrahi riskli olacağı için ameliyat öncesi bir köprü tedavi, yani hastayı ameliyat öncesinde biraz daha zayıflatıp cerrahiye daha uygun hale getirmek için kullanılır. İğnelerin yan etkileri genellikle ilk etapta çok fazla kişiyi rahatsız etmeyen bulantı, kabızlık, ishal gibi günlük hayatı fazla etkilemeyen unsurlar olabilir. Deneysel çalışmalarda pankreasta iltihaba, safra kesesinde taş oluşumuna sebep olduğu görülmüş. Ayrıca tiroid nodüllerinde kanser gelişimine öncü moleküler gelişimler yapabileceği bazı çalışmalarda gösterilmiş. Geniş hasta serilerinde çok ciddi problemlerle karşılaşmıyoruz' diye konuştu.</p>

<p>'İğneler komşu tavsiyesiyle eczaneden reçetesiz alınabiliyor'</p>

<p>Herkesin reçete olmadan zayıflama iğnesi tedarik edebildiğini ve bunun önüne geçilmesi gerektiğini de dile getiren Doç. Dr. Ocak, 'Bu ilaçlar arkadaş, komşu tavsiyesiyle çok rahatlıkla eczanelerden alınabilen ilaçlar. Yakın zamanda bakanlık buna el atacaktır diye ümit ediyorum. Normal bir antibiyotik almak isteseniz reçetesiz alınamıyor ancak bu zayıflama iğnelerini hiçbir doktora başvurmadan eczanelerden alabiliyorsunuz. Biz buna karşıyız. Bu ilaçları kullanmadan önce mutlaka uzman hekimlere başvurup ilaçların kullanıma uygunluğu değerlendirilmelidir. Hastaların tiroitlerinde nodül var mı, pankreatit geçirdi mi ve safra kesesinde taş var mı? Bunların araştırılması gerekiyor. Ayrıca boy-kilo oranına da bakılması, hastanın tedaviye uygunluğu değerlendirilmelidir. Bu ilaçların ne kadar kullanılacağı tam kesin değil. Araştırmalarda 1 yıllık kullanım tercih ediliyor. 1 yıllık kullanımda yüzde 20'lik bir kilo kaybı olabiliyor. Süreç içerisinde bir doktor ve diyetisyen kontrolünde olması lazım. Amacımız kilo vermek olsa da sağlıklı kilo vermeyi öneriyoruz. Bu da vücuttaki yağ oranının azalması ve kas kütlesinin artarak korunmasıdır. Zayıflama ilaçları kullanılırken gerekli vitamin ve protein takviyeleri alınmazsa vücutta kas erimesi, kemik erimesi gibi istenmeyen sonuçlar da olabilir' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Yüz hatlarında bazı istenmeyen değişikliklere neden olabilir'</p>

<p>Cilt altı yağ dokusunu çok hızlı eriten zayıflama iğnelerinin yüz hatlarında istenmeyen değişikliklere de neden olduğunu belirten Ocak, ayrıca şunları söyledi:</p>

<p>'İkinci kuşak zayıflama ilaçlarında cilt altı yağ dokusunun çok hızlı bir şekilde erimesi sonucunda vücutta, özellikle yüz hatlarında bazı istenmeyen değişiklikler de olabiliyor. O nedenle hastaların zayıflama ve iğneyi kullanma sürecinde mutlaka bir diyetisyen ve hekim kontrolünde bunları kullanmasını öneriyoruz. Gerekli kolajen, vitamin ve protein desteklerini kullanmasını öneriyoruz. Haftada bir iğne vurulup başka hiçbir şey yapmadan sağlıklı bir şekilde kilo verme şekli çok gerçekçi değil. Obezite çok etkenli bir hastalık. Tek başına bir insanın savaşabileceği bir hastalık değil. Mutlaka bu işle uğraşan hekimlerden ve diyetisyenlerden destek alınmalı. Aynı zamanda hastanın beslenme alışkanlıklarını da değiştirmesi gerekiyor. Hasta düzenli bir beslenme programı almalı ki kas, protein ve yağ oranı dengelensin.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/uzmanindan-uyari-zayiflama-igneleri-yuz-hatlarinda-istenmeyen-degisikliklere-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/uzmanindan-uyari-zayiflama-igneleri-yuz-hatlarinda-istenmeyen-degisikliklere-neden-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="97139"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Profesörden 60 yaş üstü için uyarı: Bu belirtilere dikkat]]></title>
      <link>https://trabz10.net/profesorden-60-yas-ustu-icin-uyari-bu-belirtilere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/profesorden-60-yas-ustu-icin-uyari-bu-belirtilere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaş ilerledikçe ortaya çıkan aşırı yorgunluk, nefes darlığı, bacaklarda şişlik, kilo verme güçlüğü, hareket kısıtlılığı, yüksek tansiyon ve kan şekeri gibi sorunların birlikte görülmesinin 'kardiyopulmoner metabolik' sendroma işaret edebileceğini belirterek, sağlıklı yaşlanma konusunda uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaş ilerledikçe ortaya çıkan aşırı yorgunluk, nefes darlığı, bacaklarda şişlik, kilo verme güçlüğü, hareket kısıtlılığı, yüksek tansiyon ve kan şekeri gibi sorunların birlikte görülmesinin 'kardiyopulmoner metabolik' sendroma işaret edebileceğini belirterek, sağlıklı yaşlanma konusunda uyarılarda bulundu.</p>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Türkiye'de yaşlanan nüfusta birden fazla kronik hastalığın aynı anda görülmeye başladığına dikkat çekti. Özellikle 60 yaş üzerindeki hastalarda kilo fazlalığı, hareket kısıtlılığı ve nefes darlığı gibi şikayetlerin giderek daha sık görüldüğünü ifade eden Özkaya, bu belirtilerin tek tek değerlendirilmek yerine bir bütün olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Yaş ilerledikçe bazı kişilerin yürümekte zorlandığını, nefes darlığı yaşadığını ve günlük ihtiyaçlarını karşılarken dahi güçlük çektiğini belirten Özkaya, bu hastaların zaman zaman tekerlekli sandalye ile sağlık kuruluşlarına başvurduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Yoğun bakımlar bu hastalarla doldu'</p>

