Her zaman "görev kutsaldır" ilkesinden hareket ederek, kınalı kuzum ile yol haritamızı buna göre dizayn etmeye çalışırız. Ve öyle de yapmaktayız.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu’nun Ankara’da verdiği iftar davetine her ne kadar kınalı kuzum davet edilmese de, iftar yemeğini kendisine görev ahdederek, bize bile haber vermeden Ankara’nın yolunu tuttu. Dolayısıyla da Bakanımızın verdiği iftar yemeğine de katılmış oldu.
Konuyu fazla uzatmadan, ayağının tozuyla Ankara’dan gelen kınalı kuzumuz bakın iftar yemeği ile ilgili neler anlattı bizlere?
Güzeller güzeli kınalı kuzum hoş gelmişsin; gerçi Ramazan ayından dolayı seni beklemiyorduk, gelişin bizlere sürpriz oldu…
- Üstadım bilirsin bazen, ara sıra çat kapı yaparım… Sürpriz yapmayı severim.
Kınalı kuzum, bilmez miyiz biz seni? Söylediğin gibi çok önemli sürprizlerin olmakta bizlere…
- Üstadım açıkçası Ankara’ya gidişimin nedeni şuydu: Hani son yazımızda yazmıştık ya; Trabzon milletvekilleri sanki Bakana karşı bir tavır içerisindeler diye. Hatta bunun başını da eski Bakan Adil Karaismailoğlu’nun çektiğine dikkat çekmiştik. Bakan Uraloğlu’nun Trabzon eşrafına iftar yemeği vereceğini öğrenince, size bile haber vermeden ivedilikle Ankara yolculuğuna çıktım.
Güzel kuzum, her daim demişimdir tam bir görev adamı olduğunu. Senin için zaman mefhumu olmadığını çok iyi biliyorum. E, anlat bakalım Ankara’da Bakanımızın yemeğinde neler gördün, nelere şahit oldun kuzu gözlerinle?
- Üstadım, kim ne derse desin kuzu gözlerimle gördüm Trabzon milletvekillerinin Bakan Abdulkadir Uraloğlu’na tavırlı olduklarını. Tavırlarının nedeninin ne olduğunu burada şimdilik yazmak istemiyorum. Ha yeri gelmişken şuna da vurgu yapayım; biz seninle karar vermiştik "Ramazan'da kimseye dokunmayalım, kimsenin nasırına basmayalım" diye. Ancak bu yemek olayı olunca ve kafalarda biriken soru işaretleri çoğalınca, Bakan Uraloğlu’nun verdiği yemeğe gitmek zorunda kaldım.
Güzel kuzum; milletvekillerinin Bakana karşı tavır aldıklarını veya mesafeli durduklarını keskin ifadelerle söylüyorsun. Acaba cidden durum bu boyutta mı?
- Üstadım, geçenki yazımızda yazmıştık. Yazıdan sonra beni arayan çok oldu; sizi arayan olmadı mı doğru bir şeye parmak bastığımız için? Görünen köy kılavuz ister mi? İftar yemeğinde fotoğraflara bakın; bir tane Bakan Uraloğlu ile Trabzon milletvekillerinin fotoğrafı var mı? Ben özellikle buna dikkat ettim.
Güzel kuzum, hiç mi yok? Ben de göremedim ama şunu gözlemledim: Aynı masada oturuyorlardı.
- Üstadım, tabiri caizse hepsi "film icabı" görüntülerdi. Zaten masa çok büyüktü; ne sohbet vardı ne başka bir şey. Zaten iftar bittikten sonra vekiller yemeği terk etti.
Güzel kuzum, yemin billah ediyorum hiçbir şey anlamıyorum. Paylaşamadıkları ne? Nedir?
- Üstadım söyledik ya; "Ah bu şarkıların gözü kör olsun", pardon, egoların, kibirlerin... E bunlar tavan yapınca maalesef olaylar da bu boyutta seyretmektedir.
