ÇAY ÜRETİCİLERİ YOKSULLAŞIYOR
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 791 bin 287 dekar alanda aileleriyle birlikte yaklaşık 1 milyon kişinin geçimini sağladığı yaş çay hasadı yaklaştı. Yaş çay alım fiyatlarının önümüzdeki günlerde açıklanması bekleniyor.
Artvin, Rize, Trabzon, Giresun ve Ordu’da sürdürülen çay tarımı genellikle küçük aile çiftçiliği şeklinde yapılıyor ve üretici başına ortalama 4 dekar civarında çaylık düşüyor. Ancak çayda özelleştirme politikaları ile üreticilerin yalnız bırakılması, gelirin yetersiz kalması ve artan maliyetler, çay tarımını sürdürülebilir olmaktan uzaklaştırıyor.
1984 yılında birkaç maddelik kanunla özel sektöre açılan çay tarımıyla ilgili olarak üreticiler, uzun zamandır ihtiyaca cevap veren yeni bir kanun talep ediyor. Rize Çay Borsası’nın Türk Çay Sektörü Güncel Durum raporunda, sektörün sürdürülebilirliğini sağlamak için yeni düzenlemeler yapılması gerektiğine dikkat çekildi.
Raporda Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine değinilerek; yıllık ortalama yüzde 4,9 olan tüketim artış hızının önümüzdeki dönemde yüzde 3,3’e gerileyeceği öngörülüyor. Sektörün bu projeksiyonlar doğrultusunda yeniden yapılandırılması gerektiği ifade edildi.
CHP'DE İSTİFALAR CEPTE!
Siyasetin gündemini meşgul eden “Mutlak butlan” tartışması, CHP’de “Türkiye’nin gerçek gündemini perdeleyen suni tartışma” olarak yorumlanıyor. CHP kurmayları, “Türkiye’ye bu kadar zarar verecek bir şeyin altına kimse imza atmaz” yorumuyla mutlak butlan tartışmalarına kapıyı kapatıyor.
Belediyelere yönelik operasyonların ardından başlayan parti içi temaslara yönelik tüm toplantıların, 27 Nisan’da gerçekleştirilecek Parti Meclisi toplantısı ile tamamlanacağı belirtiliyor. CHP kurmayları; partide en alt kademeden en üst kademeye kadar herkesin ortak görüşünün, “Kendimizi daha iyi nasıl anlatabiliriz? Haksızlıkları nasıl görünür kılarız?” sorusuna yanıt aramak olduğunu vurguluyor.
CHP’liler, “İstinaftan mutlak butlan ile ilgili partinizle ilgili olumsuz bir karar bekliyor musunuz?” sorusuna ise şu yanıtı veriyor: “Siyasi operasyon hayali kuranların rüyası bu. Ama hukuken böyle bir karar alınması olası değil. Türkiye’de siyasetin hukuku ayaklar altına aldığı kararlara şahit olduk. O yüzden ‘kesinlikle olamaz’ diyemiyoruz. Ama Türkiye’ye bu kadar zarar verebilecek bir kararı kimse koltuğunu korumak için almaya cesaret etmesin. Birileri bu darbeyi yaparsa karşılığını da alır.”
MUHTEŞEM BİR DESTEK VAR!
Adalet Bakanlığı, faili meçhul dosyaları raftan indiriyor. 693 maktulün adının geçtiği 638 faili meçhul dosya yeniden açılacak.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gülistan Doku dosyasıyla başlayan "faili meçhul" dosyaları yeniden açıyor. Bakanlık bünyesinde 7 daire başkanlığı kuruldu. Bakan Gürlek, "Gülistan Doku soruşturması gibi toplum vicdanında derin iz bırakan faili meçhul olayların aydınlatılması için bu alanda kurumsal kapasitemizi ayrıca güçlendiriyoruz" ifadelerini kullanmıştı.