<p>Özkaya, 'Yaşınız ilerliyor, kendinizi alışılmadık derecede yorgun ve enerjisi düşük hissediyorsanız, ayaklarınızda ve bacaklarınızda şişlik varsa, kilonuz varsa ve kilo vermekte zorlanıyorsanız, oturduğunuz yerden kalkamıyor ve hareketliliğiniz azaldıysa, günlük ihtiyaçlarınızı karşılarken ve yürürken nefes darlığı çekiyorsanız, gündüz oturduğunuz yerde uyukluyorsanız, yüksek tansiyonunuz veya kan şekeriniz varsa, böbrek sorununuz başladıysa ve vücudunuzdaki iltihap belirteçleri uzun süre yüksek kalıyorsa dikkatli olmalısınız. Yoğun bakımlar bu hastalarla doldu. Bu hastaları yoğun bakımlarda takip ediyoruz' dedi.</p>

<p>'Bir poşet dolusu ilaç kullanmak zorunda kalıyorsanız dikkat'</p>

<p>Bu sorunların bir arada görülmesi halinde hastaların farklı branşlara başvurarak kendilerini bu hale getiren temel nedeni bulmakta zorlanabildiğini dile getiren Özkaya, 'Tüm bunlar için bir poşet dolusu ilaç kullanmak zorunda kalıyorsanız, doktor doktor gezip sizi bu hale getiren hastalığınızın ne olduğunu düşünüyor ve aklınıza yatan bir cevap bulamıyorsanız, sizde kardiyopulmoner metabolik sendrom olabilir' diye konuştu.</p>

<p>'Uyarı işaretlerini daha erken fark etmek gerekiyor'</p>

<p>Kardiyopulmoner metabolik sendromun tek bir hastalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Özkaya, obezite, nefes darlığı, tip 2 diyabet, kronik böbrek hastalığı, yüksek tansiyon ve kardiyovasküler hastalıkların çoğu zaman birbirinden bağımsız gelişmediğini altını çizdi. Özkaya, bu hastalıkların birlikte ortaya çıkabildiğini ve her birinin diğer hastalıkların gelişme ihtimalini ve şiddetini artırabildiğini ifade ederek, 'Bu nedenle hastalığın nasıl ilerlediği ve tipik olarak nasıl tedavi edildiği konusunda toplumun bilinçlendirilmesi gerekiyor. Uyarı işaretlerini daha erken fark etmek, uzun vadeli sağlığın korunması açısından önemli' şeklinde konuştu.</p>

<p>'Aile hekimleri yaşlanan toplumu yakından takip etmeli'</p>

<p>Yaşlanan toplumun sağlık takibinde aile hekimlerine önemli görevler düştüğünü vurgulayan Özkaya, aile hekimlerinin bu tür riskleri erken dönemde tespit ederek gerekli yönlendirmeleri yapmasının önem taşıdığını belirtti. Özkaya, 'Aile hekimlerimizin bu konuda yaşlanan toplumu takip etmelerini ve gerektiğinde müdahale etmelerini öneriyoruz. Erken dönemde fark edilen risk faktörleri, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek daha ciddi sağlık sorunlarının önlenmesine katkı sağlayabilir. Halkımızın da Sağlık Bakanlığımızın her ilçede bulunan ve tüm vatandaşlarımızın ücretsiz faydalanabildiği Sağlıklı Hayat Merkezlerini ziyaret etmelerini, bu sendroma yakalanmamak ve sağlıklı yaşlanmak için düzenli olarak destek almalarını öneriyoruz' ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/profesorden-60-yas-ustu-icin-uyari-bu-belirtilere-dikkat</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/profesorden-60-yas-ustu-icin-uyari-bu-belirtilere-dikkat.jpg" type="image/jpeg" length="94703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sinsice büyüyen miyomlar gebeliğe engel olabiliyor]]></title>
      <link>https://trabz10.net/sinsice-buyuyen-miyomlar-gebelige-engel-olabiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/sinsice-buyuyen-miyomlar-gebelige-engel-olabiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Bülent Sürücü, doğurganlık çağındaki kadınların rahminde büyüyen bazı miyomların (rahim tümörü), tekrarlayan düşüklere ya da erken doğuma neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Bülent Sürücü, doğurganlık çağındaki kadınların rahminde büyüyen bazı miyomların (rahim tümörü), tekrarlayan düşüklere ya da erken doğuma neden olabileceğini söyledi.</p>

<p>Miyomlar birçok kadında görülebiliyor. Genelde iyi huylu olan tümörler, rahim iç veya dış dokusuna tutunarak devasa boyutlara ulaşabiliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Bülent Sürücü, her miyomun hamilelikte risk oluşturmadığını belirterek hastalık hakkında önemli uyarılarda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Hastalar en çok kansızlık nedeni araştırılırken bulunuyor'</p>

<p>Bazı miyomların çok kanamaya neden olmasından dolayı hastalarda kansızlık meydana geldiğini ifade eden Opr. Dr. Bülent Sürücü, 'Miyom, doğurganlık çağındaki kadınların rahim üst kas tabakasında gelişmiş iyi huylu tümörlerdir. Nadir kanser türleri de vardır. Doğurganlık çağına has bir hastalıktır ve menopozdan sonra küçülür. Miyomların yerleşim yeri çok önemli. Miyomlar rahmin iç tabakasına yerleşmişse aşırı kanama yapabilir. En sık rastladığımız hasta, daha çok dahiliye polikliniklerinde kansızlık araştırılırken bulunan hasta grubudur. Bu miyomlar aşırı kanama yaptığından hastanın yaşına göre tedavisi değişmekte. Hastanın doğurganlık çağı geçmişse rahmi almayı öneriyoruz. Hasta erken yaşta ve çocuk sahibi değilse birçok tedavi yöntemi var. Miyomlar küçükse histeroskopi ile girilerek rahim üzerinden temizleme yapılabiliyor. Çok büyükse operasyonla temizliyoruz. Miyomların handikabı, bunların bir kısmı nüksedebiliyor. Bazı miyomlarda hastanın pek şikayeti olmaz, karın şişliği ile hastaneye başvururlar. Miyomlar menopozdan sonra küçülmeye başlar ve böyle miyomlarda operasyon önermiyoruz' dedi.</p>

<p>'Miyomlar düşük ve erken doğum riskini artırır'</p>

<p>Normal gebelere göre miyomlu gebelerde düşük ve erken doğum riskinin daha fazla olduğunu dile getiren Opr. Dr. Sürücü, 'Bazı miyomlar gebe kalamama riskini artırırlar. Tekrarlayan gebelik kayıplarına sebep olmuşsa ya da gebe kalmayı engelliyorsa mutlaka bu miyomların temizlenmesi gerekiyor. Böyle bir etkisi yoksa temizlenmeyi etkilemez. Ayrıca miyomlar gebelikte büyürler. Yerleşim yeri bu nedenle de çok önemli. Miyomlar rahim dışına doğru büyümüşse gebeliğin akıbetini çok etkilemez ancak rahmin iç sahasına yerleşmişse hastalarda düşük, erken doğum riski normal hamilelere göre daha fazladır' diye konuştu.</p>

