Türk Dünyası Gençlik Topluğu tarafından KTÜ de düzenlenen
" Orta Doğu’da Türkmen Varlığı; Suriye ve Irak örneği" başlıklı panelde konuşan gazeteci yazar Ahmet Külekçi Türkmenlerin Ortadoğuda barışın huzurun güvenin ve istikrarın temsilcisi olduğunu dile getirdi...
Türkmenlerin Irak'ta ve Suriye'de varlıklarını sürdürmek ve ecdatlarının mirasına sahip çıkmak için olağanüstü bir mücadele verdiğini belirten Ahmet Külekçi 102 yıl aradan sonra Kerkük'te Türkmen Valisi seçilmiş ise bu başarı Türkmenlerindir..
Erbil Kerkük ve Musul'da Türkmen Cephesinin sağlam ellerde olduğunu belirten Külekçi canı malı ve kanı ile Türkmenlerin varoluş mücadelesine omuz veren bütün vatan evlatlarından ve büyüklerimizden Allah razı olsun şeklinde konuştu..
Ortadoğu da yaşanan süreç ile birlikte ABD İsrail ve İran arasında yaşanan savaşa Türkmenler nasıl bakıyor gelecek kaygısı yaşıyor mu? Sorusuna gazeteci yazar Ahmet Külekçi şu cevabı verdi;
SAVAŞ TÜRKMENLERİ DOĞRUDAN ETKİLEMEKTE
Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler ve özellikle ABD, İsrail ve İran arasında artan gerilimler, bölgede yaşayan birçok etnik ve toplumsal grubu olduğu gibi Türkmenleri de doğrudan etkilemektedir. Türkmenler, coğrafi konumları itibarıyla bu sürecin merkezinde yer alan topluluklardan biridir. Yoğun olarak Irak ve Suriye’de yaşayan Türkmenler bulunmakta, ayrıca daha küçük bir nüfusla Lübnan’da da varlık göstermektedirler. Bu nedenle bölgede yaşanan her türlü çatışma ve istikrarsızlık, Türkmenlerin günlük hayatına ve geleceğine doğrudan yansımaktadır.
TÜRKMENLER ASLA ÇATIŞMADAN YANA DEĞİLDİR
Türkmenler bu tür savaş ve gerilim ortamlarına genel olarak olumsuz bakmaktadır. Çünkü savaşlar, sadece siyasi aktörleri değil, en çok sivilleri ve yerel halkları etkilemektedir. Altyapının zarar görmesi, ekonomik zorluklar, göç dalgaları ve güvenlik sorunları Türkmenlerin yaşadığı bölgelerde ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Bu yüzden Türkmenler açısından bu tür çatışmalar, büyük bir gelecek kaygısını da beraberinde getirmektedir.
BARIŞI EN ÇOK TÜRKMENLER İSTİYOR
Tarihsel olarak Türkmenler her zaman barıştan yana bir tutum sergilemişlerdir. İslam dininin barış ve adalet vurgusu da bu yaklaşımı güçlendiren önemli bir etkendir. Türkmen toplumu, çatışma yerine uzlaşmayı, savaş yerine birlikte yaşamı ön planda tutmayı benimsemiştir. Bu düşünce yapısı, onların bölgedeki siyasi gelişmelere yaklaşımını da belirlemektedir.
YURTTA SULH CİHANDA SULH
Ayrıca Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü, Türkmenler arasında da önemli bir karşılık bulmuş ve barış odaklı düşünceyi güçlendiren bir ilke olarak benimsenmiştir. Bu anlayış, sadece Türkiye için değil, Türkmenlerin yaşadığı tüm coğrafyalar için de bir hedef ve ideal olarak görülmektedir.
GÜVEN İÇİNDE BİR YAŞAM
Sonuç olarak Türkmenler, ABD, İsrail ve İran arasında yaşanan gerilimleri endişe ile takip etmekte ve bu durumun kendi geleceklerini olumsuz etkilemesinden kaygı duymaktadır. En büyük beklentileri ise savaşların sona erdiği, barışın hâkim olduğu ve insanların güven içinde yaşayabildiği bir Ortadoğu düzeninin oluşmasıdır.
