Antrenörümüz Fatih Tekke’nin rotasyon tercihine saygı duymak gerek; ama bu rotasyondaki oyuncu tercihlerini irdelersek, oyuna başlayan kadro teknik direktör ustalığını değil, adeta bir antrenör acemiliğini gözler önüne serdi.

Şöyle ki; oyuna geldiği günden bugüne, tek bir iyi maçını bile hatırlamadığım Okay tercihi ve elindeki diğer alternatif oyunculara olan güvensizlik, bir teknik direktör ustalığı değil; aksine antrenör acemiliğinin eseri değil midir?

Soru 1: Antrenörün geldiği ilk aylarda Salih Malkoç ile ilgili sorulan sorulara verdiği cevaplar hâlâ kulaklarımdayken, o gencecik oyuncu yerine Okay tercihi tamamen acemi işi bir tercih değil mi sizce de?

Soru 2: Tam tamına yaklaşık 2 yıldır doğru düzgün maçı olmayan Tony tercihi ve oyuncunun oyunda kaldığı süre boyunca sıfır etkiyle oynaması... Ayrıca maç sonu yorumunda Tony’yi göklere çıkarmak ne kadar adaletli?

İyi bir teknik direktörün olmazsa olmaz en önemli özelliği takım içinde adaletli olması ise, Trabzonspor kadrosundaki oyuncuların yukarıda anlattığım bu ve bunun gibi uygulamalara güvenmesi mümkün müdür? Evet, bütün acemiliklere rağmen Trabzonspor, kadrosundaki bireysel oyuncu kalitesiyle kupada yoluna devam ediyor olsa da bu adaletsiz yapıyla nereye kadar gidebilir?

Bir parantez de Bouchouari'ye açmak lazım. Sakat olarak takıma katıldığı o ilk günlerde oyuncunun kalitesiyle ilgili Tekke’nin söyledikleri hafızamda yerini koruyorken; devre arası gönderilmesini istediğini yönetime ileten antrenör Tekke, belli ki oyuncu gitmediği için ona gönül koymuş. Ama benim dışarıdan gördüğüm fotoğrafta; oyuncunun, Tekke’nin tüm kaprislerine rağmen mücadeleyi bırakmayacak gibi duruyor olması Trabzonspor adına bir kazanım olacaktır.

Sonuç olarak; iyi insan, iyi antrenör veya iyi eski bir oyuncu olmak; maalesef her zaman "iyi teknik direktör" olmak anlamına gelmiyor.