BORÇLA YAŞAMAYA DEVAM
BORÇLA YAŞAMAYA DEVAM
İçeriği Görüntüle

Ülkede Mayıs ayının ikinci pazar günü; vitrinlerin ışıltısı ve reklamların "kutsal annelik" vurgusuyla sarmalanırken, milyonlarca anne için bu tarih sadece takvimdeki sıradan bir 'yoksulluk' gününden ibaret. Kadın yoksulluğu zirve yaparken istihdam dibe iniyor, asgari ücret gıda enflasyonu karşısında eriyor. İşte binlerce insanın ferdi olduğu pazardan yükselen o sesler:

Hanife Tankurt 73 yaşında, üç çocuk annesi. Anneler Günü’nden haberi dahi olmadığını söylüyor; çünkü asıl gündemi geçim derdi. Pazar çıkışındaki Halk Ekmek kuyruğunda konuştuğumuz Tankurt, bir yandan ekmek sırasını beklerken bir yandan da hayat pahalılığından yakınıyor. “Anneler Günü’nden haberim yok, geçenlerde duymuştum. Epey oldu. Öyle şeylerle ilgilenmiyorum. Cebimdeki 40 lirayla kaç tane ekmek alabileceğimi düşünüyorum” diyerek yaşadığı ekonomik sıkıntıyı anlatıyor.

“Bu fakirlere et de yok” diyen Tankurt, 25 liraya aldığı bir demet pazıyı göstererek yaşadıkları geçim sıkıntısını anlatıyor. Pazardan eli neredeyse boş döndüğünü söyleyen Tankurt, “Fakiriz, et alamıyoruz. Pazar çok zor, çok ağır. Hiçbir şey alamadım, özellikle meyve alamadım. Cuma pazarına gittim, orada 70 lira olan kayısı burada 150 liraydı. Bundan sonra yaşayacakların işi çok daha ağır” sözleriyle artan fiyatlara tepki gösteriyor.

Hem pazara girip fiyatlara bakan hem de yeni haftada hangi zamlarla karşılaşacağını bilmeden yaşamaya çalışan kadınlardan biri de Seyhan Aktaş. “Karnımızı doyurabiliyorsak şükrediyoruz” diyen Aktaş, dertlerinin Anneler Günü değil geçim olduğunu vurguluyor. “Vallahi fiyatlar çok kötü. Bir kilo, iki kilo alma şansımız yok artık. Tane hesabı, gram hesabı alışveriş yapıyoruz. Yeri geliyor bir kilo kıyma alıp onunla birkaç öğün yemek çıkarmaya çalışıyoruz” diyor.

Muhabir: Safiye Selçuk