KADER AĞLARINI ÖRDÜ, YOLLAR KESİŞTİ!

Bugün yazıma güzel bir türkünün sözleriyle başlamak istiyorum:

Hayli zaman oldu, ne aradın sordun Hayli vakit doldu, gelmedin durdun Hasretin hançeri sineme vurdun Demem o ki zalım sen beni yordun Dağlara mı yazdın? Sulara mı yazdın? Rüzgâra mı yazdın? Tez unuttun beni

Yazıma neden bu türküyle başladım? Hemencecik açıklayayım.

Uzun bir süredir Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık ile ayrı kalmıştık. Nihayetinde Yomra sınırlarında yaşanan bir gelişmeden dolayı bugün Başkan Bıyık'la yollarımız yeniden kesişmek zorunda kaldı. Temennim tabii ki bundan sonra Mustafa Başkan ile yollarımızın sürekli kesişmesidir. Yollar kesişir mi kesişmez mi, bunu da zaman gösterecektir.

Aslına bakarsanız yaşanan sürece hiç dahil olup yaşananları yazmayacaktım amma içimden bir ses şöyle dedi: "Hadi gel de yazma!"

Hatırlarsınız, iki yıla yakın olmuştur; o dönem Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık mucitliğe soyunarak “delikanlılığı ölçen aleti” icat etmişti. Başkan, icat ettiği aletle bizlerin delikanlılığını ölçmeye kalkmıştı. Her nedense delikanlılığımızı bir türlü ölçememişti. O alet hâlâ duruyor mu, iş görüyor mu bilmiyorum.

Benim bildiğim; Yomra’da turizm için yapılan dağ kızağı yatırımında yine Mustafa Başkanın akıbeti, delikanlılığı ölçen alette yaşadıkları sürece dönüverdi!

"Dağ kızağı" dedi. "Büyük yatırım" olduğunu söyledi. "Trabzon ve Yomra’ya çok değer katacak" diye de fetva verdi. "Açıyoruz" diye reklama çıktı. Ve kızağın üstüne binerek ilk test uçuşunu yaptı.

Dağ kızağının şu anki sonu yine hüsranla sonuçlandı.

Soralım mucit başkanımız Mustafa Bıyık’a: Tesisin ruhsatı olmadan, neden "her şey tamam" dediniz? Bir belediye başkanı olarak gerekli belgelerin olup olmadığını bilmez misiniz? Güvenlik kontrolleri yapılmamışken, imzalar atılmamışken mucit başkan Bıyık uçmaya kalkmış. Böyle uçarsan tez zamanda çakılman da kaçınılmaz olur Sayın Bıyık.

Yazık, hem de çok yazık…

Düşünebiliyor musunuz; gelişmekte olan, gün geçtikçe büyüyen Yomra gibi bir ilçeyi her şeyden bihaber olan, yaşanan sorunlarda sürekli topu taca atan ve birilerini suçlayan bir ismin yönetmesi garip ve ilginç değil mi?

Neymiş efendim? En başarılı belediye başkanlarından birisiymiş? Hadiyin oradan be! Mustafa Başkanın başarısı ne? Sürekli yaptığı ziyaretler mi? Yaptığı bu ziyaretlerden paylaştığı fotoğraflar mı? Sahi başarısı ne?

Sorarım sizlere, ne yapmış Mustafa Bıyık? Yemin billah ediyorum Yomra’yı kendi haline bırakın, bugünkü durumundan fersah fersah daha önde olup önemli projelere imza atar.

İYİ Kİ DE İSTEMİYORDU! YA İSTEMİŞ OLSAYDI...

Hani istemiyordu? Hani olamam diyordu? Hani olması için araya sokulmadık hatırlı kişiler bırakılmamıştı? Ne oldu?

Kimden mi bahsediyorum? Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Selçuk İskender’den…

Göreve geleli öyle zannediyorum ki üç aya yakın bir zaman oldu Selçuk Bey’in. Henüz bugüne değin, ihracatçılarla ilgili ne bir söylemini ne bir projesini duydum ve gördüm. Ha, hakkını da yemeyelim; Selçuk Bey habire gittiği ziyaretlerden ve kendisine gelen ziyaretçilerden bolca fotoğraf paylaşıyor. En azından ihracatçılar yeni başkanlarına böylelikle hasret çekmiyorlar. Ne de olsa başkanlarını fotoğraflarda bol bol görme imkanı buluyorlar.

Son söz: “İstemem ama yan cebime koy.” Selçuk Bey’in durumunun da bu minvalde olduğunu düşünüyorum. Belki de... Evet, belki de Selçuk Bey etliye sütlüye karışmadan makamın keyfini, tadını çıkarmaya çalışıyordur.

İşin ilginç tarafı ne biliyor musunuz? Zorla ikna edilip getirildikleri bu koltukların büyüsüne mi kapılıp asıl konuşulması ve çözümlenmesi gereken sorunları unutuyorlar!

YİNE O İSİM

Teknokent'ten biraz bahsetmek istiyorum. İşin içerisinde olanlar Teknokent'in ne hedeflerle kurulduğunu, amacının ne olduğunu iyi bilirler. Teknokent için sonradan vagona binenlerin hedeflerinin ne olduğunu da bizler iyi biliriz.

Teknokent ile ilgili kulağımıza hiç de olumlu şeyler gelmiyor. Konuyla ilgili kınalı kuzumuzu devreye soktuk. İnanıyorum ki kınalı kuzumuz yakın bir zamanda elinde sağlam bilgi ve belgelerle yanımıza gelir. İşte o zaman Teknokent ile ilgili yazımızı kaleme alıp döktürmeye başlayacağız.

Küçük bir ipucu vereyim sizlere; sürekli ismi her şeyde gündeme gelen bir isim, Teknokent’te de karşımıza çıktı! Biz şaşırmadık bu ismin karşımıza çıkmasına... Bakalım yazınca sizler şaşıracak mısınız?

Ben şahsen o ismi görünce, aklıma bizden önce ve bizim kuşağın çok güzel ve duygusal şarkısı geldi:

Sevmek korkulu rüya Yalnızlık büyük acı Hangi kapıyı çalsam Karşımda buruk acı

Bizler, sizler hangi kapıyı çalsanız inanıyorum ki karşınıza "Buruk Acı" değil, o isim gelecek.