İnanın kınalı kuzumun hızına yetişmemiz mümkün değil! Bu kadar enerjik, bu kadar aktif olmak yemin billah her kuzunun harcı da değil, haddi de! Ancak “bu kadar olur” dedirten çalışmalar yapıyor kınalı kuzum.
Kınalı kuzumda olan görev aşkı öyle bir boyut kazanmış ki; geldiğinde bir değil, en az üç konuyla huzurumuza arzıendam ediyor. Bu kadar konuyu nasıl buluyor? Bu konular için nereden istihbarat alıyor? Çok çabuk aldığı istihbaratları habere nasıl dönüştürüyor; inanın bunlara bizlerin de aklı fikri ermiyor. Aman yine de tırnaklarımıza bakalım, ne olur ne olmaz belli mi olur? Allah göstermesin, sonra kınalı kuzumuz nazara gelir! Çünkü bizi okuyanlara, bizi takip edenlere, herkese “İyi ki kınalı kuzu var” dedirttiği için kınalı kuzumuzun nazara gelmesinden çok korkuyoruz. Neyse lafı fazla uzatmadan gelelim kınalı kuzumuzun anlattıklarına...
— Hoş gelmişsin kınalı kuzum.
— Hoş gördük, hoş bulduk üstadım...
— Güzeller güzeli kınalı kuzum, geçen yazımızda konularını arazi vitesine takmıştın; yazdırdığın konular epeyce karşılık buldu. 27 dönümlük arazi neymiş? Bütün millet onu konuşuyor.
— Üstadım ben araştırmamı yapıp bilgileri net bir şekilde sizlere öyle getiriyorum, tabii ki takdir kamuoyunun.
— Kınalı kuzum elbette takdir kamuoyunun ama herkes ortakların kimler olduğunu soruyor bizlere.
— Üstadım ne sabırsız bir milletiz! Ne yapacaklar ortakların isimlerini, her şey ortada değil mi? Sonra bu işin gizlisi saklısı yok ki, parayı veren düdüğü çalıyor. İşin en ilginç tarafı izale-i şüyudan arsaların alınması. Bir de yeşil alanla toprak alanların karıştırılması... Adamlar kimselerin malını gasp etmiyor ya...
— Güzel kuzum anlıyorum dediklerini de milletin ağzı torba değil ki büzesin, her şeyi konuşuyorlar.
— Üstadım doğru söylüyorsun, “Ağzı olan konuşuyor”. Bak ne diyeceğim sana, senin kulağına geldi mi?
— Kınalı kuzum kulağımıza neler gelmiyor ki! Hepsini yazmaya kalksak var ya, bizlere türküler yazılır “Karakolda ayna var” diye...
— Üstadım, benim mailime Gölcük fırınının oradaki yol ile ilgili bilgiler geldi. Sana da aynı bilgiler ulaştı mı?
— Güzel kuzum dedim ya; neler neler ulaşıyor bizlere... Her ulaşan bilgiye de fazla inanmamak gerek.
— Üstadım ben de pek önemsemedim, her şey bitti de Gölcük fırınının orası mı kaldı? Ta Arsin’in girişi, oraya da mı el atalım?
— Kınalı kuzum boş ver, sen işini bilirsin; gelelim asıl konumuza.
— Üstadım kafadan hemen şunu söyleyeyim: Ne biz KTÜ’süz yapabiliriz ne de KTÜ bizsiz yapabilir. Hani daha önce demiştik; bıraktığımız yerden aynı hassasiyetle, aynı duyarlılıkla devam edeceğiz diye... Yani kamuyu ilgilendiren her konunun üstüne titizlikle gideceğiz.
— Kınalı kuzum doğru, bu konuda tavizsiz devam edeceğiz. Yeter ki yanlışın içerisine düşmeyelim.
— Üstadım bilgi toplarken kılı kırk yarıyorum. Bak özel bir konu anlatacağım size; ben anlatayım, yazması sizden.
— Güzel kuzum anlat, dinliyorum…
— Üstadım; KTÜ’de bir daire başkanının nasıl koruyup kollandığının, Jeoloji bölümünü okurken Elektrik bölümü 2. sınıfına nasıl geçiş yaptırıldığının hikâyesini dinleyince insanın içi acıyor.
— Kınalı kuzum ciddi mi söylüyorsun? Jeoloji bölümünden elektrik bölümüne geçiş ne alaka? Baksana geçişlerden dolayı ortalık kırılıyor. KTÜ’de yaşanan dudak uçuklatan cinsten; iddian doğruysa vahim bir olay.
— Üstadım, bu geçişe dekan onay vermiyor. Dekan dik durup karşı geliyor ancak Yasin Öztel işi mahkemeye taşıyor. Mahkeme 2 günde karar veriyor, Öztel bölüm değiştiriyor.
— Kınalı kuzum olacak şey değil! Ben yine de bu iddiana inanmak istemiyorum. En azından Rektör Bey bu konularda çok hassastır. Üniversitesinin başarısını anlata anlata bitiremiyor; böyle bir olayla üniversitesinin anılmasını ister miydi?
— Üstadım geçeceksiniz bunları! Düşün; iş temyize gitmeden dosya kapatılıyor. Öztel kardeş Elektrik Fakültesi’nden mezun olup bugün de o fakültenin daire başkanlığını yapıyor. Nereden nereyeeeee...
— Kınalı kuzum beyin şaselerimi yine yaktın. Bana çok tuhaf geldi getirdiğin bu iddiandaki bilgiler.
— Üstadım, bana da tuhaf geldiği için bu bilgileri derleyip toplayıp sana getirdim.
— Kınalı kuzum aman dikkat edelim, kimseyi töhmet ve zan altında bırakmayalım. Her ne kadar KTÜ ile güzel yollarda buluşmasak da orası hepimizin göz bebeğidir.
— Üstadım ben de sizle aynı düşüncedeyim, aynı pencereden bakıyorum KTÜ’ye. Fakat Rektör Hamdullah Çuvalcı Bey’in KTÜ’yü yönetiş şeklini ben beğenmiyorum. Ha sakın yanlış anlaşılmasın; Hamdullah Bey ile benim en ufak bir sorunum yoktur. Yarın rektörlüğü bıraksın, tek bir satır yazmayız kendisiyle ilgili. Sanki rektörlük koltuğu büyük geldi Hamdullah Bey’e… Hâlbuki ikinci dönemin, tecrübe kazandın; herkesi kucakla, son döneminde insanların gönlünü fethetmeye çalış; maalesef o da yok.
— Kınalı kuzum hocamızın üzerine fazla gitmeyelim.
— Üstadım aşk olsun, ben gitmiyorum; KTÜ’de iddia edilip yaşanan bir olayı sizlerle paylaşmak istedim. Hukuk müşavirliği ile ilgili de net ve önemli bilgi geldi bana, şimdi onu araştırıyorum.
— Kınalı kuzum neyse burada kapatalım, bir başka konuyu bir başka yazıda okuyucularımızla buluşturalım.
— Üstadım eyvallah, biliyorsun bizlerde konular bitmez. O zaman bana bu günlük Allah’a ısmarladık.
— Güle güle güzel kuzum…