E hep siyaset, hep güncel konuları araştırıp yazacak değiliz ya... Yüzümüzü biraz Trabzonspor’a dönelim istedik. O nedenle bugün projektörlerimizi "Kınalı Kuzum" ile Trabzonspor’a tuttuk.
Hemen belirteyim; Kınalı Kuzum gece gündüz demeden araştırdı, araştırmalarında konuların en ince ayrıntılarına kadar girdi ve topladığı bilgileri bizlere aktardı. Hoş gelmiş benim güzeller güzeli Kınalı Kuzum.
— Hoş gördük üstadım.
Bugün heybende neler var? Ben de herkes gibi merak ediyorum çünkü konu Trabzonspor.
— Üstadım neler yok ki? Nefes almadan hepsini sizlerle paylaşacağım.
Güzel kuzum, sakın kötü bir senaryo yazma bize. Baksana; takım ligde üçüncü olmuş, kupada finale kalmış!
— Üstadım, önemli olan karşı tarafın güçlü olduğu anlarda yazmak ve konuşmaktır. Yoksa adam düşmüş, bir tekmede sen de vursan ne olur ki?
Kınalı Kuzum, onda da haklısın. Neyse, konumuza dönelim.
— Üstadım, konuya nereden başlayacağımı bilmiyorum. Öncelikle Fatih Tekke’nin maç öncesi ve maç sonrası yaptığı konuşmalarda vurgu yaptığı bir konuyu dile getirmek istiyorum. Tekke Hoca ikide bir “Beni taraftarlar getirdi” diyor. Acaba diyorum, burada ne demek istiyor, kime mesaj veriyor? Ne demek “Beni taraftarlar getirdi” demek? İşin aslı; Fatih Tekke, Trabzonspor’da işçi statüsündedir. İşveren; Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetim kuruludur. İşçi kalkıyor, işvereni yok sayıp kendini kurum dışından birilerinin göreve getirdiğinden dem vuruyor. Olacak şey değil! Bu söylemi hiçbir kulüp hocasına yaptırmazlar; hocasının adı, sanı ve futbol kariyeri ne olursa olsun... Sakın yanlış anlaşılmasın; Tekke Hoca’nın futbolculuk kariyerine eyvallah ama teknik adamlık kariyerine eyvallah demeyeceğim.
Kınalı Kuzum, her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır! Sen de Fatih Tekke konusunda bizler gibi düşünüyorsun.
— Üstadım ne yoğurt yemesi? Adam resmen ego yapıyor. Yönetim kurulu sanki Trabzonspor’un anahtarını kendisine vermiş. Sözde kendinden başka kimseyi takmıyor! Afralar tafralar, ayakların yerden kesilmesi, uçmalar... Konuşmasında kullandığı üslup ve kelimelere bakar mısınız; adam sanki Pep Guardiola! Sanki futbolun kitabı kendisine inmiş! Bir de Ertuğrul Doğan’ın verdiği mesajlara bakın; konuşmasına başlarken öncelikle Fatih Tekke’ye teşekkür edip onu onore ediyor, sonra kendi konuşacaklarına geçiyor. Tekke Hoca ne yapıyor? “Mi mi de mi mi...” Konuşmalarından bir şey anlıyorsam “Arap Kuzu” olayım.
Kınalı Kuzum, freni patlattın!
— Üstadım neden patlatmayayım? Adam sanki futbolu yemiş bitirmiş, bu işi en iyi kendisi yapıyor havasında. Allah Başkan ve yönetim kurulunun yardımcısı olsun. Hatırla, Beşiktaş maçından önce “Allah’a şükür 11 çıkarabildik” dedi. Yav adamdaki egoya, laubaliliğe, fütursuzluğa bakar mısın? 11 çıkarabilmiş! Ya yanında Onuachu’yla Falcorelli oturuyor... Hani diyorlar ya “falan filan İnter Milan” diye, Tekke Hoca’nın söylemleri de o misal. Gençlerbirliği maçının kadrosunu bir inceleyin; bakın bakalım kulübede yanında kimler oturuyordu? Ozan Tufan, Savic, Umut Nayir, Falcorelli ve Augusto... Mustafa Eskihellaç’ı daha saymadım. Hani kadro kurmakta zorluk çekiyordun? Soralım Fatih Hoca’ya; bu oyuncular senin oyuncuların değil mi? Emanet olarak mı senin yanında oturuyorlardı?
Kınalı Kuzum helal olsun sana, gözünden hiçbir şey kaçmıyor. Yine de üst perdeden konuşma, sonuçta Tekke Hoca bizim evladımız.
