Konya deplasmanında alınan sonuç, sanırım hepimizin boğazında bir düğüm bıraktı. Sahada kelimenin tam anlamıyla "iki ayrı takım" izledik. İlk yarıda ne yazık ki ligi kafasında bitirmiş, silik bir yapı vardı; ikinci yarıda ise silkelenen, koşan ve iki farklı geriye düşmesine rağmen maçı çevirmek için her şeyini ortaya koyan bir Trabzonspor izledik.
Her şeye rağmen gelinen tablo üzücü... Atalarımız boşuna dememiş; "Kaçan balık iri olur" diye. İkincilik basamağı bu kadar yakınken oraya tutunamamak hepimizi yaraladı. Ancak gelin, bu tabloya bir de başka bir pencereden, daha sağduyulu bakalım.
Sezon Başındaki Sözlerimizi Hatırlayalım
Sezon başında kısıtlı bir kadroyla yola çıkarken, hem hocamızın hem de taraftarımızın ortak bir beklentisi vardı: "Ligi ilk dörtte bitirelim, Avrupa kupalarına gidelim, bu bizi tatmin eder." Ben de o günlerde, "Eğer ilk dört içinde olursak bu yılı güzel bitirmiş sayılırız" demiştim. Şartlar bizi ikincilik potasına kadar soktu ama ne yazık ki sonunu getiremedik.
Gelecek Yılın Planı Şimdiden Yapılmalı
Şimdi yapılması gereken şey belli: Gelecek yılın planını ve programını bugünden, en iyi şekilde hazırlamak. Bu sezon olduğu gibi, transferde maceraya atılmadan kulübün yapısına ve oyun anlayışına uygun futbolcuları kadroya katarak yola devam etmeliyiz.
Ligin geri kalan kısmında ise Fatih Hocamızdan bir ricamız var; artık gençlere biraz daha süre tanıması ve onları sahada görmesi lazım. Geleceğin iskeletini kurarken o genç yeteneklerin neler yapabileceğini görmek hepimize umut verecektir.
Kupa Hâlâ Bizi Bekliyor!
Şunu da asla unutmamak gerek; Trabzonspor hâlâ kupada yoluna devam ediyor. Tüm bu iniş çıkışlara rağmen, ben takımımızı genel tabloda başarılı buluyorum. Eğer camia olarak sabretmeyi bilirsek, gelecek yılların çok daha iyi olacağını düşünenlerdenim. Yeter ki fırtınanın gücüne inanalım ve doğru adımları atmaya devam edelim.