Her daim topu kınalı kuzuma atıyordum. Ne yalan söyleyeyim, bu kez kınalı kuzumu ben çağırdım. Biraz kendisiyle laflayıp "lay lay lom" yapmak istedim. Diyeceksiniz ki: "Bu mübarek Ramazan gününde lay lay lom yapmak da nereden çıktı?" Ben de sizlere diyeceğim ki: "Lay lay lom yapmayalım da ne yapalım?"

Çünkü kınalı kuzumun getirdiği konular o kadar ağır, o kadar kalın ki; yazmaya kalksak çok büyük olmasa da yine de küçük çaplı artçı depremler olur. Neyse, gelelim kınalı kuzum ile yaptığımız lay lay lom muhabbete!

— Hoş geldin benim güzeller güzeli kınalı kuzum…

Hoş gördük üstatların üstadı.

— Kınalı kuzum, bugün seninle biraz dertleşmek, çok değil biraz da lay lay lom muhabbeti yapmak istiyorum. O nedenle "piyasalarda ne var ne yok?" diyerek sözüme başlamak istiyorum.

Üstadım, önce rahmetli Kayahan’ın güzel bir eseriyle sohbetimize başlamak istiyorum. Ne diyordu Kayahan?

Bizimkisi bir aşk hikayesi Siyah beyaz film gibi biraz Ateşle su, dikenle gül gibi Bizimkisi roman gibi biraz Bu güller senin için Bu gönül ikimizin Hiç üzülme, ağlama Sen gülümse daima...

— Güzel kuzum, bu da nereden çıktı?

Üstadım ne bileyim, içimden geldi. Şarkının sözleri muhteşem değil mi? Şarkıyı dinlerken nerelere alıp getiriyor bizleri? Yazan iyi yazmış. Yani eserde Kayahan bir aşk hikâyesinden bahsediyor; hem de yaşanan bu aşk için "siyah beyaz film gibi" yorumunu yapıyor. Vay be! Senaryosu tam Türk filmlerindeki gibi yazılmış. Hatırlarsın eski filmleri; hani zengin fakir kız hikâyesi, hani patron ve yanında çalışan işçi kız gibi senaryoları vardı ya... Buna ek, kötü karakterli erkek oyuncular da olurdu senaryonun içerisinde. Erkek oyuncuların birisi çok çirkin ve çok şişman, birisi ise sosyete çocuğu tarzında olurdu. İşte bu karakterli oyuncular, filmin başrolünde oynayan esas oğlanı yaptığı yanlış işlerden kurtarmaya çalışırlardı. Bu ikili, sözde olayları örtbas edip esas oğlan karakterini oynayan oyuncuyu temize çıkarmak için neler neler yapmazlardı ki? İşte böyle filmler vizyona girerdi eski zamanlarda.

— Kınalı kuzum Allah aşkına neler diyorsun sen böyle? Söze Kayahan’dan girdin, neredeyse Livankılıftan çıktın!

Üstadım sen demedin mi "lay lay lom yapalım" diye? Ben de lay lay lom yapıyorum ya.

— Güzel kuzum, ilahi kuzum... Doğru dersin de şarkılı türkülü başladın sohbete.

KINALI KUZUMUZ GÜNEŞ ENERJİSİ MÜHENDİSLİĞE IŞIK TUTTU
KINALI KUZUMUZ GÜNEŞ ENERJİSİ MÜHENDİSLİĞE IŞIK TUTTU
İçeriği Görüntüle

Üstadım, günün anlam ve ehemmiyeti için bunları da yapmak gerek. Sohbetimizi yaparken birer demli çay içiversek kötü mü olur? Bilirsin çay ile ilgili ne güzel sözler yazılmıştır: "Çay var içersen, ben var seversen", "Sessizliğin dili çaydır", "Çay, kalpleri birleştirir."

— Kınalı kuzum, iyi ki "Çay dudakları birleştirir" demedin! Çay için bu sözleri ilk kez senden duyuyorum.

Üstadım çay konusunda çok hassasım. "Kahve mi çay mı tercih edersin?" dersen bana, ben çaydan yana tercihimi kullanırım. Yani "çay" derim.

— Güzel kuzum, hemen çayın geliyor; belki çaylı sohbetimiz daha güzel devam eder?

