MİLLİYETÇİ SİYASETİN BÖLÜNMESİ
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Alparslan Türkeş’in vefatının ardından 6 Temmuz 1997'de devraldığı liderlik koltuğundaki 30 yıllık dönemi, Türk siyasi tarihi açısından eşi benzeri olmayan bir dönemi ifade ediyor.
Beklenmedik kararlarla dolu söz konusu otuz yıl; AK Parti'nin iktidara gelişine, Türkiye’de güçler ayrılığının yok olmasına, İmralı açılımına ve milliyetçi siyasetin dönüşmesine kadar uzanıyor. MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli'nin liderlik tarzı, parti içi demokrasiyi tamamen yok sayan, kurultay taleplerini yargı ve iktidar gücüyle bloke eden bir baskı rejimine dönüştü. MHP tabanından yükselen değişim seslerine kulak tıkamak, milliyetçi siyasete çok ağır bir kurumsal parçalanma faturası kesti.
Bahçeli'nin özellikle 2015 seçimlerinin ardından AK Parti ile yakınlaşması ve parti içi yönetim tarzı, MHP tabanında ve yönetim kademesinde ciddi bir kırılmaya yol açtı. Meral Akşener, Sinan Oğan, Ümit Özdağ ve Koray Aydın gibi isimlerin başını çektiği muhalif kanat, olağanüstü kurultay toplama mücadelesine girdi. Yargıya taşınan sancılı kongre süreçlerinin ardından Bahçeli, partisindeki muhalif hareketi tasfiye etti.
Bu tasfiye, Türk milliyetçiliği hareketinde tarihi bir bölünmeye yol açtı ve 2017 yılında İYİ Parti kuruldu. İYİ Parti'den Zafer Partisi ve Anahtar Parti doğdu. Bahçeli, koltuğunu korumak adına Türk milliyetçiliğini güçlü bir çatı olmaktan çıkarıp parçalı, birbiriyle kavgalı ve iktidarın gölgesinde siyaset üretmeye mahkûm bir yapıya dönüştürdü.
KILIÇDAROĞLU'NUN TRABZON HAMLESİ!
Mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığına dönen Kemal Kılıçdaroğlu, göreve geldiği kısa sürede çok sayıda il başkanı ve il teşkilatını feshetti; kimi milletvekili ve üst düzey parti yöneticisini de ihraç kararıyla disipline sevk etti. Kılıçdaroğlu’nun parti içindeki yeni ihraç kararları için TBMM’nin kapanmasını beklediği iddia edildi. Temmuz ayının sonuna doğru TBMM’nin kapanmasıyla Kılıçdaroğlu ve ekibi harekete geçecek.
Kılıçdaroğlu’nun TBMM’nin kapanmasını bekleme nedeninin, Özgür Özel’in kontrol ettiği CHP Meclis Grubu’nun zayıflaması ihtimali olduğu öğrenildi. Kılıçdaroğlu’nun, TBMM’nin kapanmasıyla birlikte Özel’in milletvekilleri üzerindeki etkisinin azalacağını düşündüğü kaydedildi. İddiaya göre Kılıçdaroğlu’nun ihraç listesinde birçok milletvekili ve belediye başkanı bulunuyor. Kılıçdaroğlu’nun TBMM’nin 29. Yasama dönemi başlamadan önce Grup Başkanı ve Grup Başkanvekillerini de belirleyeceği ifade ediliyor. Grup Başkanı olarak Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak’ın, grup başkanvekilleri olarak da Sevda Erdan Kılınç ile Mustafa Adıgüzel’in isimleri öne çıkıyor. Kılıçdaroğlu’nun “Arınma” sloganıyla yola çıktığını kaydeden CHP’liler, “Bu süreç sancılı da olsa yaşanacak. Bugüne kadar ismi herhangi bir şaibeli işte geçen kim varsa partiden uzaklaştırılacak” yorumunu yaptı.
Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu’nun Trabzon konusunda bir hassasiyet ortaya koyduğu, Ekrem İmamoğlu’nun memleketinde yeni bir yol haritasının belirlenmesi noktasında eski CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi ile bir araya geldiği belirtildi.
ŞAVŞAT İÇİN KARAR GÜNÜ
17 Temmuz 2026 Cuma günü, Şavşat'ın geleceğini yakından ilgilendiren iki ayrı bilirkişi keşfi gerçekleştirilecek. Doğal güzelliği, muhteşem ormanları ve gölleri ile yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olan Artvin'in Şavşat ilçesinde ilk keşif, saat 11.00'de gerçekleştirilecek. Keşif; Artvin'in en büyük mera alanlarından biri olan Yavuzköy, Düzenli, Çamlıca, Kireçli ve Kurudere köyleri yaylaları ile Hopa ve Kemalpaşa ilçelerinin yaylalarını kapsayan bölgede yapılacak. Bu alanda RES (Rüzgâr Enerji Santrali) kurulması planlanmakta.
