AK Parti Trabzon İl Başkanlığı görevine atanmasının ardından Sezgin Mumcu’dan beklenti yüksekti. Doktor kimliği, eğitimli profili ve kamuoyunda oluşturduğu ilk izlenim, şehirde yeni bir siyasi vizyonun inşa edileceği yönünde umutları artırmıştı. Ancak aradan geçen süre, bu beklentilerin önemli ölçüde karşılanamadığı yönündeki değerlendirmeleri beraberinde getirdi.
Parti kulislerinde en çok dile getirilen eleştirilerin başında, il yönetiminin sahada karşılık üretmekte zorlanması geliyor. Önceki dönemlerde Ahmet Metin Genç, Muhammet Balta Haydar Revi ve Adnan Günnar dönemlerinde il teşkilatlarının daha görünür, daha organize ve daha güçlü bir saha çalışması sergilediği hatırlatılıyor. Bu dönemlerde il başkanlarının etrafında siyaset üretme kapasitesi yüksek, toplumda karşılığı olan kadroların yer aldığı; bu isimlerin önemli bir kısmının ilerleyen süreçte milletvekilliği gibi hedeflere ulaştığına dikkat çekiliyor.
Mevcut tabloda ise 50 kişilik il yönetiminde öne çıkan, kamuoyunda karşılık bulan isim sayısının sınırlı olduğu yönündeki eleştiriler dikkat çekiyor. Bu durum, Sezgin Mumcu’nun kadro tercihleri noktasında yeterli siyasi analiz yapamadığı yorumlarını beraberinde getiriyor. İlçe başkanlıkları arasında eş güdüm eksikliği, teşkilat içi iletişim sorunları ve özellikle Ahmet Metin Genç ile beklenen düzeyde bir çalışma zemininin kurulamaması da kulislerde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Ortahisar İlçe Başkanı Seyit Hisoğlu ile yaşandığı iddia edilen gerilim ise bu tabloyu daha da derinleştiren unsurlar arasında gösteriliyor.
Öte yandan Mumcu’nun siyaset tarzı da tartışma konusu. Özellikle büyük ölçekli projeler üzerinden yapılan açıklamaların sahaya yeterince yansımadığı yönündeki yorumlar, kamuoyunda “algı yönetimi zayıf” değerlendirmelerine neden oluyor.
Parti içi dengelerde belirleyici bir diğer unsur ise milletvekilliği hesapları. Sezgin Mumcu’nun siyasi pozisyonunu büyük ölçüde Mustafa Şen ile birlikte şekillendirdiği yönündeki değerlendirmeler, teşkilat içinde farklı yorumlara yol açıyor. Ancak bu noktada dikkat çeken önemli bir denge problemi bulunuyor. Hem Mustafa Şen’in hem de Abdülkadir Uraloğlu’nun Akçaabat kökenli olması, aynı bölgeden birden fazla güçlü ismin listede yer almasını zorlaştıran bir faktör olarak görülüyor. Bu nedenle Mumcu’nun olası milletvekilliği hedefinin mevcut siyasi denklem içinde ne ölçüde karşılık bulacağı tartışmalı hale geliyor.
Teşkilat içinde dile getirilen bir diğer önemli eleştiri ise kadro tercihleriyle ilgili. İl yönetiminde yer alan bazı isimlerin, son yerel seçim sürecinde parti politikalarıyla tam uyumlu bir performans sergilemediği ve hatta Ak Parti aleyhine diğer partileri destekledikleri yönünde ki dedikodular konuşulmakta. Bu iddiaların özellikle Beşikdüzü, Arsin, Ortahisar, Yomra, Şalpazarı, Vakfıkebir ve Çarşıbaşı gibi ilçelerde teşkilat mensupları arasında konuşulması, parti içindeki aidiyet ve güven tartışmalarını derinleştiren bir unsur olarak öne çıkıyor.
Tüm bu gelişmelerin gölgesinde, parti tabanında rahatsızlığın arttığı ve son dönemde yapılan bazı anketlerde Ak Partinin Trabzonda ki oy oranında düşüş yaşandığı yönündeki iddialar kulislerde daha yüksek sesle dile getirilmeye başlanmış durumda. Siyasetin doğası gereği anketlerin tek başına belirleyici olmadığı bilinse de, teşkilat içi moral ve motivasyon açısından önemli bir gösterge olduğu ifade ediliyor.
Sonuç olarak Trabzon’da AK Parti cephesinde yaşananlar yalnızca bir yönetim tartışmasıyla sınırlı değil; aynı zamanda bir vizyon, kadro ve gelecek mücadelesine işaret ediyor. Sezgin Mumcu’nun bu tablo karşısında nasıl bir strateji geliştireceği, hem teşkilatın iç dengelerini hem de önümüzdeki seçim sürecini doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.