Trabzon’da da şivesiz konuşan, şehir hayatı yaşayan, modern dünyanın içinde kendi hikâyesini yazan insanlar var.

Bu şehirde de aşklar, dostluklar, aile meseleleri, iş hayatı, sınıf çatışmaları, hayaller ve hayal kırıklıkları yaşanıyor. Sahilinde, caddelerinde, kafelerinde, restoranlarında ve apartmanlarında anlatılmayı bekleyen onlarca hikâye var.

Ama nedense Karadeniz denilince akla hep aynı kalıplar geliyor: Abartılı şiveler, yayla evleri, köy hayatı ve birbirine benzeyen karakterler…

Oysa Trabzon yalnızca bir coğrafya değil, aynı zamanda bir şehir kültürüdür.

Trabzon’un kentli insanını, esnafını, gençlerini, iş dünyasını, değişen aile yapısını ve modern hayatla gelenek arasında kurduğu ilişkiyi anlatan diziler de çekilebilir.

Şive elbette bu kültürün bir parçasıdır ama bütün hikâye değildir. Yaylalarımız güzeldir ama Trabzon yalnızca yaylalardan ibaret değildir.

Artık Karadeniz’i klişelerle değil, insanıyla ve gerçek hayatıyla anlatmanın zamanı gelmedi mi?

Trabzon’da da şehir dizisi çekilebilir. Hem de şivesiz, samimi ve evrensel hikâyelerle…

Çünkü bu şehrin anlatacak çok şeyi var. Yeter ki kamerayı hep aynı yere çevirmeyelim.