<p>Düzenli kontrollerin de önemine değinen Sürücü, 'Her kadının yılda en az 1 kez kontrole gelmesini tavsiye ediyoruz. Miyom tespit edilmişse bu artırılabilir. Hastanın kan değerleri, kanama şiddetinin gözlemlenmesi gerekir. 3 ayda bir ve 6 ayda bir kontrol edilen hastalar da olabilir' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/sinsice-buyuyen-miyomlar-gebelige-engel-olabiliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/sinsice-buyuyen-miyomlar-gebelige-engel-olabiliyor.jpg" type="image/jpeg" length="87920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GÜMÜŞHANE HASTANESİ'NDE İLK: İKİ BEYİN AMELİYATI BAŞARILI]]></title>
      <link>https://trabz10.net/gumushane-hastanesinde-ilk-iki-beyin-ameliyati-basarili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/gumushane-hastanesinde-ilk-iki-beyin-ameliyati-basarili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane Devlet Hastanesi'nde ilk kez gerçekleştirilen iki kritik beyin ameliyatı başarıyla tamamlandı; hastalar il dışına sevk edilmeden sağlıklarına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gümüşhane Devlet Hastanesi, sağlık alanında önemli bir başarıya imza attı. Hastanede ilk kez gerçekleştirilen iki kritik beyin operasyonu başarıyla tamamlandı. Yapılan müdahaleler sayesinde hastalar il dışına sevk edilmeden, kendi şehirlerinde tedavi olma imkânı buldu.</p>

<p></p>

<p><strong>Uzman Kadrodan Koordineli Operasyon</strong></p>

<p>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Gizem Başyazıcı Ekinci’nin öncülüğünde gerçekleştirilen ameliyatlar, tecrübeli anestezi ekibi ile ameliyathane, servis ve yoğun bakım hemşirelerinin koordineli çalışmasıyla tamamlandı. Gümüşhane’deki sağlık hizmetleri açısından dönüm noktası sayılan operasyonlarda, ilk olarak doğuştan gelen beyincik sarkmasının (Chiari malformasyonu) beyin sapı üzerinde oluşturduğu bası kaldırıldı. İkinci ameliyatta ise hastanın beyinciğindeki tümör başarıyla çıkarıldı.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Hastalar İl Dışına Gitmekten Kurtuldu</strong></p>

