Çekirgeyi salıverdim
Yazıya yazıya
Ot koymadı koyun ile
Kuzuya kuzuya
Hoplayıver çekirge
Zıplayıver çekirge
Benim canım çekirge
Bıdı bıdı bıdı bıdı çekirge

Evet sevgili Kınalı Kuzu okuyucuları; bu kez yazımıza Oğuz Yılmaz’ın "Çekirge" türküsüyle başladık.

Ne dedik?
Hoplayıver çekirge,
Zıplayıver çekirge.

Bu kez Günebakış gazetesinin imtiyaz sahibi Ali Öztürk ile elimizden geldiğince KTÜ'de çekirgeyi zıplatmamaya çalışacağız.

Bakalım başarabilecek miyiz?

Peşinen söyleyelim; kamu adına bir şey olduğunda, yani olumlu veya olumsuz bir durum yaşandığında Kınalı Kuzum acar hafiyeler gibi oradadır. Asla o işin peşini bırakmaz. Bedeli ne olursa olsun "Ben bu bedeli öderim" der. Çünkü yapılan her şeyde tüyü bitmemiş yetimin ve fakir fukaranın hakkı olduğunu bilir. Ayrıca yapılan olumlu her şeyi de takdir eder, hakkı teslim eder. O nedenle Kınalı Kuzum benim ve sizlerin vazgeçilmezi olmalıdır diyorum.

Daha 3 gün önce yazdık: KTÜ'de ne oluyor? Vakıf adı altında kurulan şirkette paylar nasıl verildi ve kimlere verildi? Kurulan şirketin amacı nedir? Bunların hepsini detaylı bir şekilde yazıp siz okuyucularımızla ve kamuoyuyla paylaşmıştık.

Yazımızın ardından Günebakış gazetesi, KTÜ ile ilgili bu haberi manşetine taşıdı. Sevgili Ali Öztürk gazetesinin manşetinde nalına da vurdu mıhına da. Ben o nedenle Ali Öztürk’ün gazeteciliğini takdir edip takdirle izlerim. Hatta "Günebakış gazetesi bu şehirde iyi ki var ve Trabzon'da gazeteciliği Günebakış gazetesi yapıyor" diye oturduğumuz ortamlarda çok söylemişimdir.

Bir yerde eğri büğrü bir iş var ise sevgili Ali Öztürk haberde kim varmış, ismi cismi neymiş asla bakmaz. Haberi yalın bir şekilde sütunlarına taşır, kamuoyunu konuyla ilgili bilgilendirir. Ha, karşı taraflara da cevap hakkı mutlaka tanır.

Neyse lafı daha uzatmadan konumuza dönelim sevgili Kınalı Kuzum ile…

Hoş gelmiş benim güzeller güzeli Kınalı Kuzum.

— Hoş bulduk üstatların üstadı…

— Kınalı Kuzum yine geçtiğimiz hafta gündemi oluşturdun. KTÜ dedin, Vakıf diye feryat figan eyledin, taşları yerinden oynattın.

— Üstadım neye üzülüyorum biliyor musun? Bu işler bize ve senin yakın dostun olan Ali Öztürk’e kalmış. Bak, iki kurumdan başka yazıp çizen bir Allah’ın kulu var mı? Onlar gazetecilik mi oynuyor? Şehirde bu kadar olumsuzluk yaşanırken kimsenin kılı kıpırdamıyor.

— Kınalı Kuzum boş ver, herkes herkesin ciğerini bu şehirde iyi biliyor. Nasıl gazetecilik yapıldığını da… Biz işimizi yapıyoruz. Biz "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" demedik, olmadık, olmayız da. Bu konularda doğrudur; dik duruş gösterip gazetecilik yapanların en başında sevgili Ali Öztürk gelir. Kimi sever kimi sevmez sevgili Öztürk’ü, ama bu mesleğimizin fıtratında var. Bizi de seven var sevmeyen var. Mesela Rektör Çuvalcı Bey bizi sever mi? Ya kendisine bağlı basın birimi bizi sever mi? Unutmadık bizleri WhatsApp grubundan çıkardıkları günleri. Ne demişler; "Keser döner sap döner", evet o hesap bir gün dönecek… Unutmadan, geçen ki yazımızda konuyla alakalı AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu’nun da ismini geçirmiştin. Mumcu bu işin içerisinde olmadığını söylemiş. Sanki burada bir eksen kayması oldu. Mumcu vakıfta yönetici değil ki, neden vakıf işine bulaşsın, neden ortak olsun bu yapılanlara? Mumcu’ya haksızlık etmeyelim.

— Üstadım ooo sen de acayip dertlisin, bir dokunduk bin işittik. Sezgin Mumcu’ya haksızlık etmeyelim; şu sıralar iyi çalışıyor, elinden geldiğince gitmediği, koşmadığı bir yer olmuyor. İl başkanlığında level atlamış maşallah . Çuvalcı Bey’in rektörlüğünün bitişine ne kadar zaman kaldı ki? Biz işimizi yapalım. Bak Ali Öztürk’ün yaptığı haberde her yazdığının altına imzamı atıyorum; imzamı atmadığım tek bir cümlesi var. O da Rektör Hamdullah Çuvalcı Bey’in rahmani niyetle yola çıktığını yazmasıdır. Rahmani düşünen birisi unvanı ne olursa olsun kendisine bağlı personeline eziyet, zulüm eder mi? Hak yer mi, hukuk dışına çıkar mı? Gidin bakın KTÜ’de neler yaşıyor koca koca profesörler, personeller…

— Kınalı Kuzum senin söylediklerine ben de katılıyorum ama hakkı teslim edelim; aylarca ödenmeyen döner sermayeleri ödemiş Rektör Çuvalcı Bey. Demek ki iyi şeyler de oluyor.