Tunceli'den başlayan ve "ucu kime dokunursa dokunsun" anlayışı ile süren operasyonlara ve soruşturmalara halkın da büyük desteği var. Trabz10.net olarak Trabzon sokaklarında yaptığımız röportajlarda, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in son çıkışlarına tam destek olduğu görülüyor. Vatandaşlar; samimi, cesur ve tarafsız bir şekilde yapılacak operasyonlar ve soruşturmalarla birlikte, devletin de hükümetin de kendi içinde ciddi bir sorgulama yapması gerektiğinin altını çizdiler.
TRAFİK POLİSLERİ VE BEKÇİLER
Trabzon İl Emniyet Müdürü Ali Loğoğlu, sessiz sedasız işine odaklanmış bir şekilde hizmet ediyor. Öyle çok popüler gündemde olma veya şov yapma derdi yok. En güzelini, en doğrusunu yapıyor elbet. Trabzon'un iyi niyetli ve başarılı bir Emniyet Müdürü var.
Her meslekte olduğu gibi Emniyet Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren personelin de işinin hakkını vermesi gerekir. Trabzon'da vatandaşlardan gelen şikâyetlerin başını çeken en önemli konu trafik. Trafik keşmekeşi bazen insanları çileden çıkarıyor. Bu noktada Trabzon Emniyet Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren trafik polislerinin yetersizliği de öne çıkıyor. Bazen kilit noktada olması gereken trafik polislerini bulamıyor, göremiyor, erişemiyoruz. Vatandaşlar böyle isyan ediyor.
Bir şikâyet de gece bekçileri için... Bekçilerin mahalle güvenliği noktasında daha etkin olması ve işine odaklanması gerektiğini belirten vatandaşlar; "Bazı bekçiler mesleğinin ciddiyetine varmış değil, 'laylom' şeklinde iş yapılmaz" diyerek tepki gösteriyorlar.
CEMİYET ÖDÜLLERİNİN KRİTERİ NEDİR?
Trabzon Gazeteciler Cemiyeti tarafından düzenlenen yılın başarılı gazetecileri yarışmasının sonuçları belli oldu. 2025 yılında 9 farklı dalda 40 eserin başvurduğu yarışmada ödüller sahiplerini buldu. Öncelikle ödül alan arkadaşları kutluyoruz.
TGC, bu ödül törenlerini her yıl geleneksel olarak düzenliyor. Meslekte başarılı çalışmaları ile öne çıkan arkadaşlara ödül vermek, onları onore etmek elbette güzel bir şey. Fakat bu ödül süreci tuhaf bir hal aldı, sıradanlaştı; işin tadı, rengi fena kaçtı. "Hatır anlayışı" ile hareket edilip "kimseyi kırmayalım, kimseyi küstürmeyelim, eş dost sevinsin" haline döndü.
Basın ödülleri verilirken hangi kriterler öne çıkıyor; kimler, hangi tecrübe, deneyim ve tarafsızlıkla buna karar veriyor, anlamış değiliz. Her şey o kadar basit, sıradan ve tutarsız olmamalı. Ödüllük haber, ödüle değmeli. Bir haberin ödül alması için emek harcanması gerekiyor. Kopyala-yapıştır yap, irtikap yap, ödül kazan; ne güzel! En çok reklam verene ödül, en çok yağdanlık yapana ödül, en çok sisteme uyana ödül... Oh ne ala, ne güzel! Hiçbir şeye üzülmüyoruz da, Trabzon basınında mesleğe yeni başlayan gazeteci kardeşlerimiz ortamı görünce hemen kaçmaya çalışıyor, ona yanıyoruz.
TRABZON MEDYASINDAN NEDEN KATILIM YOKTU?
CHP Genel Merkezi tarafından düzenlenen "Doğu Karadeniz Yerel Medya Buluşması" geçen hafta Trabzon’da gerçekleştirilmişti. Trabzon dahil; Bayburt, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize, Samsun ve Tokat olmak üzere 9 ilin katıldığı medya buluşması, Ortahisar Belediyesi Orhan Karakullukçu Çok Amaçlı Salonu'nda yapıldı.
