MİLLİYETÇİ CEPHE BİRLEŞİRSE!
Seçim atmosferine yavaş yavaş girmeye başladığımız bu günlerde, partiler de ittifak söylentileri arasında stratejilerini belirliyor. Şimdiden Cumhur İttifakı, Milli Görüş Cephesi ve Milliyetçi Cephe olmak üzere saflar netleşiyor.
ANK-AR'ın araştırmasında "Zafer Partisi, Anahtar Parti ve İYİ Parti ittifak yapsa bu ittifaka oy verir misiniz?" sorusu soruldu. Katılımcıların yüzde 16,5'i "oy veririm" derken, seçmen eğilimi dağılımına bakıldığında MHP'den yüzde 22,6 oranında oy çekildiği görüldü. Katılımcıların yüzde 75'i bu ittifaka oy vermeyeceğini söylerken; yüzde 4,7'si kararsız, %3,7'si ise cevapsız kaldı. İttifaka oy veririm diyen %16,5'lik kitlenin oy dağılımında Cumhur İttifakı’nı üzecek sonuçlar var. MHP seçmeninin %22,7'si bu ittifaka oy vereceğini söylerken, AK Partili katılımcıların da %6,3'ü tercihini 'Milliyetçi Cephe'den yana kullandı. Bu oranlar kamuoyunda "Milliyetçi ittifak doğru stratejiyle ilerlerse, seçime doğrudan etki edebilecek bir güce sahip olabilir" yorumlarına sebep oldu.
NE KURBAN KESECEĞİZ NE DE TATİLE GİDECEĞİZ!
İstanbul’dan Van’a kişi başı otobüs bileti 3 bin 500 lira, Rize’ye bin 850 lira, Muğla’ya bin 400 lira... Aile olarak bayram için gidiş-dönüş bilet fiyatı 35 bin liraya kadar ulaşırken, vatandaş bunun altından nasıl kalkacağını kara kara düşünüyor. İstanbul'dan Rize’ye beş kişi gidiş-dönüş toplamda 18 bin 500 lira oldu. Hadi buradan yak...
Vatandaşlar duruma tepkili. Kızını İzmir’e göndermek için aldığı biletin 595 lira olduğunu belirten bir kişi, “Geçen sene 350 lira civarındaydı. Ben de bayramda memleketim Çanakkale’ye gitmeyi düşünüyorum. Kendi aracımla gideceğim ancak bu akaryakıt artışları çok zorluyor. Bakalım, düşünüyoruz” dedi. Bir başkası, “Hastam olduğu için İzmir’e gidiyorum. Aldığım emekli maaşım göz önünde bulundurulduğunda fiyatlar pahalı. Geçen sene daha uygundu. Tatil yapma imkânım çok zor. Yani evde oturacağız” diye konuştu. Bir diğeri, “Memleketimden İstanbul’a gelene kadar 2 bin lira param gitti” diye yakındı. Bir başkası da “Mecbur olmasam, şehir dışına çıkmazdım” şeklinde konuştu.
Yazıhane çalışanı Mustafa Güneşli ise “Otobüsçüler isyanda. Mazot fiyatı aldı başını gitti. Şimdi çoğu otobüsçü gidip gelmiyor. Geçen yıl mazot 38 liraydı, biz yolcuyu bin 500 liraya taşıyorduk. Bu yıl mazot 80 liraya dayandı, 2 bin liraya yolcuyu götürüyoruz. Mazotta yüzde 100 artış var ama bilette yüzde 25-30 oranında bir artış oldu. Bu durum bizi kurtarmıyor. Hep zarar” dedi. Otobüs firması yetkilisi Mehmet Ali Küçükaslan da “Geçen seneye oranla yüzde 30-40 oranında bir artış var fiyatlarda. Bu artışın nedeni yüzde 90 oranında akaryakıttaki yükselişten kaynaklanıyor” ifadelerini kullandı.
BORÇLA YAŞAMAYA DEVAM
Türkiye’de milyonlarca yurttaş için emeklilik; çalışma hayatının sonu ve bir dinlenme dönemi olmaktan çıkarak, ağır sömürü koşullarında bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü. Forum Sosyal Araştırmalar Enstitüsü tarafından hazırlanan ve Prof. Dr. Derya Kömürcü’nün koordinatörlüğünde yürütülen "Türkiye'de Emekli Yoksulluğu Araştırma Raporu", emekliliğin anlamını tamamen yitirdiğini ve yaşlılığın bir "yoksulluk sarmalı" haline geldiğini çarpıcı verilerle ortaya koydu.
