Kınalı Kuzu

KINALI KUZUM BİLİM VE İLİM YUVASI KTÜ’DE

Trabzonspor ile birlikte KTÜ bizlerin, yani bütün Trabzonluların iki gözbebeğidir. Kısacası Trabzon’un marka değerine çokça değer katan iki kurumumuzdur. Diyor ya sözü yazan: “Ne senden geçerim, ne meyhaneden / Gönlümün farkı yok bir viraneden.” Aynen sözlerdeki gibi; ne Trabzonspor’dan vazgeçeriz ne de KTÜ’müzden.

Her şeye rağmen; yani KTÜ’de oluşan, oluşturulan, yaşanan, yaşatılan bütün olumsuzluklara karşın KTÜ’den vazgeçmemiz mümkün mü? KTÜ’yü takip etmememiz olabilir mi? Trabzonspor’u işin içerisine koymuyorum, çünkü maşallahı var… Hatta dile de getirmeyelim, şu an her şey yolunda gidiyor, inşallah lig sonuna kadar da böyle gider.

Bizim için, sizler için, Trabzon için ve Türkiye için önemli olan KTÜ’de olup bitenleri kamuoyuna taşımayı kendimize Kınalı Kuzum ile bir borç biliyoruz. O nedenle gözümüz, kulağımız, dilimiz her daim KTÜ’nün üzerinde olacaktır.

Güzel kuzum hoş geldin.

— Hoş bulduk üstadım.

Güzel Kınalı Kuzum biliyorum yoğun bir tempoda çalışıyorsun, heybeciğinde de önemli bilgi ve belgeler var ancak hepsini bir anda kullanmıyoruz. Kullanmamamızın da nedeni okuyucularımızı sıkmamak ve de onları merak içerisinde bırakmak.

— Üstadım sen ne dersen o… Bana göre de doğru olanı yapıyorsun, sıkmayalım kimseyi; malzememiz olsun, günü ve vakti geldiğinde kullanırız.

Kınalı Kuzum ben derim ki bu haftaki yazımızı KTÜ’ye ayıralım. Heybendeki KTÜ ile daha doğrusu Rektör Hamdullah Bey ile ilgili konulara değinelim. Rektör Hamdullah Bey sürekli KTÜ’nün başarılı olduğundan bahsedip duruyor ya, nedir oradaki son durum?

— Üstadım “Küçük at da civcivler yesin”den yola çıkarsak, KTÜ nerede başarılı olmuş ki yöneticileri bununla övünüp duruyor? Allah aşkına KTÜ kendi içerisindeki sorunları çözemiyor. Neresine el atsanız elinizde kalıyor, hangi birini anlatayım sizlere?

Kınalı Kuzum sen anlatacaksın bizler yazacağız, işimiz bu.

— Üstadım Farabi Hastanesinden başlayalım o zaman. Sen de gidip gözlemliyorsundur zaman zaman Farabi Hastanesini; vatandaşların çektiği sıkıntıları mı, çalışan doktorlara uygulanan mobbingi mi, personelin vurdumduymazlığını mı, hangisini anlatalım?

Kınalı Kuzum “su yatağını bulur”, sen bir başla bakalım konular bizi nerelere götürecek?

— Üstadım, Farabi Hastanesi yolgeçen hanı gibi olmuş. Geçtiğimiz günlerde elinde silah olan bir kimse acil servisi basıyor; kimsenin bırak basmasını, yaralı gelen hastayı vuruyor. Olacak şey değil.

Kınalı Kuzum güvenlik ne yapacak ki gelene? Adamın elinde silah var.

— Üstadım, adı üstünde güvenlik; onlar yapmayacak da vatandaş kendi güvenliğini kendi mi yapacak? Gerçi o güvenlik kardeşlerimiz de can taşıyorlar.

Kınalı Kuzum, e sonra ne oldu? — Üstadım olan oldu daha ne arıyorsun? Adam vurmuş, diğeri vurulmuş, personel de şaşkınlık içerisinde olup biteni izlemiş. Tam film gibi yaşananlar. Personel yaşadığı şokun içerisinden hâlâ çıkamamış.

Güzel kuzum, hastane yönetimi daha doğrusu Hoca Hamdullah Bey yaşananlar karşısında ne yaptı?

— Üstadım ne yapacak ya da ne yapabilir? Ha, Rektör Hamdullah Bey’in yaptığı en güzel hizmet doktorlara otoparkı ücretli yapması… Geçtiğimiz günlerde de bu konuya değinmiştik. Doktorlara 3 saat ücretsiz bir uygulama başlatmış… Düşünebiliyor musun, doktorlar çalışma gününde sadece ücretsiz otoparktan 3 saat faydalanabiliyorlar. Merak ediyorum diğer üniversitelerde acaba böyle bir uygulama yapılıyor mudur?