— Üstadım neden gözümden bir şey kaçırayım? Bendeki kuzu gözleri kimsede olmayan görme özelliğine sahip. Devam ediyorum: Hani diyorlar ya “Tekke Hoca bizim evladımız” diye; ben de o diyenlere diyorum ki; bizim evladımız olan Tekke Hoca, Trabzonspor’dan kimsenin almadığı ücreti, yani 90 milyonu alıyor. En fazla bonservis ücreti kendisine harcanmış. Sorarım sizlere; Tekke Hoca bedava mı çalışıyor? Sonra, Trabzonspor’dan önce başarısı neydi, ne yapmış? Futbolda yeni bir sistem mi bulmuş? Hangi takımları çalıştırmış? Ey gidi üstadım; Şenol Güneş’i bile eleştiren bir hocadan bahsediyorum. Çaktırmadan “Benden önce Trabzonspor’un deplasman galibiyeti yoktu” diyerek, inceden inceye Şenol Hoca’ya ayar vermeye çalışıyor.
Güzel Kuzum, doğru diyorsun da Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde neler oluyor?
— Üstadım, yaptığım araştırmalarda Tekke Hoca’nın scout ekibini istemediğini öğrendim. Bunu açık açık her yerde dillendiriyor. Eren Mert ve ekibini silmek istiyor ama gücü buna yeter mi, onu da hep birlikte izleyip göreceğiz. Eren Mert ve ekibi gayet başarılı işlere imza atmışlardı; Tekke Hoca nelerini beğenmedi biz de anlamadık. Ha, sadece scout ekibini istememezlik yapmıyor; U19 takımının hocası Eyüp Saka’yı da istemiyor. Yav adamın başarısına bir bakın; soralım Tekke hocamıza: Senin Eyüp Hoca ile zorun nedir? Başarılı olan bir hoca neden istenmez?
Kınalı Kuzum, sahi bunlar gerçek mi?
— Üstadım, bu zamana kadar sana ne getirdim de yalan veya gerçek dışı çıktı? Dur acele etme, daha anlatacaklarım var. Beşiktaş maçında altyapıdan gelen oyunculara şans verdi ya; millet zannetti ki Tekke Hoca bundan sonra bu genç oyunculara şans verecek. Kazın ayağı hiç de öyle değil! Salih Malkoç ve iki kaleci dışında hepsini “Gönderin” diye yönetim kuruluna söylemde bulunmuş.
Kınalı Kuzum yapma ya, milletin umutlarını kırma.
— Üstadım evet, genç oyuncuları silmiş. Zaten demiyor muydu altyapıda yetenekli oyuncu yok diye? Bizim evladımız olan bir teknik adam, kendi altyapısından gelen oyuncuları bu kadar kolay silebilir mi? Şimdi sıkı dur; Onuachu’yu da gönderebiliriz diye yönetim kuruluna teklif getirmiş Tekke Hocamız. Bilmez ki Onuachu kendisini ipten almış; bugün yakaladığı sonuçların mimarının Onuachu olduğunu belli ki Tekke hocamız tez unutmuş... Tekke hocanın şu türküyü dinlemesini kendisine öneririm:
"Dağlara mı yazdın yazdın Rüzgara mı yazdın Sulara mı yazdın Tez unuttun beni Hayli zaman oldu ne aradın sordun Hayli vakit doldu gelmedin durdun Hasretin hançeri sineme vurdun Demem o ki zalım sen beni yordun"
Kınalı Kuzum, Tekke Hoca bunları ister, nasılsa dilin kemiği yok; peki Başkan Ertuğrul Doğan bu isteklere olumlu cevap verir mi?
— Üstadım; başkanımız var gücüyle Trabzonspor’u yürütmek için mücadele ediyor, proje peşinde koşuyor. Yetmiyor, ekonomik anlamda kaynak bulmaya çalışıyor. Bunlar da yetmiyor; daha güçlü bir kadro kurabilmek için gecesini gündüzüne katıyor. Daha ne yapsın? Demem o ki; Başkan Doğan maddi manevi 'veren' tarafta, Tekke Hoca ise hep 'alan' tarafta olmuştur. Hal böyle olmasına rağmen kalkıp “Beni taraftarlar getirdi” de... Tekke Hoca şunu unutuyor: Futbolun dünü yoktur, futbol bugündür. Bugün skorboardda sonuç lehine ise güçlüsün; yoksa durumun “Yandı keten helva”dır.
Güzel Kuzum, seninle birlikte güzel bir sohbet yaptık. Belki kantarın topuzunu biraz fazla kaçırdık ama yapacak bir şey yok; her şeyden önce biz Trabzonsporluyuz. Şimdilik ara verelim, bir başka zaman sohbetimize devam ederiz.
— O zaman bana eyvallah üstadım.
Güle güle güzel Kuzum. Aman kendine dikkat et, biliyorsun Kurban Bayramı çok yaklaştı...