Bu projeye karşı koyan çevreciler tepkilerini şu şekilde dile getirdiler: "Biz Şavşatlılar olarak diyoruz ki; bu eşsiz coğrafya mera olarak kalsın, hayvancılık gelişsin, turizm büyüsün, yamaç paraşütü gibi doğa dostu faaliyetler desteklensin. Rüzgâr enerji santralleri ise doğaya ve yaşam alanlarına daha az zarar verecek, rüzgâr potansiyeli daha yüksek uygun bölgelerde kurulsun."
İkinci bilirkişi keşfi ise Dereiçi, Çukur ve Tepebaşı köylerini kapsayan bölgede gerçekleştirilecektir. Bu keşif, Agara Madencilik tarafından talep edilen maden ruhsatına ilişkindir. Eğer bu bölgede madencilik faaliyetlerine izin verilirse, bunun etkisi yalnızca üç köyle sınırlı kalmayacak; su kaynakları, ormanları, tarımı, hayvancılığı ve doğal yaşamıyla tüm Şavşat büyük zarar görecektir. Bir tarafta madenler, HES'ler ve RES'ler; diğer tarafta turizm, üretim, tarım ve hayvancılık... Bu iki anlayışın aynı coğrafyada sürdürülebilir şekilde birlikte var olması mümkün değildir. Bizler doğanın, yaşamın ve geleceğin tarafındayız. Çocuklarımıza ve torunlarımıza yeşiliyle, suyuyla, ormanıyla, yaylasıyla yaşanabilir bir Şavşat bırakmak istiyoruz.
Şavşat Dernekleri Federasyonu olarak tüm Şavşatlı hemşehrilerimizi, doğa savunucularımızı ve yaşam alanlarımıza sahip çıkan herkesi 17 Temmuz 2026 Cuma günü saat 10.00'da Yavuzköy'de, saat 13.00'te ise Çukur ve Dereiçi köylerinin maden çıkarma projesi kapsamında değerlendirilen Bril Bölgesi'nde yapılacak bilirkişi keşiflerine katılarak doğamıza, suyumuza, ormanımıza ve meralarımıza sahip çıktığımızı güçlü bir şekilde ortaya koymaya davet ediyoruz. Şavşat sahipsiz değildir. Doğamıza, suyumuza, toprağımıza ve geleceğimize hep birlikte sahip çıkalım.
Bu arada 16 Temmuz 2026 Perşembe günü saat 16.00'da Şavşat Kültür ve Sanat Evi'nde KTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu ve dava avukatı Bedrettin Kalın'ın katılımıyla bir bilgilendirme toplantısı yapılacak.
EMEKLİ SEFALET ZAMMI İLE DİBİ GÖRDÜ!
Ekonomide kriz derinleşirken enflasyon ve vergi nedeniyle yılın ilk altı ayında emekçinin ücret kaybı yıllık yüzde 46,2 artarak 613,7 milyar liraya ulaştı. 17 milyon işçinin cebinden 2026’da toplam 1 trilyon 167 milyar TL vergi ve enflasyona gitti. Emekliler sefalet zamlarıyla en dipte buluştu. En düşük emekli aylığı haziran ayında 16 bin 448 liraya geriledi. En düşük emekli aylığı alanların sayısı 2019’da 800 bin kişiyken 2026’da bu sayı 5,1 milyona ulaşarak 7 yılda büyük bir artış yaşadı.
17 milyonu aşkın emekli, aldıkları sefalet zamlarıyla birlikte en dipte buluştu. TÜİK’in açıkladığı 6 aylık enflasyon verilerinin ardından en düşük emekli aylığı 23 bin 552 TL olarak belirlendi.
Çalışma Yaşamı Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik’in paylaştığı verilere göre; en düşük emekli aylığı alanların sayısı 2019 yılında 800 bin kişiyken 2026 yılında bu sayı 5,1 milyona ulaştı. 2019’da emeklilerin yüzde 7’si en düşük emekli aylığı alırken, bu oran 2026’da yüzde 31’e yükseldi. Böylelikle 2026’da her üç emekliden birinin çalışmak zorunda olduğu kaydedildi.
Temmuz ayında enflasyonun beklendiği iki günlük kısa sürede sağlığa, köprülere, otoyollara, enerjiye gelen zamlar yurttaşın yükünü ağırlaştırdı. Gıda fiyatları durmuyor, sağlık ve ulaşım giderleri katlanıyor. Kuru soğandan sandalyeye zam gelirken asgari ücrete ara zammın yapılmaması, emekçiyi açlığa mahkûm etti.
Çelik, paylaşımında, “Kök emekli aylıkları giderek düştüğü için en düşük emekli aylığı kapsamı genişliyor. Ancak bu uygulamayı belirli bir sisteme veya kurala bağlamadılar; artışlar her defasında özel bir yasal düzenlemeyle yapılıyor” dedi.
303 ÇOCUK HAYATINI KAYBETTİ!
Trabzon dahil 69 ilde yapılan araştırmaların boyutu ürkütücü. FİSA Çocuk Hakları Merkezi’nin yayımladığı “Türkiye’de Çocuğun Yaşam Hakkı İhlalleri” bilgi notuna göre, 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde Türkiye’de önlenebilir nedenlerle en az 303 çocuk yaşamını kaybetti. Yerel ve ulusal internet medyası, yerel kaynaklar ile insan hakları örgütlerinin verilerinin taranmasıyla hazırlanan çalışmada, 69 ilde çocukların yaşam hakkı ihlalleri tespit edildi.
