10'DAN DUYUN

10 'DAN DUYUN -02.06.2026

YOK BÖYLE BİR DANIŞMANLIK BAŞARISI!

Trabzon'da Ticaret, Sanayi, Borsa, Esnaf Odası ondan sorulacak... Fındık piyasasında onun sözü olacak. Trabzonspor'u o dizayn edecek. Nerede entelektüel konular varsa o ahkam kesecek. Kaçamak yazılarla siyasete ayar verecek. Ne şiş yansın ne kebap hesabı ile yarım gün sağcı, yarım gün solcu olacak... Yetmeyecek bir de Trabzon basınını hizaya sokacak, Gazeteciler Cemiyeti'nin üzerinden elini, gövdesini hiçbir dönem çekmeyecek...

Valla muhteşem bir hüner... Alkışlamamak, tebrik etmemek mümkün mü? Helal olsun... Her yere danışmanlık yapmak, her yer iyi ile iyi geçinmek, her yeri tek tek bağlamak zor bir iş... Danışmanlık zor bir konu... Her şeyi ile sahiplenmen gerek...

Ama bir insanın kendisini "hem bağımsız hem tarafsız hem de kalemini satmayan gazeteci" diye ilan edip bu kadar kurum ve kuruluşla sıkı fıkı bağı olması ters orantı sayılmaz mı? Peki oralardaki haksızlıklar, yanlışlar, hatalar varsa usulsüzlükler nasıl kaleme gelecek? Gelmeyecek, hatta bizzat rica minnet kapatılacak... Bizim basın camiasında gerçekten harika kalemler ve ustalar var... Yeter ki ayaklarına basma, işlerini bozma... Öyle güzel bir düzen kurmuşlar ki alan memnun, satan memnun...

SÜRMENE'DE BUZLAR ERİDİ AMA!

Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu’nun 2 yıl değerlendirme toplantısının ardından eski Belediye Başkanı Rahmi Üstün, Azizoğlu’nun açıklamalarını yalanlayan sert ifadeler kullanmıştı. Eski ve yeni Sürmene Belediye Başkanlarını karşı karşıya getiren, belediye borçları üzerinde yapılan spekülasyondu. Ağır ifadeler aynı partiden her iki Belediye Başkanını karşı karşıya getirmişti, araya soğukluk girmişti.

Bayramda ziyaretler yapıldı, buzlar eridi, barış ilan edildi, küslük sona erdi... En azından kamuoyuna bu fotoğraf verildi... Bu fotoğraf ne kadar samimi, ne kadar doğal, ne kadar zorlama bilemeyiz. Her iki Belediye Başkanı belli ki uyarılmış; basına, kamuoyuna bu görüntünün bir daha verilmemesi istenmiş...

İyi tamam da ortaya koyulan rakamlar, iddialar ne olacak? Sürmene Belediye Başkanı Hüseyin Azizoğlu "Borç 100 milyon, borç teslim aldık" diyor; eski Belediye Başkanı Rahmi Üstün "Bu rakam gerçek değil, yalan" deyip "Gerçek borç 50 milyon" diyor... Siz barıştınız da kamuoyu ne olacak? Yapılan açıklamalar ne olacak? Kime inanacağız? Gerçekler güme mi gitti?

ÖZEL SEKTÖRE MECBUR KALDIK!

Çay sezonunun başlamasıyla gözler yeniden çay üreticisine çevrildi. Kurban Bayramı'nın sona ermesinin ardından ÇAYKUR'un Hopa'da çay alımına dekarda 25 kilogram kontenjanla başlaması, üreticilerin tepkisini çekti. Bu yıl yaş çay alım fiyatı 35 lira olarak açıklanırken, üreticiler bu fiyatı da yetersiz buluyor. ÇAYKUR'un uyguladığı kontenjan nedeniyle özel sektöre yönelmek zorunda kaldıklarını belirten üreticiler, bu durumun hem fiyatların düşmesine hem de vadeli satışa mecbur kalmalarına yol açtığını söyledi. Üreticiler, işçilik ve diğer giderleri karşılamakta zorlandıklarını dile getiriyor.