Kınalı Kuzum yemin billah ediyorum hiçbir şey anlamıyorum söylediklerinden. Peki ameliyatı olan veya mesaisi bitmeyen doktor ve çalışanlar ne yapacak?

— Üstadım denklem kolay, bunda anlamayacak ne var? 3 saati geçirdiniz mi, geçtiği saat kadar gişeye ödeme yapacaksınız. Ha, ameliyatın var, 3 saatlik zaman geçiyor; o zaman ameliyattaki hastaya “Pardon hasta kardeş kusura bakma, ben 3 saatimi doldurdum aracımla otoparktan çıkmam gerekir” diyeceksin.

Güzel kuzum kafa mı yapıyorsun bizle, ya 3. dünya ülkelerinde böyle bir uygulama yapılmıyordur. Hani ya Rektör Hamdullah Bey KTÜ’ye çağın çağını atlatıyordu, ne oldu?

— Üstadım atlatıyor ya, “aynı deveye hendek atlatmak gibi” atlatıyor. Ben araştırdım öğrendim, sen de git araştır öğren: Ocak, Şubat, Mart ve Nisan aylarının döner sermayeleri henüz ödenmemiş. Hani sorun yoktu? Hani Farabi Hastanesinin sıkıntıları gideriliyordu? Hepsi fıs mı, tıs mı diyelim?

Güzel kuzum bakıyorum da kimsede sesini çıkarmıyor?

— Üstadım nasıl çıkarsınlar ki? Hamdullah Beyefendi'nin son dönemi, tabiri caizse elinde kılıç dolaşıyor; kafasını kaldıran, sisteme isyan edenin “Kellesi tez elden vurula” kanunu geçiyor veya uygulanıyor.

Kınalı Kuzum o kadar da değil, çok abartıyorsun!

— Üstadım diyorum ya git araştır bak. Şöyle bir terapi yapalım; velev ki bankaya kredi borcu olan doktor ne yapacak? Herkesin bir hesabı vardır, doktorlar da dönerden gelecek paraya güvenip kredi kullandı diyelim ve kredisini yatıramıyor. Kredi geciktiği için bankanın avukatı sonunda doktoru arayacak öyle ya ve avukat doktora “Doktor Bey gecikmiş ve ödenmemiş kredileriniz var, ödememeniz halinde sizin için yasal işlem başlatacağız” dese, Doktor Bey ne cevap verecek avukat beye?

Kınalı Kuzum ben mi söyleyeyim sen mi söyle verecek olduğu cevabı Doktor Bey'in.

— Üstadım ben vereyim; Doktor Bey diyecek ki: “Avukat Bey, kredimi ödeyemememin sebebi Hamdullah Bey’in döner sermayelerimizi ödememesinden dolayıdır.”

Kınalı Kuzum böyle konu kapandı mı olacak?

— Üstadım konu nasıl kapanacak? Avukat beye söz hakkı geçince avukat bey de “Doktor Bey kusura bakma, ben de icra uygulamadan dönemem” diyecek ve film de böyle bitecek!

Güzel kuzum inan tam filmlik konu…

— Üstadım bu kadar olumsuzluk yaşanmasına rağmen hâlâ “Ya ya ya, şa şa şa, bizim rektör çok yaşa” ya da “En büyük rektör bizim rektör Hamdullah Bey” demiyorlar mı, işte benim o zaman beynim şase yapıyor.

Kınalı Kuzum sen bize lazımsın bırak şaseyi, kaportayı bir kenara. Şuna cevap ver: “Ne oluyor Ticaret ve Sanayi Odası ile ilgili seçim kulislerinde?”

— Üstadım neler olmuyor ki? Feyk atanını mı ararsın, ego yapanını mı? Takla atana mı rastlarsın, kapris yapana mı? Kendini padişah sananı mı görürsün, yoksa kendisini vazgeçilmez göreni mi? Ey gidi, elimde öyle bilgiler ve belgeler var ki yemin ediyorum sana, yazmaya kalksak yer yerinden oynar.

Kınalı Kuzum beni kulislerinden uzak tut. Benim adım çıkıyor doksana inmiyor seksene. Sen ne getirirsen ben onları yazarım. Bana bu konuda bilgin nedir ve yorumumu sorma. Bütün adaylara eşit mesafedeyim, hepsiyle bir diyaloğum var, hepsi de arkadaşımız.

— Üstadım senden bir şey istemiyorum, “yeter ki mezarımdan taş çalma”.

Kınalı Kuzum yine kapak yaptın söyleminle, neyse burada keselim.

— Haydi bana eyvallah üstadım.