Trabzonspor’da Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetiminin yaptığı işleri sadece bugünün penceresinden değerlendirmek büyük haksızlık olur. Bordo-mavili kulübün geleceğini kurtaracak, kalıcı gelirler oluşturacak ve Trabzonspor’u ekonomik anlamda daha güçlü bir yapıya kavuşturacak önemli adımlar atıldı. Üstelik bunu yaparken yarışın da içerisinde kalmayı başarmak, başlı başına büyük bir başarıdır.

Bir de işin başka bir tarafı var. Bütün bu mücadeleyi verirken yapılan her eleştiriye göğüs gereceksiniz, ailenizden, sağlığınızdan, özel hayatınızdan fedakarlık edeceksiniz. Kolay değil…

Yetmeyecek, dünya futbolunun marka isimlerinden Muhammed Salah gibi bir oyuncuyu Trabzonspor’a kazandırarak bir anda dünyanın gözünü bu şehre ve bu kulübe çevireceksiniz. Böylesine büyük bir hamle, elbette teşekkürü ve desteği hak ediyor.

Gelelim sahaya…

Geçen sezon Trabzonspor’u ligde üçüncü sıraya taşıyan ve Türkiye Kupası’nı müzeye getiren Fatih Tekke’nin daha sezonun başında bu kadar acımasızca eleştirilmesini gerçekten anlamakta zorlanıyorum.

Evet, lige bir puanla başladık. Evet, Avrupa’ya istediğimiz gibi başlayamadık. Ama bunların telafisi var. Daha sezonun başındayız. Takım yeni, transferler yeni, eksikler var. Biraz sabır, biraz destek gerekiyor.

deneyimli gazeteci Miraç Öz­ağcı’nın dediği gibi; hemen Kırıkkale tüfeğini çıkarmayın!

Öyle hemen kılıçları çekmeyin. Bir durun, nefes alın. Trabzonspor’u hemen tukaka etmeyin.

Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetiminin kulübün geleceği adına verdiği mücadeleye, Fatih Tekke ve ekibinin geçen sezon ortaya koyduğu başarıya saygı gösterelim. Eksikleri elbette konuşacağız, yanlışları elbette eleştireceğiz. Ama eleştiri ile yıkıcılık arasındaki çizgiyi de koruyalım.

unutmayın

Trabzonspor’un en büyük gücü birlikteliğidir.

Bugün yapılması gereken kılıçları çekmek değil, bordo-mavi renklerin etrafında kenetlenmektir.