<p>İleri düzey beyin cerrahisi hizmetinin hastanede sunulabilmesi sayesinde hastalar, sevk çilesi çekmeden tedavilerini tamamladı. Konuya ilişkin hastane yönetiminden yapılan açıklamada, modern altyapı ve uzman kadro ile nitelikli hizmet sunmaya devam edileceği vurgulanarak, "Başta Op. Dr. Gizem Başyazıcı Ekinci olmak üzere emeği geçen tüm ekibimize teşekkür ediyor, hastalarımıza acil şifalar diliyoruz" ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Trabz10net Haber</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Sağlık</category>
      <guid>https://trabz10.net/gumushane-hastanesinde-ilk-iki-beyin-ameliyati-basarili</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/whatsapp-image-2026-08-07-at-112529.jpeg" type="image/jpeg" length="46435"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tokat'ta tedavi gören yaşlı kadın helikopter ambulansla Konya'ya sevk edildi]]></title>
      <link>https://trabz10.net/tokatta-tedavi-goren-yasli-kadin-helikopter-ambulansla-konyaya-sevk-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/tokatta-tedavi-goren-yasli-kadin-helikopter-ambulansla-konyaya-sevk-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Devlet Hastanesi'nde tedavisi ve takibi sürdürülen 78 yaşındaki kadın, ileri düzey onkolojik tedavi ihtiyacı nedeniyle Sağlık Bakanlığına bağlı helikopter ambulansla Konya'ya sevk edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Devlet Hastanesi'nde tedavisi ve takibi sürdürülen 78 yaşındaki kadın, ileri düzey onkolojik tedavi ihtiyacı nedeniyle Sağlık Bakanlığına bağlı helikopter ambulansla Konya'ya sevk edildi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Tokat Devlet Hastanesi'nde tedavi gören N.K. (78) isimli hastanın ileri düzey onkolojik tedaviye ihtiyaç duyması üzerine Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda hava ambulansı talep edildi. Planlamaların tamamlanmasının ardından helikopter ambulans Tokat Havalimanına iniş yaptı. Sağlık ekiplerinin gözetiminde ambulansla helikoptere alınan hasta, gerekli tıbbi tedbirler eşliğinde Konya Şehir Hastanesi'ne nakledildi. Hastanın ileri düzey onkolojik tedavisinin Konya Şehir Hastanesi'nde devam edeceği öğrenildi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://trabz10.net/tokatta-tedavi-goren-yasli-kadin-helikopter-ambulansla-konyaya-sevk-edildi</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 18:04:28 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/tokatta-tedavi-goren-yasli-kadin-helikopter-ambulansla-konyaya-sevk-edildi.jpg" type="image/jpeg" length="43778"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Anne sütü, bebeğin sağlıklı gelişimi için en ideal besindir']]></title>
      <link>https://trabz10.net/anne-sutu-bebegin-saglikli-gelisimi-icin-en-ideal-besindir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/anne-sutu-bebegin-saglikli-gelisimi-icin-en-ideal-besindir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bolu'da Uzman Dr. Gülşah Şenay Karagöz, Emzirme Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, 'Anne sütü, bebeğin sağlıklı gelişimi için en ideal besindir' diyerek ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmenin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bolu'da Uzman Dr. Gülşah Şenay Karagöz, Emzirme Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, 'Anne sütü, bebeğin sağlıklı gelişimi için en ideal besindir' diyerek ilk 6 ay yalnızca anne sütüyle beslenmenin önemine dikkat çekti. </p><p>Uzman Dr. Gülşah Şenay Karagöz, anne sütünün bebeğin ilk 6 ay boyunca ihtiyaç duyduğu bütün besin öğelerini uygun miktarda içerdiğini söyledi. Anne sütünün bağışıklık sistemini güçlendirdiğini belirten Karagöz, 'Anne sütü, bebeğin sağlıklı büyüme ve gelişmesi için en ideal besindir. İçeriğinde bebeğin ilk 6 ay boyunca ihtiyaç duyduğu tüm besin öğelerini uygun miktarda bulundurur. Aynı zamanda enfeksiyonlara karşı koruyucu özellikleri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir, ishal ve solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere birçok hastalığın görülme riskini azaltır. Anne sütüyle beslenen bebeklerde sağlıklı büyüme ve gelişme desteklenirken, uzun vadede obezite, diyabet ve bazı kronik hastalıkların görülme riski de azalabilmektedir' dedi. </p><p>'Emzirme 2 yaş ve ötesine kadar sürdürülmeli' </p><p>Dünya Sağlık Örgütü ile Sağlık Bakanlığının emzirme konusundaki önerilerini paylaşan Karagöz, 'Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı, bebeklerin doğumu takip eden ilk saat içinde emzirilmeye başlanmasını, ilk 6 ay boyunca sadece anne sütü ile beslenmesini ve uygun tamamlayıcı besinlerle birlikte emzirmenin 2 yaş ve ötesine kadar sürdürülmesini önermektedir. Emzirme yalnızca bebek için değil, anne sağlığı açısından da önemli faydalar sağlar. Doğum sonrası rahmin toparlanmasına katkıda bulunur, doğum sonrası kanama riskini azaltır ve uzun dönemde meme ile over kanseri riskinin azalmasına yardımcı olur. Ayrıca anne ile bebek arasındaki duygusal bağın güçlenmesine önemli katkı sunar' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>'Her annenin emzirme süreci farklıdır' </p><p>Annelerin emzirme sürecinde çeşitli sorunlarla karşılaşabileceğine dikkati çeken Karagöz, 'Her annenin emzirme süreci farklıdır. Bazı anneler emzirmenin ilk günlerinde bebeğin memeyi tutması, süt miktarı, meme ucu ağrısı veya süt kanallarında tıkanıklık gibi çeşitli güçlüklerle karşılaşabilir. Bu tür durumlar çoğu zaman doğru bilgi, uygun teknik ve profesyonel destek ile çözülebilmektedir. Bu nedenle annelerimizin yaşadıkları sorunlar karşısında yalnız olmadıklarını bilmeleri büyük önem taşımaktadır. İlimizdeki hastanelerimizde hizmet veren laktasyon, yani emzirme poliklinikleri, emzirme sürecinde yaşanan sorunların değerlendirilmesi ve çözüme kavuşturulması amacıyla annelerimize danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Ayrıca Aile Sağlığı Merkezlerimizde görev yapan aile hekimleri, ebeler ve hemşireler, gebelik döneminden başlayarak doğum sonrasına kadar emzirme konusunda rehberlik etmekte, annelerimize ihtiyaç duydukları her aşamada destek sağlamaktadır' şeklinde konuştu. </p><p>Anne adaylarına 'Gebe Okulu' çağrısı </p><p>Emzirmenin başarısında gebelik döneminde verilen eğitimlerin önemli olduğunu ifade eden Karagöz, 'Emzirmenin başarısı, gebelik döneminde alınan doğru eğitimlerle de güçlenmektedir. Bu kapsamda hastanelerimizde ve Toplum Sağlığı Merkezlerimiz bünyesinde faaliyet gösteren Gebe Okulları, anne adaylarına gebelik, doğuma hazırlık, doğum süreci, lohusalık ve emzirme konularında kapsamlı eğitimler vermektedir. Anne adaylarımızı Gebe Okullarımıza katılmaya davet ediyor, böylece hem doğuma hem de emzirme sürecine daha bilinçli ve güvenli şekilde hazırlanmalarını öneriyoruz. Emzirme, bebeğe verilen ilk ve en değerli hediyedir. Emzirme Haftası vesilesiyle tüm anne adaylarını ve annelerimizi anne sütünün eşsiz faydaları konusunda bilinçlenmeye, ihtiyaç duyduklarında sağlık kuruluşlarımızdaki emzirme danışmanlığı hizmetlerinden yararlanmaya davet ediyor; anne sütüyle büyüyen sağlıklı nesiller için tüm sağlık çalışanlarımızın özveriyle görev yaptığını bir kez daha vurguluyoruz' dedi. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Bolu</category>
      <guid>https://trabz10.net/anne-sutu-bebegin-saglikli-gelisimi-icin-en-ideal-besindir</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 16:40:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/anne-sutu-bebegin-saglikli-gelisimi-icin-en-ideal-besindir.jpg" type="image/jpeg" length="28651"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık taraması gizli kalp hastalıklarını erkenden yakalıyor]]></title>
      <link>https://trabz10.net/saglik-taramasi-gizli-kalp-hastaliklarini-erkenden-yakaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/saglik-taramasi-gizli-kalp-hastaliklarini-erkenden-yakaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Murat Küsdül, belirti vermeden ilerleyen kalp ve damar rahatsızlıklarında erken tanının hayat kurtardığına dikkat çekerek, düzenli sağlık taraması taramalarının çok önemli olduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Murat Küsdül, belirti vermeden ilerleyen kalp ve damar rahatsızlıklarında erken tanının hayat kurtardığına dikkat çekerek, düzenli sağlık taraması taramalarının çok önemli olduğunu söyledi. </p><p>Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümler, dünyada ve Türkiye'de ölüm nedenleri arasında başı çekiyor. Pek çok kişi bu hastalıkların farkında olmadan yaşamını sürdürürken özellikle yaz ayları ve aşırı sıcaklıklarda kalp ve damar hastalıklarının görülme oranı sıklaşıyor. </p><p>Medicana International Samsun Hastanesi Doktorlarından Opr. Dr. Murat Küsdül, vatandaşları düzenli sağlık taraması yaptırmaya davet ederek, 'Kalp ve damar rahatsızlıkları çoğunlukla 'sessiz' bir seyir izler. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çabuk yorulma veya çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıktığında hastalık genellikle ilerlemiş bir evrede olabiliyor. Bu nedenle hiçbir şikâyeti olmasa bile bireylerin yaş, aile öyküsü ve yaşam alışkanlıklarına göre düzenli sağlık taraması yaptırması hayati önem taşıyor' dedi. </p><p>Sağlık taramalarının mevcut hastalıkları tespit etmekle kalmayıp gelecekte oluşabilecek riskleri de öngörmeyi sağladığını vurgulayan Opr. Dr. Küsdül, 'Ayrıntılı kan tetkikleri, elektrokardiyografi (EKG), ekokardiyografi ve efor testi gibi temel incelemeler sayesinde damar sertleşmesi, yüksek tansiyon, ritim bozuklukları veya gizli damar tıkanıklıkları erken aşamada saptanabiliyor. Erken tanı sayesinde hastalık henüz ilerlemeden yaşam tarzı düzenlemeleri ve medikal tedavilerle kontrol altına alınabilirken, geç kalınmış vakalarda cerrahi müdahaleler gerekebiliyor' diye konuştu. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Opr. Dr. Küsdül, ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, sigara kullananlar, diyabet ve yüksek tansiyon hastalarının daha yüksek risk altında olduğunu ifade ederek, 'Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin ve yüksek risk grubunda yer alan kişilerin yılda en az bir kez kapsamlı bir kardiyovasküler sağlık taraması yaptırmasını öneriyoruz. Şikayetlerin ortaya çıkmasını beklemeden atılacak bu koruyucu adım, olası kalp krizlerinin ve ciddi damar tıkanıklıklarının önüne geçmede en etkili yöntemdir' şeklinde konuştu. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/saglik-taramasi-gizli-kalp-hastaliklarini-erkenden-yakaliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 13:00:52 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/saglik-taramasi-gizli-kalp-hastaliklarini-erkenden-yakaliyor.jpg" type="image/jpeg" length="60824"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Belediye otobüsünde fenalaşan yolcuyu müdahale anları kameralara yansıdı]]></title>
      <link>https://trabz10.net/belediye-otobusunde-fenalasan-yolcuyu-mudahale-anlari-kameralara-yansidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/belediye-otobusunde-fenalasan-yolcuyu-mudahale-anlari-kameralara-yansidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon'un Çaykara ilçesinden Ortahisar ilçesine giderken belediye otobüsünde fenalaşan yaşlı yolcu otobüs şoförü tarafından hastaneye yetiştirilirken, yolcuyu müdahale anları kameralara yansıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon'un Çaykara ilçesinden Ortahisar ilçesine giderken belediye otobüsünde fenalaşan yaşlı yolcu otobüs şoförü tarafından hastaneye yetiştirilirken, yolcuyu müdahale anları kameralara yansıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trabzon'un Çaykara ilçesinden Ortahisar'a gitmek üzere Büyükşehir Belediyesi'ne ait otobüse binen 76 yaşındaki Hasan Öner, yolculuk sırasında aniden rahatsızlandı. Durumu fark eden yolcular ilk müdahaleyi yaparken, belediye otobüs şoförü Sinan Erdoğan, vakit kaybetmeden Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yolcuyu getirdi. O anlar otobüs içindeki kameralara yansıdı.</p>