Üstadım, biz sohbetin her türlüsünü yaparız. Ondan hiç mi hiç şüphen olmasın. Al işte Müslüm Baba söylüyordu:

Çaya iner ağlarım Gülü deste bağlarım Birisi benim için Birisi benim için Bir yâre yollarım Bir yâre yollarım Oy annem niye niye Oy annem niye niye Öldüm yâr diye diye Kaldım gurbet ellerde.

— Güzel kuzum, belli ki bugün bizleri yerle bir yeksan edeceksin. Nedir bu ya? Önce Kayahan, peşinden Müslüm Baba… İstersen biraz da başka konulara girelim.

Üstadım sen sor ben cevaplayayım. Mesela neyi öğrenmek istiyorsun?

— Kınalı kuzum; üç dört gün önce ciddi ciddi AK Parti İl Başkanı Sezgin Mumcu'nun görevden alınacağı seslendirilmeye başlanmıştı. Ne oldu? Ne gelen oldu ne de giden?

Üstadım, "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" derler ya; İl Başkanı Mumcu’nun hikâyesini ben böyle görüyorum. Eğer ki bir şey, üstelik kendi partilileri içerisinde çok seslendiriliyorsa, demek ki bir şeyler olacaktır. Ha bir gün önce olur ha bir gün sonra, hiç fark etmez; zamanı vakti gelince o istenen şey mutlaka gerçekleşir. Şu an AK Parti’yi takip ediyorum; yemin billah ediyorum, Dr. Sezgin Mumcu için bir Allah'ın kulu da "Görevini iyi yapıyor, söylenenler dedikodudan ibarettir" demiyor. Tabii ki Sezgin Mumcu’nun taraftarlarını bu söylemimden ayrı tutuyorum!

— Kınalı kuzum kusura bakma da ben senin bu görüşüne katılmıyorum. İl Başkanı Sezgin Mumcu için geçen hafta söylediklerimin arkasındayım ve diyorum ki; adam ne yaparsa yapsın "ne İsa’ya yaranabiliyor ne de Musa’ya."

Üstadım ben onu bunu bilmem; iktidar partisinde il başkanlığı yapmak hiç de kolay değildir. Öncelikle silik il başkanlığı yapmayacaksın. Eğer süreci silik bir şekilde devam ettirmek istiyorsan —ki şu an görünen bu— sana bunu yaptırmazlar. Bir kere çivi oynamaya görsün! Ben bunu derim.

— Güzel kuzum, senin söylemine bakılırsa çivi oynadı.

Üstadım evet oynadı, şimdi çıkmasını bekleyeceğiz. Ben "hayırlısı" diyorum, her zaman değişimde fayda vardır. Bak, Trabzonspor da teknik adam konusunda değişim yaşadı; hem ligde hem de kupada iddialı konuma geldi.

— Güzel kuzum, son sorum MHP İl Başkanı için... Tolgay Başkanı nasıl buluyorsun?

Üstadım, Tolgay Sivrikaya Başkan öncelikle mükemmel çalışıyor, dokunmadığı kimse bırakmıyor. Sürekli sahada çalışırken, koşuştururken kendisini görmekteyim. İyi işler yapıyor, bana göre başarılı bir il başkanıdır. Sonra neden başarılı olmasın? MHP’nin kendisidir Tolgay Başkan; Ülkü Ocakları'nda yetişip tabandan gelmiştir. Partisinin, dolayısıyla genel merkezin ne istediğini en iyi bilenlerdendir kendisi. En önemlisi; partisi için yeri geldi mi masaya yumruğunu vurmaktan asla imtina etmez. Zira Tolgay Başkan masaya yumruğunu vurduğu için genel merkeze şikâyet edildiğini de duyuyorum.

— Kınalı kuzum, bizim burada adet oldu: "Meyve veren ağaç taşlanır."

Üstadım aynen öyle. "Yel kayadan ne alır?" misali; kimse Tolgay Başkan’dan bir şey alamaz, bu kadar net diyorum. Herhalde bu kadar yeter.

— Güzel kuzum, tabii ki yeter ve sana teşekkür ediyorum. Güzel bir sohbet olduğuna inanıyorum.

Üstadım hadi bana eyvallah.

— Güle güle güzeller güzeli kınalı kuzum...

Muhabir: Safiye Selçuk