Artvin'in Hopa ilçesine bağlı Yoldere'de bulunan çay alım noktasında, çaylarını özel sektöre vermek zorunda kalan üreticiler tepkili... Hopalı çay üreticisi Musa Balcı, uygulamaya tepki göstererek, "Bu ne biçim bir yönetim? Daha bayram yeni bitti, çay toplamaya başladık, kontenjan 25 kiloya düşürüldü. Dün işçi tuttuk, bugün çayı veremiyoruz. Özel sektöre zorla vermek zorunda kalıyoruz. Paramızı da aylar sonra alıyoruz. Benim kotam var, çayım var ama veremiyorum. Gidip özel sektöre 'çayımı al' diye adeta yalvarıyoruz. Bu insanların ne yapmasını istiyorlar" dedi.

Hopalı çay üreticisi Fatma Köse de yaşadıkları geçim sıkıntısına ilişkin, "Ne konuşayım? Markete gidemiyoruz, çarşıya inemiyoruz. Dokuz kişilik bir aileyiz. Çocuklar bir şey istiyor, 'para yok' diyoruz. Her gün aynı. Bizi bu hale getirdiler, özel sektöre muhtaç bıraktılar" ifadelerini kullandı.

Bir başka üretici, çay alımında yaşanan sıkıntıya dikkati çekerek, "Çay toplamaya sıkıntı yok ama kota var. İşçi parası var, hava şartları zor. Bu şekilde devam edecek gibi görünüyor" diye konuştu. Hopalı çay üreticisi Rasim Köse, kontenjan uygulamasının üreticiyi zor durumda bıraktığını belirterek, "ÇAYKUR dekarda 25 kiloya düşürdü. Bizi özel sektöre mahkum etti. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. İşçiye, nakliyeye, yemeğe verdiğimiz para derken elimizde bir şey kalmıyor. 35 lirik çay bize 15 lira gibi geri dönüyor" diye konuştu. Diğer bir üretici ise artan maliyetlere işaret ederek, "İşçi tutmuşuz, yemeğini, suyunu biz karşılıyoruz. Kontenjan 25 kiloya düşmüş, haberimiz yok. İşçiye para veriyoruz, nakliyeye para veriyoruz ama bize bir şey kalmıyor, sadece emeğimiz kalıyor" dedi.

TRABZONLU ESKİ BAKANDAN ÖZEL'E ÇAĞRI VAR!

Eski Adalet Bakanı Trabzonlu hemşehrimiz Hikmet Sami Türk: "Diğer çözüm Yargıtay'ın istinafın kararını iptal etmesi. Böylece istinafın yetkisi olmadan verdiği karar kalkar" dedi.

Mutlak butlan kararı sonrası CHP'de yaşanan kriz şimdi de genel seçimlere katılamama riski doğurdu. Yasaya göre siyasi partiler büyük kongrelerini en çok üç yıl içinde yapmak zorunda. Buna paralel olarak 26 Temmuz 2020'deki 37'nci kurultay esas alınarak 2020'ye dönüldü. Yasada "İki kez üst üste büyük kongresini yapmayan partinin seçime katılamayacağı" hükmü devreye girdi. CHP 26 Temmuz 2026'ya kadar kurultayını yapmazsa seçim riski doğacak. Ayrıca CHP'den kopacak bir grubun yeni bir parti kurmasını da tasvip etmediğini kaydeden Türk, "Atatürk'ün partisi terk edilmez" dedi ve yeni partinin bu yılın sonbaharında baskın seçim olması durumunda örgütlenme zamanlaması açısından seçime girmesinin de çok zor olduğunu aktardı.

2020'deki kurultay son olarak kabul ediliyor. Pandemi nedeniyle mart ayında yapılması gereken CHP 37. Olağan Kurultayı 25-26 Temmuz 2020'de Bilkent Üniversitesi Odeon'da yapıldı. İlk bilgilerde Özgür Özel'in 2023'te kazandığı 38. Kurultay yok hükmünde sayıldığı için vurgusu öne çıktı. Covid nedeniyle katılımın az olduğu kurultayı işaret eden AKP Sakarya eski Milletvekili ve Gelecek Partisi Genel Başkanvekili Ayhan Sefer Üstün de "CHP 26 Temmuz'a kadar kurultay yapmazsa genel seçimlere katılamaz" ifadelerini kullandı.

3 MİLYON KİŞİ TARIMDAN VAZGEÇTİ!

Tarımda yaşanan dönüşümün en çarpıcı göstergelerinden biri, sektörde çalışanların sayısındaki düşüş oldu. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında yaklaşık 7,5 milyon kişi tarımda istihdam edilirken, TÜİK’in 2026’da açıkladığı 2025 yılı işgücü verilerine göre bu sayı 4 milyon 560 bine geriledi. Buna göre tarımda çalışanların sayısı 2002’den 2025’e kadar yaklaşık 2 milyon 940 bin kişi azaldı. Oransal düşüş yaklaşık yüzde 39’a ulaştı.

