Yazıma, öncelikle Gençlerbirliği’nin gencecik futbolcularını yürekten tebrik ederek başlamak istiyorum. Kadrolarını incelediğimde, sahada 16-17 yaşlarında pırıl pırıl gençlerin olduğunu gördüm. Bu genç yetenekler, bizim takım "rüyadan uyanana kadar" sahada gerçekten muazzam bir mücadele sergilediler.
Tahmin ediyorum ki; Trabzonsporlu oyuncular maç öncesi rakip kadroyu görünce mücadeleyi biraz hafife aldılar, rakibi yeterince önemsemediler. Ancak futbolun şakası olmadığını bir kez daha gördük; bu rehavetin faturası neredeyse çok ağır oluyordu. Neyse ki son 20 dakikada silkinip kendimize geldik ve turu söke söke aldık.
Bu noktada Gençlerbirliği Teknik Direktörü Metin Diyadin’i de ayrıca kutlamak gerekir. Bu kadar genç oyuncuyu böyle kritik bir maçta sahaya sürmek büyük bir cesaret işidir. Bana göre Metin Hoca’nın aklı, Trabzon’da oynanacak o büyük finaldeydi ve bu gençlerle gösterdiği duruş takdire şayandı.
Gelelim maçın kahramanına... "Altın Ayak" Muçi’nin o son dakikalarda gelen golü, gerçekten sahalarımızda ender görülen güzellikte, klas bir goldü. Kendisini tebrik ediyor, bu gollerin devamını diliyorum.
Fatih Tekke hocamıza gelince; biz her zaman senin ve ekibinin yanındayız. Ancak bu tür kritik maçlara oyuncuları hem zihinsel hem de taktiksel olarak biraz daha iyi hazırlamak, o motivasyonu maçın ilk düdüğünden itibaren sahaya yansıtmak gerekir. Bu maçtan gereken derslerin çıkarılacağına inancım tam.
Şimdi önümüzde çok daha önemli, telafisi olmayan bir final maçı var. Teknik heyetimize, yönetimimize ve tüm futbolcularımıza Konyaspor karşısında başarılar diliyorum. Tek arzumuz, tek yürek beklentimiz; o kupayı alıp Trabzon’a büyük bir gururla dönmenizdir. Dualarımız sizinle!