Trabzonspor finaldeymiş…
Kupaya gidiyormuş…
Antalya’da Konyaspor ile oynayacakmış…

İyi de kardeşim…
Bu şehir şu anda kupayı mı düşünüyor sanıyorsunuz?

Bu taraftarın içine öyle bir şüphe, öyle bir kırgınlık düştü ki artık insanlar;

Lanet olsun böyle kupaya!
demeye başladı.

Çünkü Trabzonspor’u Trabzonspor yapan şey kupa sayısı değildi!

Bu takım yıllarca hakkı yenirken bile ayakta alkışlandı.
Hakem doğradı, federasyon sırt çevirdi, İstanbul düzeni önümüze duvar ördü…
Ama taraftar dönüp şöyle diyordu;

Biz yine adam gibi durduk!

İşte dün gece insanlar o duyguyu kaybettiğini hissetti.

O yüzden mesele Gençlerbirliği’nin düşmesi, kalması değil!
Mesele puan değil!
Mesele skor hiç değil!

Mesele şu;
Bu şehir ilk kez kendi takımının sahadaki görüntüsünden UTANDI!

Fatih Tekke…

Sana bu şehir niye sahip çıktı biliyor musun?

Çünkü seni bizden biri gördü.
Dik durur sandı.
Korkmaz sandı.
Paraya, güce, futbol düzenine eyvallah etmez sandı.

Ama dün gece sahadaki görüntü neydi?

Hırs yok!
İsyan yok!
Parçalama isteği yok!
Gol kralı olabilecek adamı besleme derdi yok!

Sahadaki dizilişten oyuncu tercihlerine kadar insanın içine bir şüphe düşüyor;

Bu takım sanki gol atmasın diye kurulmuş!

İnsan bunu görünce nasıl çıldırmasın?

Bakın…
Trabzonspor taraftarı yenilgiye alışır.
Kupasızlığa da alışır.
Ama KARAKTER KAYBINA alışmaz!

Bu takım yıllarca kimseye yatmaz diye övüldü.
Kim düşer kim çıkar bizi ilgilendirmez diye sevildi.

Şimdi insanlar dönüp;

Biz de mi o düzene benzedik?
diye kendi kendini sorguluyor.

İşte esas yıkım budur!

Şimdi çıkıp Antalya’da kupayı kaldırsanız ne olacak?

Bu şehir sevinecek mi sanıyorsunuz?

Birçok insanın içinde artık şu duygu var:

O kupa bize değil, Konyaspor’a daha çok yakışır!

Çünkü insanlar artık kupadan önce alnına bakıyor takımın.
Duruşuna bakıyor.
Vicdanına bakıyor.

Trabzonspor’un büyüklüğü zaten buydu!
Kupayı herkes kazanabilir…
Ama herkes Trabzonspor gibi dik duramazdı.

Dün gece ilk kez insanlar;

Biz de onlar gibi olduk galiba…
korkusunu yaşadı.

İşte bunun yarası kolay kapanmaz.

Bu yara puan cetvelinde değil…
Bu yara vicdandadır.

Bu yarayı da oluşturan Fatih TEKKE’dir…