— Üstadım sen de kafayı sıyırdın gibi! Kimin hakkını kime ödüyor? Cebinden mi ödüyor? Yapma gözünün yağını seveyim. KTÜ, Çuvalcı Bey sayesinde adeta yerlerde sürünüyor.

— Kınalı Kuzum çok üst perdeden konuşuyorsun. Hamdullah Bey’in yaptığı hiç mi iyi bir şey yok?

— Üstadım elbette var, işte geçen hafta yazdık vakıfla ilgili. Bak neler yapmış, hepsini gündeme taşıdık. Ali Haydar Baş kim ya? Sen şirketin yüzde 51’ini ona veriyorsun. Açıkça Ali Haydar Baş’a teslim ediyor vakfı, şirketi ve dolayısıyla KTÜ’yü. Bunun neresi rahmani?

— Kınalı Kuzum, Ali Öztürk’ün madde madde sıraladığı ve sorguladığı konuları virgülüne noktasına dokunmadan aynen yayınlayalım:

KINALI KUZUM NEYİN PEŞİNDE?
KINALI KUZUM NEYİN PEŞİNDE?
İçeriği Görüntüle

1- KTÜ Vakfı devreden çıkarılarak vakfa tahsis edilen Milli Emlak’ın yerleri üzerinde devasa işletmeler yapmaya hazırlanıyor. Belki 700-800 milyon liralık bir rakamdan bahsediyoruz. Bilmem kaç odalı otel, altında mağazalar ve restoranlar, ayrıca Farabi Hastanesinin hasta giriş kapısının önündeki yaklaşık 700 metrekarelik alana kafeterya ve market kurulacak.

2- Bunları kim yapacak? Bunları şirketin %51 hissedarı Ali Haydar Baş yapacak. Neyle yapacak? Kendi parasıyla yapacak. İşletmeler yapılıp bittikten sonra gelirin %51’ini kendisi alacak, %49’unu da vakfa yollayacak. Yani Selçuk İskender’e yollayacak. Selçuk İskender vakıf adına %49 ortak olduğu için gelen para vakfın olmuş olacak.

3- Ali Haydar Baş, inşaatlar yapacak. Önce kendi maliyetini çıkaracak. 700-800 milyona mal olacak işletmelerin Ali Haydar Baş’a borcu belki 30 yıl belki 40 yıl sürecek. Belli ki Rektör Bey, para konusunda Ali Haydar Baş’a tam güveniyor. Ama hocam bu iş güvenle olmaz ki. Allah vermesin Ali Haydar Baş iflas ederse ne olacak? Vakıf şirketi bu zararı karşılayabilecek mi? Kimin malını satıp da karşılayacak?

4- Bütün bunları geçtik. Bahse konu otel ve altındaki mağazalar en erken 3 yılda biter. Hocam, 3 yıl sonra siz yoksunuz ki. Gelecek olan Rektör ya sizin gibi Ali Haydar Baş’a güvenmezse? Ortada devasa bir gelir var. Para var. Paranın olduğu yerde kavga var. Ya kavga baş gösterirse? Bu yükü kim taşıyacak?

Dostumuz sevgili Ali Öztürk bunları soruyor, sorduklarını bizler de destekliyoruz. Bakalım bu sorulara Hamdullah Çuvalcı Bey ne cevap verecek?

— Üstadım, ben araştırmamı yine yapıyorum. Bir şey gelişirse yine sizlerle buluştururum ancak bu işin peşini bırakmayalım. Hamdullah Çuvalcı Bey ile Ali Haydar Baş’ın çıktıkları bu yolculuğun sıkı bir şekilde takipçisi olalım. Yeri gelmişken sormak istiyorum, hani ya güzel bir şarkı vardır sizin jenerasyon ve sizden önceki jenerasyonların:

Sevmek korkulu rüya

Yalnızlık büyük acı

Hangi kapıyı çalsam

Karşımda buruk acı

İnan hangi taşı kaldırsak karşımıza Ali Haydar Baş çıkıyor. Şarkının sözleri sanki onu anlatıyor!

Güzel Kuzum sen var ya, nereden bağladın konuyu. Doğrudur, Ali Haydar Baş’ın ismi çokça ve sık gündeme gelmektedir. Benim korkum, Ali Haydar Baş Bey’in şeceresini araştırıp günü geldiğinde "Ahanda yaz bakalım" demen olacaktır. İnşallah öyle bir şey yaşatmazsın bize.

— Üstadım dilek ve temenniler bölümüne geçtin, o zaman hadi bana eyvallah…

— Güle güle güzeller güzeli Kınalı Kuzum…

Muhabir: Safiye Selçuk