Messi’yi izliyoruz, Ronaldo’yu izliyoruz…
Kariyerlerinde kırmadıkları rekor kalmamış ama hâlâ aynı hırs, aynı istek, aynı açlıkla sahaya çıkıyorlar.
Ne güçlerinden, ne tekniklerinden, ne de futbola olan tutkularından en ufak bir şey kaybetmiş değiller. Sanki futbola daha dün başlamış gibiler…

Bir de bizimkilere bakıyorum…
Daha yolun başında bile her şeyi başarmış gibi bir rahatlık, bir doymuşluk…
Sahada mücadele, istek, arzu görmek istiyoruz ama çoğu zaman gördüğümüz; yeni saç modelleri, yeni kramponlar ve sosyal medya görüntüleri…

24 yıl sonra Dünya Kupası’na gittik diye öyle bir havaya girdik ki; ayaklarımızın yere basması neredeyse dönüş uçağına kaldı.

Şimdi de FIFA’nın vereceği 10.500.000 dolar ödülün millilere dağıtılacağı konuşuluyor.

Eğer bu doğruysa insan gerçekten şaşırıyor…
Başarı elbette ödüllendirilmeli ama önce sahada o formanın hakkı verilmeli, mücadele edilmeli, o ruh gösterilmeli.

Asıl sorgulanması gereken belki de biziz…
Yıllarca bu takıma gönül veren, destekleyen, hayaller kuran bizler…

Çünkü futbol sadece sahadaki 11 kişinin değil; milyonların duygusudur.
O yüzden beklentimiz sadece sonuç değil;
Emek, mücadele ve aidiyet görmek.