<p>Acil servise ulaştırılan Hasan Öner, sağlık ekiplerine teslim edilerek tedavi altına alındı. Böbrek yetmezliği olduğu öğrenilen Hasan Öner'in hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi. Otobüs şoförü Sinan Erdoğan'ın hızlı ve soğukkanlı müdahalesi ile yolcuların duyarlı davranışı, olası daha ciddi bir durumun önüne geçilmesinde önemli rol oynadı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Trabzon</category>
      <guid>https://trabz10.net/belediye-otobusunde-fenalasan-yolcuyu-mudahale-anlari-kameralara-yansidi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 09:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/belediye-otobusunde-fenalasan-yolcuyu-mudahale-anlari-kameralara-yansidi.jpg" type="image/jpeg" length="10401"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TOGÜ'de kalp cerrahisinde yeni nesil sistem hizmete alındı]]></title>
      <link>https://trabz10.net/togude-kalp-cerrahisinde-yeni-nesil-sistem-hizmete-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/togude-kalp-cerrahisinde-yeni-nesil-sistem-hizmete-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi, yaklaşık 20 milyon TL değerindeki yeni nesil Essenz Kalp-Akciğer Sistemini hizmete alarak kalp cerrahisi ameliyatlarında hasta güvenliği ve teknolojik altyapısını güçlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi, yaklaşık 20 milyon TL değerindeki yeni nesil Essenz Kalp-Akciğer Sistemini hizmete alarak kalp cerrahisi ameliyatlarında hasta güvenliği ve teknolojik altyapısını güçlendirdi. </p><p>Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Hastanesi sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Kalp ve Damar Cerrahisi ameliyatlarında kullanılan yeni nesil Essenz Kalp-Akciğer Sistemi, üniversite hastanesinde hizmet vermeye başladı. Yaklaşık 20 milyon TL değerindeki son teknoloji cihazla birlikte kalp cerrahisi operasyonlarında hasta güvenliğinin ve ameliyat süreçlerinin daha ileri bir seviyeye taşınması hedefleniyor. </p><p>Rektör Yılmaz: 'Modern teknolojiyi sağlık hizmetlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz' </p><p>TOGÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz, sağlık alanındaki teknolojik yatırımları insan hayatına dokunan en önemli sorumluluklardan biri olarak gördüklerini belirterek, Üniversite Hastanesine kazandırılan yeni nesil Kalp-Akciğer Sisteminin kalp cerrahisi operasyonlarının güvenli ve etkin şekilde gerçekleştirilmesinde hayati bir rol üstleneceğini söyledi. Yaklaşık 20 milyon TL değerindeki cihazın hastanenin teknolojik altyapısını güçlendirdiğini ifade eden Rektör Yılmaz, hastanenin kalp cerrahisindeki başarılı performansına da dikkat çekti. </p><p>2025 yılında Üniversite Hastanesinde 537 kalp ameliyatının başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Rektör Yılmaz, 2026'nın ilk yedi ayında ise bu sayının 318'e ulaştığını kaydetti. Bu verilerin hastanenin güçlü sağlık altyapısını ve alanında uzman hekimlerin özverili çalışmalarını ortaya koyduğunu belirten Rektörümüz, şöyle konuştu: </p><p>'Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi olarak güncel teknolojileri sağlık hizmetlerimizle buluşturmaya, nitelikli hekim kadromuz ve modern cihaz altyapımızla Tokat'ımıza ve bölgemize hizmet etmeye devam edeceğiz. Bu önemli yatırımın hastanemize, şehrimize ve hastalarımıza hayırlı olmasını diliyorum. Sağlık çalışanlarımıza emekleri için teşekkür ediyorum.' </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yeni sistem hasta güvenliğini ve kalite süreçlerini güçlendirecek </p><p>Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Nuray Altındeğer Gülden ise yeni sistemin kalp ameliyatlarının en kritik ekipmanlarından biri olduğunu belirtti. Altındeğer, ameliyat sırasında kalp ve akciğerlerin görevini üstlenerek cerrahın güvenli şekilde işlem yapmasına imkân sağladığını ifade etti. </p><p>Uzun yıllardır kullanılan kalp-akciğer makinesinin yerine Essenz sisteminin kullanılmaya başlandığını belirten Gülden, cihazın ameliyat sürecine ilişkin tüm verileri dijital olarak kayıt altına alabildiğini, bunun da hem hasta güvenliği hem de kalite yönetim süreçleri açısından önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Gülden, 'Hastanemize kazandırılan bu yeni sistem sayesinde hastalarımıza daha güncel, güvenli ve uluslararası standartlarda sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz' ifadelerini kullandı. </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Tokat</category>
      <guid>https://trabz10.net/togude-kalp-cerrahisinde-yeni-nesil-sistem-hizmete-alindi</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 12:09:16 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/togude-kalp-cerrahisinde-yeni-nesil-sistem-hizmete-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="22880"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Yüzdeki kızarıklık sadece hassas cilt olmayabilir']]></title>
      <link>https://trabz10.net/yuzdeki-kizariklik-sadece-hassas-cilt-olmayabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/yuzdeki-kizariklik-sadece-hassas-cilt-olmayabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz sonunda yüzde artan kızarıklık, yanma ve hassasiyet şikâyetlerinin kronik bir deri hastalığı olan rozaseanın (gül hastalığı) belirtisi olabileceğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, 'Tekrarlayan yüz kızarıklığı, belirginleşen kılcal damarlar ve yanma hissi ihmal edilmemeli. Erken tanı ve kişiye özel tedaviyle hastalık kontrol altına alınabilir' dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz sonunda yüzde artan kızarıklık, yanma ve hassasiyet şikâyetlerinin kronik bir deri hastalığı olan rozaseanın (gül hastalığı) belirtisi olabileceğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, 'Tekrarlayan yüz kızarıklığı, belirginleşen kılcal damarlar ve yanma hissi ihmal edilmemeli. Erken tanı ve kişiye özel tedaviyle hastalık kontrol altına alınabilir' dedi.</p>