Araştırmanın en sarsıcı bulgularından biri, emeklilerin iş gücü piyasasından çekilememesi. AK Parti döneminde emekli olduktan sonra çalışmaya devam edenlerin oranı 29,1 yüzde puan artış gösterdi. 2002 yılında çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı yüzde 36,6 iken, bu oran 2024 sonunda yüzde 65,7’ye fırlamış durumdadır. Yaklaşık 8 milyon emekli, eksik kalan gelirini tamamlamak için kayıt dışı, güvencesiz ve çoğu zaman mesleki vasfının altındaki işlerde ter dökmeye devam ediyor. Rapora göre, sosyal güvenlik sistemindeki yapısal dönüşümler ve yüksek enflasyon, emekli aylıklarını sistemli bir şekilde eritti. 2003 yılında ortalama bir emekli aylığı asgari ücretin yüzde 36 üzerindeyken, 2025 yılına gelindiğinde bu tablo tersine döndü ve ortalama aylıklar asgari ücretin altına geriledi. 400 emekli üzerinde yapılan araştırmada, katılımcıların yüzde 78’i devletin emeklilere yeterli güvence sağlamadığını düşündüğünü belirtti.
AK PARTİ KULİSLERİNDE MUTLAK BUTLAN DAVASI!
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin açılan “mutlak butlan” davası siyaset gündemindeki yerini korurken, AK Parti kulislerinde da dava sürecinin olası sonuçlarına ilişkin dikkat çekici değerlendirmeler yapılıyor. Parti yönetiminin kamuoyu önünde “Yargının vereceği karara herkes saygı duymalı” çizgisini koruduğu belirtilirken, perde arkasında ise iki farklı yaklaşımın öne çıktığı ifade ediliyor.
AK Parti içinde bir kesimin, CHP’de yaşanan tartışmaların muhalefeti uzun süre kendi içine kapatacağını düşündüğü belirtiliyor. Bu görüşü savunan kurmayların, “CHP artık kendi gündemini yönetemiyor. Parti içi kavga siyasetin önüne geçti. Toplum ekonomik kriz konuşurken CHP kurultay tartışmasıyla anılıyor” değerlendirmesi yaptığı ifade ediliyor. AK Parti içinde başka bir grubun ise olası bir “mutlak butlan” kararının yaratacağı siyasi sonuçlara ilişkin daha temkinli değerlendirmeler yaptığı belirtiliyor. Bu görüşü dile getiren isimlerin, davanın yalnızca CHP içi bir mesele olarak kalmayabileceğini, siyaset kurumunun tamamını etkileyecek yeni tartışmaları tetikleyebileceğini söylediği ifade ediliyor. Özellikle yargı üzerinden şekillenen bir tartışmanın muhalefet tabanında “siyasi müdahale” algısını büyütebileceği değerlendirmesi yapılıyor.
Kulislerde, “Kararı mahkeme verir ama siyasette doğuracağı sonuç çok daha büyük olur”, “Böyle bir karar muhalefeti yeniden konsolide edebilir” yorumlarının da konuşulduğu belirtiliyor. Bu nedenle AK Parti yönetiminin kamuoyu önünde daha kontrollü bir dil kullanmaya özen gösterdiği; “yargının bağımsızlığı” vurgusunu özellikle öne çıkardığı ifade ediliyor.
TRABZON'DA FESTİVAL DEVAM EDİYOR!
Gaziantep Şehir Tiyatrosu’nun "Totem Felsefesi" oyunu Trabzon'da seyirciyle buluştu. Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünce düzenlenen 26. Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali kapsamında Şahin Ünal'ın kaleme aldığı oyun, Trabzon Devlet Tiyatrosu Haluk Ongan Sahnesi'nde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Kubilay Karslıoğlu'nun yönetmenliğini yaptığı oyun; futbolla pek ilgisi olmayan akademisyen çiftin, fanatik bir çifti maç izlemeye davet etmesiyle başlayan buluşmalarında, taraftarlığın giderek fanatizme dönüşmesiyle ortaya çıkan farklılıkları, çatışmaları ve beklenmedik sürprizleri konu alıyor.
Gecenin sonunda izleyicileri selamlayan oyuncular, tiyatroseverlerin alkışlarını topladı. Trabzon Devlet Tiyatrosu Müdürü Ahmet Uzuner, oyunun ardından sanatçıları tebrik ederek festival plaketi sundu. Öte yandan, İstanbul Devlet Tiyatrosu’nca "Masal Yolu" adlı çocuk oyunu da Yomra Fen Lisesi Konferans Salonu'nda sahnelendi. Festival, 15 Mayıs'a kadar çeşitli oyun ve atölye çalışmalarıyla devam edecek.