Türkmenlerin birlik dayanışma ve yeniden güç birliği için son dönemlerdeki çabalarını nasıl tarif ediyorsunuz ? sorusuna ise Ahmet Külekçi şu cevabı verdi
MEZHEPÇİLİK VE BÖLGESEL TEMELLİ AYRIŞMA
2003 sonrası süreçte Türkmenler, özellikle Irak ve Suriye gibi ülkelerde yaşanan siyasi değişimlerin etkisiyle mezhepçilik ve bölgeselcilik temelli ayrışmalara karşı net bir duruş sergilemiştir. Türkmen toplumu, bu tür ayrıştırıcı yaklaşımların milli birlik ve toplumsal bütünlüğe zarar verdiğini görerek, Türkmen kimliği etrafında birleşmeyi ve ortak bir duruş geliştirmeyi hedeflemiştir. Bu süreçte temel amaç, farklılıkları bir çatışma unsuru olarak değil, ortak bir kimlik içinde zenginlik olarak değerlendirmek olmuştur.
BARIŞÇIL DİPLOMATİK GİRİŞİMLER
Son dönemlerde ise Türkiye’nin bölgedeki artan siyasi ve Barışçıl diplomatik etkisi, Türkmenler arasındaki birlik ve dayanışma çabalarını daha da güçlendirmiştir. Türkiye ile kurulan yakın ilişkiler, Türkmen toplumunun hem siyasi hem de sosyal anlamda daha organize ve etkili bir yapı oluşturmasına katkı sağlamaktadır. Bu durum, sadece Türkmenlerin iç dayanışmasını artırmakla kalmamış, aynı zamanda bölgedeki diğer etnik gruplar tarafından da Türkmenleri daha güçlü ve dengeli bir unsur olarak görmelerine yol açmıştır.
Türkmenlerin yeni dünya düzeni ile birlikte beklentileri neler? Sorusuna ise Külekçi'nin verdiğini cevap şu oldu;

TÜRKMENLER DÜZENE ÇABUK VE ETKİLİ ADAPTE OLUR
Türkmenler, tarih boyunca farklı coğrafyalarda yaşamış olsalar da ortak özellikleriyle barışa ve birlikte yaşamaya önem veren bir topluluk olmuştur. Yaşadıkları bölgelerde kurulan düzen kendilerine zarar vermediği sürece o düzenle uyum içinde yaşamayı tercih etmişlerdir. Bu yaklaşım, Türkmenlerin çatışmadan çok istikrarı ve huzuru önceleyen bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir.
BARIŞ ORTAMININ KORUNMASI EN BÜYÜK BEKLENTİ
Yeni dünya düzeni ile birlikte Türkmenlerin beklentileri de bu temel değerler üzerine şekillenmektedir. Küreselleşen dünyada en önemli beklenti, barış ortamının korunması ve güçlendirilmesidir. Çünkü barış olmadan ne toplumsal gelişme ne de ekonomik ilerleme mümkündür. Türkmenler, aynı zamanda birlikte yaşam kültürünün güçlenmesini, farklı halkların birbirine saygı duyarak ortak bir düzen içinde yaşamasını istemektedir.
EN TEMEL TALEP İSE ADALET !
Bunun yanında adalet, Türkmenlerin en temel beklentilerinden biridir. Her toplum gibi Türkmenler de haklarının korunmasını, eşit muamele görmeyi ve siyasi süreçlerde adil temsil edilmeyi arzu etmektedir. Uluslararası hukuka bağlılık ise bu beklentilerin gerçekleşmesi için önemli bir temel olarak görülmektedir. Hukukun üstünlüğünün sağlandığı bir dünya düzeni, Türkmenlerin güven içinde yaşamalarını mümkün kılacaktır.
TÜRK SOYUNDAN GELEN TÜRKMENLER
Ayrıca Türkmenler, Türk soyundan gelmeleri sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politika yaklaşımını da yakından takip etmekte ve bu çizgiyle uyumlu bir şekilde hareket etmeye çalışmaktadırlar. Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası politikaları, Türkmenler için hem bir referans hem de bir dayanışma noktası oluşturmaktadır.

YENİ DÜNYA DÜZENİNDEN BEKLENTİ
Sonuç olarak Türkmenlerin yeni dünya düzeninden beklentisi; barışın hâkim olduğu, adaletin sağlandığı, uluslararası hukukun güçlü şekilde uygulandığı ve birlikte yaşam kültürünün geliştiği bir ortamdır. Bu değerler, Türkmenlerin hem bugününü hem de geleceğe bakışını şekillendirmektedir.