<p>Yaz aylarında güneş ışınları, sıcak hava ve çevresel faktörlerin etkisiyle ciltte ortaya çıkan kızarıklık ve hassasiyet şikâyetlerinin arttığını belirten Liv Hospital Samsun Dermatoloji Kliniği'nden Uzm. Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, bu belirtilerin yalnızca hassas cilt olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek rozasea hakkında bilgi verdi.</p>

<p>'Rozasea kronik bir cilt hastalığıdır'</p>

<p>Halk arasında 'gül hastalığı' olarak bilinen rozaseanın; yüzde kalıcı veya tekrarlayan kızarıklık, ani sıcaklık hissi, yanma, batma, hassasiyet, kaşıntı, belirginleşen kılcal damarlar ve zaman zaman akneye benzeyen kabarıklıklarla seyreden kronik inflamatuvar bir deri hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Tatar, hastalığın gelişiminde bağışıklık sistemi, deri bariyeri, sinirsel ve damar yapılarındaki aşırı yanıt ile çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığını söyledi.</p>

<p>'Demodex yoğunluğu alevlenmeyi tetikleyebilir'</p>

<p>Normalde insan cildinde düşük yoğunlukta bulunan Demodex isimli mikroskobik akarların bazı hastalarda rozaseanın gelişimine ve alevlenmesine katkıda bulunabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Tatar, 'Demodex yoğunluğunun artması deri bariyerinde bozulmaya ve bağışıklık sisteminin uyarılmasına katkı sağlayabilir. Bunun sonucunda yüzde kızarıklık, yanma, batma, kaşıntı ve hassasiyet gelişebilir. Ancak Demodex tek başına rozaseanın nedeni değildir' dedi.</p>

<p>'Gözleri de etkileyebilir'</p>

<p>Rozaseanın yalnızca ciltte görülmediğine dikkat çeken Uzm. Dr. Tatar, 'Demodex kirpik köklerinde de bulunabildiği için kirpik diplerinde kepeklenme, göz kapaklarında kaşıntı, gözde yanma, batma, kuruluk ve yabancı cisim hissi gelişebilir. Bu belirtiler zaman zaman alerjik göz hastalıklarını taklit edebilir. Rozaseaya eşlik eden göz bulgularının erken fark edilmesi önem taşımaktadır' diye konuştu.</p>

<p>'Tedavi kişiye özel planlanıyor'</p>

<p>Rozasea tanısının ekseriyâ dermatolojik muayene ile konulduğunu belirten Uzm. Dr. Tatar, dermoskopi yöntemiyle ciltteki damar yapılarının ve Demodex ile ilişkili bulguların değerlendirilebildiğini söyledi. Gerektiğinde yüzeysel deri örneklerinin mikroskop altında incelenerek Demodex yoğunluğunun araştırılabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Tatar, tedavinin ise hastalığın baskın bulgularına göre planlandığını belirtti.</p>

<p>Demodex yoğunluğunun arttığı veya iltihaplı kabarıklıkların eşlik ettiği hastalarda uygun topikal ya da sistemik tedavilerin uygulanabildiğini aktaran Uzm. Dr. Tatar, kalıcı kızarıklık ve belirgin kılcal damarların ön planda olduğu hastalarda ise lazer ve ışık temelli uygulamaların tedavinin önemli bir parçasını oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>'Günlük cilt bakımı tedavinin önemli bir parçası'</p>

<p>Rozasea tedavisinde günlük cilt bakımının en az medikal tedaviler kadar önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Tatar, 'Yüzü sert sabunlarla yıkamak, lif veya kese kullanmak ve yoğun peeling uygulamaları yapmak cilt bariyerini bozarak şikâyetleri artırabilir. Nazik temizleyiciler kullanılması, düzenli nemlendirme ve güneşten korunma tedaviyi destekleyen temel uygulamalardır' dedi.</p>

<p>'Kişisel tetikleyiciler belirlenmeli'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güneş, sıcak hava, ani ısı değişiklikleri, alkol, acılı yiyecekler, fermente veya mayalı ürünler ile kişiye özgü bazı besinlerin rozasea belirtilerini artırabileceğini belirten Uzm. Dr. Tatar, 'Her besin herkeste aynı etkiyi oluşturmadığı için gereksiz besin kısıtlamaları yerine kişisel tetikleyicilerin belirlenmesi daha doğru bir yaklaşımdır' ifadelerini kullandı.</p>