Medya Buluşmasına; CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, CHP İstanbul Milletvekili Yüksel Mansur Kılınç, CHP Samsun Milletvekili Murat Çan, CHP Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak ve çevre illerin il başkanları, Ortahisar İlçe Başkanı Haluk Batmaz ile çok sayıda davetli ve bölge illerinden yerel medya mensupları katılmıştı.
Program ile ilgili nabız tuttuk. Kimi etkinliğin çok önemli, anlamlı ve değerli olduğunu belirtirken; kimi de bu tür toplantıların çözüm odaklı değil, rutin olduğunu ifade etti. Sonuçta Türkiye’nin ana muhalefet partisi CHP'nin yerel medyayı önemsemesi ve farklı dönemlerde ülkenin her bölgesinde bu konuyu gündeme taşıması önemlidir.
Bölge illerinden gelen gazeteciler etkinliği ciddiye alıp takip ederken, Trabzon basınının duyarsız kalması dikkatlerden kaçmadı. İki oturum halinde düzenlenen yerel medya buluşmasına Trabzon basınından toplamda on kişi katıldı diyebiliriz. Oysa bir önceki gün Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın iki yılını değerlendiren kahvaltılı toplantısına çok büyük katılım olmuştu. CHP Trabzon İl Teşkilatı burada iyi bir sınav vermedi. İl Başkanı gerekirse gazetecileri tek tek arayıp bu buluşmaya katılım yapmalarını sağlayabilirdi. CHP'nin düzenlediği yerel medya buluşmasına Trabzon Gazeteciler Cemiyeti’ni temsilen başkan yardımcısı Aydın Gelleci konuşmacı olarak katıldı.
AK PARTİ'DE B PLANI DEVREYE GİRECEK!
AK Parti, tabanını CHP'ye yönelik operasyonların siyasi olmadığına ikna edemedi. Erdoğan'ın B planı, AK Parti'yi kendi mahallesinden vuracak; operasyonlar herkese değil, gözden çıkarılmış seçilmiş kişilere yapılacak.
Siyasette bazı hamleler vardır ki hedeflenen etkiyi yaratmadığında oyunun seyri değişir. Son dönemde CHP’li belediyelere yönelik yürütülen operasyonlar da tam olarak böyle bir eşikten geçti. Beklenen toplumsal karşılık oluşmadı. Aksine, geniş bir seçmen kitlesi bu operasyonları “irade gaspı” ve “belediyelere çökme” olarak yorumladı.
Daha kritik olan ise şu: İktidar, bu operasyonların meşruiyeti konusunda yalnızca muhalif seçmeni değil, kendi tabanını da ikna etmekte zorlandı. İşte tam bu noktada devreye “B Planı” giriyor. Yeni stratejinin temel amacı açık: Operasyonların “siyasi” olduğu yönündeki algıyı kırmak ve bunu “hukuki süreç” çerçevesine oturtmak. Bunun yolu ise yalnızca muhalefet belediyeleriyle sınırlı kalmayan bir operasyon hattı kurmaktan geçiyor. Yani sırada AK Partili belediyeler var.
Ancak burada ince ayarlı bir modelden söz ediyoruz. Rastgele ya da geniş çaplı bir operasyon dalgası değil; kontrollü, seçilmiş ve mesajı iyi hesaplanmış adımlar… Kriterlerin belirlenmesinde son sözün Cumhurbaşkanı Erdoğan’da olacağı konuşuluyor. Erdoğan’ın önceliği ise partinin ve belediyelerin mevcut imajını doğrudan sarsmamak. Bu nedenle aktif görevdeki belediye başkanlarına yönelik ani operasyonlar yerine daha dolaylı bir yöntem tercih edilecek gibi görünüyor. Formül tanıdık: Önce görevden alma, ardından kayyum ataması ve sonrasında gelen operasyon süreci. Bir nevi Melih Gökçek'e Ankara'da uygulanan tarifenin güncellenmiş hali... Aktif bir belediye başkanı doğrudan hedef alınmayacak; önce sistem dışına çıkarılacak, ardından hukuki süreç işletilecek. Böylece hem siyasi risk minimize edilecek hem de süreç “doğal bir adli gelişme” gibi sunulacak.