Kınalı kuzum; olan Trabzonlu AK Partili seçmenlere olmaktadır, olan Trabzon’umuza olmaktadır, olan AK Parti’ye olmaktadır. Ben ilk kez bir Bakan ile bu kadar kopuk olan milletvekillerine tanık oluyorum. Her döneme bakın, bu kadar kopukluk yaşanmamıştır. Üstelik Sayın Uraloğlu Trabzon’un Bakanı olmasına karşın bu kadar kopukluk yaşanmaktadır.
- Üstadım; neyin peşinde olduklarını, ne yapmak istediklerini inanıyorum ki partililer de biliyordur ama her nedense kimse ses çıkarmıyor ya da çıkaramıyor. Şu bir gerçek ki herkes yapılacak seçimde nasibine düşeni alacaktır.
Güzel kuzum, ben de inanıyorum ki kim ne ekerse sonunda onu biçecektir… Bizim üzüldüğümüz konu şu: Trabzon bu kısır çekişmelerden dolayı istediği yatırımları alamıyor. İyi ki Abdulkadir Uraloğlu Bakan var; onun sayesinde Trabzon yatırım görmekte, Bakan sayesinde yeni projeler hayata geçirilmeye çalışılmakta. Gerçi bir güruh, Bakanı da paçasından aşağıya çekip yok etmek için var güçleriyle çalışıyor, bunu da unutmamak gerek.
- Üstadım; çalışkan bir Bakanımız var. Uraloğlu Bakan müthiş işlere imza atıyor, Cumhurbaşkanımız da kendisini takdir ediyor. Hani "Yel kayadan ne alır?" sözü var ya; Bakan Uraloğlu için bu sözün ne kadar geçerli olduğunu herkes biliyor.
Kınalı kuzum, merakım bu filmin ne kadar daha devam edeceğidir?
- Üstadım, Ankara’da Bakan Abdulkadir Uraloğlu’nun verdiği iftar yemeğinde o kadar samimi görüntüler vardı ki; Trabzon AK Parti milletvekilleri hariç herkes Bakan Uraloğlu ile anılarını paylaşmak için bir fotoğraf çektirdi. İftar yemeğine katılım çok fazlaydı, davet edilen herkes iftar yemeğine icap etmişti. Benim de kuzu olarak anlamadığım bir şey var; yahu kardeşim, yani Trabzon milletvekilleri, Bakan Uraloğlu ile olan ilişkileriniz Trabzon’da çokça konuşuluyor. Mademki iftarda bir araya geldiniz, Bakan ile birlikte bir fotoğraf verseniz ne kaybederdiniz?
Kınalı kuzum; neyse, var mı başka bir şey ya da farklı bir konu?
- Üstadım, size geliyor mu bilmiyorum ama bana sıkça mesaj geliyor. Gelen mesajlarda "Ticaret ve Sanayi Odası seçime gidiyor, neden orayla ilgili bir şey yazmıyorsunuz?" diyorlar. Sahi neden?
Kınalı kuzum, ne getirdin de yazmadık?
- Üstadım; gelen mesajları, ortaya atılan iddiaları, konuşulanları sana anlatsam var ya; dilin tutulur, kekeme olursun.
Kınalı kuzum, her dönem böyle söylemler söylenir; "Çamur at izi kalsın" yapılır. Çok milletin gazına gelme. Bir de seçime sekiz ay gibi bir zaman var, millete ne oluyor? Ha, çok önemli bir şey olur elbette yazılır çizilir ama şu an yapılanlar suyu bulandırmaktan başka bir şey değildir gibi geliyor bana.
- Üstadım, sana ne oldu böyle? Bakıyorum da Ticaret ve Sanayi Odası'na çok mesafeli ve duyarlı duruyorsun. Bu duruşunu mübarek Ramazan'a mı bağlayalım?
Kınalı kuzum; nereye bağlasan bağla. Zamanı ve vakti gelir, biz de sahadaki yerimizi alırız, bundan kimsenin şüphesi olmasın. Zaman, sadece zaman diyorum şimdilik.
- Üstadım, bende diyorum ki hadi bana eyvallah.
Güzel kuzum, güle güle. Ayağına taş, boğazına bıçak değmesin inşallah.