<p>'Tekrarlayan yüz kızarıklığını önemseyin'</p>

<p>Yüzde yalnızca akne benzeri kabarıklıkların değil; tekrarlayan kızarıklık, ani yanma, batma, hassasiyet, kaşıntı veya kirpik diplerinde kepeklenme gibi belirtilerin de dermatoloji muayenesini gerektirebileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Tatar, 'Erken dönemde doğru tanı ve kişiye özel tedaviyle hastalığın kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin artırılması mümkündür' diyerek sözlerini tamamladı.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/yuzdeki-kizariklik-sadece-hassas-cilt-olmayabilir</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/bir-baslik-ekleyin-121.webp" type="image/jpeg" length="67081"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama iğneleri bağımlılık tedavisinde de umut olabilir]]></title>
      <link>https://trabz10.net/zayiflama-igneleri-bagimlilik-tedavisinde-de-umut-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/zayiflama-igneleri-bagimlilik-tedavisinde-de-umut-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kilo vermede yaygın olarak kullanılan GLP-1 (Semaglutid) grubu zayıflama iğnelerinin sadece iştahı baskılamakla kalmadığını, beynin ödül mekanizmasını etkileyerek gıda, alkol, sigara ve opioid bağımlılıklarında da umut vadeden sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kilo vermede yaygın olarak kullanılan GLP-1 (Semaglutid) grubu zayıflama iğnelerinin sadece iştahı baskılamakla kalmadığını, beynin ödül mekanizmasını etkileyerek gıda, alkol, sigara ve opioid bağımlılıklarında da umut vadeden sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son yıllarda obezite tedavisinde yaygın olarak kullanılan GLP-1 (glukagon benzeri peptid-1) agonisti zayıflama iğnelerinin bağımlılık tedavisindeki muhtemel etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Özkaya, bilimsel çalışmaların bu ilaçların yalnızca kilo vermeye yardımcı olmakla kalmadığını, beynin ödül sistemini etkileyerek çeşitli bağımlılık türlerinde de istek ve dürtüleri azaltabileceğini gösterdiğini belirtti. Prof. Dr. Şevket Özkaya, GLP-1 grubundaki ilaçların ince bağırsaktan salgılanan doğal bir hormonu taklit ettiğini belirterek, 'Bu ilaçlar mide boşalmasını yavaşlatarak tokluk hissini artırıyor, insülin salınımını destekliyor ve iştahı baskılıyor. Bu sayede tip 2 diyabet ve obezite tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Son yıllarda kullanım oranları hem dünyada hem de ülkemizde hızla arttı' dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>'Yoğun yeme düşüncelerini azaltabiliyor'</p>

<p>Bu ilaçların beyindeki ödül mekanizması üzerinde de etkili olduğuna dikkat çeken Özkaya, 'GLP-1 agonistleri yalnızca mideyi değil, beynin motivasyon, haz ve ödül merkezlerini de etkiliyor. Özellikle dopamin salınımını düzenleyerek kişinin sürekli yemek yeme isteğini, halk arasında 'yiyecek gürültüsü' olarak ifade edilen yoğun yeme düşüncelerini azaltabiliyor' diye konuştu.</p>

<p>'Bu istekler yeniden ortaya çıkabiliyor'</p>

<p>Yeme bağımlılığı üzerinde elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu ifade eden Özkaya, 'Bu ilaçları kullanan birçok kişi sürekli yemek düşüncesinin azaldığını, özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelik yoğun isteğin belirgin şekilde gerilediğini ifade ediyor. Ancak ilaç bırakıldığında bu istekler yeniden ortaya çıkabiliyor. Buna rağmen sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz alışkanlığını sürdüren kişilerde olumlu etkinin devam edebildiği de görülüyor' şeklinde konuştu.</p>

<p>Bağımlılıkla ilişkisi</p>

<p>GLP-1 ilaçlarının yalnızca yeme bağımlılığıyla sınırlı kalmayabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Özkaya, 'İlk bilimsel çalışmalar bu ilaçların sigara, alkol ve opioid bağımlılığı üzerinde de umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu gösteriyor. Opioid kullanım bozukluğu bulunan hastalarda yapılan küçük ölçekli çalışmalarda ilacı kullanan bireylerin maddeye duyduğu isteğin birkaç hafta içinde önemli ölçüde azaldığı bildirildi. Ayrıca bazı araştırmalarda opioid doz aşımı ve alkol zehirlenmesi oranlarının da daha düşük olduğu görüldü. Bu sonuçlar oldukça umut verici olsa da bağımlılık tedavisinde rutin kullanım için henüz yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor. Daha geniş katılımlı ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç var. Ayrıca her hastanın bu ilaçlara verdiği yanıt farklı olabiliyor. Bazı kişiler belirgin fayda görürken bazı hastalarda aynı etki ortaya çıkmayabiliyor' ifadelerini kullandı.</p>

<p>İlaçların yan etkisi</p>

<p>İlaçların yan etkilerine de değinen Prof. Dr. Şevket Özkaya, şunları söyledi:</p>

<p>'GLP-1 agonistleri kullanılırken baş ağrısı, mide bulantısı, mide-bağırsak rahatsızlıkları, baş dönmesi ve kalp atım hızında artış gibi yan etkiler görülebiliyor. Daha nadir olarak pankreatit ve tiroid hastalıkları gibi ciddi tablolar da gelişebiliyor. Bağımlılık tedavisinde kullanılmaları halinde farklı yan etkilerin ortaya çıkıp çıkmayacağı ise yapılacak yeni çalışmalarla netleşecektir.'</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/zayiflama-igneleri-bagimlilik-tedavisinde-de-umut-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/zayiflama-igneleri-bagimlilik-tedavisinde-de-umut-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="94422"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz sıcaklarında gıda zehirlenmesi uyarısı]]></title>
      <link>https://trabz10.net/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi-soguk-zincirin-kirilmamasi-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi-soguk-zincirin-kirilmamasi-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, özellikle sıcak havalarda soğuk zincirin korunmasının ve hijyen kurallarına uyulmasını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, özellikle sıcak havalarda soğuk zincirin korunmasının ve hijyen kurallarına uyulmasının gıda kaynaklı zehirlenmelerin önlenmesinde büyük önem taşıdığını söyledi.</p>

<p>Yaz aylarında hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte gıda zehirlenmesi riski de artarken, uzmanlar özellikle soğuk zincirin korunması ve hijyen kurallarına uyulması konusunda uyarılarda bulunuyor. Gıda Teknolojisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Mortaş, sıcak havalarda mikroorganizmaların çok daha hızlı çoğaldığını belirterek, üretimden tüketime kadar geçen her aşamada gıda güvenliğinin sağlanmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>'Mikroorganizmalar 5 ile 50 derece arasında hızla ürüyor'</p>

