Trabzon'da Büşra ve Can Ülkeroğlu çifti, gebelik sürecinde Trabzon'daki özel bir hastaneye müracaat etti. Yapılan kan testinde çiftte kan uyuşmazlığı tespit edildi. Bunun üzerine gebelik süreci, hastanenin kadın doğum doktorunun direktifleri ve kontrolleri gözetiminde sürdürüldü.
Ülkeroğlu çiftinin bebeği Yakup Yalgın, 36 haftalıkken epidural sezaryenla 3 Ekim 2016’da dünyaya geldi. Doğumun hemen ardından kuvöze alınan Yakup Yalgın’da sarılık tespit edildi ve bilirubin değerleri takip edilmeye başlandı. Hastanede kan değişim ünitesi olmaması nedeniyle Yakup Yalgın’ın, söz konusu ünitenin bulunduğu bir üst merkeze sevk edilmesi gerektiği belirtildi; fakat bebeğin sevki bir türlü gerçekleştirilmedi. Ailenin sevkin neden gerçekleşmediğine yönelik sorusuna ise ilgili doktor, “Doktor sen misin, ben miyim? Bunun kararını ben veririm. Çocukta bir sıkıntı yok” yanıtını verdi.
Doğumunun üçüncü gününde bilirubin düzeyindeki artış hızı yükselme eğilimine girdi. Fakat doktor, kan değişimi için gerekli hazırlıkları zamanında yapmadığı gibi, Yakup Yalgın’ı kan değişiminin yapılabileceği bir üst merkeze de sevk etmedi. Bu süreçte ihmaller nedeniyle bebeğinin beyin felci (serebral palsi) geçirdiğini aktaran acılı baba Can Ülkeroğlu, “Üç gün boyunca sırf para alabilmek için çocuğumu kuvözde tuttular” dedi.
Adli Tıp Raporu’na göre Yakup Yalgın’ın konuşmasında sürekli zorluğa neden olacak şekilde kalıcı işitme kaybı oluştu. Ancak talihsiz yavrunun yaşadığı sorunlar bununla da sınırlı kalmadı. Zamanında yapılmayan müdahale; Yakup Yalgın’da göz hareket kısıtlılığına, görme bozukluğuna ve orta derecede zeka geriliğine de neden oldu. 10 yıldır varını yoğunu evlatlarının tedavisi için harcayan, maddi ve manevi olarak inanılmaz zor günler geçiren Ülkeroğlu ailesinin hukuk mücadelesi ise kararlılıkla devam ediyor.
Ülkeroğlu ailesi, sorumlu doktor ve Trabzon'daki o hastaneye 2019 yılında maddi ve manevi tazminat davası açtı. Manevi yıpranmalar, beden gücü kaybı, tedavi ve bakım masrafları olmak üzere toplam 1 milyon 800 bin TL tutarında tazminat talep edildi. Ancak adalet mekanizması yavaş işledi ve dava yedi yıldır sonuçlanmadı. Bu zamana kadar tam 30 duruşması görülen davada, defalarca hâkim değişikliğine gidildi; süreç çeşitli bahaneler ve mahkemenin ek talepleriyle uzatıldıkça uzatıldı. Davanın 31’inci duruşması 1 Temmuz’da görülecek. Aradan geçen yedi yılın ve yaşanan büyük acıların ardından, artık bu celsede nihai bir karara varılacağı öngörülüyor.