Rapora göre en fazla çocuk ölümü 18 çocukla Şanlıurfa’da kaydedildi. Şanlıurfa’yı 16 çocuk ölümüyle Antalya, 14’er çocuk ölümüyle Kahramanmaraş ve İstanbul izledi.
Kamu kurumlarının ve kamu görevlilerinin eylem ya da ihmalleri nedeniyle en az 46 çocuk yaşamını kaybetti. Yaşamını yitiren çocukların 22’si sağlık hizmeti, 20’si eğitim hizmeti, 2’si bakım hizmeti alırken, 2’si ise yerel yönetim hizmetlerinden yararlanırken hayatını kaybetti. FİSA Çocuk Hakları Merkezi, bu tablonun kamusal hizmetlerin çocukların ihtiyaçlarına göre yapılandırılmamasının ve çocuk koruma mekanizmalarının etkili işletilmemesinin sonucu olduğunu belirtti.
Raporda, devletin düzenleme, denetleme ve önleyici politikalar geliştirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle en az 257 çocuğun yaşamını yitirdiği ifade edildi. Bu kapsamda en az 26 çocuk intihar etti, en az 8 çocuk bireysel silahlanma kaynaklı olaylarda, en az 14 çocuk ise şüpheli biçimde yaşamını kaybetti.
CHP’NİN KALESİNDE BİR VEKİL ÇIKARTACAĞIZ!
MHP Artvin'de ilçe kongrelerini tamamladı. Gözler il kongresinde... MHP Artvin İl Başkanı Serdar Kılınç ile yola devam edilmesi bekleniyor. MHP'nin artık Artvin'de daha büyük hedefleri bulunduğunu belirten MHP Artvin İl Başkanı Serdar Kılınç, şunları söyledi:
"Artık hedefimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Milliyetçi Hareket Partisi'nin Artvin milletvekili olarak en az bir hemşehrimizin görev yapmasıdır. Bunun için bütün teşkilatlarımız, köy temsilciliklerimiz ve üyelerimizle birlikte sahada çalışacağız."
Yerel seçimlerde de daha fazla belediye kazanmayı hedeflediklerini ifade eden Kılınç, Cumhur İttifakı'nın Artvin'deki gücünü daha da artıracaklarını söyledi.
MHP; Artvin merkez ve ilçelerinde kongreleri birlik ve beraberlik içinde tamamladı. Kongrelerde büyük bir coşku hakimdi. MHP Artvin ilçe kongrelerinde sadece Murgul ve Yusufeli ilçesinde değişim yaşandı. Artvin merkez ilçede Okan Alkan MHP Artvin İlçe Başkanı olurken; Cengiz Köse MHP Hopa İlçe Başkanı, Adil Hatinoğlu MHP Arhavi İlçe Başkanı, Okan Genç MHP Ardanuç İlçe Başkanı, Fatih Yılmaz MHP Şavşat İlçe Başkanı, Neşet Çelikaslan MHP Murgul İlçe Başkanı, Erkan Kuru MHP Yusufeli İlçe Başkanı, Adnan Üçüncü ise Kemalpaşa MHP İlçe Başkanı oldu.
MHP bakalım yeni il ve ilçe teşkilatları ile birlikte, CHP’nin kalesi Artvin'de bir milletvekili çıkartabilir mi?
VARANK'TAN TFF VE MONTELLA ELEŞTİRİSİ!
AK Parti Milletvekili Mustafa Varank, Portekiz Milli Takımı Teknik Direktörü'nün istifa haberini alıntılayarak TFF yönetimi ve Vincenzo Montella'ya istifa çağrısı yaptı. Varank, başarısızlık sonrası sorumluluk almaktan kaçınan yöneticileri eleştirdi.
Dünya Kupası'ndaki hayal kırıklığı yaratan sonuçların yankıları sürmeye devam ediyor. Turnuvada başarısız olan birçok ülkenin teknik direktörü ve federasyon yöneticileri peş peşe görevlerinden ayrılırken, Türkiye'de TFF yönetiminin ve Vincenzo Montella'nın yola devam etme kararı kamuoyunun gündeminden düşmüyor. Bu sürece dair en dikkat çeken değerlendirmelerden biri eski Sanayi ve Teknoloji Bakanı, AK Parti Milletvekili Mustafa Varank'tan geldi.
Sosyal medya hesabı üzerinden Portekiz Milli Takımı Teknik Direktörü'nün istifa haberini alıntılayan Varank, isim vermeden TFF yönetimine ve teknik heyete sert bir göndermede bulundu. Başarısızlık sonrası makam sahiplerinin sorumluluk almaktan kaçınmasına tepki gösteren Varank, sadece futbol dünyasını değil, farklı alanlardaki yöneticilerin genel tutumunu da eleştiri oklarının hedefine koydu.