<p>Doç. Dr. Mustafa Mortaş, 'Yaz aylarında gıda zehirlenmelerinin artması olarak özetleyebiliriz. Bundaki temel neden, mikroorganizmaların üremesi için gerekli olan sıcaklığın 5 ile 50 derece arasında olmasıdır. Mikroorganizmaların bu sıcaklık aralığında hızla ürediğini görüyoruz. Yaklaşık yarım saat içerisinde kendi sayısını iki katına çıkardığını görüyoruz. Sadece sayı olarak değil, ürettiği toksinler açısından da riskli konuma geçiyor. Bundaki temel neden, üretim haricindeki sevkiyatta veya tüketicilerin gıdayı aldıktan sonra soğuk zinciri kırmalarından meydana geliyor. Et ve et ürünleri, genellikle döner, kıyma, köfte gibi ürünler, süt ve süt ürünleri, tatlılar, deniz ürünleri, yumurta ürünleri, yumurtanın katıldığı mayonez soslar, pastalar, pişmiş makarna ürünleri ve soğuk sandviç ürünleri en fazla riskli gıdalar olarak değerlendirebiliriz' dedi.</p>

<p>'Personelin kendi kişisel hijyen kurallarına uyması gerekiyor'</p>

<p>Öncelikle üretim yapılan yerlerde personelin kendi kişisel hijyen kurallarına uyması gerektiğinin altını çizen Mortaş, 'Üretimde gıda güvenliğini göz ardı etmeden üretim gerekliliklerine uyması gerekiyor. Onun haricinde kullandıkları çiğ gıdaya değdikleri herhangi bir işleme materyalini gıdaya değdirmemeleri gerekiyor. Soğuk zinciri kırmaması gerekiyor. Sevkiyat sırasında soğuk zincirin kırılmaması gerekiyor. Onun haricinde tüketicilerin aldıkları gıdayı evlerine götürürken soğuk zinciri yine kırmaması gerekiyor. Bu gibi önlemler alındığında bu zehirlenmelerin önüne geçilebilir' diye konuştu.</p>

<p>'Beklemiş gıdalar ve açık büfe ürünlerinde dikkatli olunmalı'</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaz aylarında görülen gıda zehirlenmelerinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Mortaş, 'Ayrıca yaz aylarında insanlar bir veya birden fazla gıda zehirlenmesi geçirebiliyor. Bunlar kendisini ishal, kusma şeklinde gösterebiliyor. Hatta ölümcül vakalara kadar gidebiliyor. Bu yüzden toplu yemek sektöründe insanların tüketim sırasında özellikle beklemiş gıdaları tüketmede, salatalarda, soğuk sandviçlerde ve açık büfe ürünlerinde dikkat etmesi gerekiyor. Hijyenine ve temizliğine güvendiği yerlerde, pişmiş gıdaların fazla beklemediği yerlerde tüketimi gerçekleştirmelerini öneriyoruz' şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi-soguk-zincirin-kirilmamasi-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/yaz-sicaklarinda-gida-zehirlenmesi-uyarisi-soguk-zincirin-kirilmamasi-hayati-onem-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="86691"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakımsız klimalar lejyoner hastalığına neden olabilir]]></title>
      <link>https://trabz10.net/bakimsiz-klimalar-lejyoner-hastaligina-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://trabz10.net/bakimsiz-klimalar-lejyoner-hastaligina-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, bakımsız klimaların lejyoner hastalığına neden olabileceğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, bakımsız klimaların lejyoner hastalığına neden olabileceğini söyledi. </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>VM Medical Park Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, yaz aylarında serinlemek için kullanılan klimaların düzenli bakımının yapılmamasının ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabileceğine dikkat çekti. Lejyoner hastalığının legionella bakterisinin solunum yoluyla alınması sonucu geliştiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Doğan, 'Bakteri; klima sistemleri, duş başlıkları, jakuzi, havuz, sauna, hamam ve benzeri nemli ortamlarda çoğalabiliyor. Özellikle merkezi klima sistemlerinin bulunduğu oteller, hastaneler, toplu yaşam alanları ve seyahat araçlarında düzenli bakım yapılmaması hastalık riskini artırıyor. Bakteri, su damlacıkları aracılığıyla solunum yoluyla bulaşıyor' dedi. </p><p>'Risk grubundaki kişiler daha dikkatli olmalı' </p><p>Lejyoner hastalığının her yaş grubunda görülebileceğini ancak bazı kişilerde daha ağır seyredebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Doğan, 'İleri yaşta olanlar, bağışıklık sistemi zayıf bireyler, diyabet, kalp hastalığı, KOAH ve astım gibi kronik hastalıkları bulunan kişiler, kanser tedavisi gören hastalar ile uzun süre kortizon kullanan bireyler hastalık açısından daha yüksek risk taşıyor. Başlangıçta üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileriyle seyreden hastalık, tedavi edilmediğinde zatürreye kadar ilerleyebiliyor' diye konuştu. </p><p>'Belirtiler griple karıştırılabiliyor' </p><p>Hastalığın ilk belirtilerinin çoğu zaman grip veya nezleyle karıştırılabildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Doğan, 'Ateş, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, geçmeyen kuru öksürük, balgam çıkarma güçlüğü, baş ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı ve aşırı uyku hali görülebiliyor. Şikâyetlerin kısa sürede ağırlaşması veya nefes darlığının eklenmesi halinde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Otellerde, tatil köylerinde ve uzun yolculuklarda kullanılan merkezi klima sistemlerinin düzenli bakımının yapılması büyük önem taşıyor. Bunun yanında havuzlar, termal tesisler, duş sistemleri ve diğer su dolaşım sistemlerinin hijyenik şartlarda işletilmesi de hastalığın önlenmesinde önemli rol oynuyor' şeklinde konuştu. </p><p>'Erken tanı, tedavi başarısını artırıyor' </p><p>Lejyoner hastalığında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Doğan, şunları söyledi: </p><p>'Hastanın yakın zamanda klimalı bir ortamda bulunması, otelde konaklaması, uzun araç yolculuğu yapması veya su sistemlerine maruz kalması tanı açısından yol gösterici olabilir. Erken dönemde tanı konulan hastalarda uygun antibiyotik tedavisiyle başarılı sonuçlar alınabiliyor. Bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerin belirtileri hafife almamaları ve klima bakımlarını düzenli yaptırmaları büyük önem taşıyor.' </p></p><div class="article-source py-3 small border-top ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İHA</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Samsun</category>
      <guid>https://trabz10.net/bakimsiz-klimalar-lejyoner-hastaligina-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 09:18:10 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://trabz10net.teimg.com/crop/1280x720/trabz10-net/uploads/2026/08/agency/iha/bakimsiz-klimalar-lejyoner-hastaligina-neden-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="54461"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
