TRABZON MERKEZDE BAYRAM: KÖYÜ OLAN YAŞADI!

Bir Kurban Bayramı tatilini daha geride bırakırken, Trabzon merkezde kalıp çoluk çocuğun gönlünü etmeye çalışan ana-babaların halini köşeme taşımak artık farz oldu. Büyüklerin hep bir ağızdan o klasik “E evinde otursaydın ya, ne işin vardı dışarıda” dediği, ama çocukların evde durmadığı o bayram günlerinde gerçeği dobra dobra konuşalım: Bu bayram da köyü, yaylası olan yaşadı!

Gelin; gurbetçisiyle, yerlisiyle bayram boyunca Trabzon merkezde adım adım yaşanan, vatandaşı canından bezdiren o eksikleri ve organizasyon aksaklıklarını masaya yatıralım.

Yahu O Kadar Eleman Alındı, Bu Çay Neden Karton Bardakta?

Öncelikle bayram tatili boyunca şehirdeki tesisleri açık tuttukları için belediyemize hakkını teslim edelim, bizi düşündükleri için teşekkürümüzü sunalım. Ama içeri girince işin rengi maalesef değişti. Tesislerde kalabalıktan kaçıp biraz daha arka tarafta, sakin bir yere oturalım dedik; görevliler önümüzü kesti: “Yeterli elemanımız olmadığı için orayı açık tutmuyoruz.”

İyi, çok şükür bir yer bulup oturduk. Çocuk dondurma istedi, dondurma standı kapalı! Hadi ona da “neyse” dedik, bir çay istedik; çayımız önümüze karton bardakla geldi! Gerekçe yine aynı: “Eksik eleman var, cam bardak yetiştiremiyoruz.”

Şimdi sormadan geçemeyeceğim: Hani belediyelere her önüne gelen alınıyordu? Hani kadrolar ağzına kadar doluydu? Vallahi belediyecilerin günahını alıyormuşuz! O kadar eleman alımı varsa, bu hizmet mekanizmasında neden bu kadar aksaklık var? Yoksa bu kadar adamı iş yapsın diye değil de sadece oturmaya mı alıyorlar?

Sera Gölü’nde Gözünü Kapat, 15 Say, Hop Aşağıdasın!

“Merkezde durulmuyor, hadi” dedik, “Sera Gölü’ne gidelim; orada renkli bir park, yeni bir kaykay açılmış, çocuklar rahat eder.” Soluğu orada aldık. Bizim kız kaykaya binecek ama yaşından ötürü yalnız binemezmiş. Tamam, kurallara saygımız sonsuz, ebeveynle binsin. Ama o da ne? Büyükle binince çocuk kucağa oturacak, üstüne hem bir tam bilet hem de bir child bileti alınacak! Fiyatlar da öyle 50 TL, 100 TL değil ha, cepleri resmen yakıyor.

Peki bu macera kaç dakika sürüyor biliyor musunuz? Yukarıdan biniyorsun, gözünü kapatıp 15’e kadar sayıyorsun, hop alttasın! İkinci, üçüncü tur da yok ha! Beyler, siz bu kafayla ve bu hizmet anlayışıyla turist bekliyorsunuz öyle mi? Nediyelim, umarım çok beklemezsiniz!

Akvaryum ve Kuş Parkı Güzel de, Ya Orta Gelirlinin Hali?

Gelelim Macera Parkı, Akvaryum ve Kuş Parkı rotasına... Macera Parkı’nda demirden bir kaykay yapılmış, çocuklar orada gerçekten çok eğlendi, açıkçası sevindim. Üstelik bu hizmetin ücretsiz olması da bizi ayrıca mutlu etti. Ancak bu güzel düşüncenin arkasından, tam da bizim buralara has trajikomik bir planlama eksikliği çıktı.

Yahu devasa kaykayı oraya koymuşsunuz ama yanına başlangıç noktasına çıkacak bir merdiven yapmayı unutmuşsunuz! Çocuklar aşağı kaydıktan sonra, tekrar yukarı çıkabilmek için kaykayın yanındaki dik yeşillik alanı tırmanmak zorunda kalıyorlar. Çocuklar eğlenmeye mi geldi yoksa komando eğitimine mi belli değil; her tırmanışta üst baş toprak içinde kalıyor.

Bununla da bitse iyi; ücretsiz alanı geçip çocukları ücretli oyuncaklara bindirelim dedik, bu defa karşımıza "kart alacaksınız" şartı çıktı. Koca tesiste en tepedeki tek bir gişe açık, kartı almak için yukarı tırmanman gerekiyor. Kardeşim madem bayram, açsana iki gişeyi, koysana o kaykayın yanına adamakıllı bir merdiven de hem çocuklar hem de aileler perişan olmasa?

Kuş Parkı’nı da şahsen çok beğendim, hakkını yemeyelim; güzel olmuş. Stantlara cicili bicili, çocukların ilgisini çekecek harika oyuncaklar koymuşsunuz, maşallah seçimler çok yerinde. Ama o çocuk o oyuncağı eline alıp babasının yanına geldiğinde, cüzdanı boş orta gelirli babalar kapıdan mahcup dönmese daha hoş olmaz mıydı? Şunun şurasında yılda kaç bayram var ki zaten? Madem bu tesisleri yapıp açtınız; “işletmeler açık olsun” diye değil, halka hizmet versin diye hazırlansanız nasıl olur? Bayram hatırına fiyatları makul bir seviyeye çekseniz, gittiğimizde istediğimiz yerde rahatça oturup, cam bardakta çayimizi içebilsek fena mı olurdu? İnsanımız hem Akvaryumda hem Kuş Parkı’nda mahcup olmadan eğlenmeyi hak ediyor diye düşünüyorum.

Forum Büyüdü Büyümesine de, Arabayı Cebimize mi Koyalım?

Tesis turundan sonra çocukların gönlü olsun diye son çare Forum Trabzon’un yolunu tuttuk. Ama park et edebilirsen! Ben diyeyim 1 saat, siz deyin “abarttın.” İnanın zerre abartmadım. Forum’u büyüttünüz, çok da güzel, lüks oldu ama otoparkı büyütmeyi unuttunuz! Biliyorsunuz ki Trabzon halkı rahatına düşkündür; arabasını bırakıp dolmuş kullanmaz.

Bu büyüyen Forum’un acilen geniş bir park alanına ihtiyacı var. Sırf foruma girmek isteyen araçlar yüzünden 100. Yıl etrafındaki tüm trafik felç olmuş durumda. Yollarda perişan olduk.

Sözün özü; şimdi annem gibi “Çıkmasaydın, otursaydın evinde” diyenler haklı mı çıksın yani? Biz evde otururduk da, sırf çocukların bayramda yüzü gülsün istedikten sonra bu kadar çileye değer mi? Umarım yerel yöneticilerimiz bu samimi sitemi duyar ve bir sonraki bayramda hem orta gelirlinin cebini hem de vatandaşın cam bardakta çay içme hakkını gözetir.

Kalın sağlıcakla...