TÜİK verilerine göre 2025 yılında tarım sektöründe istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yıla göre de 267 bin kişi azaldı. Aynı yıl toplam istihdam içinde tarımın payı yüzde 14,0 olarak kayıtlara geçti.

Ziraat Mühendisleri Odası’nın 2026’da yayımladığı değerlendirmede ise Türkiye’nin toplam tarım arazisi varlığı 239 milyon 780 bin dekar, yani yaklaşık 23 milyon 978 bin hektar olarak belirtildi. Bu veri esas alındığında 2002’ye kıyasla kayıp yaklaşık 2 milyon 601 bin hektara ulaşıyor. Bu kayıp; İstanbul, Bursa, Edirne ve Kocaeli’nin toplam yüzölçümüne yakın bir büyüklüğe karşılık geliyor.

YAYLALAR YİNE ÇÖPLÜK OLMASIN

Havaların ısınması ve uzun bayram tatilinin birleşmesiyle birlikte Türkiye genelinde erken bir turizm hareketliliği başladı. Deniz, kum ve güneş üçlüsünün yanı sıra doğayla baş başa kalmak isteyen yerli ve yabancı binlerce turist rotasını Karadeniz’e çevirdi. Yeşil ormanları, serin havası ve eşsiz coğrafyasıyla doğa turizminin merkezi olan Doğu Karadeniz yaylaları, sezonun ilk misafirlerini ağırlamaya başladı. Son yıllarda bölgeye olan ilgisi katlanarak artan Arap dünyası, bu sezon da Doğu Karadeniz’e adeta akın ediyor. Bölgedeki doğa turizminin sembolü haline gelen Trabzon'un Maçka ilçesine bağlı efsanevi Uzungöl yaylası, yine en çok ziyaret edilen nokta oldu. Çam ormanlarının ortasında yer alan göl manzarasını görmek, serin havanın ve temiz doğanın tadını çıkarmak isteyen Orta Doğu kökenli turistler, Uzungöl ve çevresindeki otellere akın etti.

Yerli ve yabancı turistler elbette baş tacıdır. Fakat turist olarak bölgemize gelmek size her hakkı teslim etmez. Yaylalar pislik içinde kalıyor, önüne gelen doğayı mahvediyor. Maçka'dan bize ulaşan fotoğraflar tam bir rezalet. Bayramda Sümela Manastırı ziyareti sonrası köy ve yaylalara gidenler piknik yaptıktan sonra bütün pisliklerini bırakıp gitmişler. Yuh olsun, yazıklar olsun.

İŞTE KESİNLEŞEN EMEKLİ MAAŞLARI!

Milyonlarca SSK, Bağ-Kur ve memur emeklisinin yaşam savaşı verdiği Türkiye’de, gözler temmuz ayında maaşlara yapılacak artış oranlarına çevrildi. TÜİK’in nisan ayı enflasyonunu yüzde 4,18 olarak duyurmasıyla birlikte, yılın ilk 4 ayına ait (Ocak, Şubat, Mart, Nisan) enflasyon verileri tamamlandı. Kurban Bayramı takvimi nedeniyle bu ay 5 Haziran'a sarkan mayıs ayı verisiyle birlikte zammın rengi büyük ölçüde belli olacak; ancak şu anki mevcut 4 aylık tablo bile maaşların nereye evrileceğini net bir şekilde gösteriyor.

Kesinleşen ilk 4 aylık yüzde 14,64'lük zam oranına göre, cebe koyulacak asgari maaşlar kuruşu kuruşuna şu şekilde hesaplandı:

  • En Düşük (Taban) Emekli Aylığı: Mevcutta 20.000 TL olan en düşük emekli maaşı, ilk 4 aylık verilere göre 22.928 TL’ye yükselecek.

  • 25 Bin TL Alan Emekli: Temmuz ayında maaşı en az 28.660 TL seviyesine çıkacak.

  • 30 Bin TL Alan Emekli: İlk 4 aylık hesaba göre yeni maaşı 34.392 TL olacak.

Bakanlık ve SGK koridorlarında temel zam hesaplamaları bu göstergeler üzerinden takip edilirken, dul ve yetim aylığı alanlar başta olmak üzere milyonlarca vatandaş taban aylık formülünün kök maaşlara nasıl yansıyacağını büyük bir endişeyle bekliyor.