Trabzonspor teknik direktörlük koltuğuna oturmanızın üzerinden tam 14 ay geçti. Ancak ne yazık ki takımın oyun kalitesi, aradan geçen bu uzun süreye rağmen hâlâ beklentilerin çok uzağında, tabiri caizse yerlerde sürünüyor. Doğru hamleler yaptığınızda bu sütunlardan sizi alkışlamayı bildik; fakat bugün, ısrarla devam eden hatalı kararlarınız karşısında taraftara adeta saç baş yolduruyorsunuz.

Rakip kulübeye bakalım: Metin Diyadin takıma geleli henüz 10 gün bile olmamışken, yaş ortalaması 22 olan o gencecik çocuklarla az kalsın sizi koltuğunuzdan ediyordu. Bu tablo bize şunu gösteriyor: Futbolda "teknik adam dokunuşu" diye bir gerçek var. Umarım bu maçtan sonra o dokunuşun ne anlama geldiğini daha iyi analiz etmişsinizdir.

Siz takıma bir türlü o beklenen dokunuşu yapamıyorsunuz. Aksine, kendi aldırdığınız oyuncuları bile öteliyor, adeta yüzlerine bakmıyorsunuz. Sonra da aynı oyuncu grubunun konsantrasyon eksikliğinden şikayet ediyorsunuz. Tam 14 aydır süregelen bir şikayet mekanizması var; ancak ortada ne yazık ki üretilen bir çözüm yok. Sürekli şikayet etmek, çözüm üretmemenin bahanesi olamaz.

Hani her fırsatta dile getiriyorsunuz ya; "Beni taraftar getirdi, taraftar gönderir" diye... İşte o noktaya, yani kredinizin tükenmeye başladığı o ana çok az kaldı. Eğer bu yönetim anlayışı ve oyun felsefesiyle devam ederseniz, o kaçınılmaz sonla yüzleşmek durumunda kalabilirsiniz.

Unutmayın, dost acı söyler. Trabzonspor’un şikayet eden bir akla değil, üreten ve sahada sonuç alan bir iradeye ihtiyacı var.